12 Mart 2021

Yargıtay'ın Basri Aktepe kararı ve Sabri Uzun'un Aktepe'ye kefaleti

17 – 25 Aralık sürecine kadar Fidan'ın sağ kolu olan Aktepe, bir gecede bu görevinden alınarak müşavir kadrosuna kaydırıldı. 15 Temmuz'dan sonra da hakkındaki örgüt üyeliği iddiasıyla tutuklandı. Ve yeni sonuçlanan dava sürecinde Aktepe 12 yıl hapis cezasına çarptırıldı

Yargıtay 16.Ceza Dairesi, FETÖ üyesi olduğu iddiasıyla yargılanan eski polis müdürü ve MİT mensubu Basri Aktepe hakkında "silahlı terör örgütü üyesi" olmaktan yerel mahkemece verilen 12 yıllık hapis cezasını onadı.

Aslında daire, kararı geçen aralıkta onayladı. Ancak, ülke gündeminin yoğunluğundan olsa gerek kamuoyuna duyurulması bugünlere kaldı.

Aktepe hakkındaki bu gelişme, geçen hafta kıyıda köşede kaldı. Ama önemli olan konular arasındaydı kanımca.

Zira kimilerine göre, Gülen cemaatinin Emniyet teşkilatındaki önemli isimlerinden olan Aktepe, hem polisliği, hem de MİT'teki görevi nedeniyle "devletin kara kutuları"ndan birisiydi.

Yargıtay, mevcut hukuk sitemine göre Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi'nce verilen kararla ilgili yaptığı yorumda; Aktepe'nin avukatlarınca yapılan temyiz başvurusunu reddetti.

Yanı sıra heyet, Aktepe hakkında yürütülen yargı sürecinin usule uygun olarak gerçekleştiğine dikkat çekerek, dosya sanığı Basri Aktepe hakkında "silahlı terör örgütü üyesi olduğu" gerekçesiyle verilen 12 yıllık hapis cezasını, yerinde verilmiş hüküm olarak kabul etti.

Dosyanın temyiz makamı olan Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin, yerel mahkemenin verdiği cezayı onamasıyla Aktepe'nin FETÖ üyesi olduğu kesinleşmiş oldu!

Aktepe'nin kariyeri nasıl başladı?

Aktepe'nin mesleki kariyerini iki ayrı bölüm halinde incelemekte fayda var.

15 Temmuz'daki darbe girişiminden hemen sonra Ağustos 2016'da MİT mensubu iken "FETÖ üyesi olduğu" iddiasıyla gözaltına alınan Aktepe, mahkeme tarafından tutuklandı.

Aktepe'nin kariyeri, 1979'da girdiği Polis Koleji sınavını kazanmasıyla şekillenmeye başladı.

Henüz 12 Eylül olmamıştı ve şimdilerde terör örgütü olarak tanımlanan Fethullah Gülen cemaatinin devlet içinde sessiz sedasız ancak sistemli biçimde yapılanmaya başladığı günlerdi.

Aktepe, "Bayrak Harekâtı"yla birlikte sağ ve sol kadrolara yönelik kıyım gerçekleştiren askeri yönetimin yol vermesiyle palazlanan Gülen cemaatinin özellikle askeriye, adliye ve emniyetteki kadrolaşmasına hız verdiği dönemde; önce Polis Koleji'ni, sonrasında ise Polis Akademisi'ni bitirip 1987'de teşkilata adım attı.

Işık evinde Gülen'in kasetleri çoğalıyor

Hatta öyle ki, daha video kaset cihazlarının yeni yeni kullanılmaya başlandığı dönemde Aktepe, henüz Polis Koleji öğrencisiyken hafta sonları Demetevler'deki örgüt evine gidiyor ve Fethullah Gülen'in VHS'ye kaydedilmiş konuşmalarını Betamax sistemine çevirip kopya çoğaltma işlemini gerçekleştiriyordu.

Çoğaltılan kasetler yine cemaat içindeki isimlerce farklı ışık evlerine gönderilip cemaate katılan Polis Koleji ve Polis Akademisi öğrencilerine izletiliyordu.

Bu dönem, Aktepe'nin yıllar sonra teknolojiye yatkınlığı nedeniyle "kara kutu" olarak tanımlanmasını sağlayacak kariyerinin de ilk adımlarıydı.

Taze komiser yardımcısı rütbesiyle ilk görev yeri İstanbul Emniyeti Asayiş Şubesi Cinayet Masası idi Aktepe'nin.

Güler'le beraber istihbaratçı oldu

Kısa süre katil peşinden koşan Aktepe, 1989 yılında mesleki kariyerinin en önemli aşamasına geçti. Bu dönemde Aktepe, İstanbul Emniyeti İstihbarat Şubesi'ne geçiş yaptı.

Emniyet'in en özellikli birimlerinin başında gelen İstihbarat'a geçerken yanında kendisi gibi bir komiser yardımcısı daha vardı: Ahmet İlhan Güler.

Güler, 1988'de Polis Akademisi'nden mezun olduktan hemen sonra İstanbul Florya'daki Polis Koleji'ne sınıf komiseri olarak atanmıştı. Güler, şimdilerde Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesi davasının sanığı olarak yargılanıyor!

Aktepe ve Güler, FETÖ'nün yavaş yavaş etkisini gösterdiği dönemde İstanbul İstihbarat Şubesi'nde göreve başlayan yeni kuşak polis amirleriydi. Kendilerini "ülkücü camianın mensubu" olarak tanımlıyorlardı.

Avcı ve Ak'la birlikte çalıştı

Aktepe yıllar içinde kariyer basamaklarını teker teker tırmandı. Hanefi Avcı'nın Diyarbakır'dan İstanbul'a gelerek İstihbarat Şube Müdürü olmasıyla birlikte bir süre daha İstanbul'da Avcı ile birlikte görev yaptı. Burada, İstanbul Emniyeti'nde o döneme kadar pek bilinmeyen teknoloji destekli takip ve izleme uygulamalarının faaliyete geçirilmesinde Avcı ile birlikte çalıştı.

Ardından yine teknoloji bilgisi ve yeteneği Aktepe'nin İstanbul'dan Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Dairesi'nde görevlendirilmesini sağladı.

Teknik Şube'de çalışmaya başlayan Aktepe'nin buradaki amiri ise, bugün FETÖ'yle mücadelenin içinde yer aldığı ifade edilen polis müdürü Osman Ak'tı. Ak, emrinde çalışan Aktepe'ye 100 üzerinden 95 puan sicil verdi.

Üst – ast ikilisi olarak bir dönem birlikte çalışan ikili, Gülen cemaati nedeniyle yıllar içinde birbirlerinin tam karşısında durmaya başladı. Aktepe, artık Gülen cemaatinin Emniyet İstihbaratı'ndaki önemli işlerinden birisiydi.

İstihbarat Dairesi'nde özel birim kurdu

Daha sonra Aktepe, Emniyet İstihbaratı'nda Bilgi İşlem Şubesi'ni kurup faaliyete geçirdi. Bu birim, Emniyet İstihbaratı'nın teknolojiyle olan ilişkilerini düzenliyordu.

Yeni bilgisayarlar alınması, ihtiyaç olan birimlere teknolojik destek verilmesi, teknik takiplerde kullanılacak yabancı menşeili cihazların bulunup satın alınması ve taşradaki birimlere dağıtımının yapılması, kablolamalar yapılması, hat çekilmesi gibi çalışmaların tamamı Aktepe'nin koordinesinde gerçekleştirildi.

Önce 28 Şubat döneminde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın polisçe takibe alınması (İstihbaratçı polis Kadir Sarmusak olayı) ve arkasından gelen telekulak iddiaları sonrasında Emniyet İstihbaratı'nda yaşanan kadro değişimlerine rağmen Aktepe, Gülen cemaatinin etkin isimlerinden birisi olarak görevinde kalmayı başardı. 

Aktepe bu dönemde özel hayatında önemli adım atarak halen FETÖ'nün şurasının önde gelen isimlerinden ve halen aranan Fatih Üniversitesi eski rektörü Şerif Ali Tekalan'ın kardeşinin kızı ile yaşamını birleştirdi.

Emniyet'ten önce TİB'e geçti

İstanbul'da ilk kez 2002'de kurulan kameralı güvenlik sistemi MOBESE'nin B'si olarak sistemin faaliyete geçirilmesinde görev yaptı.

AKP'nin iktidar olmasıyla birlikte özellikle yasa dışı telefon dinlemelerinin önüne geçilmesi amacıyla dönemin Ankara Cumhuriyet Savcısı Fethi Şimşek başkanlığında 2005'te kurulan Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı'nın (TİB) oluşumunda görev aldı. Kurumda Şimşek'in yardımcısıydı, ancak fiili başkanı konumundaydı Aktepe.

17 – 25 Aralık sürecinden sonra TİB merkezli yürütülen adli ve idari soruşturmalarda kurumun aslında FETÖ'nün yasa dışı telefon dinlemelerine kılıf bulunmasını sağlayan çalışmalar yapıldığı ortaya çıktı. TİB'den pek çok veri çalındığının anlaşılmasıyla kurum, 15 Temmuz'dan sonra lağvedildi.

Kurumun başkan yardımcısı olan Aktepe, halen FETÖ üyeliğinden hükümlü iken, kurucu başkanı dönemin savcısı Fethi Şimşek ise, Yargıtay üyesi!

TİB'den MİT'e geçiş

TİB'in FETÖ'nün yapılanmasına göre dizayn edilmesiyle birlikte Aktepe, emniyet kadrosundan ayrılarak şimdiye kadar pek görülmemiş biçimde MİT'e yatay geçiş yaptı. Aktepe'nin AKP iktidarının talimatı ve onayı ile MİT kadrosuna geçmesinin önemli gerekçesi vardı.

Bu gerekçe, 12 Eylül 1980'deki TSK darbesine "Bayrak Harekâtı" adının verilmesine neden olan ve askeri müdahalenin asıl planlandığı yer olarak bilinen Ankara'nın Gölbaşı ilçesindeki Bayrak Garnizonu olarak bilinen askeri birliğin 2012'de MİT'e devredilmesiydi.

Bu birlik sıradan bir TSK birliği değildi. Garnizon içinde GES Komutanlığı adıyla bilinen ve TSK'nın yurt içinde ve çevre ülkeler üzerinde istihbarat çalışmalarının yapılmasını sağlayan teknolojik sistemler mevcuttu. Bu teknoloji, o dönemde başkaca devlet kurumda yoktu.

Genelkurmay Elektronik Sistemler Komutanlığı'nı devralan MİT, adını Sinyal İstihbarat Başkanlığı olarak değiştirdiği birimin başına Emniyet'ten transfer ederek kadrosuna kattığı Aktepe'yi atadı. Aktepe, her ne kadar adı başkanlık olsa da, müsteşar yardımcısı konumuna denk gelen yeni görevinde Müsteşar Hakan Fidan'ın sağ kolu oldu.

Aktepe, MİT'teki görevi sırasında dönemin Başbakanı Erdoğan'ın makam odası, Başbakanlık Konutu ile Subayevleri'ndeki evinin alt katındaki çalışma ofisine konulduğu anlaşılan ve "Böcek" adı verilen yasa dışı ses takibini sağlayan izleme cihazlarını bulan ekibe başkanlık yaptı.

Erdoğan'ın dinlenmesinin ortaya çıktığı günlerde konuştuğum Emniyet İstihbaratı'nda görev yapmış bir üst düzey yetkili, gelişmeyi "bizim jargonumuzda bu olayı, 'kim koyduysa o bulur' şeklinde özetlemek mümkün" diyerek açıklamıştı.

Tutuklama ve 12 yıllık ceza

Ta ki, 17 – 25 Aralık sürecine kadar Fidan'ın sağ kolu olan Aktepe, bir gecede bu görevinden alınarak müşavir kadrosuna kaydırıldı. 15 Temmuz'dan sonra da hakkındaki örgüt üyeliği iddiasıyla tutuklandı. Ve yeni sonuçlanan dava sürecinde Aktepe 12 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

2016'dan bu yana tutuklu olan Aktepe, yattığı sürenin sayılması ve diğer infaz uygulamaları sonrasında aldığı 12 yıllık hapis cezasını birkaç yıl daha hükümlü kaldıktan sonra tamamlayacak.



YARIN: Eski emniyet istihbarat başkanı Sabri Uzun, duruşmada Aktepe'yi nasıl kefil olup savundu? 

Yazarın Diğer Yazıları

Kırmızı bültenle aranırken silah ruhsatı alan Gören, neden sustu?

Bataklık dosyası önemli. Halen yurt dışında olan organize suç örgütü liderinin dosyanın içeriği hakkında iddiaları var.

Soylu’nun paylaştığı fotoğrafın anlattıkları; Sezgin Baran Korkmaz olayında yeni iddia

Devletin organize ettiği aşılama uygulaması çerçevesinde doktorların yuhalatılmasını mantığı nedir? Her gün ortalama 250 kişiyi yitirdiğimiz pandemide görev alan sağlık çalışanlarına toplumun ödenemeyecek borcu vardır.

Tasarruf genelgesine rağmen Pakdemirli’ye yedinci makam odası ve zimmetten yargılanan THK kayyımı Soylu’nun ekibinden

Son dönemde yüksek sesle eleştirilmeye başlanan Pakdemirli hakkında yavaş yavaş yeni bilgiler gün ışığına çıkarılıyor. Evinin yakınına helikopter pisti, yangın uçağı kiralanması, danışmanlarının adli sicili derken şimdi de yediye ulaşan makam katları veya odaları gündeme taşınıyor.