22 Ağustos 2021

Mutluluğun formülünü yazsam yeniden

Mutluluk seviyemizin geniş bir bölümünü genetik kodlarımız belirliyor. Peki gerçekten kendimizi daha iyi hissedecek şekilde kendimizi ve hayatımızı nasıl değiştirebiliriz?

Daha iyi bir işimiz olduğunda, daha çok para kazanırsak, yeni bir araba alabilirsek, daha büyük bir eve çıkarsak ya da anlam bulabildiğimiz bir işe sahipsek daha mutlu olacağımızı düşünürüz. İnsanın biteviye mutluluk arayışı mutlu sona ulaşıyor mu?

Birleşmiş Milletler, 2012 yılında ‘Dünya Mutluluk Raporu' yayınlanmaya başladı. Bu çalışmada 6 temel göstergeye bakarak 155 ülkeyi sıralıyor. İsviçre, İzlanda, Danimarka, Norveç, Finlandiya, Hollanda, İsveç, Lüksemburg, Almanya ve Yeni Zelanda, Almanya, pek çok gelişmişlik endeksinde olduğu gibi bu listede de başı çekiyorlar. Ülkelerin mutluluk sıralamasının detayına girmeden ülkemizin pek çok endekste olduğu gibi burada da iyi performans göstermediğini söyleyelim. Türkiye, 2020 sıralamasında 77. sırada. Üstünde İran, altında ise Zambiya var. Listenin sonunda yer alan ülke ise Togo.

Bilim insanları, ne kadar mutlu olduğumuzu ölçmek, mutluluğa etki eden faktörleri belirlemek için sıklıkla araştırmalar yaparlar. Mutluluk seviyemizin ne kadarı bizimle ilgili (içsel faktörler) ne kadarı bizim dışımızda kalan faktörlerle ilgili (dışsal faktörler) her zaman ilgimizi çekecek bir soru.

O zaman en kritik bilgiyi baştan verelim. Mutluluk seviyemizin geniş bir bölümünü genetik kodlarımız belirliyor. Pek çok farklı araştırma, yüzde 30 ila yüzde 80 arasında bir oranda mutluluğumuzun genlerimiz tarafından dikte edildiğini söylüyor. 20.000 kişiden oluşan tek yumurta ikizleri üzerinde yapılan bir çalışma (ikizler araştırmaları, doğuştan gelen faktörler ile eğitim, aile, toplum gibi çevresel faktörleri ayrıştırmak için çok faydalıdır), hayattan aldığımız tatmin düzeyinin yüzde 33'nün genlerimiz tarafından belirlendiğini söylüyor. Farklı araştırmalar da benzer bir şekilde mutluluğumuzun yüzde 10 ile yüzde 60 arasında tutumlarımızdan ve hayata bakışımızdan kaynaklandığını söylüyor.

Eğer bu araştırmaları ciddiye alırsak mutluluğumuzun önemli bölümünün içsel faktörlerden kaynaklandığını söylemek mümkün. Dışsal faktörler ise bireylere göre farklılık gösterse bile kariyer, ilişkiler, elde edilen gelir gibi faktörleri temele koymak mümkün.

İlginç olan şey şu ki; dışsal faktörlerden gelen mutluluk hızlıca kayboluyor ve değişimden önceki mutluluk seviyesine geri dönüyoruz. Örneğin: yeni bir terfi aldığımız zaman kendimizi iyi hissederiz, kendimizle gurur duyar, sevdiklerimizle beraber kutlamalar yaparız.  Fakat bu mutluluk duygu durumu sonsuza kadar sürmez. Aldığımız haz ve keyif kısa bir süre içinde kaybolur hatta belki bir sonraki terfii beklemenin mutsuzluğu ve gerilimi bile oluşabilir. Bilim insanları bu durumu hazza uyum (hedonic adaptation) olarak tanımlıyor. “Keşke sonsuza kadar sürse” dediğimiz durum maalesef kalıcı hale gelmiyor.

90'lı yıllarda İngiliz psikolog Michael Eysenck bu kavrama başka bir isim de takarak hedonic treadmill (haz koşu bandı) kavramını tanımladı. Adından anlaşılacağı gibi üzerinde sürekli koştuğumuz ama hiçbir yere varmayan bir koşu bandı ile mutluluk arasında benzetme yaptı. Yani, mutluluk sürekli peşinde koştuğumuz ancak elde ettikten kısa bir süre önceki seviyesine geri dönen bir duygu durumu.

Mutluluk üzerine çok çalışmış, kitaplar yazmış ve bu konuda konuşmayı en fazla hak eden kişilerden biri olan Martin Seligman şöyle diyor: “mutluluk konusunda iyi bir haberim var, mutluluğu etkileyen çok fazla içsel durum var ve bunlar kontrolümüz altında. Bunları değiştirmeye karar verirseniz (bu değişikliklerin hiçbiri gerçek çaba olmadan gerçekleşmez) mutluluk seviyenizin kalıcı olarak artması muhtemeldir."

Peki gerçekten kendimizi daha iyi hissedecek şekilde kendimizi ve hayatımızı nasıl değiştirebiliriz? Mutluluk seviyemizi dışsal faktörden bağımsız hale getirmek bu sağlık yürüyüşünün ilk adımı. Bilim insanlarının üzerinde uzlaştıkları bazı temel yaklaşımları burada listeleyelim.

Meditasyon yapın

Meditasyonun depresyon ve anksiyete gibi negatif duyguları azalttığını biliyoruz. Meditasyonu basit olarak bulunduğumuz ana yoğun ve sakin bir şekilde odaklanma becerisi olarak tanımlayabiliriz. Bu konuda yardımcı olan pek çok mobil aplikasyon mevcut.

Açık hava aktiviteleri yapın

Yapılan bir çalışma, ormanda kamp yaparak geçirilen 2 gecenin, şehirde geçirilen 2 geceyle karşılaştırıldığında stres belirtisi olan kortizol hormonunu bariz şekilde azalttığı ortaya kondu. Harvard Üniversitesi'nde ve Wharton İşletme Fakültesi'nde dersler veren Shawn Achor,  "Mutluluk Avantajı" adlı kitabında şöyle diyor: “güzel bir havada, dışarıda 20 dakika zaman geçirmek sadece olumlu ruh halini artırmakla kalmaz, aynı zamanda düşünme becerilerini genişletir ve hafızaya olumlu etki yapar.”

Kültürel aktivitelere katılın

Norveç'te 50.000 yetişkin arasında yapılan bir çalışma bu konuda elimizi güçlendiriyor. Bir tiyatro oyunu izlemek, bir konsere gitmek, sevdiğimiz bir filmi sinema salonunda izlemek, bir kulübe üye olmak gibi kültürel etkinliklere katılan bireyler, daha düşük kaygı ve depresyon seviyelerinin yanı sıra genel yaşam kalitelerinde de daha yüksek bir tatmin seviyesi olduğunu gösterdi.

Başkaları için para harcayın

46 gönüllü ile yapılan çalışmanın sonuçları ilginç. Bu 46 kişiye içinde para olan bir zarf verildi. Paranın yarısını kendileri için harcamaları, diğer yarısını da tanıdıkları biri harcamaları söylendi. Parayı harcamadan önceki ve sonraki mutluluk seviyeleri kaydetmeleri söylenen bireylerin bulguları çarpıcı. Parayı başkaları için harcayan denekler daha yüksek mutluluk seviyesine ulaştı.

Gönüllülük çalışmalarına katılın

Son 20 yılda yapılan 40 çalışmanın yeniden gözden geçirildiği bir çalışmada araştırmacılar, bir aktivitenin psikolojik iyi hissetme durumunu artırmak için diğerlerinden çok daha önemli olduğunu tespit ettiler. O da gönüllülük çalışmaları. Araştırmacılar, gönüllü olarak yapılan çalışmada bireylerde depresyon riskinin azaldığını gözlemledi. Daha yüksek miktarda genel memnuniyet ve hatta zihinsel sıkıntının bir sonucu olarak fiziksel bir hastalıktan ölüm riskinin azaldığı kayıtlara geçti. Haftada 2 saat bu tür çalışmalarda bulunmak mutluluk seviyesine ciddi katkı yapıyor.

Paranızı deneyimlere harcayın

Sahip olduğunuz parayı eşyalara değil deneyimlere harcamak mutluluk üzerine somut olarak olumlu etki yapıyor. Yedinci spor ayakkabıyı almak yerine, bir kahve yapım kursuna veya marangozluk atölyesine katılmak mutluluğunuza olumlu etki yapacaktır. “Sahip olmak için değil, yapmak için para harcayın.”

Kaliteli uykuyu ve fiziksel egzersizi unutmayın

Uykunun zihin ve vücut üzerindeki olumlu etkisini artık sağır sultan bile duydu. Aynı şekilde haftada 5 gün, yorucu olmayan 45-60 dakikalık egzersizin değeri paha biçilemez. Hele bir de bu egzersiz açık havada yapılıyorsa bir taşla iki kuş vurduk demektir.

Sosyal ve aile ilişkilerinizi geliştirin

Harvard Üniversitesi'nde Psikoloji Profesörü olan Dan Gilbert bunu çok iyi açıklıyor: "Ailemizle beraber olduğumuzda mutlu oluruz, arkadaşlarımızla bir araya geldiğimizde mutlu oluruz. Bizi mutlu ettiğini düşündüğümüz hemen hemen tüm diğer şeyler aslında daha fazla aile ve arkadaş edinmenin yollarıdır."

Dini ritüeller

Din tek başına mutluluğun büyük bileşeni olmasa bile, eğer dindarsanız, dinin gerektirdiği ritüelleri uygulamak -namaz kılmak veya pazarları kiliseye gitmek- sizi mutlu edebilir. Frontiers In Psychology'de yayınlanan bir çalışma, inancını aktif olarak uygulayanların, hem dindar olup gereklerini yerine getirmeyenlerden, hem de ateist olanlardan daha mutlu olduğunu söylüyor. Bu mutlu olmak için dindar olmak zorunda olduğunuz anlamına gelmiyor, teolojik eğilimleriniz güçlüyse (yani dindarsanız) namaz kılın, oruç tutun, kiliseye, sinagoga gidin.

Sonuç olarak eğer uzun vadeli olarak bir mutluluk ya da tatmin arayışında iseniz şu andaki zihinsel durumunuza odaklanın. Duygu durumunuzun farkında olmak ve bunu yönetmeye çalışmak kendimize yapacağımız en büyük iyilik.

“Para mutluluk getirir mi?” sorusunun cevabı ise “evet para belli belli bir noktaya kadar mutluluk getirebilir” ancak sonrası size kalmış. Bakınız hedonic treadmill (haz koşu bandı).

Yazarın Diğer Yazıları

Cesaretin var mı kariyerini değiştirmeye?

Kariyer değişikliği yapmak isteyen kişi neler yapmalı?

Nefret edilen bir yönetici ile nasıl çalışırsınız?

Nefret edilen, zor kişi, kusurlu yönetici hangi tanımı kullandığımıza bakmadan bu kişiyle çalışmanın yollarını geliştirmek ve çözümler üretmek mümkün. Bu kötü durumu iyileştirme gücünün kendimizde olduğunu anlamak ve sistematik olarak tasarlanmış bazı yöntemleri kullanmak işe yarayabilir

İş yerinde trans birey olmak ya da olmamak

Bu yazıyı iş dünyası ile sınırladığımızda, trans bireyler kurumsal olarak iş gücü çeşitliliği, eşitlik ve kapsayıcılık çabaları üzerinde özenle çalışan işverenlerin bile radarına çoğunlukla girmiyor