05 Kasım 2023

Doktorumuzu giyebileceğimiz günler geliyor

Bu cihazlar, şimdilik, sadece ölçüm yapıyor. Sırada tanı koyma ve hatta tedavi etme özelliği neden olmasın?

"Massachussets Institute of Technology'de (MIT) görevli Doçent Canan Dağdeviren ve ekibi giyilebilir ultrasonlu tarayıcı içeren elektronik sütyen ile meme kanserini erken teşhis edecek bir cihaz geliştirdi."

Bu haber medyada yer aldı ama toplumda bir heyecan veya gurur duygusu uyandırdı mı bilmiyorum. Ne de olsa bizim çok daha önemli gündemlerimiz var.

Ultrason tarayıcısının bu kadar küçük ve ince hale gelmesi 'novel piezoelektrik' isimli bir materyalin kullanımı ile sağlanmış. Giyilebilir kılınması da araştırmacıların bu materyali üç boyutlu yazıcılar kullanarak esnek bir yama gibi dizayn etmesiyle olmuş. Mıknatıslar yoluyla yama gibi duran cihaz, delikleri olan özel bir sütyenin farklı yerlerine takılabiliyor ve bu delikler sayesinde deriye doğrudan temas ederek tüm memenin ultrasonunu çekebiliyor ve sonuç bilgisayarda veya cep telefonunda görüntülenebiliyor.

Normalde kadınlarda meme kontrolunun yılda bir yapılması öneriliyor. Ancak bazı hızlı ilerleyen kanserler o arada ortaya çıkabildiğinden bu cihaz yüksek riskli hastalarda erken tanıya yardımcı olabilecek.

Cihaz halen gelişmeye muhtaç ve kullanıma girmesi zaman alacak ama tıp ve teknolojinin nereye doğru evrildiğinin heyecan verici bir gelişmesi. Çalışmalarını ABD'de sürdüren Dağdeviren, henüz 30 yaşına gelmeden icat ettiği giyilebilir kalp pili ile ismini tüm dünyaya duyurmuştu.

Sağlık alanında giyilebilir teknolojiye çok uzak değiliz aslında. Şimdilik bu aletler bilgi topluyor ve gerektiğinde ilgili hekim veya sağlık kuruluşuna iletiyor. Bu, sonuçları göstermek için bir randevu almadan görüş alabilmeyi kolaylaştırıyor.

Bu durum iyi mi yoksa kötü mü tartışılır. Günümüzde bir şey sormak için ilgili şirketi aradığınızda telefonda mekanik bir ses bazen onlarca tuşa basmanızı söylüyor ve sonuçta siz sorununuzu yine de çözememiş oluyorsunuz. Umarım buna benzer şeyler olmaz.

Kolumuza taktığımız bir akıllı saat kaç adım attığımızı, ne kadar mesafe katettiğimizi saptamanın yanında nabız sayısını ve düzenli olup olmadığını da söylüyor. Bu saatler kalp elektrosunu çekmenin yanı sıra kan basıncını da sürekli olarak kaydedebiliyor.

Bu cihazlar altı binden fazla değişik ölçüm yapabiliyor. Net faydasının saptandığı alanların başında kalp ritm bozuklukları geliyor. Atrial fibrilasyon olarak tanımlanan ritm bozukluğunda vücuda pıhtı atma riski çok yüksek ve ölüm oranları fazla. Saptanması durumunda ise tedbir almak ve tedavi mümkün.

Yaşlılar için oluşturulan özel cihazlarda ise bu özellikler yanında kişinin düştüğünü ilgili kuruluşa haber verme, acil yardım çağırma gibi özellikler de bulunuyor.

Çalışmalar bu cihazları daha da küçültüp yüzük boyutuna indirmek üzerine de yoğunlaşmış durumda. Kadınlar için tasarlanmış olan bilezikler adet düzenini izleyebiliyor ve hamile kalma olasılığının yüksek olduğu dönemi söylüyor. Geceleri kullanılan bu cihaz diğer sağlık verileri yanısıra uyku süresini, stres düzeyini izleme özelliğine de sahip.

Sağlık alanında yapılan çalışmaları araştıran bir makale araştırıcıların açık ara yapay zeka üzerinde çalıştıklarını gösteriyor. Bunu robotik işlemler izliyor. Daha sonra ise sırayı sözünü ettiğimiz giyilebilir teknoloji alıyor.

Bu cihazlar, şimdilik, sadece ölçüm yapıyor. Sırada tanı koyma ve hatta tedavi etme özelliği neden olmasın? Giyilebilir teknoloji ile kan şekeri ölçmek mümkün. Bir sonraki aşamada aynı cihaz kan şekeri yükseldiğinde gerekli dozda insülini verse veya kan şekeri çok düştüğünde şeker takviyesi yapabilse kötü mü olur?

A. Özdemir Aktan kimdir?

A. Özdemir Aktan, Ankara'da doğdu. İlkokulu Rize'de bitirdikten sonra ortaokulu Talas Amerikan Kolejinde, liseyi ise Tarsus Amerikan Kolejinde bitirdi.

1971 yılında girdiği Hacettepe Tıp Fakültesini 1977 yılında bitirdi ve aynı yıl Hacettepe Tıp Fakültesi Genel Cerrahi asistanı oldu.

!982 yılında genel cerrahi uzmanı olduktan sonra askerlik ve zorunlu hizmet sonrası 1986 yılında Gazi Üniversitesinde yardımcı doçent olarak akademik kariyerine başladı. 1988'de Marmara Üniversitesine geçtikten sonra aynı yıl doçent ve 1994 yılında da profesör oldu.

Marmara Üniversitesinde 27 yıl görev yaptıktan sonra 2015 yılında KHK ile üniversiteden uzaklaştırıldı.

İstanbul Tabip Odasında değişik görevlerden sonra 2006-2010 yılları arasında İTO başkanı, 2010-2012 yılları arasında TTB Merkez Konseyi ikinci başkanlığı ve 2012-2104 yıllarında ise TTB Merkez Konseyi başkanlığı yaptı. İTO anılarını "Savaş Köprüleri Vurur" ve TTB anılarını "Hekimler Suç İşliyor" isimli kitaplarda yayımladı.

Halen hekimlik mesleğine ve TTB aktivistliğine devam ediyor.

Evli ve iki çocuk babası.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Tıp umulmadık yerlere yöneliyor

Bir gün yapay zekâ ve robotlar hekimlerin yerini alır mı?

Tıpta doğru tek olmuyor

Günümüzde gri alanların en yaygın olduğu alan kas-iskelet sistemi ile uğraşan ortopedi bilimi. İki ayağımızın üzerine dikildiğimizden beri başımıza bela olan boyun fıtığı ve bel fıtığı bu alanda başı çekiyor. Sinire baskı ile fonksiyon kaybı olursa karar vermek kolay ama sorun sadece ağrı ise ameliyat yanında ilaç tedavisi ve fizik tedavi seçenekleri de var

Başarının ödülü her yerde aynı olmuyor

Haberal 2238 sayılı kanun ile organ ve doku nakli yasasının çıkmasında rol oynadı. Yurt içi ve dışından birçok ödül alan Haberal, ülkesi tarafından ödüllendirilmek bir yana, daha sonra beraat edeceği bir suçlama ile hapse atıldı ve dört yıldan uzun süreyi tutuklu olarak geçirmek zorunda kaldı