18 Mart 2020

Bu virüs "başka" virüs

Yok, bu virüs bizde kolay geçmiyor. Neyse ki, her şeye rağmen, "iyi tanıdığımız" ve o kadar bulaşıcı olmayan bir virüs

Ya CHP iktidarda olsaydı ve cuma namazları ile birlikte camilerde toplu namazları Koronavirüs nedeniyle geçici süre önlemiş olsaydı!

"CHP camileri ahır yaptı, solcular camide sigara içti" gibi yalanlara bir başka çarpıtma eklenmesi işten bile olmazdı, "CHP camileri kapattı, namazları yasakladı" teranesi! Allah’ın sopası yok!

Cuma namazları dahil, camilerde toplu namazları belli süre ertelemek gibi, doğru bir adım atılırken, bu karar yine bir saçmalıkla açıklanıyor. Diyanet İşleri Başkanı pek çok konuda olduğu gibi, burada da çuvallıyor.

Başkan Ali Erbaş Hazretleri "kalabalık ortamlardan uzak durun" derken, hutbe okuduğu camide, karşısında birkaç yüz kişi, yan yana, dip dibe oturuyor! Ne mantık ama!

Diyanetin ayrı bir saçmalığı var ki, tam hayati tehlike içeriyor, umreden dönenleri önce serbest bırakıyor, ardından karantinaya almak üzere ev ev onların peşine düşüyor! Dönenler çoktan oturdukları yere dağılıyor, kaptıkları virüs varsa, başkaları için tehlike yaratıyor.

Bu bulaşıcı salgın döneminde en kötü sınavı Diyanet İşleri veriyor.

"Bana dokunmayan yılan..."

Tek tek insanların canını alan bu virüs ve yarattığı korkunç tehlike ile birlikte "çoktan unuttuğumuz bir felsefe" ister istemez yeniden hatırlanıyor.

Olağanüstü bencilliğin ve çıkarcılığın simgesi bir laf var ya bizde, "bana dokunmayan yılan bin yaşasın..."

Yok işte, şimdi çatlasan da, patlasan da, "sana dokunması mümkün" bir durumla karşı karşıyayız hepimiz.

"Aynı dünyada hep birlikte oturuyor, bize uzak yakın her olaydan, bizimle bağlantılı bağlantısız her insandan etkileniyoruz, hem de en hayati biçimde."

Sokakta yürüyen tanımadığımız bir kişiden ömrümüzde belki bir daha hiç karşılaşmayacağımız taksi şoförüne, dünyanın ta öbür ucundaki hiç bilmediğimiz bir insandan karşıdaki komşuya kadar, aslında "herkese aynı mesafede yaşamanın" onulmaz tehlikesi...

Bu virüs belki de son yüz yıl içinde insanlığı kendine getirmesi açısından, yine de paradoksal bir yarar sağlamış olabilir!

Herkesi kendine getirmek açısından!.. Koltuk, mevki, makam dinlemeden, belki kendiyle hesaplaşmak adına!..

En kutsal varlık olan insana her anlamda, siyasi, hukuki, kültürel, sosyal anlamlarda yeniden yaklaşmak adına!..

Hani belki bir "deneme" olmak üzere. Bu özet görüş, şu anda dünyada en çok paylaşılan felsefelerden biri.

Ya ekonomi?

Büyük çoğunluğun evlerine kapandığı, iş yerlerinin kepenkleri indirdiği bir ortamda dünyayı kısa, orta ve uzun vadede tehdit eden bir başka temel olay "ekonomi".

Türkiye dahil, dünyanın bütün ülkelerinde üretim düşüyor, yatırımlar azalıyor, büyüme hızı geriliyor, ihracat ve ithalat azalıyor, gelirler düşüyor.

Bunu dikkate alan IMF elli milyar, Dünya Bankası on iki milyar dolarlık finansman paketi ile durumu en acil olan ülkelere yardım kapısını açıyor.

Türkiye zaten ekonomik krizde. Koronavirüs'ün şimdi bu krizi yeniden tetikleme olasılığı çok yüksek. İşsizliğin artması, üretimin düşmesi, yatırımların gerilemesi, kazançların azalması gibi çok ciddi tehlikelere yol açabilecek bir durum.

Günlerdir haklı ve doğru olarak, hep birlikte "virüsten korunmanın yollarını" öğreniyor, onları tartışıyoruz.

Saçma sapan "nurlu ufuk" nutukları yerine, ayağı yere basan, fiili ekonomik kararları almanın zamanı geçiyor.

Bu da, "algı yönetimi" ile üstesinden gelinecek bir iş değil.

Akla seza virüs yorumu

Bütün bu gereklerin dışında, her zaman olduğu gibi, bizde yine hortalayan "bir başka virüs" var. Yıllar ve yıllardır çok iyi tanıdığımız "yobazlık".

Geçen akşam, haber kanallarının birinde, ana haber bülteninde, haberi sunan adam bir yana, onun ekrana çıkardığı "sözde dini yorum" yapan kişi Koronavirüs'ün nedenleri ve ona ilişkin önlemlerle bağlantılı ipe sapa gelmez laflar ediyor. Eşcinsellik ve cinsellikle ilgili, bunun gibilerin her sorun karşısında öne sürdükleri saçmalıklar...

1. Haberi sunan o kişi nasıl o kanalda görev yapıyor?

2. O ipe sapa gelmez lafları söyleceği belli olan biri, ana haber bültenine nasıl çıkabiliyor? Koronavirüs'ün önlenmesiyle ilgili!

Bütün dünya bilimsel tezlerle çare ararken, bizde ille de bu "yobazlık"!..

Yok, bu virüs bizde kolay geçmiyor. Neyse ki, her şeye rağmen, "iyi tanıdığımız" ve o kadar bulaşıcı olmayan bir virüs.

Yazarın Diğer Yazıları

Hayati bir genelge ve devamı

Toplam sayısını bilmiyorum ama, başdanışman, danışman, kurullar derken, herhalde yüzü çoktan aşan görevli ordusu. Hepsi de, ücretli ve muhtemelen devlet memuru statüsünde. Nerede bu arkadaşlar?

"Hizmette", pardon "cömertlikte" sınır olmayınca...

Başka ülkelere yardımda Türkiye dünyada ilk sırayı alıyor, "öylesine cömert bir ülke". Bugün o "cömertliğin" faturası ortada. Virüsle mücadele için "halktan para toplama kampanyası" açıyor, çünkü para yok!..

Sosyal devletten "sosyal halk"a!..

Yıllardır dilinden düşürmediği "ekonomimiz güçlü" sözü, yardım çağrısıyla iflasını ilan ediyor. Yardım çağrısı aynı zamanda "devlette para yok" anlamı taşıyor