22 Kasım 2023

AKP + MHP: Artık "tek parti iktidarı"

Tabelaları farklı ama, AKP ile MHP'nin, bir zamanların banka reklamındaki gibi, yok birbirlerinden farkı,  "tek parti iktidarını" artık ikisi birlikte temsil ediyor

"Fikirlerimiz iktidarda, kendimiz hapisteyiz".

Tarihe geçen bir söz.

12 Eylül askeri darbe dönemi. MHP'nin başında Alparslan Türkeş var. MHP'den yaklaşık iki yüz kişi tutuklu, sıkı yönetim mahkemesinde yargılanıyor. MHP Genel Başkan Yardımcılarından Agah Oktay Güner'in mahkemede savunmasında söylediği söz bu.

Askeri darbe "MHP'nin milliyetçi ve Türk - İslam sentezi içeren fikirlerine" dayalı.

O zaman MHP'liler neden hapiste?.. 

Çünkü, MHP 12 Eylül öncesinde vur - kır eylemleriyle kendini kanıtlamaya çalışıyor, toplumda kitle tabanı oluşturamıyor.

Oysa 12 Eylül, MHP gibi milliyetçi ve yine MHP gibi Türk - İslam sentezine, yani siyasal İslam'a kapı açan bir darbe. Fırsat buldukça "Atatürk ilke ve inkilaplarından" söz ederek, kendini toplumun geri kalan bölümüne kabul ettirmeye çalışıyor. "Atatürk" diyerek, MHP ile bir kez daha bütünleşiyor.

MHP milliyetçi, siyasal İslamla barışık ve Atatürkçü. Ama, Atatürk'ü kendine göre yorumluyor, sosyal demokrasi dahil, solun her rengini silmeyi amaçlıyor.

Bahçeli'yi dinlerken

Neden bu hatırlatma?..

Tayyip Erdoğan'ın Cumhurbaşkanlığı seçiminde 50 + 1'den vazgeçilmesi yönündeki açıklamasına, 50 +1'i her sefer cansiperane savunan MHP lideri Devlet Bahçeli'nin yanıtı ne olacak?..

Bahçeli geçmiş konuşmalarından örnekler vererek, dün Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi diye anılan, dünyada eşi görülmeyen bu sistemi, yere göğe koyamıyor:

"Türkiye'nin beka düzeyinde tehditlerle boğuştuğu bir dönemde siyasetin kavgaya sapmasını makul karşılayamazdık. 

İstiklalimize saldırılırken, istikbalimizle ilgili oyunlar tezgahlanırken, Cumhuriyet'in kuruluş felsefesini müdafaa etmeliydik".

Tehdit, saldırı, beka...  Seksen yıldır siyasi edebiyatımız bu laflarla dolup taşıyor. Ancak, o tehdit ve saldırıları bu lafları edenlerin dışında, gören yok!..

Erdoğan ile birlikte Bahçeli de görüyor, demokrasiyle uzak yakın ilgisi olmayan bu sistemin sürekliliğine destek sağlıyor. Sürekli 50 +1'i savunmasına rağmen, eksikler giderilir teziyle, Erdoğan'a bir kez destek veriyor:

"Cumhur İttifakı'nda ihtilaf yoktur".

Öyle abartıyor ki:

"Dünyada Türk mucizesinin hayata geçmesi için Cumhur İttifakı'nın devamından yanayız. Bu sistem Cumhuriyet'in yeni yüzyılını kavrayan demokratik ve dinamik nitelikli başarısını somutlaştırmıştır."

Bahçeli, Erdoğan'ın öncülüğünde hiçbir denetimin bulunmadığı, demokrasiye aykırı uygulamalarla dolup taşan bu sistemi, neredeyse Erdoğan'dan daha fazla benimsiyor.

Neden?..

Kayıtsız şartsız bağlılık

AKP ile MHP'nin görüşleri birbirinin kopyası gibi.

Daha 1970'lerde MHP lideri Alparslan Türkeş 2015'ten sonra Tayyip Erdoğan ne söylüyor, neyi hedefliyorsa, aynen onları savunuyor:

"Çağımız güçlü ve hızlı icra çağıdır. Bunun için töremize uygun Başkanlık sistemini savunuyoruz."

Yıllar sonra Tayyip Erdoğan'ın dediği gibi.

Türkeş hedefi için:

"Milliyetçi Hareket şartlarımıza uymayan, liberal ve sosyal demokrasiye dayanan 1961 Anayasasını başından sonuna kadar değiştirecek, milli demokrasiyi bütün kurumlarıyla yeniden kuracaktır". (Aktaran Merdan Yanardağ, İslamo - Faşizm, s.30).

Erdoğan'ın neleri içereceği belli olmayan, "yeni anayasa" söylemiyle, dolayısıyla MHP felsefesiyle bir kez daha birebir örtüşüyor.

Bunun pratiği ne?..

MHP'de "Başbuğ'a", kayıtsız şartsız bağlılık.

AKP'de "Reis'e"  kayıtsız şartsız bağlılık.

1970'lerde Türkeş'in sağ kolu, MHP'nin ideologlarından Dündar Taşer'in Başbuğ'u kutsayan sözü de tarihteki yerini alıyor:

"Liderin yanlışı benim doğrumdan üstündür". (Aktaran Merdan Yanardağ, a.g.k., s. 34).

Lider her durumda haklıdır.

Bugün Bahçeli de, Erdoğan ne söyler, ne yaparsa, kayıtsız şartsız onu onaylıyor.

Sanatçının elini öpmek bile

Bahçeli'nin ve Erdoğan'ın milliyetçiliği gelirden pek pay alamayan, kıyılardan uzak kentlerde yaşayan, çağı pek izleyemeyen geniş kitlelerle siyasal İslam üzerinden bağ kuruyor.

Milliyetçilik siyasal İslamla birbirini tamamlıyor.

AKP ile MHP birbiriyle böyle bütünleşiyor.

Bundan kırk yıl önce "fikirleri iktidarda kendisi hapiste" olan MHP, bugün fikri de, kendisi de iktidar kadrolarında yer alan, kendi tabanını iktidarın nimetlerinden yararlandıran milliyetçi ve siyasal İslamcı bir parti.

Öyle bir bütünleşme ki, CHP Genel Başkanı Özgür Özel'in bir opera sanatçısının elini öpmesi ki, bütün çağdaş dünyada olağan bir saygı retoriğidir, onu bile Bahçeli ile AKP borazanları birlikte eleştiriyor.

Tabelaları farklı ama, AKP ile MHP'nin, bir zamanların banka reklamındaki gibi, yok birbirlerinden farkı,  "tek parti iktidarını" artık ikisi birlikte temsil ediyor.

Yalçın Doğan kimdir?

Yalçın Doğan, 1965 yılında Alman Lisesi'ni, 1969'da İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesini bitirdi.

Gazeteciliğe 1973 yılında Cumhuriyet'te ekonomi muhabiri olarak başladı. 1981 yılında Cumhuriyet Ankara Temsilciliğine atandı.

1989'da köşe yazarı olarak geçtiği Milliyet'te önce Yayın Koordinatörü, 1999'da Genel Yayın Yönetmeni görevlerini üstlendi. 2003'te Hürriyet Gazetesi'nde sürdürdüğü köşe yazarlığı 2015 yılında sona erdi. O tarihten bu yana T24'te köşe yazarlığına devam ediyor.

Türk Dil Kurumu, Sedat Simavi, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti'in çeşitli ödülleri yanında, 2014'te yılın en iyi köşe yazarı, Halk TV'nin 'Kırılmayan Kalemler' ödülünü kazanan gazeteciler arasında yer aldı.

Her biri özgün araştırma içeren IMF Kıskacında Türkiye, Dar Sokakta Siyaset, Fenerbahçe Cumhuriyeti, Savrulanlar kitapları ile anılarını derlediği Sussam Susulmaz Yazmasam Olmaz kitaplarını yazdı. Ayrıca, Komünist Enternasyonelde Faşizmin Tahlili başlığı ile yayımlanan Almanca'dan yaptığı bir çevirisi bulunmaktadır. Almanca ve İngilizce bilir.

Yazarın Diğer Yazıları

Üç büyük devrimin yüzüncü yıldönümü

Yarın 3 Mart 2024... Cumhuriyet'in temellerini oluşturan üç büyük devrimin yüzüncü yıldönümünde bu yasaları saptırmaya uğraşanlar var. Boşuna!.. Ne hilafet, ne medrese, ne şeriat!.. Laik Cumhuriyet!..

Bir Türkiye klasiği: Ankara Mimarlar Odası seçimi

Geçen pazar günü Ankara Mimarlar Odası seçimleri bir yandan benzer baskılara tanıklık ederken...

Şevki'yi tanımak, mahkeme kararlarını hatırlamak

Bu adamı tanımak açısından, hakaret ettiğinde o yıllarda mahkemeler nasıl kararlar vermiş, hatırlatmak istedim