24 Kasım 2021

Eyvaaaah ki, eyvah!.. Neresini düzelteceksiniz?.. 12.80 TL

“Dün bu satırlar yazılırken, dolar 12.80 lira..” Eyvaaah ki, eyvah!.. Daha ne anlatılıyor ki!..

‘Reis’ diyor ki:

“Sadece kurdaki yükselişe bağlı olarak ortaya çıkan fiyat artışı yatırımı, üretimi, istihdamı doğrudan etkilemez”.

Eyvaaaah!..

Nerden çıktıysa, bu teori!... Baştan sona yanlış. Düzeltmek gerekir:

Kur yükselince, maliyetler artıyor, maliyet artınca, üretim düşüyor, üretim düşünce, istihdam azalıyor.

Aslında bunun için ekonomi teorisi bilmek gerekmiyor, pratiğe bak, anlarsın!..

“Sanayici, çiftçi, sanat erbabı, ekonomik çarkın içinde yer alan her sektörden insanlar ‘yüksek kur’ nedeniyle aylardır feryat ediyor.

Yüksek kur nedeniyle hammadde, ara malı ve diğer temel girdilerdeki fiyat artışları binlerce insanı üretimden vazgeçiyor, iş yerlerini kapatıyor, yanlarında çalışanlara yol veriyor, yani istihdam azalıyor”.

Ülkede herkes aylardır bu yanlış teorilerin kurbanı.

Dikkat çeken konu, Tayyip Erdoğan nereden geldiği belli olmayan, kaynağı belirsiz bu teorileri ne zaman ortaya atsa, kendi ekibinden birileri de çıkıp, ‘bunlar yanlıştır’ demek cesaretini gösteremiyor.

Oysa, sadece bir akşam, tek bir akşam “yandaş kanalları izlemekten vazgeçip, gerçekçi yayın yapan kanallardaki tartışmaları ve haberleri izlese”, hani belki...

Bir de, Devlet Bahçeli bu politika “doğrudur” demez mi?.. 

“Ekonomik kurtuluş savaşı”

‘Reis’ diyor ki:

“Son on dokuz yılda Türkiye kalkınmada çok büyük değişim yaşamıştır”.

Bir kaç cümle sonra diyor ki:

“Ülkemizi denklemin dışına itmek isteyenlerin kur, faiz, fiyat artışları üzerinden oynadıkları oyunu görüyoruz. Ülkemizi bunca ekonomik tuzaktan nasıl çıkardıysak, ekonomik kurtuluş  savaşından da, zaferle çıkartacağız”.

Durun bir dakika.

Madem ‘kalkınmada büyük değişim’ yaşadık, o zaman ekonomi şimdi neden ‘kurtuluş savaşı’ verecek kadar bataklığa saplanmış durumda?..

Bundan kim sorumlu?.. 

Aynı masal: “Dış güçler” 

Madem ‘kurtuluş savaşı’ veriyoruz, on dokuz yıldır ülkeyi kim yönetiyor?.. Bu hale kim getiriyor?..

Kim getirecek, malum, aynı nakarat, “dış güçler!..”

Durun bir dakika.

‘Ülkemizi denklemin dışına itmek isteyenlerin kur, faiz, fiyat artışları üzerinden oynadıkları oyunu görüyoruz’.

Eyvaaah ki, eyvah!..

Faizi kim düşürüyor?.. “Dış güçler” mi?..

Düşürülmesi emrini kim veriyor?.. “Dış güçler” mi?..

Faizi düşürmeyen Merkez Bankası Başkanını “laf dinlemiyor” diye görevden alan kim?.. “Dış güçler” mi?..

Faizin düşürerek, kurun yükselmesine kim sebep oluyor?.. “Dış güçler” mi?..

Aynı konuşmasında, aylardır tekrarladığı yanlışı bir kez daha dile getirerek, ‘faiz sebep, enflasyon sonuçtur’ diyen kim?.. “Dış güçler” mi?..

 Yazdığını söylediği “ekonomi kitabını” yoksa, “dış güçler” mi kaleme alıyor?.. 

Bir başka masal: Demokrasi 

‘Reis’ diyor ki:

“Türkiye son on dokuz yılda demokraside çok büyük değişim yaşamıştır”.

Eyvaaaah ki, eyvah!..

“Ekonominin kitabını” yazdıktan sonra, “demokrasinin de kitabını” yazmış gibi!..

Durun bir dakika.

“-Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde hak ihlalleri bağlamında, 47 ülke içinde dosyası en kabarık ülke Rusya’dan sonra Türkiye.

-Anayasa Mahkemesi’nde hak ihlali, adalete erişememe gerekçeleriyle 60 bin dosya bekliyor.

-Sistemde hiç bir siyasi denetim mekanizması yok. Meclis devre dışı.

-Demokrasinin olmazsa olmaz koşulu, kuvvetler ayrılığı yok.

-Başta basın ve ifade özgürlüğü olmak üzere, temel hak ve özgürlükler askıda.

-Medyanın çok büyük bölümü denetim altında.

-Tek bir kişinin iradesine bağlı bir sistem”.

Hangi demokrasi?.. Ne demokrasisi?.. 

227 cezaevi 

Hukukun en temel ilkesi ayaklar altında.

İnsanların suçu kanıtlanıncaya kadar, “masum” olduklarına ilişkin Roma Hukukundan bu yana geçerli evrensel ilke artık yok.

“Tutukluluk istisna” kuralı artık yok. Suçlu mu, değil mi belli değil, insanlar içeri atılıyor. Haklarındaki iddianame aylarca yazılmıyor. Yargıç ve savcılar, beğenilmeyen kararlar verdiklerinde, sürülüyor.

Hiç bir yolsuzluk iddiası araştırılmıyor.

‘Demokraside büyük değişim’ bu mu?..

 Ayrıca...

“Son sekiz yılda 227 yeni cezaevi yapılıyor, gelecek yıl yeni cezaevlerinin yapılması planlanıyor”.

Avrupa’nın hiç bir ülkesinde bu kadar çok cezaevi yok. Bu kadar çok tutuklu yok.

‘Demokraside büyük değişim’ bu mu?.. 

Savaş ve düşman hep var 

“Dün bu satırlar yazılırken, dolar 12.80 lira, on iki seksen lira, on iki seksen!..”

Eyvaaah ki, eyvah!.. Daha ne anlatılıyor ki!..

Yeniden yükselen maliyetler, yeniden düşecek üretim, yeniden artacak işsizlik...

Ne zaman bataklığa saplansa, hep “düşman” var, hep “Kurtuluş Savaşı” var!..

Kimse bunları artık dinlemiyor. Hayat ve gerçek insanları her açıdan eğitiyor, devamında “siyasal eğitim” olmak üzere, “içine düşürüldükleri ekonomik krizden dolayı siyasal tercihlerini değiştirmek, artık AKPden vazgeçmek” üzere.

Yandaşlar bir de, manşetler patlatmaz mı...

“Ekonomide net mesajlar...

Kurtuluş Savaşından Zaferle Çıkacağız...

Büyüme Odakları Ekonomi Politikası...”

İktidar şaşırıyor, onlar da, iktidarı nasıl savunacaklarını şaşırıyor.

Eyvaaaah ki, eyvah!.. Hayır, iktidara ve yandaşlarına değil!..

85 milyon insanımıza.

Dolar 12.80 TL...

Eyvaaah ki, eyvah!..

Yazarın Diğer Yazıları

Dünyanın en pahalı konuşması: 200 milyar lira

Hep konuşuyor ve daha da konuşacağını söylüyor. Sussa, giderek hepimize ve gelecek kuşaklara yüklediği maliyet azalacak, ama yok, susmuyor

Baş döndüren "kur oynaklığında" asgari ücret

Tarımda, sanayide, ulaştırmada, kısaca her alanda olduğu gibi, gözle görülür biçimde gerileyen Türkiye, asgari ücrette de, Avrupa'da sonuncu

Erdoğan'dan son "masallar" ve de "hora"

İş dünyası da, sonunda bayrak açıyor ve isyanını açıkça dile getirmekten artık çekinmiyor. Erdoğan ise, kendi dünyasında, masal anlatmayı sürdürüyor