12 Eylül 2021

İş yerinde üniversite için bir örnek: TOBB ETÜ

Öğrencilerin üçte ikisi, Ortak Eğitim yaptığı iş yerlerinden iş teklifi alıyor. Onların da neredeyse yarısı bu şirketlerde işe başlıyor.

Salgının gölgesinde yeni bir eğitim dönemine daha girerken, gençlerimizin  gelecek ile ilgili endişeleri artarak devam ediyor. Bir süredir diplomalı işsizlik, meslek liseleri ve üniversitelerle ilgili güncel konuları tartışıyoruz. Bir yandan Batı ve Uzak Doğu üniversitelerindeki başarılı uygulamaları konuşuyoruz, diğer yandan yapay zekâ, dijitalleşme ve uzaktan eğitim gibi önemli alanları irdeliyoruz. (https://t24.com.tr/yazarlar/talat-ciftci) Bu çerçevede, ülkemizdeki üniversitelerin farklı uygulamalarının tartışılması ve deneyimlerinden faydalanılması gerektiğini düşünüyorum. Bu amaçla, iş yerinde üniversite kavramını uygulamaya çalışan bir üniversitemize değineceğim. 

Türkiye Odalar Borsalar Birliği (TOBB) tarafından kurulan Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi (TOBB ETÜ) öğrencilerin iş dünyasında deneyim kazanarak mezun olmalarını hedefliyor. ETÜ’deki bu ilginç uygulama hakkında Prof. Dr. Teyfik Demir’den bilgi aldım. ETÜ’de Ortak Eğitim adı verilen bu modeli tanıtmadan önce öğrencileri iş yaşamına hazırlaması hedeflenen stajlar konusunu biraz açmakta yarar olduğunu düşünüyorum. Şimdi üniversitelerde uygulanan kısa ve uzun stajların farkını görelim. 

Üniversitelerde kısa ve uzun stajlar 

Türkiye’deki üniversitelerde stajlar genel olarak iş yerlerinde üç kere birer aylık yani kısa çalışma dönemleri şeklinde uygulanıyor. Ben de 1970’lerde İTÜ öğrencisi olarak üç defa birer aylık staj yapmıştım ancak onların meslek yaşamını tanımak için yeterli olmadığını görmüştüm. 

Şirketlerde yönetici olarak çalıştığım dönemlerde de bir ay staj yapan öğrencilerin sektörleri ve işletmeleri tanıyamadan sürelerini tamamladıklarına üzülerek şahit oldum. Bence iş yerlerinde, stajyer öğrencilere faydalı olabilecek projelerin bir aylık dönemde yaptırılması olası değil. Dünyanın pek çok ülkesindeki üniversiteler kısa staj sorununu çözmek için çeşitli uygulamalar yapıyorlar. 

Yaklaşık yüz yıldır Avrupa, Kuzey Amerika ve Uzak Doğu’daki bazı üniversitelerde öğrenciler iş yerlerinde altı aylık  veya bir yıllık stajlar yapıyorlar. Bazı üniversiteler uzun stajları, İngilizcede kabaca Ortak Eğitim Programı anlamına gelen “Co-Operative Education Program” veya kısaca “COOP” olarak isimlendiriyor. Burada amaç, öğrencilere teorik bilgi yanında, işyeri deneyimi kazandırabilmek. 

ABD’deki Drexel Üniversitesi’nde COOP eğitimi müfredatın bir parçası haline gelmiş durumda. Drexel’de bütün öğrenciler lisans eğitimleri süresince toplam olarak bir yıllık dönemi işyerlerinde çalışarak geçiriyorlar. Bu nedenle, Drexel öğrencileri normal şartlar altında dört yıllık olan lisans eğitimini beş yılda alabiliyorlar. Bazı üniversitelerde ise COOP, istekli öğrenciler için bir seçenek olarak sunuluyor. Bu deneyimden dolayı onlara bir sertifika veriliyor. 

Türkiye’de de öğrencilere iş yerinde deneyim kazandırmak üzere bazı üniversitelerde COOP öğrencilere bir seçenek olarak sunuluyor. COOP sözleşmeli şirketler, bu fırsattan yararlanmak isteyen öğrenciler arasından kendilerine uygun olanları seçiyorlar. Bu stajların süresinin uzun olması nedeniyle, şirketler COOP öğrencilerine diğer stajyerlerden daha fazla ilgi gösteriyor. 

Türkiye’de ilk defa olmak üzere, ETÜ tarafından COOP sistemi eğitimin vazgeçilmez bir parçası haline getirildi. Ortak Eğitim olarak adlandırılan bu ilginç uygulama hakkında veren Prof. Dr. Teyfik Demir Hoca’nın parlak kariyerinden kısaca bahsetmek istiyorum. Selçuk Üniversitesi‘nden Makine Mühendisliği derecesi, ETÜ’den yüksek lisans ve doktora aldı. Toplam 52 ulusal ve uluslararası patenti olan Teyfik Hoca, ETÜ’de Klinik Biyomekanik Laboratuvarını ve Labiotech isimli şirketi kurdu. Görüldüğü gibi Teyfik Hoca da uygulamanın içinde yaşayan bir akademisyen. 

Bilindiği gibi Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği iş dünyasının çatı örgütüdür. Bu nedenle üniversite mezunlarının önemli bir bölümünün istihdam edildiği özel sektörü temsil eder. Nitelikli iş gücü ihtiyacını karşılamak üzere TOBB tarafından üniversite kurma kararı verildiğinde, uzun süreli staj sistemi özellikle tercih edilmiş. İşverenlerin bu sürede öğrencilere daha fazla görev ve sorumluluk vermesi hedeflenmiş. 

Drexel Üniversitesi’nin uzun staj modelinin TOBB ETÜ’ye uyarlanması

 ETÜ’nün kuruluşu aşamasında dünyadaki çeşitli üniversite modelleri incelendikten sonra Drexel modelinden yararlanarak Türkiye’ye özel bir model geliştirilmesine karar verilmiş. Yüksek Öğrenim Kurumu (YÖK) tarafından belirlenen lisans eğitim süresi dört yıl ile sınırlı olduğu için Drexel’deki  beş yıllık eğitimin kısaltılması gerekmiş. Drexel’de bir yılda dört akademik dönem üzerinden eğitim yapılıyor. Buna karşılık, ETÜ'de bir yılda ancak üç akademik dönem olabiliyor. Bunun nedeni, YÖK’ün bir eğitim dönemini 72 iş günü olarak tanımlaması.

ETÜ’de, haftada altı gün ders yapılan 12 haftalık dönemler nedeniyle, sınavlar Pazar günü ya da akşam saatlerinde yapılabiliyor. Belli ki bu sistem hem öğrencilerin hem de öğretim üyelerinin çok yoğun bir şekilde çalışmasını gerektiriyor. Sonunda ETÜ, Türkiye’de öğretim yılı üç döneme bölünmüş olan ilk ve tek üniversite olarak kurulmuş.

ETÜ’deki ortak eğitim sistemi 

ETÜ’de üç dönem boyunca iş yerinde Ortak Eğitim çalışması yapılıyor. Şirketler, öğrencileri belirli akademik birikimi sağladıktan sonra staj yapmalarını tercih ediyorlar. Bu nedenle, öğrenciler üçüncü sınıfların birinci dönem derslerini aldıktan sonra ilk Ortak Eğitimlerine gidiyorlar. Zamanlama açısından, yılın 1,5 ayı tatil için ayrıldıktan sonra, geri kalan 10,5 ay üç döneme bölünüyor. 

Aşağıdaki tabloda görüldüğü şekilde ikinci akademik yılın yazında başlayan Ortak Eğitim etkinlikleri, üçüncü yılın bahar ve dördüncü yılın güz döneminde devam ediyor. Bir dönem iş yerinde çalışan öğrenci bir sonraki dönemi üniversitede geçiriyor. 

     

 Tüm öğrenciler için uzun staj yani Ortak Eğitim zorunlu. ETÜ öğrencileri başarılı bir şekilde üç kez Ortak Eğitim yapmadan mezun olamıyorlar. Tek istisna, zaten üç yıl hastanede uygulama yapılan Tıp Fakültesi. 

Öğrencilerin her birinin Ortak Eğitime uygun iş yerleri bulabilmeleri için geliştirilmiş bir eşleştirme sistemi kullanılıyor. Stajyer öğrenci kabul eden şirketler, her dönem hangi bölümden kaç kişi alacağını bildiriyor. Öğrenciler ilan edilen pozisyonlardan beş tanesine başvuru yapıyorlar. Şirketler bu öğrencilerin öz geçmişlerini inceleyerek seçim yapıyorlar. Gerekirse öğrencilerle mülakat da yapıyorlar. 

Öğrenciler 3.5 aylık üç dönemlerini fabrikalarda, tasarım ofislerinde, mahkemelerde veya araştırma kuruluşlarında geçirerek neredeyse bir yıl iş yerinde çalışmış oluyorlar. Hangi sektöre eğilimli olduklarını iş ortamında çalışarak görüyorlar. Şirket kabul ederse, öğrenci üç Ortak Eğitim çalışmasını da aynı iş yerinde yapabiliyor. Öğrencilerin çoğu, farklı sektörleri ve farklı şirketleri  denemek istiyorlar.  

Bu organizasyonun sağlıklı bir şekilde işletilmesinden 20 kişilik Ortak Eğitim Koordinatörlüğü sorumlu. Öğretim üyeleri de danışmanı oldukları öğrencilerin Ortak Eğitimini takip ediyorlar. İdari personel ve danışman hocalar tarafından öğrenciler iş yerlerinde ziyaret ediliyor. İş yerinde de, öğrencinin alanından mezun bir iş yeri amiri Ortak Eğitimi koordine ederek çalışmanın başarı ile tamamlanmasını sağlıyor. Devamsızlık olmadığını ve çalışmanın eksiksiz tamamlandığını o onaylıyor. 

Teyfik Hoca işverenlerin, öğrenci çalışmalarından çok memnun olduklarını söylüyor. Gelecekte açılacak pozisyonlara aday olarak, öğrencileri erkenden izleme şansları oluyor. Tanımak fırsatını buldukları öğrencileri seçerek, mezun olduklarında işe alıyorlar. ETÜ’de eğitim Türkçe olduğu için, Türkçe öğrenerek eğitime başlayan uluslararası öğrenciler de iş yerlerinde sorunsuz çalışıyorlar. 

Öğrencilerin üçte ikisi, Ortak Eğitim yaptığı iş yerlerinden iş teklifi alıyor. Onların da neredeyse yarısı bu şirketlerde işe başlıyor. Öğrenciler, Ortak Eğitim aldıkları şirketlerde  girişimcilik derslerinde öğrendiklerini uygulama fırsatı da bulabiliyor. İş yerlerinde geliştirdikleri buluşları ile 19-20 yaşında patent sahibi olanlar var.  

Ortak Eğitim sisteminin uygulanabilmesi için ETÜ akademisyenlerinin her dönem okulda olması gerekiyor. Genel olarak hocalar iki dönem ders verdikten sonra bir dönem de sadece araştırma yapıyorlar. Teyfik Hoca bu modelin bazı akademisyenlerin araştırma ve yayın verimini artırdığını söylüyor. 

Bu başarılara rağmen, ETÜ modelini Türkiye’de başka hiçbir üniversite uygulamıyor. Teyfik Hoca’ya göre bunun nedeni, az sayıda öğrenci için bile olsa her dönem bütün derslerin açılması. Bu koşul bu modeli çok maliyetli bir hale getiriyor. 

Son Söz: TOBB ETÜ modeli öğrencilerin iş dünyasını tanımalarını sağlıyor ve mezun olunca iş bulmalarını kolaylaştırıyor 

Özetlemek gerekirse, TOBB ETÜ’nün Ortak Eğitim olarak isimlendirdiği iş yerinde üniversite yaklaşımının cesur ve faydalı bir model olduğunu düşünüyorum. Bu uygulamada iyileştirmeye açık alanların olduğu da görülüyor. Örneğin, derslerin kısaltılmış dönemlere yoğunlaşması Cumartesi günü de ders verilmesine neden oluyor. Pazar günü sınavların yapılmasının, öğrencilerin sosyal faaliyetlere katılımını zorlaştırdığını düşünüyorum. 

Peş peşe gelen ders ve iş yeri dönemleri nedeniyle, derslerini döneminde tamamlayamayan öğrencilerin programları aksayabiliyor. Bu nedenle bütün derslerin her dönemde verilmesi gerekiyor. Akademisyenlerin iş yükü katlanarak artıyor. Teyfik Hoca’nın da ifade ettiği şekilde, artan maliyetler diğer üniversitelerin bu modeli uygulamasını zorlaştırıyor. 

TOBB’un desteği nedeniyle, ETÜ öğrencilerinin ortak eğitimi için iş yerleri bulunabiliyor. Ayrıca öğrenci sayısı da henüz yüksek değil. Çok sayıda öğrencisi olan pek çok üniversitenin öğrencileri için yeterince Ortak Eğitim yeri bulunabilmesi kolay gözükmüyor. İngilizce eğitim veren ve çok sayıda uluslararası öğrencisi olan üniversitelerin uygun iş yerleri bulabilmeleri zor olabilir. 

İş yerinde üniversite yaklaşımının geleceğin dünyasında önemli bir yeri olacağına ve diplomalı işsizler sorununun çözülmesine katkı yapacağına inanıyorum. Bu nedenle, yukarıda değindiğim bazı sorunlara rağmen ETÜ Ortak Eğitim yaklaşımını çok değerli bir deneyim olarak görüyorum. Onun yurt dışındaki farklı modellerle birlikte tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Diğer üniversitelerimiz de kendi uzun staj modellerini oluşturmak isterse ETÜ’nün bu ilginç deneyiminden yararlanabilirler.

Yazarın Diğer Yazıları

Girişimci akademisyen olmak

Prof. Dr. Aytül Erçil: Girişimcilik erken yaşlardan itibaren öğretilmeli ve gençlerin başarılı olması için destek verilmelidir

Gelecek için din eğitimi

Abdülaziz Bayındır: Din eğitiminin temeli Kur'an'daki ayetlerden çözüm üretmeyi sağlayan hikmet metodunu öğrenmek olacaktır. Hikmet eğitiminin özü kitaptaki ayetler ile yaratılmış bütün kainattaki ayetlerin birlikte öğrenilmesidir

Danimarka’dan bir bakış: Türkiye için 209 üniversite kaynak israfıdır

Doç. Dr. Erdal Kayacan: Türkiye derhal üniversite sayısını düşürerek kaynaklarını az sayıda ama seçkin üniversitelere yönlendirmelidir. Araştırma-geliştirme bütçelerini az sayıda ve dikkatle seçilmiş araştırmacılara ayırmalıdır.