13 Ocak 2019

Dünyanın en 'tasarım' sınır duvarı

Bir duvar inşa ediyorsanız aslında ölüm inşa ediyorsunuz demektir

Trump da pekâlâ yapı işinde ne kadar deneyimli olduğunu bu duvar ile göstermek istemekte… Her otokratın gücünü simgeleştirdiği bir yapılar zinciri var, Trump’ınki de iyi tasarlanmış, iyi yapılmış ve olabilecek en uygun ekonomiyle kotarılmış bir sınır duvarı.

Ah Twitter! Bir anda gündemimi nasıl da değiştiriyorsun!..

Oysa tam İstanbul boğazında, günlük vapur yolculuğum ile bir kıyıdan diğerine geçiyordum. İstanbul’u – ve iki kıtayı – ortadan ikiye ayıran bu sınırı her gün olduğu gibi aşarken, bunu kendime bir dinlenme ve keyiflenme ritüeli haline getirecektim. Akşam güneşinin boğaz sularının üzerindeki yansımasını izlerken eşlik etsin diye bir de güzel parça seçmek üzereydim; mesela efsane Santana’dan Migra!..

Mavinin, grinin, yeşilin, kızılların binbir tonunu görebildiğin bu sudan sınır, iki yakasını da ayrı ayrı tanımlamaz mı bu kentin?.. Eğer bir sınır varsa arada,  bu taraftakilerle öteki taraftakilerdir mesele hep.

Ötekini istemeyen, yoksa doğal bir sınırı, kendisi yapıyor, Trump gibi…

Ben İstanbul’un güzelliğinde 10 dakikalığına kaybolmak isterken, gözlerim fıldır fıldır Twitter’da dönmeye başlıyor. Bir mimarlık yayınının neredeyse bir yıl önce yazılmış bir yazıdan bir alıntıyı paylaşması, bu paylaşımın altına yeniden yapılan yorumlar ve en önemlisi gördüğüm fotoğraf karesi ilgimi çekiyor:

Amerika dünyanın en tasarım sınır duvarını inşa ediyor!..

3125 kilometrelik duvar

Amerika başkanı Trump, Meksika ile sınırlarına bir duvar inşa edeceği müjdesini tam 2 yıl önce, 2017’nin şubat ayında vermişti. O günden bu yana duvar ve sınır kavramı gerek yapısal bir terim gerekse algısal bir metafor olarak mimarlar arasındaki popülerliğini koruyor. Mimarların bu tartışma ateşini sürekli hararetli kılan ise Trump’ın konuya dair yaptığı açıklamalar ve girişimler…

Söz konusu sınırda yapılacak duvarın 3125 km’lik (1954 mil) uzunluğu var. Yüksekliği yeryüzünde 6,4 metre olacak ve toprak altına da yaklaşık 2 metre kadar gömülecek. Çılgın başkan projesini ilk açıkladığında bu yapının toplam maliyeti 26 milyar dolar olarak tahmin edilmişti. Bu miktar üzerine yükselen seslere Trump “Sakin olun, ben henüz tasarıma (!) ve pazarlıklara el atmadım, attığım zaman bu rakamı aşağı çekerim” dediğinde mimarlar ve tasarımcılar arasında ilk kıvılcımlar parlamaya başladı.

Dünya üzerindeki tüm mimarların ve tasarımcıların Trumpvari iş insanları ile mutlaka bir anısı vardır. Paranın sahibi olan işveren, söz konusu inşaat, mimarlık, tasarım olunca en az sizin kadar konuya hâkimdir. Trump gibi bir gayrimenkul dehası, pek çok mimar ve inşaatçıya göre kuşkusuz daha fazla deneyim sahibidir kendine göre!.

İşte Trump’ın bu sözleri de bu tanıdık refleks ile ilgili meslek erbapları üzerinde büyük yankı yarattı. Bu tartışmalardaki tonu anlamanız için size ülkemizde gösterilmiş olan bir reklam filmini anımsatacağım: Dönemin “ünlü” müteahhidi, yeni girişimi için farklı bir fikir peşindedir. Ona belli ki çeşitli projeler sunulmaktadır ancak hiçbirini beğenmez. “Bu değil, bu da değil” diye söylenir ve en sonunda önündeki proje yığınlarını hiddetle bir kenara savurup atar.

Orada kenara hışımla savrulup atılan aslında mimarların mesleki eğitimi, deneyimi, birikimidir.

Bir başka deyişle mimarların mesleki itibarları proje rulolarında nesnelleştirilmiş ve masadan işveren tarafından atılıp gitmiştir. Trump da pekâlâ yapı işinde ne kadar deneyimli olduğunu bu duvar ile göstermek istemektedir. Her otokratın  gücünü simgeleştirdiği bir yapılar zinciri var, Trump’inki de iyi tasarlanmış, iyi yapılmış ve olabilecek en uygun ekonomiyle kotarılmış bir sınır duvarı.

“Duvarınız yoksa devletiniz de yoktur” dedi!

Çağın duvar projesi için yayınlanan ilk çağrının ardından 6 firma ilk duvar projelerini geliştirdiler ve 14 Mart 2018 de başkan ilk duvar örneklerini tanıttı.  Bu ilk çağrı yapılması istenen duvarın beton olmasını öngörüyordu.  Trump, bu prototipleri kontrol etmek için 4.3 milyon oyla Hilary Clinton ‘un gerisinde kaldığı Kaliforniya’ya da ilk kez resmi ziyaretini yapmış oldu ve elbette protestolarla karşılaştı.

İnsanlar “duvarlar değil, köprüler istiyoruz “ayrışmak değil uzlaşmak istiyoruz” derken, Trump buradaki incelemeleri sırasındaki konuşmasında “eğer bir duvarınız yoksa, ülkeniz de yoktur” diyordu.

Devlet dediğin de bir oda gibi sınırları çizgi ile çizilmiş bir kutu değil mi? Adam ülkesine o sınırı çekmek istiyor işte!..

Bir peyzaj mimarına sorsan, devlet denen alanı tanımlamak üzere bir sınır yaratmak için size lükstrümlerden, leylandilerden, mazılardan dem vurur. E, dünyası bu, tabii ki bitkiden örecek duvarını.

Gayrimenkul yatırımcısı siyasetçinin de sınır kavramı işte haliyle beton duvar oluveriyor.

Başkanın bu ilk ziyaretinden sonra elenen firmalar oldu. Diğerlerinden ise tasarımlarını geliştirmeleri istendi. Belli başlı problemler vardı. Öncelikle salt betondan üretilen bu prototipler sınırın öteki yanını görünmez kılıyordu. E nasıl kılsındı?!..

Bu kez bu firmalardan, beton dışında malzemeler kullanılması ve görünürlük faktörünün de önemsenmesi istendi.

6 tasarım daha

O günden sonra yaklaşık 9 ay boyunca çalışmalarını sürdüren firmalar 2018 yılının aralık ayında yeni prototiplerini sundular. İşte şimdi daha çok tasarım ile karşılaşır olduk. Alabamalı Cadell Construction firması 2 tasarım önerisi geliştirmişti. WG Yates and Sons, KWR Construction, Fisher Sand and Gravel, Texas Sterling Construction ve ELTA yeni önerilerini hazır etmişler ve San Diego semalarında yükseltmişlerdi.

Bu altı tasarım önerisinin her birine 300 ile 500 bin dolar arasında değişen ücretler ödenmişti, ne var ki yapılan testlerde yeniden tümü de” aşılabilir” bulundu. Associated Press’in bu değerlendirmeden sonra yayınladığı bir haber,  yetkililerin “ bazı tasarımları birleştirebileceği”ni açıkladığını bildirdi.

“Anlaşılmaz ve aptal” tasarımı tuttu!

Tam da bu esnada, işte o harika tweet geldi. Trump paylaştığı bir tweet’de son derece ilkel biçimde hazırlanmış bir görselde, yan yana konulmuş kurşun kalemler misali bir tasarımı işaret ediyor ve işte bizim için en uygun duvar böyle bir şey demeye getiriyordu: Çelik çıta bariyerimizin tasarımı, aynı zamanda hem güzel, hem de etkilidir!“

22 Aralık'tan bu yana 115 bin yorum alan bu tweetin altında mimar ve tasarımcılar adeta bir tasarım 101 dersi veriyor denilebilir. Heyecanla ve merakla izlememek için işte kendimi tutamıyorum!

Kanada’nın Globe and Mail gazetesinde mimarlık yazıları yazan Alex Bozikovic, tasarımı “anlaşılmaz ve aptal” olarak nitelendirirken, eski bir AirBnb yöneticisi de “ teknik olarak bu bir tasarım bile değil “ yorumunda bulundu. Grafik tasarımcı Micheal Beirut “Adam gitti ve minimalizmi mahvetti” deyiverdi.

Endüstri tasarımcısı Yves Behar, “Tasarım ya da güzellikten bahsetmeyin, her ikisi de niyetle ilgili ve seninki de çirkin" diyerek görüşünü ahlaki değerlere bağladı.

“Duvarları yıkmak”!

Evet, sınıra bir duvar örme işinin büyük bir kısmı teknik iken, diğer kısmı da ahlaki bir tartışmayı beraberinde getiriyor. Dünya’da bununla ilgili çok yakın tarihte yaşanmış bir deneyim var. Belleklerimizde acı anılarıyla yer etmiş olan bu deneyime dair şimdiye kadar yapılmış incelemelerden en taze olanı, geçtiğimiz Kasım ayında sona eren Venedik Bienali 16. Mimarlık Sergisi’nde Almanya tarafından sunulan projeydi: “Duvarları Yıkmak!”

Serginin açıldığı 2018, 28 yıl boyunca ayakta kalan Berlin duvarının yıkılışının da 28. yılıydı. Almanya bu sebepten olsa gerek Graft’ın kurucusu mimar Lars Krückeberg’in bu projesini bienalde sergilemeyi uygun bulmuştu.

Bir gecede Amerika’dakinin aksine tasarlanmadan örülen bu duvar, ayakta kaldığı müddetçe Alman toplumuna da dünyaya da büyük acı hikayeleri yaşattı, bu nedenle ona “ölüm çizgisi” dendi.

Duvar oraya yerleştirilirken ortaya çıkaracağı kentsel ve yaşamsal sorunlar da hiç ama hiç düşünülmemişti ve Almanya, yıkıldığı 1989 yılına kadar ulaşımdan binaların kullanımına kadar pek çok farklı yaşamsal alanda karşılaştığı bu dertleri çözmek için büyük çaba sarf etmişti.

Duvar inşa ediyorsanız, ölüm inşa ediyorsunuzdur!

Kuşkusuz Berlin duvarını Trump’ınki gibi bir tasarım- ihale-inşa üçgeninde ele almak, insanlığın bu deneyimini kapitalist yaklaşımlarla hatırlamak mümkün değil. Bu duvar  fiziki olarak orada durmasa da, yıkılışından 29 yıl sonra bile,  küratörün sözleri ile devlet baskısının, zorla ayrılmanın, otokratik despotizmin ve politik ideolojinin insanlık dışı potansiyelinin  simgesi olarak varlığını sürdürüyor.

İster salt betondan, isterseniz çelik  direklerden tasarlayıp, en gelişmiş teknolojilerle üretin,  bir duvar inşa ediyorsanız aslında ölüm inşa ediyorsunuz demektir. Çünkü insanlar duvarları aşmak ister, bunu yaparken de ya yaralanır yada ölürler.

Fonksiyonu bu olan bir yapının inşasını gerçekleştiren Amerika başkanını, bu müthiş karlı proje için sıraya giren 6 yapı firmasını ve bu firmalarda bu proje üzerine kafa patlatan o diğer tasarımcı, mimar ve mühendisleri ayakta alkışlamak gerek!

Herhalde vicdanları, yaptıkları konuşmada “Biz yapmasak nasılsa bir başkası yapacak” repliği olmalı!..