19 Haziran 2022

Erkeklerin baş belası: Prostat

Prostatı net bir şekilde önce Venedikli anatomist Niccolo Massa tariflemiş ve 1536 yılında Andreas Vesalius anatomi kitabında resimlemiş. Massa organı mesane boynunda oturan bir organ olarak tariflemiş

Geçmiş dönemlerle karşılaştırdığımızda şimdiki halimize şükretmemiz gerekiyor. Ülkenin ekonomik ve siyasi ortamından söz etmiyorum elbette, konumuz sağlık.

Birkaç yüzyıl önce mesane taşınız olduğunda başınıza gelebilecekleri özetlemeye çalışayım. Mesane taşı nereden çıktı demeyin, 20. yüzyıla kadar çok önemli bir sorun olmaya devam etmiş. İnsanların kalın giysiler giyip hijyenlerine gerekli önemi vermedikleri dönemde idrar yolu enfeksiyonları çok sık olurmuş. Bunu önlemenin başlıca yolu bol su içmek iken bu da yapılmadığında enfeksiyona bağlı olarak mesanede önce tortular, dışarı atılamadığı durumda da taşların oluşması kaçınılmaz olur. 

Taş oluştuğunda ise sık idrara gitmek yanında enfeksiyon ve şiddetli ağrılar insanları hayatlarından bezdirebilir. İşte bu hayatlarından bezmiş insanların en cesur olanları ameliyat olmaya karar verdiklerinde çekecekleri ağrı yanında en az yüzde elli ölüm riskini göze almaktaydı. 

İşlemi yapacak olan cerrah sıkı bir şekilde tutulan hastanın makadından parmağını sokup mesanedeki taşı hissettikten sonra taşı sabitliyor ve sonrasında ani bi hareketle anüs ve testislerin arasından bir kesi yapıyor. Bu kesiden el ve bir alet yardımı ile delerek mesaneye ulaşıyor ve bir pens ile taşı oradan alıyor (veya alamıyor). Cerrahın bu işlemi yapmak için hastanın dayanabileceği sadece birkaç dakikası oluyor. 

Bu işlemin anestezinin kullanıma girdiği 19. yüzyıl ikinci yarısına kadar canlı canlı yapıldığını insan hayal bile etmek istemiyor. Girişimden sonra kanama, bağırsak delinmesi ve enfeksiyon gibi nedenlerle ölüm oranları çok fazla ama bu işe razı olanların neler hissettiğini anlamaya çalışalım. 

Bu işlemi yapmak için hastaların kırk yaşından genç olmaları gerekmiş, zira yaşlanma, taşı hissetmeyi zorlaştırması yanında, cerrahların karşısına bir de bir engel çıkarıyormuş: prostat.

Prostat isminin nereden geldiği ve ilk kim tarafından kullanıldığı tartışmalı.Yunancada koruyucu, muhafız anlamına gelen "prostatis" kelimesinden geldiği söylentiler arasında. Kelime "önde duran" anlamı da taşıdığından mesane önünde duran bu organa isim bu nedenle de verilmiş olabilir. Bir iddia da "yanında duran" anlamına gelen "parastati" kelimesinin "prostati", yani "önünde duran" olarak yanlış tercüme edildiği şeklinde. Her neyse, şimdi adı prostat ve herkes öyle biliyor. 

Prostatı net bir şekilde önce Venedikli anatomist Niccolo Massa tariflemiş ve 1536 yılında Andreas Vesalius anatomi kitabında resimlemiş. Massa organı mesane boynunda oturan bir organ olarak tariflemiş.

Bergamalı Galen prostatın işlevini "idrar yoluna bir sıvı akıtarak erkeklerde cinsel arzuyu kamçılamak" şeklinde tariflemiş. Şimdiki bilgilerimize göre iki göreve sahip: Ana fonksiyonu boşaltım sisteminde boşaltım esnasında idrar torbasından idrarı taşımak, ikincisi de ejakülasyon esnasında spermin iletimini sağlamak. Ayrıca meni sıvısının içeriğinde bulunan, spermleri besleyen ve onları kadın üreme sistemi içerisine ilerlerken koruyan özel bir proteini salgılar.

Erkeklerde yaş ilerledikçe prostat problemlerinin görülme sıklığı artıyor. Prostat büyümesi sık idrara çıkma, bazen hiç çıkamama ve enfeksiyona bağlı yanma gibi şikayetler oluştururken, prostat kanseri uzun süre hiç bulgu vermeden ilerleyebilir. Prostat hastalıkları arasında bir de her yaşta görülebilecek prostatit (prostat iltihabı) var. 

Prostat kanseri tüm dünyada erkeklerde birinci sıklıkta görülen kanser türüdür. Hayatı boyunca her sekiz erkekten birinin (yaklaşık yüzde 12,9) prostat kanserine yakalanacağı tahmin edilmektedir. 

Prostat kanseri tanısı için elde çok yararlı bir kan testi var: PSA (prostat spesifik antijen). Prostat tarafından üretilen bu protein kanda ölçülüyor ve tanıda çok yardımcı. Erkeklerin kırk yaşından sonra yılda bir kez ölçtürmesi tavsiye ediliyor. Yılda bir kez de bir ürolog tarafından muayene şart. Ülkemizin erkekleri bu muayeneden hoşlanmıyor ama hayat kurtarıcı olabileceğini unutmayalım. Prostat kanseri yaygın ama ihmal edilmediği ve vakitlice müdahale edildiği sürece farklı yollardan tedavisi mümkün olan bir hastalık.

Yazarın Diğer Yazıları

Pıhtılaşma sorunu ve Covid-19

"Pıhtı niye olur da atar, atarsa neler olur?" soruları hastalar tarafından korkularak sorulan soruların başında gelir

Apandisit: Kendisi küçük şöhreti büyük hastalık

Leonid İvanoviç Rogozov 1960-1961 yıllarında düzenlenen Sovyet Antarktika Seferi'nde pratisyen hekim olarak görev alan bir Sovyetler doktoru. Kendisine apandisit tanısı koyduktan sonra görev sırasında başka bir doktorun olmaması sebebiyle, kendine apandisit ameliyatı yapmasıyla ünlenmişti

Yapay zekâ tıpta da kendine yer açıyor

23 bin 954 kişinin akciğer grafileri radyologlar ve beş değişik firmanın üretttiği yapay zekâ ile değerlendirilmiş ve hepsinde de radyologlardan daha doğru sonuçlar elde edilmiş