13 Ağustos 2020

Demokrasi bazen viagra ile geliyor

Nijerya'da "viagra baharı" yaşanıyor!.. Seçime gidiliyor, diktatörlük sona eriyor, iktidara demokratik seçimle yeni bir Başkan geliyor. Demokrasi, hiç akla gelmeyecek bir biçimde geliyor

Kendi inançlarına göre, "seçkinlerin denetiminden, yıllarca ezilmişlikten kurtulmak"... Geleneksel demokratik parlamenter rejim altında... Öte yanda, buna aykırı, farklı iddialar...

Bir toplumda "kutuplaşma" böyle başlıyor.

Ve kutuplaşmayı körükleyen siyasal partiler ortaya çıkıyor. "Popülist" söylem her fırsatta dile getiriliyor. O söylemi destekleyen ve hiçbir zaman gerçekleşmeyen hedefler, "demokrasi ve refah".

Bu söylemlere sarılarak iktidara gelen siyasal partiler rejimi ters köşeye yatırıyor, kısa sürede demokratik kurumları askıya alıyor.

"Parlamenter demokrasi Başkanlık sistemine dönüşüyor. Dönüşmesiyle birlikte, rejimde denge ve denetim mekanizmaları yok ediliyor, hem de kendini ezilmiş gören o geniş kitlelerin desteği ile".

Örnekleri var, Güney Amerika'da.

Peru

Peru...

1992'de seçimle iktidara gelen Alberto Fujimori kısa süre sonra anayasa değişikliğine gidiyor. Referandumu kazanarak, "Peru'nun tek hakimi olarak Başkanlık koltuğuna oturuyor".

Anayasal değişikliklerle Başkanlık yetkilerini arttırıyor.

Peru Fujimori'nin diktatörlüğünü ilan ettiği, demokrasiye veda ettiği bir ülke haline geliyor.

Bu etkin gücüne rağmen...

2000 yılında kendi eliyle seçtiği Meclis onu "etik açıdan Başkanlığa layık görmüyor".

Sekiz yıl sonra, o aynı sistemin şaşılacak bir manevrası ile:

"Meclis Fujimori'yi azlediyor".

Peru'da demokrasiye dönüş fırsatı doğuyor.

Venezuella

Sanki Peru'nun kopyası... Venezuella...

Siyaset ve ekonomiyi yıllardır elinde tutan, kendi inançlarına göre, "seçkinlerin iktidarına" karşı, tıpkı Peru'daki propagandanın benzeri bir programla Hugo Chavez 1999'da iktidara geliyor.

Geniş kitlelerin karşısına, "sistem yoksullara karşı işliyor" teziyle çıkıyor, sistemi onların lehine değiştirmek amacıyla yeni bir anayasa hazırlıyor.

Anayasının özünde tek bir hedef var:

"Başkanlık yetkilerinin arttırılması... Yetkiyi tek elde toplarsa, halk bakın ki, demokrasi ve refaha nasıl kavuşacak!.."

Referandumu elbette kazanıyor!.. Vaadedilen cennete artık, elini uzatsan kavuşacaksın!..

Ancak...

"Referandumda kabul edilen yeni anayasaya göre, Başkanlık yetkilerini olağanüstü arttıran Chavez ülkeyi kararnamelerle yönetmeye başlıyor".

Venezuella petrol ülkesi. Chavez'in şansı yaver gidiyor. İktidara geldiğinde varili 20 dolar olan petrolün fiyatı 120 dolara kadar yükseliyor.

Ne var ki, Chavez bu tarihsel fırsatı iyi kullanamıyor. 2013 yılında öldüğünde, Venezuella hâlâ yoksullukla boğuşuyor.

Kendisinden sonra iktidara gelen Nicolas Maduro ise, ülkeyi tam anlamıyla ekonomik bataklığa sürüklüyor. Siyasal kargaşalar eşliğinde paralel Başkanlar türüyor.

Ekvator

Güney Amerika'da rejimler birbirini kopya eder gibi...

Bir başka örnek Ekvator...

2007 yılında Başkan Rafael Correa aynı popülist programla iktidara geliyor. Halkına "demokrasi ve refah" vaadiyle...

Aynı senaryolar...

"Güçlü Başkanlık, yetkilerin tek elde toplanması..."

Ünlü söylemini sürekli tekrarlıyor:

"Eski yapıları kırıp atacağız... Eski değil, artık yeni Ekvator var!.. Ülkeyi yalandan, yolsuzluktan kurtarıp, şeffaflıkla yöneteceğiz".

Pek öyle olmuyor!..

Correa Ekvator'un tek hakimi olarak ülkesini sekiz yıl yönetiyor. Merkez Bankasını ve yargıyı kendisine bağlıyor. Anayasa göre, ancak iki kez Başkan seçilebiliyor. Üçüncü kez seçilebilmek amacıyla anayasayı değiştirme girişiminde bulunuyor ancak, halk artık onu istemiyor.

2017 yılında Başkanlığı Lenin Morena kazanıyor. Nisbi bir demokrasi kuruluyor.

"Somos socialistas" 

Koca bir kıta, on iki ülke... O ülkelerin hemen hepsinde bir zamanlar aynı şarkı söyleniyor. Nazım'ın o muhteşem "Havana Röportajı" şiirindeki dizesi gibi:

"Somos socialistas palente palente..."

"Biz sosyalistiz..."

Hemen hemen aynı tarihlerde Güney Amerika ülkelerinin çoğu sosyalist rejimle yönetiliyor. Sosyalist rejim bazı ülkelerde Amerikan darbesiyle sona eriyor, bazılarında başka dış ve iç etkilerle.

Tarihin cilvesi, hemen hemen aynı tarihlerde Güney Amerika ülkelerinin çoğu "diktatörlüğün pençesinde" kıvranıyor.

O ülkelerde demokrasiye geçiş bazen yeni bir Başkan seçimiyle, bazen yine de varolan anayasal kurumların harekete geçmesiyle mümkün hale geliyor. Bazılarında ise, kırık dökük rejimler...

Nijerya: İnanılacak gibi değil

Güney Amerika ülkeleri "kendi hikayelerini yazarken" Afrika'da bir ülke akla hayale gelmeyecek bir olay sonucunda diktatörlükten demokrasiye geçiyor.

Nijerya...

Yaklaşık 206 milyonluk nüfusuyla Afrika'nın en kalabalık ülkesi. Adı "nehirlerin nehri" anlamına gelen Atlas Okyanusu kıyısındaki ülke, kişi başına düşen "aylık 370 dolarla", Afrika'nın diğer ülkelerine göre, yine de durumu idare ediyor.

Siyaseten demokrasi ile askeri diktatörlük arasında gidip geliyor.

Nijerya askeri diktatörü General Sani Abacha...

Nijerya'yı diktatörlüğü altında inletirken...

1998 Haziran ayı...

"İki Hintli kadınla cinsel ilişkiye girebilmek için aşırı dozda viagra alıyor... Ve ölüyor... Eşi yanına aldığı hepsi para dolu 38 valizle ülkeden kaçarken hava alanında yakalanıyor". (Daron Acemoğlu, James Robinson, Dar Koridor, s.492).

Nijerya'da "viagra baharı" yaşanıyor!..

Nijerya seçime gidiyor, diktatörlük sona eriyor, iktidara demokratik seçimle yeni bir Başkan geliyor.

Demokrasi, hiç akla gelmeyecek biçimde, bir ülkeye bazen viagra ile geliyor!..

Başka ülkelerde kim bilir nasıl!..

Yazarın Diğer Yazıları

Her saat ama her saat 3 milyon 200 bin dolar faiz ödüyoruz

Bütün ülkenin, 80 milyon insanın ekonomik hayatını düze çıkartmak istiyorsa Erdoğan...

"Kardeşimize" başkanlık verildi... Dolar ülkeyi çarptı

TÜİK enflasyona çare buluyor, güven endeksine çare buluyor, işsizliğe çare buluyor, bir tek dolara çare bulamıyor

"İtibar" dediğin!..

İki de bir, Sarayda ziyafetler en alasından... Kabuller... Hediye dağıtmalar... Kendisine sorulduğunda Tayyip Erdoğan: "İtibardan tasarruf olmaz!.."