05 Haziran 2022

Ege'yi kimler ısıtıyor?

Belli ki birileri gerginliğin işe yarayacağına inanıyor

Türk ve Yunan TV kanallarını izliyorum. Türk kanalının sunucusu konuğuna soruyor: "Yunanistan sıcak çatışmaya başvurur mu?", "Yunanistan savaş mı istiyor?"

Yunan kanalının sunucusu kendi konuğuna soruyor: "Türkiye Ege'de sıcak temas yaratır mı?", "Türkiye savaş mı istiyor?"

Verilen "aklı başında" cevaplar ortak bir cümlede birleşiyor.:"Karşı tarafın bir delilik yapacağına inanmıyorum", "Biz delilikten yana değiliz."

Aklı başında olmayan cevaplar da yok değil.

Mesela "Yunanistan Türkiye'yi kuşatıyor, savaşa hazırlanıyor", "Mitsotakis'in adalarda ne işi var?" Konuk bir gazeteci ekliyor: "Adaları alırız!" Ya da "Türkiye tetiği çekerse çektiğine pişman edecek gücümüz var", "Hele bir gelsinler etraf cehenneme döner" gibi manşetler kol geziyor.

Ege'deki adaların sürekli gündemde tutulduğu bir ortama bir TV sunucusu ekranlardan haykırırcasına "Sakın bu yaz Yunan adalarına gidip Yunanlılara para bırakmayın" veryansın ediyor canlı yayında.

Yunan sunucu ise "Bu yaz galiba tatile çıkamayacağız. İlişkiler bütünüyle gerginleşiyor." diyor.

Belli ki birileri gerginliğin işe yarayacağına inanıyor. 

Haritalar savaşı

Bu arada MHP lideri Devlet Bahçeli'nin "12 adaları alacağımız günleri göreceğiz" şeklindeki ifadesi Yunanistan'da bütün ege adalarını içine alan "Mavi Vatan" haritasını gördüğünde kapıldığı aynı "dehşete" kapılıyor. Buna da "Adalar işte bunun için silahsızlandırılamaz" karşılığı veriliyor.

Mitsotakis de, bu haritayı yabancı ülke liderlerine göstererek "İşte Türkiye'nin maximalist haritası!" diyor ve Türkiye'nin aynı şekilde yabancılara "İşte Yunanistan'ın maksimalist haritası!" olarak gösterdiği "Seviyla haritası"* diye benzeri resmi bir haritamız yok diyor. Ama hiçbir taraf bu haritaları BM'ye "resmi haritamızdır" diye tescil ettirmiyor. Belki de ettiremiyor. Hiçbir taraf medeni birer ülke gibi "kıtasahanlık alanlarını belirlemek için" masaya oturmuyor ya da medeni ülkelerin yaptığı gibi "uluslararası mahkemelere" başvurmaktan çekiniyor.

Keçi Adası veya Pserimos

Yayın organları Yunan Başbakanı Kiryakos Mitsotakis'in Bodrum açıklarındaki küçük Keçi (Pserimos) adasına gitmesini "provokasyon" olarak gördü.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu ise 2018'de parlamento grup toplantısı konuşmasında "Ecevit'in Kıbrıs'ı aldığı gibi ben de 2019 seçimlerinden sonra Keçi adasını alacağım" demiş. (Bunu Yunan yayın organlarından öğrendim.)

Adını sadece turistik ilanlarında gördüğüm "Pserimos" yani Türkçedeki adıyla Keçi adası ile ilgili yaptığım küçük bir araştırmada, 80 hanelik bu adanın resmi kayıtlarına göre 28 Eylül 1948'den bu yana hemen yanıbaşındaki Kalimnos (Kilimli) adasına bağlı olduğu görülüyor. Yani İtalyan işgali altındaki adaların en son 1947 Paris anlaşmasıyla İkinci Dünya Savaşı'nda yenik düşen İtalya'dan Yunanistan'a devredilmesinden bir yıl sonra...

Sakinliği nedeniyle, kafa dinlemeye giden, aralarında Türk yatçıların da bulunduğu, turistlerden başka Yunan başbakanlarının, cumhurbaşkanlarının, bakan ve milletvekillerinin Kalimnos ya da Kos (İstanköy) adasından sonra sıkça ziyaret ettikleri küçük bir ada.

Yunanistan Cumhurbaşkanı Pserimos adasında (31 Ağustos 2021)

Bir yandan dünya haberlerini izliyorum. Fransa Devlet Başkanı Emanuel Macron, İngiltere Kraliçesi'ne tahttaki 70. yıldönümü için bir safkan at hediye etmiş.

Sonra aklıma eski gazete küpürleri geliyor: "Dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, 1964'te Danimarka prensesi ile evlenen Yunan kralına düğün hediyesi olarak ipek halı göndermiş."

Ama...

Siyasetçilerin ve yayın organlarının "gerginliği sıcak tutma gayretleri" tabii ki sıkıntı yaratıyor ama insanların aklı başka yerlerde...

Türkiye ve Yunanistan'da insanlar, enflasyon rakamlarına, fiyat artışlarına bakıyor. Ümitsizce...

Yunanistan'da enflasyon 30 yılın en yüksek oranı yüzde 10.7'de. Türkiye'deki yüzde 73.5 ile karşılaştırılamasa bile, yüzde 8'lik AB ortalamasının çok üstünde.

Başka bir benzerlik "kadına şiddet" uygulamasında.

Yunan istatistiklerine göre 2020- 2021 yıllarında "aile içi şiddet ve kadına şiddet eylemlerinde yüzde 62 oranında artış olmuş". Neden olarak "Pandemi nedeniyle uygulanan uzun süreli karantina uygulaması" gösterildi.

2021'de işlenen 9 bin 942 şiddet olayından 7 bin 375'i kadınlara uygulanmış...

Diğer bir benzerlik, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarının geç uygulanmasıyla ile ilgili.

Bu konuda İtalya bin 203 vaka ile birinci sırada. Türkiye 609 dava ile ikinci sırada. Yunanistan da 543 dava ile üçüncü sırada.

Örnek vermek gerekirse, "dava dosyasını 4 yıl bekleten Yunan hakime kovulma cezası" verildi.

Kısacası, insanlar kendi dertlerinde, gerginlik peşinde koşanlar kendi dertlerinde. Biraz da barışın nimetlerine baksalar keşke.



* Sevilya haritası: İspanya'nın Seville üniversitesinde AB hesabına Prof. Juan Luis Suarez de Vivero ve Prof. Juan Carlos Rodríguez Mateos tarafından "eğer bütün adalara tam yetki hakkı verilirse ortaya nasıl bir manzara çıkar" mantığı ile hazılanan bir harita.

Yazarın Diğer Yazıları

Yaz sıcağında sıcak gelişmeler...

Yunanistan, tüm nefesini tutmuş, "Abdülhamit"in nereye gideceği sorusuna odaklanmıştı. Acaba Girit adası yakınlarına mı? Yoksa Rodos adası yakınlarına mı? Yoksa Meyis adasının dibine mi gidecekti?

Tekerrürden ibaret olan ilişkiler...

Amerikan raporlarının detaylarına inilen "Karanlık bir Oda" kitabından anlaşılıyor ki Türkiye ile Yunanistan, hâlâ boğuştukları Ege, Doğu Akdeniz, Kıbrıs gibi anlaşmazlıklara zaman zaman çözüm formülleri bulunmuş; ama "bir vesileyle" hiçbir zaman uzlaşma sağlayamamışlar

Lozan'dan hiç bahsetmesek mi?

Türkiye ve Yunanistan'ın bugünkü sınırlarını tayin eden ve iki devletin "tapusu" olarak tanımlanan "Lozan'ı ihlal ettikleri" nedeniyle suçlayacakları yerde kendi özeleştirilerini yapsalar bence çok daha iyi ve yararlı olur