28 Şubat 2021

Tıpta birkaç gereksiz ayrıntı

Bazen insanın aklı gereksiz şeylere takılabiliyor ama bu ayrıntılara zaman ayırdıkça gündelik yaşamın da daha düzgün, daha mantıklı ve daha verimli olacağını beklemek yanlış olmaz

Altı yıllık tıp eğitimini bitiren her tıp öğrencisi doktor olur mu? Hiç kimse bu sorunun yanıtı için sinsi fikirlere kapılmasın. Vurgulamak istediğim tıp fakültesi öğrencilerinin eğitimlerinin iyi olmadığı değil, "doktor" kelimesinin yanlış kullanımıdır.

Tıp fakültesini bitiren öğrenci "doktor" olmaz. Tıp eğitimi genelde dört yıl olan üniversite eğitiminden farklı olarak altı yıl olduğundan, tıp fakültesi mezunları o fazladan iki yılın hatırına yüksek lisans yapmış kabul edilirler. Bu nedenle de tıp fakültesi sona erdiğinde doktor olunmaz. Doktor olabilmek için ayrıca bir doktora yapmak gerekir. Tıp fakültesi bittikten sonra uzmanlık eğitimi alanlar ise bu geçirdikleri süre sonunda doktora yapmış kabul edilirler. Bu nedenle de doçent olmak isteyen uzman hekimlerin ayrıca doktora yapmasına gerek yoktur. Yani, gerçekte yalnızca uzman hekimlere doktor diyebiliriz.

Yurt dışında birileri ile konuşurken doktor olduğunuzu söylediğinizde ne doktoru olduğunuz sorulur ve tıp doktoru olduğunuzu belirtmeniz gerekir. Günlük hayatta doktor karşılığı olarak "hekim" ve "tabip" sözcükleri var. "Tabip" pek kullanılmıyor ama bence yukardaki nedenlerden "hekim" daha çok kullanılmalı.

Ülkenin bunca derdi arasında varsın derdimiz bu olsun denilebilir elbette ama bir pazar günü de bunu konuşsak fena mı olur? Öte yandan, amaç iletişimse, doktor denilince herkes aynı şeyi anlıyorsa, sorun yok diyebiliriz ama olsun ben yine de söylemiş olayım.

Hastanede bir süre yattıktan sonra evlerine gönderilen hastalara da "taburcu oldu" diyoruz, oysa ki hiç kimse taburuna gitmiyor. Balkan Savaşları ve 1. Dünya Savaşı sırasında bütün hekimler cephede ve tedavi edilmeye çalışılan hastalar asker olduğundan, iyileşen yaralılara "tabur faaliyetlerine katılabilir" raporu verilirmiş ve bu terim dilimize yerleşmiş.

Ben kendi hesabıma "taburcu ediyorum" yerine hastaları "eve gönderiyorum" demeyi tercih ediyorum. Belki hastaların hepsi hastaneden çıkınca eve gitmiyor ama şimdiye kadar taburuna gideni hiç görmedim.

 

Peki ya gazlı beze ne demeli? Hastaların yaralarını kapatmak için kullanılan malzemeye "gazlı bez" diyoruz. Bu sözünü ettiğimiz bezin hiçbir yerinde gaz yok.  Dilimize "gauze" kelimesinden gelmiş. Tek başına "gaz" dendiğinde anlaşılamayacağı için gazlı bez denmiş ve yerleşmiş. "Gauze" seyrek dokunmuş, ince beze verilen isim ve ilginç olarak da bu ismi Gazze'den aldığı söyleniyor. 13. yüzyılda Avrupa bu şekilde dokunmuş olan ipek ile tanışınca isim yerleşmiş. "Şile bezi" gibi bir isim aslında.

Erkek hemşire olabilir mi? Türkiye'de oluyor. Türk Dil Kurumu hemşire için iki tanım getiriyor: "1. Kız kardeş, bacı; 2. Doktor tarafından acil durumlar dışında yazılı olarak verilen tedavileri uygulamak, hastanın bakımını düzenlemek, denetlemek ve değerlendirmekle görevli ve yetkili." Nedense TDK hemşirelere acil müdahalelerden uzak durmalarını tembihlemiş.

20. yüzyılın ortalarına kadar hekimlik erkek, hemşirelik ise bir kadın mesleği olarak kabul edilmiş. Uzun süre de hasta bakımı işini rahibeler üstlenmiş. Rahibelere de genelde "sister- kız kardeş" diye hitap edildiğinden bu terim yerleşivermiş ve Osmanlı döneminde bizde bu işi yapanlar "hemşire" olmuş. Günümüzde artık hekimlik erkek mesleği, hemşirelik de kadın mesleği değil.

İngilizce'de "nurse" hasta, yaralı ve düşkünlere bakan anlamında kullanılıyor ve herhangi bir cinsiyet ayrımı içermiyor. Ancak Almanlar bizdeki hemşire karşılığı olan "schwester" kelimesini kullanıyorlar. Hemşire kelimesinin kadın cinsiyetini belirlediği artık çok az insanın dikkatini çekiyor çünkü dilimize bu şekilde yerleşti. Türkiye'de hemşirelik ağırlıklı olarak bir kadın mesleği olmaya devam ediyor. Hastalar sıklıkla kadın doktorlara "hemşire hanım" diye hitap edip onları sinirlendiriyorlar.

Bazen insanın aklı gereksiz şeylere takılabiliyor ama bu ayrıntılara zaman ayırdıkça gündelik yaşamın da daha düzgün, daha mantıklı ve daha verimli olacağını beklemek yanlış olmaz. Ne de olsa kalite ayrıntılarda gizli değil mi?

Yazarın Diğer Yazıları

Fatura hep sessiz kalana çıkar

Yüzyıllık bilimsel kurullarımız yok, olanların da bağımsızlığını sağlayamıyoruz ve köklü üniversitelerimizi değersizleştirmek için çaba sarf ediyoruz. Buna karşılık herkes bilimin desteği olmadan ülkenin kalkınamayacağını da biliyor. Bilim insanlarımızın daha kararlı ve gerektiğinde cesur olması gerekiyor

Hipokrat Andı'nın düşündürdükleri

Hipokrat meşhur hekimlik andına şöyle başlıyor: "Hekim Apollon, Asklepios, Hygeia, Panacea üzerine ve bütün Tanrı ve Tanrıçaların huzurunda yemin ederim ki, yeteneğim ve gücüm elverdiğince bu ant ve sözleri tutacağım".

Çocuğun isteğine bağlı sünnet olabilir mi?

Yakın zamana kadar sünnet olmak istemeyen çocukların kaçarak ağaca çıktığı haberleri olurdu. Belli ki çocuğun bu işleme onayı yok. Daha net nasıl ifade edilebilir ki?