26 Mayıs 2019

Cannes 2019: Altın Palmiye “Parazit”in

Son yılların en güçlü programı ile yola çıkan 72. Cannes Film Festivali, Güney Koreli yönetmen Bong Joon Ho’nun zaferi ile sonuçlandı

Son yılların en güçlü programı ile yola çıkan 72. Cannes Film Festivali, Güney Koreli yönetmen Bong Joon Ho’nun zaferi ile sonuçlandı. Jürinin alt üst ederek Almodovar’ı bir kez daha Altın Palmiye’den mahrum ederek, Altın Palmiye’yi “Gisaengchung / Parazit” filmine vermesinden kendi payıma mutluyum. Eleştirmenlerin yıldız tablolarında (Frankofon ve Anglosakson yazarların böylesine ortaklaştığı az yıl olmuştur) yarışmanın en iyileri olarak öne çıkan iki filmden biriydi “Parazit”. Ve, Almodovar’ı sollayarak (filmin toplumcu bakış açısını hesaba katarak kullanıyorum bu sözcüğü) Palmiye’yi kazandı. Festivalin en zeki, mizah duygusu en güçlü filmiydi aynı zamanda.

Grand Prix du Jury’ (Jüri Büyük Ödülü)’nün, “Atlantique” (Atlantik) adlı filmiyle Afrika kökenli Fransız kadın yönetmen Mati Diop’a gitmesi de sürpriz sayılmaz. Toplumunu büyülü-gerçekçi bir yaklaşımla yansıtan bir ‘ilk film’ film bu. Gerek Altın Palmiye, gerekse Jüri Büyük Ödülü, jürinin genç bir ruhla karar verdiğinin kanıtı. Bu iki filmin yanısıra, yedi film daha ödül listesinde yer aldı. Festival seçkisinin gücünü vurgulayan bir durum.

Festivalin en prestijli ödüllerinden En İyi Yönetmen Ödülü “Le Jeune Ahmed“ (Genç Ahmed) adlı filmleriyle Jean-Pierre ve Luc Dardenne kardeşlerin, En İyi Senaryo Ödülü “Portrait de la Jeune Fille En Feu” (Tutuşan Bir Genç Kadının Portresi) ile Fransız kadın yönetmen Celine Sciammma‘nın olurken, üçüncülük ödülü olarak nitelendirilebilecek ‘Prix du Jury’ (Jüri Ödülü) iki film arasında paylaştırıldı: Genç Fransız yönetmen Ladj Ly’nin ilk filmi “Les Miserables” (Sefiller) ve Brezilyalı yönetmenler Kleber Mendonça Filho ve Juliana Dornelles’in “Bacurau” adlı filmleri.

Festivalde, En İyi Kadın Oyuncu olarak, “Little Joe” (Küçük Joe) adlı Avusturya filmindeki rolüyle Emily Beecham, En İyi Erkek Oyuncu olarak, Almodovar’ın “Dolor y Gloria” (Acı ve Zafer) filmdeki performansı ile Antonio Banderas seçildiler.

Meksikalı yönetmen Alejandro Gonzalez Inarritu başkanlığında, Polonya (Pawel Pawlikowski), Yunanistan (Yorgos Lanthimos), ABD (Kelly Reichardt), İtalya (Alice Rohrwacher) ve Fransa’dan (Robin Campillo) birer yönetmen, Burkina Faso’dan bir oyuncu-yönetmen (Maimouna N’Diae) ve ABD’den bir oyuncu (Elle Fanning) ile Fransız bir yazardan (çizgi romanlarından tanıdığımız Enki Bilal) oluşan Jürinin  Terence Malick, Ken Loach, Marco Bellochio gibi ustaları ödül listesi dışında bırakması üzücüydü, ama ne yapalım ki yirmi bir film içinden bazılarının dışarıda kalması kaçınılmazdı.  

Jürinin Özel Mansiyonunu kazanan Filistinli yönetmen Elia Süleyman’ın “It Must be Heaven” (Cennet Olmalı) adlı filmi, aynı zamanda Uluslararası Sinema Yazarları Federasyonu’nun ana yarışmada verdiği FIPRESCI Ödülü’nün de sahibi oldu. Jüri, filmin özgün biçemini ve mizah duygusunu vurgulayarak,  “Siyasetin, dinlerin, otoritenin, kültürel farklılıkların ötesine geçen bir öyküyü, etkileyici bir sinematografi ve koreografi ile aktaran, iki yüzlülüğü ‘absürd’e yaslanarak deşifre eden bir film” olarak nitelendirdi.   

Kiliseler Birliği’nin Ekümenik Jüri Ödülü ise, Amerikan bağımsız sinemasının usta yönetmeni Terence Malick’in “A Hidden Life“ (Saklı Bir Yaşam) adlı filminin oldu. Jüri, karar metninde, filmin kötülük karşısında insanoğlunun direncini ve yaptığı tercihleri içeren derin bir insani dramı yansıttığını ve yönetim, senaryo, kurgu açılarından üstün bir sinematografik değere sahip olduğunu vurguladı.

Belli Bir Bakış

‘Resmi Program’ın, dünya sinemalarını yansıtmak açısından daha geniş bir perspektif içeren bölümü ‘Un Certain Regard (Belli Bir Bakış)’ta 18 film yarıştı. Lübnanlı yönetmen Nadine Labaki’nin başkanlığını yaptığı Jüri, bu bölümün En İyi Film ödülünü Brezilyalı yönetmen Karim Ainouz’un Brezilya’da aile baskısı altında yaşayan kadınların öyküsünü anlattığı “A Vida Invisivel de Euridice Gusmao” (Euridice Gusmao’nun Görünmez Yaşamı) filmine verdi.

Eleştirmenlerin favorisi, Rus yönetmen Kantemir Balagov “Beanpole” (Fasulye Sırığı) ile bu bölümde En İyi Yönetmen seçilirken, FIPRESCI Jürisi’nin verdiği ödülün de sahibi oldu. ‘Belli Bir Bakış’ Jürisi, İtalyan oyuncu Chiara Mastroianni’ye Fransız yönetmen Christophe Honore’nin “Chambre 212” (212 Numaralı Oda) filmiyle En İyi Oyuncu ödülü, İspanyol Albert Serra’nın “Liberte” (Özgürlük) adlı filmine Jüri Özel Ödülü, Fransız yönetmen Olivier Laxe’ın “O Que Arde / Viendra Le Feu” (Ateş Yakında) filmine Jüri Ödülü ve Bruno Dumont “Jeanne”ına Özel Mansiyon verdi.

Yönetmenlerin Onbeş Günü

Günümüz sinemasının pek çok ünlü yönetmenini (Werner Herzog, Martin Scorsese, Ken Loach, Dardenne kardeşler, Jim Jarmusch...) ilk filmleri ile keşfeden, 1968 protestolarından bir yıl sonra Fransız Yönetmenler Birliği tarafından kurulan “Quenzaine des Realisateurs’ (Yönetmenlerin Onbeş Günü)’nde gösterilen filmler de ayrı bir Jüri tarafından değerlendirildi. En İyi Avrupa filmi olarak, Nicolas Pariser’in “Alice and the Mayor” (Alice ve Belediye Başkanı) seçilirken, Yazar hakları örgütü SACD’nin ödülü Rebecca Zlotowski’nin “An Easy Girl” (Kolay Bir Kız) filminin oldu. Amerikan sinemasının usta yönetmeni John Carpenter’e de Yaşam Boyu Başarı Ödülü verildi. ‘La Semaine de la Critique’ (Eleştirmenler Haftası) Jürisinin Büyük Ödülü ise, Jeremy Clapin’in “J’ai Perdu Mon Corps” (Bedenimi Yitirdim) adlı canlandırma (animasyon) filmine verilirken, FIPRESCI Jürisi’nin yan bölümlerdeki ödülünün sahibi ‘Quenzaine’de gösterilen “The Lighthouse” (Deniz Feneri) ile Robert Eggers oldu. 

İlk filmler ve Kısalar

Kamboçyalı yönetmen Rithy Panh’ın başkanlığındaki ‘Altın Kamera’ Jürisi, Eleştirmenler Haftası’nda yer alan Belçika yapımı, Cesar Diaz’ ilk filmi “Nuestras Madres“ (Annelerimiz)i ödüllendirdi. Altın Kamera Jürisi, Uluslararası Yarışma’ya seçilen ‘ilk filmler’in yanısıra, ‘Belli Bir Bakış’, ‘Yönetmenlerin Onbeş Günü’, ‘Eleştirmenler Haftası’ ve Özel Gösterimlerde yer alan toplam 26 ‘ilk film’i değerlendirerek verdi bu ödülü .

Fransız kadın yönetmen Claire Denis başkanlığındaki ‘Kısa Film ve Cinefondation Jürisi’, Kısa Film dalındaki Altın Palmiye’yi Yunan yönetmen Vasilis Kekatos‘un “The Distance Between Us and the Sky” (Bizimle Gökyüzü Arasındaki Mesafe) adlı filmine, Özel Mansiyonu ise Arjantinli yönetmen Agustina San Martin’in “Monstruo Dios” (Canavar Tanrılar)a verirken, dünyanın dört bir yanından başvuran sinema okulu öğrencilerinin filmlerinin yarıştığı ‘Cinefondation’ ödülünü Fransız yönetmen Louise Courvoisier’in ‘CineFabrique’ yapımı kısa filmi “Mano a mano”ya verdi. İkincilik ve üçüncülük ödülleri ise Amerikalı, Filistinli ve Polonyalı genç yönetmenlerin oldu... Sonuç olarak, doyurucu bir festivali geride bıraktığımızı söyleyebilirim.

Yazarın Diğer Yazıları

Cannes 2019: Düzenle hesaplaşmalar ve kişisel meseleler

Festivalin Sanat Yönetmeni Thierry Fremaux’nun işi hiç kolay değil

72. Cannes Film Festivali: Trump’ın duvarına karşı

50’li yıllarda dünya basınına plajda boy gösteren ‘starlet’lerin fotoğrafları ile yansıyan festival, artık dünya sinemasının ‘Kabe’si kabul ediliyor

Bir oyuncu cennetinden: Sahnelerimizde ve beyazperdede gençlerin yılı

Gerek tiyatroda, gerekse sinemada 2018'in en iyileri...