27 Ağustos 2016

Etik, muhasebe ve kültür

2011'de yürürlüğe giren yeni TTK ile başlayan dönemin yaşanılan sıkıntıları küreselleşme dönemine geçiş sıkıntılarıdır

Muhasebe birçoğumuzun yabancısı olduğu, hakkında belki çok fazla söz söyleyemeyeceği, biraz soğuk, hatta sevimsiz görünen bir mefhum. Kendimizi dışında sandığımız, aslında tam da ortasında bulunduğumuz, hayatımızın her köşesine sirayet etmiş bir alan. Mikro düzeyde muhasebe kayıtlarının doğru tutulması ekonominin kalkınması ve adaletli işlemesi için büyük bir önem arz ediyor. Kayıtlar ne kadar etik düzenlenirse makro ekonomik veriler için o kadar sağlıklı bir kaynak oluşturuyor. Kültürlerin oluşmasında ve şekillenmesinde muhasebenin de payı olduğunu düşünecek olursak, aslında dünya tarihi, devletlerin muhasebe tarihinin de bir tezahürü ve neticesi. Muhasebe kültürünün izlerini eski Mısır'daki papirüsler üzerindeki kayıtlarda olsun, Asurlar ile ticari ilişkiler kurmuş Prohitit'lerden kalma kil tabletlerde olsun görmek mümkün. Ortadoğu muhasebe kültürü ise, dünya muhasebe tarihinde önemi tartışılamaz bir konuma sahip.  İktisadi gelişmelere yön veren ve hatta bugünün ticari koşullarına zemin hazırlayan, hâlâ tartıştığımız küreselleşmenin devletler lehine iyileştirilmesinde teşvik edici bir role de sahip olan muhasebeciliğin Osmanlı İmparatorluğu'ndan bu yana hangi evrelerden geçtiğini muhasebe tarihçisi Prof. Dr. Oktay Güvemli ile konuştuk.

Bomonti'de bir apartmanın iki dairesini muhasebe, finans ve iktisatla ilgili kitapların bulunduğu halka açık bir kütüphane haline getiren Prof. Dr. Oktay Güvemli aynı zamanda MUFTAV'ın kurucusu ve başkanı. Altı ayda bir yayımlanan Muhasebe ve Finans Tarihi Araştırmaları dergisinin de sahibi ve genel yayın yönetmeni. Marmara Üniversitesi İktidadi İlimler Fakültesi'nden emekli bir öğretim üyesi. 2008'de İstanbul'da yapılan 12. Dünya Muhasebe Tarihçileri Kongresi'nin (12WCAH)  başkanlığını yapmış, 2007'de Edirne'de başlatılan Balkanlar ve Ortadoğu Ülkeleri Muhasebe ve Muhasebe Konferansları'nın 2010 ve 2013 yılında İstanbul'da devam etmesini sağlamış ve bu konferansların da başkanlığını yapmış. 2011'de Amerika'daki Muhasebe Tarihçileri Akademisi tarafından verilen Hourglass Award ( Kumsaati) ödülünü almış. 2012'de İngiltere'de yapılan 13. Dünya Muhasebe Tarihçileri Kongresi başta olmak üzere dünya genelinde birçok kongreye katılıp bildiriler sunmuş.

Kâğıt ve tarih kokan ve geniş bir arşive sahip olan kütüphane haftanın her günü herkesin ziyaretine açık. Amerika, İngiltere, İtalya başta olmak üzere pek çok ülkenin muhasebe tarihiyle ilgili bildiriler ciltler halinde rafları dolduruyor. Nereye dönsem başka hiçbir yerde emsalini bulamayacağım kaynaklarla dolu bu kütüphanede Oktay Güvemli hem muhasebe tarihi hem de Prof. Dr. Cengiz Toraman ve Doç. Dr. Batuhan Güvemli ile birlikte hem İngilizce hem Türkçe olarak hazırladığı Osmanlı İmparatorluğu'nda Devlet Muhasebesi - Anadolu Muhasebe Kayıt Kültürü- adlı kitabına dair sorularımı yanıtladı.

Sizi muhasebe tarihini araştırmaya yönelten nedenler nelerdir? Muhasebe tarihini araştırmaya nasıl karar verdiniz ve çalışmalarınıza ne zaman başladınız?

İtalyan papaz Luca Pacioli 1494'te içinde çift yanlı kayıt yöntemini bilimsel olarak anlattığı bir matematik kitabı yazmış. 1994'te çift yanlı kayıt düzeninin 500.yılı dünya çapında kutlandı. Tarih Penceresinden Muhasebe adlı bir bildiri yayımladık. Dünya genelindeki toplantılarda bize muhasebe tarihimiz sorulurdu. Fakat muhasebe tarihimizle ilgili bilgi sahibi değildik. İsmail Otar siyakat yazısını bir kültür olarak muhasebe tarihine getiren isimdir. Kendisiyle irtibata geçtim. İktisat tarihçileri ve maliye tarihçileriyle ilişki kurdum. 1994'te Pacioli'nin kitabını Fransızcadan tercüme edip yayımlattım. 1994- 2000 yılları arasında dört ciltlik Türk Devletleri Muhasebe Tarihi kitabını hazırladım. İlk cilt Türklerin Orta Asya Kültürüyle ilgilidir. İkinci cilt Selçuklularla başlar. 1300'den 1839'a kadar Anadolu Muhasebe Kayıt Kültürünü içerir, üçüncü cilt 19. yy Tanzimat sonrası muhasebe kayıt kültürünü anlatır. Dördüncü cilt ise 20.yy'daki Muhasebe kayıt kültürünü inceler. Daha sonra Osmanlı İmparatorluğunda Devlet Muhasebesi kitabını bu birikim üzerine hazırladım.

Dört ciltlik Muhasebe Tarihi kitabınızda Türk Kayıt Kültürünü anlatıyorsunuz. Türk Kayıt kültürü hangi evrelerden geçti, çift yanlı kayıt sistemine ne zaman ve neden geçildi?

Türk Kayıt Kültürü dört dönemden oluşur. 1071'e kadar Orta Asya Kayıt Kültürü, 1839'a kadar Anadolu muhasebe kayıt kültürü. 1839- 2011 arası Batı Avrupa kayıt kültürüne entegrasyon dönemi. 2011 sonrası ise küreselleşme dönemidir. Tanzimat batılılaşma operasyonudur. Çift yanlı kayıt yöntemi kapitalizmle gelişmiştir. Osmanlı Batılılardan 1857'de Ticaret Kanununu alır. İktisadi Devlet Teşekkülü niteliğinde Fabrika-ı Humayun kurulmuş, imparatorluğun birçok yerinde fabrikalar kurulmaya başlanmıştır, fakat bu başarısız bir sanayi hamlesi olmuştur. Bu başarısızlığın nedenleri de mühendislik, işletme ve muhasebe bilgisinin yeterli olmamasıdır. Yatırım muhasebesi bilinmiyor, kâr hesabı yapılamıyordu. İşletmecilik bilgi ve deneyiminin yetersizliği anlaşılınca 200 öğrenci Fransa'da Yüksek Ticaret Mektebi'nde( Les ecole de Haute Commence)  eğitime gönderiliyor. 1807 tarihli Napolyon'un Ticaret Kanunu'nun ilk beş kitabının ikisi tercüme ediliyor. 1850'de Kanunname-i Ticaret adında yayımlanıyor. Hem ticaret kurallarını koyuyorlar,  hem de defter sistemini. 1850'deki ticari teşebbüsler fazla başarılı değil. 1879- 1885 yılları arasında başarısız bir liberalizasyon denemesi var. İstanbul Ticaret Odası kuruldu. 1883'te Hamidiye Ticaret Mektebi adıyla bugünkü Marmara Üniversitesi kurulur. Orayı özel okul gibi görürler, öğrencilerden para almak isterler ama alamazlar, çünkü öğrencilerin ödeme gücü yoktur, para verecek öğrenci bulamazlar, okul kapanır sonra yeniden açılır. Maarif tarihçileri Türkiye' de en zor kurulan okulun orası olduğunu söylerler. 1861'deki ilk denemeden sonra 1883 'teki dördüncü denemede sonuç elde ediliyor. Bir de çift yanlı kayıt yöntemine geçiliyor. Fransızcadan altı tane kitabı tercüme ediyorlar. Fakat muhasebe bilgileri az olduğu için eksik, başarısız tercümeler her biri. 1879'da Maliye Nezareti'ne bağlı Heyet-i Teftişiye kuruluyor. Çift yanlı kayıt yöntemi başta tökezliyor, zaman içinde oturuyor.

Osmanlı İmparatorluğu'ndaki mali denetim ve muhasebe kayıt kültürü nasıldı? Osmanlı İmparatorluğu'nda Devlet Muhasebesi adlı kitabınızda merdiven yönteminden bahsediyorsunuz. Merdiven yöntemi nedir, ilk kez ne zaman kullanılmıştır, tarihteki önemi nedir?

Merdiven yöntemi 750'li yıllarda Abbasiler döneminde ortaya çıktı. 1258'te İlhanlılar tarafından geliştirildi. Merdiven yönteminin Arapça terimleri Farsça terimlerle yer değiştiriyor. Mesela ruznamçe Farsçadır ve günlük defter anlamına gelir. Yevmiye Arapçadır ve günlük demektir. 1839'a kadar günlük defter ruznamçedir. Sonra tekrar Arapçaya döner ve yevmiye adını alır. İlhanlılar merdiven yöntemiyle ilgili dört kitap yazıyorlar. Sonuncusu Risale-i Felakkiye- Kitab-us Siyakat.  Bu kitap merdiven yöntemini anlatır. Ana tutar yazılır, o tutarı oluşturan kalemleri merdiven basamağı gibi alt alta sıralıyorsunuz. Buna merdiven yöntemi deniliyor. Bu yöntem 750- 1879 yıllarında Orta Doğu devletleri genelde devletçi görüşe sahiptir. Osmanlı da öyledir. Devlet muhasebesinde kâr esası yok. Tanzimat döneminde bu yöntem sonra eriyor. Çünkü ihtiyaçlar karşılanamaz hâle geliyor. Osmanlı döneminde ise merdiven yöntemi mükemmellik seviyesine ulaştı. Osmanlı İmparatorluğu'nda merdiven yöntemi denmiyor, devlet muhasebesinde usul-u muhasebe deniyor.  Osmanlılar bu yöntemi Anadolu'ya uyarladı. O nedenle bu kitabın öteki adı Anadolu Muhasebe Kayıt Kültürü'dür.

Merdiven yönteminde siyakat yazı ve rakamı kullanıldığını belirtmişsiniz kitabınızda. Siyakat yazısı, rakamı nedir, hangi amaçla kullanılmıştır?

Siyakat yazı ve rakamları demek Arap harflerinin noktasız yazılması demektir. Bu bir tür stenodur. Tercih edilmesinin nedeni devlet muhasebesinde ve dış yazışmalarda yazıların okunmasını ve anlaşılmasını güçleştirmektir. Dar bir yere çok yazı yazabilmek için noktasız yazmak lazım. Harflerin üstünde de altında da nokta olabilir, bunları kaldırdığınızda siyakat yazısı olur.

Osmanlı döneminde muhasebe mesleği nasıldı, defterdarlar iktisadi kararlara katılıyorlar mıydı, yetkileri nelerle sınırlıydı?

Osmanlı İmparatorluğu'nda muhasebe mesleği devlet muhasebe örgütü içinde gelişme göstermiştir. Devlet muhasebesinde çırak yani şakirt olarak alınan kişi bu örgüt içinde eğitilir, zaman içinde terfi eder ve defterdarlığa kadar yükselir. Muhasebe mesleğinin örgütü, eğitimi, unvanları ve yetkileri vardır. Devlet içinde saygın bir konuma sahiptir. Devletin gelir gider dengesi bozulunca defterdarlar raporlar sunmuşlar.  XVII. yüzyılın ilk yarısının sonlarından XVIII. yüzyılın başlarına kadar birçok üst düzey muhasebeci mali durumun düzeltilmesiyle ilgili raporlar sunuyor. Tarhuncu Ahmed Paşa'nın, Kâtip Çelebi'nin, Defterdar Sarı Mehmed Paşa'nın ve Koçibey'in raporları çok önemlidir. Koçibey padişaha yakın bir konumda görev yapmıştır. Toprağın gelirlerinin kiraya verilmesi şeklinde uygulanan tımar sisteminin gözden geçirilmesini önerir. Vezirlere ve sadrazama görevlerinde müdahale edilmemesini ama denetlenmelerini tavsiye etmiştir. Defterdar Sarı Mehmet Paşa ise defterdarlık yapmış bir devlet adamıydı. En önemli öğütlerinden iki tanesi şudur: "Adalet padişahtan başlar. " ve " Rüşvetin ilacı adalettir." der.

Osmanlı İmparatorluğu'nda muhasebe kayıt sistemiyle ilgili her dönemde farklı kanunlar çıkmış. Bunların iktisadi ve içtimai yaşama katkısı neler olmuştur?

Ticaret Kanunları muhasebeye şekil veren kanunlardır. Kanunname-i Âli Osman Osmanlı'nın devlet yönetimi esaslarını ortaya koyan ilk yasadır. Mali yönetim ve devlet muhasebesiyle ilgili maddeler de içerir. Fatih Sultan Mehmed döneminde Kanun-i Padişahi yani vergi koyma kanunu çıkar.  Tahrir kanunu ise imparatorluk varlıklarının sayımı ve yazımıyla ilgili yasadır. İhtisab kanunnamesi belediye hizmetleri yasasıdır. İstanbul Hasları Kanunnamesi padişah ve devlet büyüklerine ait arazilerin yönetimiyle ilgilidir.

Yeni Türk Ticaret Kanunu hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu dönemdeki ekonomik duruma uygun mudur, kurumların ticari bağlamda önünü açıyor mu?

2011'de yürürlüğe giren yeni TTK ile başlayan dönemin yaşanılan sıkıntıları küreselleşme dönemine geçiş sıkıntılarıdır. İki noktada kendini göstermektedir. Birincisi Kamu Gözetim Kurumu ile TURMOB gibi unvan ve SPK gibi denetim yetkisi veren kurumlar arasındaki sorunlardır. İkincisi Türk akademisyenlerinin muhasebe ve denetim standartlarını düzenleyen ve denetleyen kurumların farklı olması yönündeki beklentileridir. Maliye Bakanlığı muhasebenin müşterisidir, fakat çok kuvvetli müşterisi olduğu için sahip çıkmıştır. İşletmelerden vergi alır. Oysa muhasebenin asıl görevi yönetime ve ilgililere bilgi vermektir. Maliye, yavaş yavaş işletmelerin içinden çıkıyor. Nitekim bütçe gelirlerinin büyük kısmı işletmeler arası mal ve hizmet akımından alınan ( KDV, ÖTV gibi) vergilerden oluşuyor.


Osmanlı İmparatorluğu'nda Devlet Muhasebesi

- Anadolu Muhasebe Kayıt Kültürü-

Prof. Dr. Oktay Güvemli

Prof. Dr. Cengiz Toraman

Doç. Dr. Batuhan Güvemli

İstanbul-2014

www.muftav.org

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Toprağın sarsıntısı kadar güçlüdür kalbin sarsıntısı

21. yüzyılda depremin zararlarını asgariye indirememek mi daha acı, ayrımcılığın kökünün kazınamaması mı, bilmiyorum

Bekarlık Vergisi ve keyfimizin kahyası

Gençlerin iş imkanlarını, gelecek hayallerini ellerinden alan hükümet şimdi de 30 yaşını geçmemiş gençlerden her yıl vergi almanın peşinde

Montreal Katliamı, Las Tesis dansı ve yaşayan cadılık

Erkeğin sesine boğulmuş bir dünyada kendi sözünü yükselten kadınlara yönelik nefret hiç değişmedi. Eskiden de cadı ilan edilmiştik, yine cadıyız. Madem öyle, cadılığa da devam edeceğiz! Ta ki öfkeden gözü dönmüş erkeklerin zulmü hukuk eliyle bitene kadar