28 Nisan 2020

İnsanlığın önündeki iki kriz: Koronavirüs ve iklim krizi

Aralık ayı ortasında Çin'de keşfedilen Koronavirüs şimdiye kadar 206 binden fazla insanı öldürdü ve 2.9 milyondan fazla kişiyi enfekte etti. Hükümetler tarafından alınan kapsamlı önlemler, bir başka küresel aciliyeti, iklim krizini de gündeme taşıdı

Kesişen krizlerin küresel ölçekte dengeyi bozduğu yeni bir çağa merhaba. Salgın hastalıkların yayıldığı, eşitsizlik, çevresel bozulma ve iklim istikrarsızlığının yanı sıra popülizm, çatışma, ekonomik belirsizlik ve güvenlik tehditlerinin artmasına neden olan bir çağ bu. Soğuk Savaş sonrası odaklanılan yeni güvenlik tehditleri ve neden olduğu çağdaş krizler ile mevcut Covid-19 salgını arasında çeşitli paralellikler görülebilir. Wolf’a göre, II. Dünya Savaşı’ndan bu yana karşı dünyanın karşı karşıya kaldığı en büyük kriz ve 1930'ların bunalımından bu yana meydana gelen en büyük ekonomik felaket olan Covid-19’a verilen tepki çok önemli. Bu tepki, 2020 Covid-19/ pandemi / Koronavirüs salgınının, insanlığın karşısındaki bir başka büyük tehdit olan iklim kriziyle nasıl başa çıkabileceğine dair bir nevi hazırlık dersi olabilir.

Koronavirüs ve iklim değişikliği esasen farklı konular olsalar da, iki önemli özelliği paylaşırlar: Her ikisinin de milyonlarca insanın hayatını tehdit eden yıkıcılıkta küresel krizler olması ve her ikisinin de köklerinin dünyanın mevcut ekonomik modelinde (çevre pahasına sonsuz büyüme arayışında) bulunması. Hem Covid-19 hem de iklim değişikliği aynı ekonomik modelden kaynaklansa da, her ikisinin de insanlar için ölümcül olduğu kanıtlanmış olsa da, hükümetler onları ayrı ve bağlantısız krizler olarak görüp, ikisine farklı tepkiler vermekten vazgeçmiyorlar.

Onlarca yıldır, bilim insanlarının iklim krizinin ciddiye alınması gerektiği konusunda uyarılarına ve konuyla ilgili çok sayıda uluslararası anlaşmaya rağmen, ülkeler karbon emisyonlarını azaltmak için harekete geçmekte yavaş kaldı. Koronavirüs'e gelince dünyadaki tüm ülkelerin ekonomileri ve sağlık sistemleri üzerinde yıkıcı baskılar oluştururken ona verilen cevap hayli süratliydi. Öyle de olmak zorunda. Birçok insan virüsü iklim değişikliğine nazaran daha acil ve somut bir tehdit olarak görüyor. Aslında bulaşıcı hastalıkların korkutuculuğu acil ve kişisel olmalarından kaynaklanıyor. İklim değişikliğinin yarattığı tehdit ise bir virüs gibi algılanmamasının yanında birçok insan için gelecekteki bir sorun olarak görülmesi. İnsanlar özellikle iklim değişikliği için "Buna ben neden olmadım" ya da "beni doğrudan etkilemiyor" şeklinde düşünüyorlar.

Kötü senaryo

Koronavirüs'ün günümüz çevre sorunları ile bağlantılı olduğu ortada. Bu yüzden virüsün iklim değişikliği ve iklim eylemleri üzerindeki etkilerini -emisyonlar, küresel ve ulusal politika ve sosyal değişim açısından- ciddiyetle düşünmek gerekiyor. Koronavirüs, endüstriyel çalışma saatlerini azaltması, mağazaların kapalı tutulması ve tüketim/yaşam alışkanlıklarının değiştirilmesi sonucunda sera gazı emisyonlarında düşüşe neden oldu. Örneğin virüsün ardından Çin ve İtalya’da hava çarpıcı bir şekilde temizlendi. Copernicus Atmosfer İzleme Servisi’ne göre, Çin'in sanayi ve trafik üzerindeki kısıtlamalarıyla hava kirliliği Şubat ayında yaklaşık yüzde 20-30 seviyesinde azaldı. Venedik’teki Grand Canal, balıkların yüzmesini görebilecek kadar berrak su kristaline dönüştü. Fakat bunun iklim kriziyle mücadele kapsamında bir anlam ifade etmediğini düşünenler de var. Euronews'in uzay ve çevre muhabiri Jeremy Wilks, insanların her yıl atmosfere saldığı sera gazı miktarının, bu bir sürelik düşüşün etkili olmasına imkan vermeyecek kadar yüksek olduğunu iddia ediyor. Cemil Aksu da iklim krizinin tesadüfi gelişmelerle veya karantina günleriyle atlatılma ihtimali olmadığını söylüyor. Chatham House'un üyesi İngiltere'nin iklim müzakerecisi Peter Betts de "Tüm ekonomilerimizi haftalar veya aylar boyunca kapatmak bizi karbondan arındırmayacak" görüşünde.

Pandemi tarafından tetiklenen bu kısıtlamalar -etkisi geçici de olsa- gezegen üzerinde önemli bir etki yarattı. Carbon Brief tarafından yapılan son analizde alınan tedbirlerle Çin'deki kilit sanayi sektörlerde üretimin yüzde 40 düştüğü ve bunun da şubat ayından bu yana karbon emisyonlarının yaklaşık dörtte birini azalttığı belirtiliyor. ABD’de de ise karbondioksit emisyonlarının bu yıl yüzde 7,5 oranında düştüğü tahmin ediliyor. Danışmanlık firması Sia Partners, AB'de günlük emisyonların kriz öncesi seviyelere göre yüzde 58 düştüğünü iddia etti. Guardian Küresel Çevre Editörü Jonathan Watts karbon salınımındaki bu azalma trendinin 2008 mali krizinden bu yana küresel emisyonlardaki ilk düşüş olduğu görüşünde. Kısa vadede, pandemiye yönelik bu tedbirler emisyonlar üzerinde olumlu bir etki yaratıyor. Ancak, uzun vadede bu kısıtlamalar emisyonları azaltmak için arzu edilen veya sürdürülebilir bir çözüm olarak görülmemeli. Salgının Amerikan ekonomisi üzerindeki yıkıcı etkisi başta olmak üzere küresel durgunluk köşede duruyor. Esas korku da bu küresel durgunluğun iklim kriziyle mücadelede en önemli işlev olan temiz enerjiye geçişi yavaşlatma ihtimali. Bu ihtimalin gerçeğe dönüşmüş hali Çek Cumhuriyeti Başbakanı Andrej Babis’in 16 Mart Pazartesi günü yaptığı açıklamada görülebilir. Başbakan, açıklamasında Avrupa Birliği ülkelerinin pandemi ile mücadeleye odaklanabilmeleri için karbon nötralitesine dayanan yeni politika paketi Avrupa Yeşil Anlaşması'nı bir kenara bırakmaları gerektiğini söyledi. Gerçi Yeşil Anlaşma'dan sorumlu Komisyonu başkan yardımcısı Frans Timmermans’ın 24 Mart’taki şu tweeti AB içinde madalyonun diğer tarafını gösteriyor. "Şu anda haklı olarak birçok fedakârlık yapıyoruz… ama daha iyi günler geldiğinde - ve gelecekler - halkımızı ve gezegenimizi korumak ve çevremizdeki doğanın tadını çıkarmak için her zamankinden daha kararlı olacağız."

Bir başka büyük risk, salgının, iklim eylemleri ile ilgili örgütlenme yeteneğini etkilemesidir. Pandemi, BM iklim sekreterliği (UNFCCC) tarafından organize edilenler dahil olmak üzere, dünya genelinde yüz yüze toplantıların iptalini veya ertelenmesini gerekli kıldı. Bunun üzerine BM, Kasım ayında Glasgow’da gerçekleşecek 2020 BM İklim Değişikliği Konferansı’nı (COP26) iptal ettiğini duyurdu. Toplantıya ev sahipliği yapacak olan kongre merkezi ise, korona virüs hastaları için bir hastaneye dönüştürüldü. Dolayısıyla kötü senaryoda virüsün iklim eylemlerini yavaşlatacağı ve kamu desteğini aşındıracağı düşünülüyor.

İyi senaryo

Şayet salgın bizi küresel ölçekte bağlayan bağların daha derin olduğunu ortaya koyabilirse, insanlığın iklim kriziyle başa çıkma şansını engellemek yerine yardımcı da olabilir. Belki de salgın, toplumları uzun vadede iklim krizi üzerinde çalışmaya daha istekli hale getirecek değişiklikler üretebilir. Stockholm Çevre Enstitüsü ABD Direktörü Michael Lazarus’a göre, bir tehdide yanıt olarak ortaya çıkan bir sosyal işbirliği duygusu kamuoyunun iklim krizi için de bir araya gelmesine yol açacak bir işaret olabilir. İyi senaryoda ülkelerin, gelecekteki en kötü durum için harekete geçmeleri ya da planlama yapmaları bekleniyor. Bu noktada erken eylem virüsle mücadele örneğinde görüldüğü gibi çok önemli. Erken eylem için ülkeler emisyonları azaltarak, yeşil teknoloji geliştirerek, etkili iklim politikaları uygulayabilirler. İklim değişikliğine adaptasyonda virüsteki gibi radikal önlemlere gerek yok. İklimbilimciler emisyonları azaltmak için gerekli teknolojinin -yenilenebilir enerji kaynakları- zaten var olduğu belirtiyorlar. Uluslararası Enerji Ajansı temiz enerjinin "Koronavirüs krizine karşı koymak için teşvik edici planlarının merkezinde olması" gerektiğinin altını çiziyor. Bu anlamda Yeşil Yeni Anlaşmayı hayata geçirmek oldukça önemli.

Önümüzdeki gündem aslında bellidir: Bulaşıcı hastalık riskini sınırlamaya yardımcı olmak için sera gazı emisyonlarını büyük ölçüde azaltmak ve küresel ısınmayı 1,5 dereceyle sınırlandırabilmek için elimizden geleni yapmalıyız. Mesela tarımsal uygulamaları yeniden düşünmek zorundayız. Kömür, petrol ve doğal gaz gibi fosil yakıtlardan temiz enerjiye geçişi hızlandırmalıyız. Hava kirliliğini azaltmak aynı zamanda akciğerlerimizi sağlıklı tutmamıza yardımcı olur, bu da bizi Koronavirüs gibi solunum yolu enfeksiyonlarından koruyabilir. Covid-19 hafiflediğinde ve ekonomilerimizi yeniden başlatmaya hazır olduğumuzda, düşük karbon teknolojilerine yatırımları artırarak daha yeşil ve daha adil bir hale getirmeliyiz. Avrupa Parlamentosu'nun Nisan başında yayınladığı belgede hükümetlerin virüsle mücadeleyi finanse etmesinin yarattığı bütçe kısıtlarına rağmen yeşile geçiş ve sürdürülebilir bir büyüme için bir yol haritası geliştirmeye çalıştıkları belirtilmiştir. Hükümetler korona virüsün yayılması adına aşırı önlemler alabiliyorsa, enerji üretme ve tüketme şeklimizi değiştirmek için de benzer adımlar atabilirler mi, bahsedilen iki kriz devletleri ve toplumları birleştirmede benzer bir rol oynayabilir mi göreceğiz.

Evren Balta’nın dediği gibi Covid-19 ile geleneğin öldüğü, doğanın kendisini yok eden insana saldırdığı ve insanın riskler karşısında çıplak yaşam ile baş başa kaldığı bir dünya önümüzdedir. Bu sağlık krizine verdiğimiz cevap, emisyonlardaki mevcut azalmanın sürdürülüp sürdürülmeyeceği, virüsten sonra toplumu kimin yeniden inşa edeceğine bağlı olacaktır. Uzun vadede virüs iklim değişikliği ile mücadeleye yardım mı edecek yoksa zarar mı verecek? Soru budur. Cevabından korktuğum.

Kaynaklar

https://www.aljazeera.com/indepth/opinion/coronavirus-outbreak-part-climate-change-emergency-200325135058077.html

https://www.birikimdergisi.com/guncel/10015/koronavirus-ve-iklim-krizi#.XovetCzB5As.twitter

https://www.carbonbrief.org/analysis-coronavirus-has-temporarily-reduced-chinas-co2-emissions-by-a-quarter

https://edition.cnn.com/2020/03/18/world/coronavirus-and-climate-crisis-response-intl-hnk/index.html

https://e360.yale.edu/features/after-the-coronavirus-two-sharply-divergent-paths-on-climate

https://www.euractiv.com/section/energy-environment/news/czech-pm-urges-eu-to-ditch-green-deal-amid-virus/

https://www.europarl.europa.eu/RegData/etudes/BRIE/2020/649370/EPRS_BRI(2020)649370_EN.pdf

https://foreignpolicy.com/2020/03/27/coronavirus-pandemic-shows-why-no-global-progress-on-climate-change/

https://www.ft.com/content/052923d2-78c2-11ea-af44-daa3def9ae03

https://www.hsph.harvard.edu/c-change/news/coronavirus-climate-change-and-the-environment/

https://www.iea.org/commentaries/put-clean-energy-at-the-heart-of-stimulus-plans-to-counter-the-coronavirus-crisis

https://www.iklimhaber.org/insanlik-koronavirus-ve-iklim-krizi-karsisinda-birlesmeli/

http://theconversation.com/heres-what-the-coronavirus-pandemic-can-teach-us-about-tackling-climate-change-134399

https://theintercept.com/2020/04/04/coronavirus-pandemic-climate-change-co2-emissions/

https://www.weforum.org/agenda/2020/04/climate-change-coronavirus-linked/

Yazarın Diğer Yazıları

Ya sıfır karbon, ya sıfır gelecek! İklim Grevi'ne hazır mıyız?

İsveçli Greta Thunberg'in 2018 Ağustos'unda Parlamento önünde iklim krizine dikkat çekmek için başlattığı okul grevine kısa sürede dünyanın her yanından çocuklar ve gençler ortak oldu. Şimdi okul grevcileri, her yaştan insanı 20-27 Eylül arasında küresel bir iklim grevine çağırıyorlar

Avrupa'da yeni neslin meselesi: İklim değişikliği

Bir süredir özellikle Avrupa'da iklim değişikliğine dikkat çekmek için genç nüfusun yaptığı gösteriler ve protestoların Yeşiller partisinin oylarını artırmasının arkasındaki en önemli neden olduğu düşünülüyor

Savaş mültecilerinden sonra, 'iklim mültecileri'!

Çevresel sorunlar ve doğal afetler sonucu yerlerinden olan insanlar iklim mültecisi, iklim göçmeni veya çevresel göçmen olarak tanımlanmakta. Türkiye'de iklim ve afet sebebiyle son 10 yılda 275 bin 313 kişi göç etmiş bulunuyor