24 Kasım 2020

Bir garip FETÖ soruşturma hikâyesi: Mersin Büyükşehir Belediyesi, Adliye ve Emniyet üçgeninde yaşananlar

Mersin'deki dosyanın kapağını araladığımda; bu hikâyenin uzun olduğunu ve tek yazıda bitmeyeceğini gördüm

Büyüteç'te geriye dönük yazdıklarıma baktığımda, epey zamandır emniyet teşkilatıyla ilgili konuları ele almadığımı fark ettim.

Emniyet'i doğrudan ilgilendiren son yazıyı geçen ağustosta yazmışım.

Demek ki "yeni yazının zamanı geldi" diyerek bugün içinde "Emniyet, MHP, FETÖ, adli soruşturma, gizli ajan, sorgu, savcılık, Menzil, cemaat, atama, terfi" gibi anahtar kelimeleri bulunan önemli, önemli olduğu kadarda ilginç sonuçları ortaya çıkan bir süreci aktaracağım.

* * *

Yazının konusu olayın başlama noktası, güneydeki güzel kentlerimizden Mersin.

Tarih, Gülen cemaatinin devletçe FETÖ adıyla silahlı terör örgütü sıfatıyla tanımlanmasına neden olan 15 Temmuz'daki başarısız darbe girişiminin 18 gün sonrası.

Bir başka deyişle; AKP'nin MHP ile Cumhur İttifakı çatısı altına bir araya gelmediği, MHP'nin henüz iktidarın küçük ortağı olmadığı dönem.

MHP lideri Devlet Bahçeli başta olmak üzere parti üst yönetiminin; gerek FETÖ, gerekse ülke yönetimi konusunda AKP ile Cumhurbaşkanı Erdoğan'a veryansın ettiği, sert eleştirilerde bulunduğu günlerdi!

FETÖ'nün, sonuca ulaşmayan ABD destekli darbe girişiminin yankılarının tazeliği devam ederken, 2 Ağustos 2016 günü Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı, MHP'li Mersin Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na yönelik önemli bir FETÖ operasyonu için düğmeye bastı.

Burhanettin Kocamaz'ın başkanlığını yürüttüğü Mersin Büyükşehir Belediyesi, ülkücü camianın hem önemli kalelerinden, hem de yüz akı olarak değerlendiriliyordu.

Savcılık talimatı sonrasında Mersin Emniyeti'ne bağlı TEM Şubesi ekipleri, salı sabahı erken saatlerde AKP'ye muhalif olan belediyenin binasını basarak soruşturma makamından gelen listedeki şüphelileri gözaltına almaya başladı.

Operasyonun gerekçesi, "FETÖ'yle bağlantılı kişilerle irtibatlı olmak" ve "FETÖ'ye yardım ve yataklık etmek" olarak muhataplarına açıklanıyordu.

Başkan Kocamaz'ın kent dışında olduğu gün yapılan operasyonda gözaltına alınanlar arasında Kocamaz'ın yardımcısı ve aynı zamanda başkan vekili olan Mehmet Özgür Sanal da yer aldı.

Sanal hakkında küçük bir bilgi de vereyim. Savcılığın FETÖ şüphelisi iddiasıyla gözaltına alınması talimatını verdiği Sanal, yakın tarihte kentin yerel siyasetinde önemli yeri olan Merzeci Ailesi'nin anne tarafından bir ferdi. Aileden siyasetçi.

Polislerce makamında gözaltına alınan Sanal, sorgulanmak için Mersin Emniyeti TEM Şubesi'ne götürüldü.

Darbe girişimi sonrasında çıkartılan KHK kapsamında 7 gün boyunca sorgulanan Sanal, 9 Ağustos günü çıkarıldığı savcılık ve mahkeme tarafından tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Mehmet Özgür Sanal

* * *

Adliye kayıtlarına göre; başkan vekili Sanal hakkındaki FETÖ bağlantılı iddia, gözaltılardan sadece bir gün önce, 1 Ağustos 2016 tarihini taşıyan ve TEM Şubesi'nden üç görevlinin imzası bulunan tutanakta şöyle belirtilmişti:

* "(…) Başkan vekili olarak görev yaptığı, FETÖ'yle irtibatlı Mersin'de faaliyet gösteren Ekinci İnşaat, Ento İlaç Mak. Müh. Salt Cam'ın sahibi Mekin Merter Salt, Ram Petrol, Barbarossa Oteli'nin sahibi Hüseyin Çalışkan ile bağlantısının olduğu, irtibatını ‘sabit telefonu çaldırıp kapatarak internet üzerinden yaptığı görüşme' ile sağladığı, bu irtibatlar neticesi elde edilen paraları Mersin İdman Yurdu Kulübü üzerinden kuryeler vasıtasıyla FETÖ'ye 'himmet' olarak gönderdiği, şahsın yapılan UYAP sorgusunda herhangi bir kaydının bulunmadığı,

* Adı geçen şahısların tamamının ortak özellik olarak cep telefonu kullanırken takipten kurtulma amacı ile bazı yöntemler kullandıkları, genellikle belediyeye ait sabit telefonlara çağrı bırakmak suretiyle karşı tarafı ikaz ettikleri, devamında internet bağlantısı üzerinden iletişim sağladıkları, yine aynı şahısların THY kullanmamaya özen gösterdikleri,

* FETÖ lideri Fethullah Gülen'in kendilerine ait web sayfaları, yazılı mecmua üzerinden bağlılarına Türkiye'deki menkul ve gayrimenkul yatırımlarını satıp Güney Afrika'da yatırım yapma talimatlarını verdiği, Haluk Tunçsu ve belediyenin yönetici kadrosundan oluşan heyetin Güney Afrika ülkesine fil satın alma maskesi ile gittikleri, orada bazı şahıslarla temas kurdukları, gerek ihale, gerekse personel alımları ile elde ettikleri kazançları Güney Afrika'da yatırıma dönüştürmeye çalıştıkları, terörist başı Fethullah Gülen'in talimatı gereği akabinde ülkeye döndüklerinin hemen ertesinde Dubai ve Almanya'ya gittikleri ve Hüseyin Namlı isimli İmar İşleri Daire Başkanını Amerika'ya gönderdikleri, şeklinde istihbari bilgiler elde edildiğine dair (…)

Ayrıca, Mersin 7. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki dosyada bulunan bir başka belgede,

"(…) Mevcut sanık Erkan Karaaslan hakkında Haldun Haşmet Aysan isimli kişi ile ilgili Mersin Emniyet Müdürlüğü'ne sunulan 16 Ağustos 2016 tarihli şikâyet dilekçesinde Erkan Karaaslan'ın belediyelerde iş aldığı ve FETÖ ile ilişkili olduğuna dair iddiaların bulunduğu, Mersin Belediyesi'nde de Erkan Karaaslan'ın FETÖ davasından tutuklu olan Tevfik Dinçer ile ilişkisi olduğu, Tevfik Dinçer tarafından kaleme alınmış gibi gözüken veya Genel Sekreter Yardımcısı T. Karadağ ve Genel Sekreter Yardımcısı vekili olarak görevlendirilen Haluk Tunçsu tarafından paraf edilen ve Büyükşehir Belediye Başkan vekili Mehmet Özgür Sanal'ın imzaladığı belge ile bütçe- ödenek verilen ve harcama yetkisine haiz bütün daire başkanlıklarının ihale ve alım satım işlerinin Tevfik Dinçer uhdesinde toplandığı, Erkan Karaaslan'ın emniyet ile ilişkileri iyi olan Mehmet Özgür Sanal'ı başına bir bela gelmesinin önlemek amacıyla kullandığı iddaialarına yer verilmekte (…) "

şeklinde bilgilere yer verilerek Mersin Büyükşehir Belediyesi ile FETÖ arasındaki bağın kurulması dikkat çekiyordu.

Ancak, hakkındaki bu ağır iddialara karşın Başkan Vekili Sanal, 9 Eylül 2016 günü tutuksuz yargılanmak üzere cezaevinden tahliye edildi!

 

* * *

Buraya kadar her şey normal ilerlerken asıl ilginç olaylar Sanal'ın tutuklanması sonrasında gelişmeye başladı.

Doğrudan olmasa da dolaylı olarak gelişmelerin içinde Mersin Büyükşehir Belediye Başkan yardımcısı Sanal gibi ailenin yakın zamana kadar siyaset yapan bir ferdi daha vardı, zira.

Sanal'ın iş insanı ağabeyi Ahmet Barış Sanal, MHP'nin Merkez Yönetin Kurulu üyesi olarak aktif siyasetin içinde yer aldı. Ağabey Sanal, MHP'deki siyaseti sırasında "Genel Başkan Bahçeli'nin prensi" olarak biliniyordu. Ahmet Barış Sanal, parti içinde değişen dengeler sonrasında Mersin'e dönerek iş hayatına kaldığı yerden devam etti.

Ağabey Sanal'ın bir diğer özelliği ise, yıllardır Mersin Emniyet Müdürlüğü'nün polis derneği olarak bilinen Polis Hizmetleri Geliştirme ve Destekleme Derneği'nde başkan yardımcısıydı. Sanal, Gülen cemaatinin faaliyetlerine hız verdiği 2010 yılından itibaren örgütün hedefinde oldu.

Gülen cemaatinin devletten tasfiyesine karar verilen 17 - 25 Aralık 2013'ten sonra başlatılan soruşturmalarda Ahmet Barış Sanal hakkında FETÖ'nün farklı adli ve idari girişimleri olduğu anlaşıldı.

Bu girişimler içinde FETÖ'nün, eski MHP yöneticisi ve iş insanı Sanal'ı "usulsüz telefon dinleme" işlemleri çerçevesinde hem dinlediği hem de takip ettiği ortaya çıktı.

Yasa dışı telefon dinleme iddiası sonrasında mahkemede müşteki olan Ağabey Sanal, daha 15 Temmuz darbe girişimi olmadan, dernekteki görevi nedeniyle uzun zaman öncesinden itibaren emniyette yakınlık kurduğu kimi polis müdürlerinden teşkilatta "tuhaf şeyler" olduğu yönünde bilgiler almaya başladı.

Peki, neydi bu tuhaflıklar?

* * *

Mersin'deki dosyanın kapağını araladığımda; bu hikâyenin uzun olduğunu ve tek yazıda bitmeyeceğini gördüm.

Devamı yarın…

Yazarın Diğer Yazıları

Polis Bayramı'nda polisin fotoğrafı

2015'ten sonra başlayan yeni tip eğitim modelinde Çolak'ın dediği gibi çoğulcu insan kaynağının önü açılmakla birlikte bu kez FETÖ'cülerin yerine Menzil başta olmak üzere farklı dini yapılar ve grupların Polis Akademisi'nde faaliyette oldukları kamuoyuna belgeleriyle birlikte yansıdı maalesef

Amiral soruşturmasının düşündürdükleri: Amiraller takipte miydi?

2021 YAŞ'ta bine yakın hatta belki daha fazla sayıda albayın emekli edileceği bilgisi başkent kulislerine yayıldı bile

Akıncı gişelerindeki "makam şoförü" operasyonu

Yapılan ön hazırlık sırasında Burak S.'nin Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı'nın makam şoförü olduğu anlaşılıyor. Ardından, ilgili kurumlarla temas kurulduktan sonra operasyondan önce devletle olan ilişiği kesiliyor. Ve sonrasında operasyon yapılıp gözaltına alındığında ise "sıradan bir vatandaş" konumundaydı