15 Temmuz 2019

Üçüncü yılı biterken TSK’da FETÖ operasyonlarının bilançosu-1

TSK mensuplarının geriye doğru telefon konuşmaları kapsamında binlerce askerin mahrem imamlar tarafından kontrol edilip talimatlandırıldığı anlaşıldı

15 Temmuz’daki başarısız darbe girişiminin üzerinden üç yıl geçti. 

Pek çok acı hikâye kaldı geriye.

Tankların altında kalan siviller, PKK kamplarına yönelik hava harekâtlarında kullanılan ağır bombaların atılmasıyla şehit olan Gölbaşı’ndaki özel harekâtçı ve havacı polisler, Boğaziçi Köprüsü’nde açılan ateş sonucu yaşamını yitirenler, hiç düşünmeden tetiğe bastıktan sonra şehit edilen Astsubay Ömer Halisdemir...

*        *        *

Daha o gece, Gülen Cemaati’nin, darbe girişiminin arkasında bulunduğu ve istihbarat örgütü gibi çalışan bir istihbarat organizasyonu olduğu anlaşıldı. 

17-25 Aralık 2013’den itibaren devlet içinde başlatılan cemaat tasfiyesi sürecinin tam layıkıyla tamamlanmaması, tasfiyeye direnilmesi, darbe organizasyona zemin oluşturdu kuşkusuz.

15 Temmuz gecesi bir yandan TSK’ya sızmış ve önemli rütbe ve makamlara ulaşmış FETÖ’cü askerlerin darbe girişimi devam ederken, diğer yandan da bilhassa savcılık ve polis harekete geçmiş, darbeci gruplara karşı ülke genelinde müdahaleye başlamıştı. 

16 Temmuz sabanından itibaren Gülen hareketine mensup TSK personeline yönelik ülke genelinde “darbe soruşturmaları” yürütülmeye başlandı. 

Birbiri ardına başlatılan gözaltılar sonrasında FETÖ liderinin “hususi” adını verdiği kimlikleri gizli ve kod adı kullanan “mahrem imamlar” üzerinden TSK’yı denetim ve kontrol altında tutarak Türkiye’nin demokratik-laik yapısını değiştirmeye çalıştığı gün yüzüne çıkarıldı.

*        *        *

17-25 Aralık sürecinden sonra FETÖ içindeki örgüt üyelerinin haberleşmesi için Bylock adlı özel bir haberleşme sistemini kullandıkları belirlenmişti. 

Ancak, Gülenci TSK personelinde Bylock çıkmıyordu. Darbe gecesi WhatsApp kullanılmıştı, fakat geriye dönük süreçte FETÖ’cü askerlerin nasıl haberleştikleri sorusunun yanıtı bulunamıyordu. 

Sorunun yanıtı Tekirdağ’dan geldi. 

Darbe girişimi sonrasında gözaltına alınan bazı askerler sorgularında “hususi” adını verdikleri sivil imamlarının bulunduğunu ve kendilerinin bu hususilerce aranarak talimatlar verildiğini anlattılar.

Tekirdağ Emniyeti, bu anlatımlardan yola çıkarak bugün “ankesör soruşturmaları” adı verilen FETÖ’nün TSK’yı kontrol ve denetiminde kullandığı özel iletişim sistemini ortaya çıkardı. Ankesör sistemi, “TSK’nın Bylocku” olarak tanımlanıyor.

TSK mensuplarının telefonlarıyla yapılan görüşmelerin geriye dönük incelenmesinde, 2-3’lü biçimde organize edilen asker gruplarından sorumlu mahrem imamların kontörlü hatlardan kendilerine ait askeri hücreleri denetim altında tuttukları belirlendi. 

Bu yöntemin tespit edilmesi sadece cemaat tarafından “altın kuşak” olarak adlandırılan ve 1990’ların ilk yarısında cemaat güdümünde TSK’ya sokulan Gülenci subayların ortaya çıkarılmasında etkin olmadı. Aynı zamanda, FETÖ’nün TSK imamı olarak görevlendirilen ve darbe girişiminin en önemli isimi olarak bilinen akademisyen Adil Öksüz ve diğer mahrem imamların faaliyetlerini de ortaya koydu. 

*        *        *

Ankesör yönteminin ortaya çıkmasıyla birlikte Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü ortak bir çalışma ekibi oluşturdu. TSK mensuplarının geriye doğru telefon konuşmaları kapsamında binlerce askerin mahrem imamlar tarafından kontrol edilip talimatlandırıldığı anlaşıldı.

Bunun üzerine son iki yıldır Ankara ve İstanbul merkezli ankesör operasyonları yapılmaya başlandı. 2016’dan öncesinde başkentte görev yapan TSK personelinin de soruşturmaya alınması nedeniyle Ankara’da yoğunlaşan ankesör soruşturmaları kapsamında ortaya çıkan fotoğrafı şöyle açıklamak mümkün:

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, TSK’yı Kara Kuvvetleri, Hava Kuvvetleri, Deniz Kuvvetleri, Jandarma ve Sahil Güvenlik olarak 5 ana gruba ayırdı. Genelkurmay Karargâhı'nda her kuvvetten personel görev yaptığı için ayrı bir başlık açılmadı.

Şimdi vereceğim rakamlar, FETÖ’nün TSK içinde şu ana kadar ortaya çıkarılan yapılanmasının görülmesi açısından önemli. 

Kara Kuvvetleri Komutanlığı:

20 operasyon yapıldı. 538 subay ve 196 astsubay gözaltına alındı. 280 subay ve 63 astsubay tutuklandı. 247 subay ile 84 astsubay adli kontrol şartıyla salıverildi. Halen 80 subay ve 7 astsubay firari olarak aranıyor. 138 subay ile 48 astsubay itirafçı oldu. Kara Kuvvetleri’ni yöneten 286 mahrem imam tespit edildi. 

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı:

10 operasyon yapıldı. 135 subay ve 119 astsubay gözaltına alındı. 48 subay ve 46 astsubay tutuklandı. 69 subay ile 38 astsubay adli kontrol şartıyla salıverildi. Halen 60 subay ve 8 astsubay firari olarak aranıyor. 40 subay ile 28 astsubay itirafçı oldu. Deniz Kuvvetleri’ni yöneten 313 mahrem imam tespit edildi.

Hava Kuvvetleri Komutanlığı:

15 operasyon yapıldı. 320 subay ve 277 astsubay gözaltına alındı. 142 subay ve 117 astsubay tutuklandı. 173 subay ile 159 astsubay adli kontrol şartıyla salıverildi. Halen 67 subay ve 24 astsubay firari olarak aranıyor. 69 subay ile 52 astsubay itirafçı oldu. Hava Kuvvetleri’ni yöneten 260 mahrem imam tespit edildi.

Jandarma Genel Komutanlığı:

11 operasyon yapıldı. 217 subay ve 156 astsubay gözaltına alındı. 123 subay ve 55 astsubay tutuklandı. 92 subay ile 101 astsubay adli kontrol şartıyla salıverildi. Halen 18 subay firari olarak aranıyor. 68 subay ile 82 astsubay itirafçı oldu. Jandarma’yı yöneten 322 mahrem imam tespit edildi.

Sahil Güvenlik Komutanlığı:

2 operasyon yapıldı. 3 subay ve 20 astsubay gözaltına alındı. 4 astsubay tutuklandı. 3 subay ile 13 astsubay adli kontrol şartıyla salıverildi. Firari olarak aranan yok. 2 subay ile 11 astsubay itirafçı oldu. Sahil Güvenlik’i yöneten 22 mahrem imam tespit edildi.

Toplama bakıldığında 3 bin 609 TSK personeli hakkında işlem yapılırken, 878’i tutuklandı. Haklarında adli soruşturma başlatılanlardan 538’i etkin pişmanlıktan yararlanıp itirafçı oldu. Ayrıca, 1203 mahrem imam tek tek tespit edildi. 

Rakamlardan anlaşılacağı üzere, TSK’da ciddi bir temizlik yapılıyor. Bu ankesör soruşturmalarında önemli isimler çıktı. Komuta kademesine yakın çalışanlardan tutun da birkaç ay öncesine kadar FETÖ’yle mücadele eden biriminin başındaki askere kadar gizli kalmış pek çok FETÖ’cü TSK mensubunun varlığı gün ışığına çıkarıldı. 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Polisin yurttaşa yönelik şiddeti neden kaynaklanıyor?

Yaşanan olaylara "yüzde 100 polis haklı ya da yüzde 100 yurttaş haklı" diyerek bakmak yerine olayların irdelenmesi ve tedbirler geliştirilmesi gerekiyor

ABD menşeili iki rapor ve Yaycı’nın istifası

Yaycı’yla ilgili süreç, aynı zamanda FETÖ’yle mücadele konusunda safların daha belli olmasını ve sıklaşmasını sağladı. Bir nevi turnusol kâğıdı özelliğini yarattı

Covid – 19’la mücadelede "tarama testi" zorunluluğu

Erkene alındığı belirtilen kontrollü normal süreciyle beraber ortaya çıkacak tablo, taramayı kaçınılmaz hale getirebilir