09 Mayıs 2019

İmamoğlu’ndan iş dünyasına: Konuşmak zorundasınız; demokrasi yoksa varlığınız olsa ne olur

"Mücadelem uzun soluklu, sokağın sesini duyuyorum,  çözüm önerilerim de cebimde"

Ekrem İmamoğlu ile adaylığı açıklandıktan hemen sonra az sayıda gazetecinin katıldığı bir toplantıda tanışmıştık.

YSK'nın Türkiye’nin siyasi tarihine geçecek ve hep çok tartışılacak 'iptal' kararının hemen sonrasında bir kez daha bu sefer röportaj için buluştuk.

İlk görüşmemizde de kendinden emindi ama şimdi daha coşkulu, daha da inançlı, mücadeleye inanmış ve pozitif enerjisini, sakinliğini kaybetmemiş bir siyasetçi buldum karşımda. Yürüyeceği yolun uzun bir yol olduğunu bilen birinin sakinliği, kararlı duruşu...

T24‘e vereceği röportaj için biraz beklemek zorunda kaldık. Alman kanallarına, dünya basınının temsilcilerine röportajlar verdi, bazen İngilizce cevapladı soruları. Dünya basını, özellikle Avrupa’dan yayın kuruluşları Ekrem İmamoğlu’nu merak ediyor, manşetlerinde yer veriyor, hakkında hemen hemen her gün haber yapıyor. Kısacası İmamoğlu sadece kendine oy verenlerin, tartışmalı iptal kararıyla oylarının hiçe sayıldığını düşünenlerin, Kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptığı çağrı ile başlatılan “demokrasi mücadelesinin” bir parçası olmak isteyenlerin değil; dünyanın da gündeminde ve merceğinde.

Çünkü gerek Avrupa’da, gerekse Trump yönetimindeki ABD’de halkın, özellikle de gençlerin ciddi bir 'yeni lider' talebi, beklentisi var. Genç, kullandığı siyaset dili, biçimi, toplumsal sorunlara yaklaşımı farklı, sadece belli bir ideolojiye değil çok katmanlı, çok renkli, çok sesli yeni bir yaklaşıma, siyaset  biçimine önderlik edecek yeni isimlere ilgi giderek artıyor.

ABD’de Kongre’ye seçilen, Bronx'ta işçi sınıfına mensup bir ailede doğmuş 28 yaşındaki Alexandria Ocasio-Cortez bunun en çarpıcı örneği. Yaptığı açıklamalarla geleneksel siyasi kalıpları zorluyor, milyonlarca dolarlık bütçeleri olan lobi gruplarına kafa tutuyor, Kongre’de başlattığı her tartışmayla yerleşik siyasetin sinirlerini bozuyor. Dipten, sokaktan, günlük hayattan gelen değişim talebi her yerde. İmamoğlu da bu rüzgar nedeniyle dünyanın ilgisini çekiyor.

Yabancı basına verdiği röportajları özellikle dinledim. Başka partileri şikayet etmiyor, mağdur rolü oynamıyor tam tersi her röportajında “Bu benim meselem değil, bu hepimizin demokrasi mücadelesi” mesajının altını kalın çizgilerle çizerek anlatıyor. “Mücadelem uzun soluklu, sokağın sesini duyuyorum,  çözüm önerilerim de cebimde” tavrından taviz vermiyor. Kucaklayıcı liderlere duyulan ilginin farkında; o nedenle, “Ben herkesin başkanı olacağım , İstanbul’un parasına sahip çıkacağım, herkese eşit yaklaşacağım” mesajını konuşmalarının odağında tutuyor.

T24’e röportajında özellikle AKP’nin seçmenine verdiği mesaj önemli. "Ben", diyor İmamoğlu, "Herkesi kucakladım, kucaklamaya devam edeceğim".

Yaptığı tespit çarpıcı: “AK Parti'ye oy veren hemşehrilerim, zamanında oy verdiğiniz AKP artık aynı parti değil."

Belki de en çarpıcı çağrısı iş dünyasına: “Konuşmak zorundasınız. Bu mücadelenin parçası olmak zorundasınız. Demokrasinin olmadığı yerde varlığınız olsa ne olur? Korkmamak lazım!”

"Eğer" diyor İmamoğlu, "Bu bir demokrasi mücadelesi ise hepimizin mücadelesi olmak zorunda.”

Sonuç: 23 Haziran’a giden yol zorlu bir yol. YSK’nın kararı ile Türkiye’nin demokrasisi ciddi yara aldı. Demokrasiyi korumak, zenginleştirmek ve değerini bilmek, mücadeleyi ve inançlı olmayı en önemlisi de korkmamayı gerektiriyor.

Yazarın Diğer Yazıları

Canan Kaftancıoğlu: Endişe etmeyin, kaybetmeyi de öğrenecekler

Seçim güvenliği konusunda bütün önlemleri aldıklarını söyleyen CHP İstanbul İl Başkanı, AKP’nin ‘çaldılar’ kampanyasının da karşılık bulmadığı görüşünde

AKP'nin İzmir Adayı Zeybekci'ye sordum, işte izlenimlerim...

Zeybekci, siyasi mesajlara hiç girmeyip alt yapı ve ekonomiyi canlandırma vaatleriyle oy toplamayı planlıyor

Saruhan Oluç: Adalar'da Erdem Gül bizim de adayımız, destekliyoruz

“Kötü olanlar olabilir ama onlardan daha kötü olan var”