14 Ocak 2016

Görünmez el İstanbul'da

Merkel, ne yaşanırsa yaşansın, Ankara ile ilişkilerine en küçük bir gölge düşürmek istemiyor

“Bundesnachrichtendienst” (BND), Alman İstihbarat Örgütü Türkiye’nin istihbarat örgütü MİT’i övüyor.

Sultanahmet’teki terör saldırısında dokuz Alman yurttaşının hayatını kaybetmiş olması dün Alman basınında geniş yer alıyor. Taradığım Alman basınında saldırıyla ilgili yer alan haber ve yorumlar özetle şöyle:

-Aralık sonunda MİT Almanlara IŞİD tarafından Münih’te planlanan bir terör eylemi ile ilgili bilgi veriyor. Almanya ile birlikte Hollanda ve Fransa’yı da uyarıyor, hatta on üç canlı bombanın ismini veriyor.

-MİT daha önce de, Türkiye’deki konsolosluklar, büyükelçilik binaları, NATO ve diğer yabancı misyonlara ait merkezlere yine bir IŞİD saldırısına karşı uyarıda bulunuyor.

-Uyarılar aynı zamanda Türkiye’deki turistik merkezler için de yapılıyor.

Bu bilgilere dayanan yorumlar istihbarat eksikliği olmadığını vurguluyor. Bununla birlikte, saldırının önüne geçilemediği eleştiriyor.

Saldırı haberlerinde ise, “ambulanslar hastaneye giderken, hükümet artık bilinen tavrıyla, haberlere yayın yasağı getirdi, gazeteciler engellendi” ifadeleri yer alıyor.

 

 

"Türkiye tehlikeli"

 

Saldırının sonuçları ise, epey kötümser. En başta da, turizm.

Alman seyahat büroları Alman turistlerin rezervasyonlarını Türkiye yerine başka ülkelere yönlendirebileceklerini açıklıyor. Aynı haberlerde Türkiye’ye gelen Alman turistlerin bir yılda 4.4 milyondan 5.4 milyon kişiye yükseldiği ekleniyor.

Türkiye turizmi açısından ikinci olumsuz haber Alman Dışişleri Bakanlığının açıklaması. Bakanlık Alman turistleri uyarıyor, “toplu yerlerde ve turizm alanlarında  bulunmaktan şimdilik uzak durun”.

Alman Dışişleri açıklamasında dikkat çeken bir unsur, “Türkiye’de siyasal gerilim tırmanmış durumda, buna ilave olarak güvenlik güçleri ile PKK arasındaki çatışmalar yoğun biçimde devam ediyor” cümlesi.

Türkiye tehlikeli bir ülke, dikkat edin, demeye getiriyor.

Üçüncü olumsuz haber, “terör turistleri bilerek seçti” başlığını taşıyor.

Bu olumsuzluklar alt alta geldiğinde, Alman basını ortak başlık atılıyor:

“İstanbul’da turizm bitti”.

 

Yumuşak ton

 

Siyasi açıklamalarda ise, Başbakan Merkel ve diğer Bakanların ağzından “terörle işbirliği” konusu işleniyor. Reyhanlı, Suruç, Ankara gibi çok sayıda insanın hayatını kaybettiği saldırıların hatırlatılması ihmal edilmiyor.

Her şeye rağmen, Alman Basınında sanki görünmez bir el işe koyulmuş, saldırı haber ve yorumlarında sert ifadelerden kaçınılmış, buna karşılık ‘Türkiye’ye gitmeyin’ anlamı taşıyan uyarılar yer almış. Uyarı var, yine de yumuşak tonda.

Almanlar Türkiye ile iyi geçinmek zorunda, malum mülteci meselesi.

 

 

Sırdaş bakan

 

Saldırı üzerine Alman İçişleri Bakanı Thomas de Maiziere dün İstanbul’a geliyor.

Maiziere kim? Hiç sıradan bir bakan değil. Hıristiyan Demokrat Parti (CDU) milletvekili, asıl önemli olan Merkel’in yıllardır iç kabinesinde, en güvendiği kişilerden biri, sırdaşı.

O kadar ki, milletvekili olmadan önce Merkel’in Başbakanlık Büro Şefi, Müsteşarı, Başbakanlık ile Alman İstihbarat Örgütü (BND) arasındaki ilişkileri yürüten kişi. En kozmik bilgilere sahip biri. Aynı zamanda terör uzmanı.

İçişleri Bakanı olmadan önce bir ara Savunma Bakanı, CDU’nun şahinlerinden. Adı bazı siyasi iddialara karışıyor, Alman Yeşiller Partisi onun istifasını istiyor. Merkel arkasında duruyor.

 

Sihir çözülüyor

 

Dün İçişleri Bakanı Efkan Ala ile yaptığı ortak basın toplantısını izliyorum. De Maiziere’nin açıklamalarını dinlerken, Alman Basınındaki görünmez elin sihrini çözüyorum.

Alman Dışişleri Bakanlığı açıklamasındaki uyarıların tersine, o “bu saldırıda Almanların hedef alındığına ilişkin hiçbir bulgu yok, onun için Alman turistlerin Türkiye gezilerini iptal etmeleri için hiçbir neden yok” diyerek, Türkiye’ye kıyak çekiyor.

Dönüp dolaşıp, “teröre karşı ortak mücadeleyi” vurguluyor, “sıkı işbirliği” diyor, “işbirliğinden duyduğu memnuniyeti” aktarıyor. Bizim için bundan iyisi, ballı börek.

 

 

İki kez öpüşme

 

Bakanın tutumu aslında Merkel’in yaklaşımı. Merkel, Ankara’dan mültecilerin Avrupa’ya geçişini önleme sözünü aldıktan sonra, Türkiye’ye karşı müthiş nazik.

Sultanahmet’teki terör saldırısında dokuz Almanın hayatını kaybetmesi karşısında, bakanın yumuşak ifadeleri, terörde işbirliğine yatkınlığı, üstüne üstlük, Alman adeti ile uzak yakın bağlantısı olmadığı halde, basın toplantısında bizim usulde Efkan Ala’ya sarılıp iki kez öpmesi “görünmez elin sihrini” deşifre etmeye yetiyor.

Çok net, ne yaşanırsa yaşansın, Merkel Ankara ile ilişkilerine en küçük bir gölge düşürmek istemiyor.

 

 

Ya savcılar

 

“İşbirliği” iç gıdıklayan, geniş bir kavram. Acaba neleri kapsıyor? Sadece kaba teröre karşı işbirliği mi?

Spekülatif yorumun tam sırası.

Aklımı fena halde kurcalıyor, bu kadar “al takke ver külah” vaziyetinde, Efkan Ala “fırsat bu fırsattır” deyip, “Allah Allah” nidaları arasında, mesela Almanya’ya kaçan ve haklarında yakalama kararı bulunan cemaat savcılarını, mesela Zekeriya Öz’ün iadesini istemiş olabilir mi?

Malum o savcılar da, “terör örgütü kurmak, terör örgütü üyesi” olmakla suçlanıyor.

Konumuz “teröre karşı işbirliği” olduğuna göre, neden olmasın? İsteyenin bir yüzü, vermeyenin iki yüzü kara.

Şu mülteci konusu var ya, görünmez elin sihri orada yatıyor.

 

Yazarın Diğer Yazıları

"Elele Büyüttük Sevgiyi"

Rahşan Hanım... Bileği bükülmez, inatçı, iradesi güçlü bir kadın, o ölçüde birlikte yaşaması güç... Bülent Bey hiç gocunmadan o güçlüğe göğüs geriyor, çünkü "elele büyüttükleri sevgi" var aralarında

"TOKİ’den ev almak cennetliktir" dese, yeridir

Diyanet TOKİ işine nasıl giriyor? Fetva yayınlayarak! Bu konuda fetva yayınlamak bile, başlı başına dinin siyasallaşmasından başka bir şey değil

Erdoğan 'sporda şiddeti önlemekte' çok titiz

Maçlarda taraftarlar akıllarına gelen, günün olaylarına denk düşen her türlü sloganı atıyor. 'Birileri' bundan çok rahatsız oluyor