18 Temmuz 2014

Erdoğan’ın hedefi Türkiye’ye “yüz nakli”

Adaylara seçimi kazandırmak için sürdürülen kampanyalar üç adayın bu seçime çok farklı koşullarda katıldığını ve farklı bir desteğe sahip olduğunu gösteriyor.

Türkiye önemli sonuçlar doğurabilecek bir seçime gidiyor. Cumhurbaşkanı ilk kez doğrudan halkın oylarıyla seçilecek. Cumhurbaşkanlığı seçimi bir kere bu nedenle özel bir önem taşıyor. Halkın seçeceği Cumhurbaşkanı’nın yetkileri şimdiden tartışma konusu haline gelmiş durumda.

İkincisi, seçimin çok farklı konumdaki üç aday arasında geçecek olması da bu seçime farklı bir özellik kazandırıyor. Adaylara seçimi kazandırmak için sürdürülen kampanyalar da üç adayın bu seçime çok farklı koşullarda katıldığını ve farklı bir desteğe sahip olduğunu gösteriyor. Tamamen farklı amaçlarla seçime katılan ve farklı olanaklarla yarışan üç aday var sanki. Her adayın seçim kampında çok farklı bir hava esiyor.
 

Erdoğan kampında zafer havası

Adalet ve Kalkınma Partisi(AKP) lideri olarak üst üste üç genel seçim kazandıktan sonra şimdi seçilen ilk Cumhurbaşkanı olmak isteyen Başbakan Erdoğan’ın kampında müthiş bir coşku ve özgüven havası var. Liderlerinin 10 Ağustos’ta yapılacak olan ilk oylamada gerekli olan yüzde 50 oyu alarak seçimi alacağına emin ona destek verenler ama buna karşın dört başı mamur bir seçim kampanyası yürütüyorlar. İktidarda olmanın sağladığı tüm olanaklar kullanılıyor bu kampanyada. Başbakan Erdoğan miting üzerine miting düzenleyerek Türkiye’nin yüzünü değiştirmek için bundan sonra yapacaklarını anlatıyor. AKP örgütü ve yandaş medya tam kadro destek veriyor Erdoğan’a. Erdoğan’ın beyin takımını oluşturan yandaşları da “dünya lideri Türkiye” fantezileriyle kafa bulup rüyalarının gerçekleşeceği günün gelmesini bekliyorlar.
 

HDP kampında umut havası

Halkların Demokratik Partisi’nin(HDP) adayı olan Selahattin Demirtaş’ın kampında da coşku ve umut havası hakim.  AKP iktidarı döneminde yaşanan gelişmeler sonucunda kendini siyasete kabul ettiren Kürt siyasi hareketinin kendi Cumhurbaşkanı adayıyla bu seçime katılması önemli bir aşama kuşkusuz.  

Siyasi hedeflerine doğru yürürken cumhurbaşkanlığı seçimine kendi adayı ile katılan HDP bu seçime umutlu giriyor. AKP ve Erdoğan’a muhalif olan kesimde, “çatı adayı” olarak yarışa katılan üçüncü adayı desteklemek yerine Demirtaş’a oy vermeyi düşünebilecek seçmenlerin bulunması da HDP’nin kendisi için başarı sayılabilecek bir sonuç alma umudunu artırıyor. 


 “Çatı”dan gelen aday

Seçime katılan üçüncü adayın durumu ise hayli farklı. Kendini bir anda yarışın içinde bulan Ekmeleddin İhsanoğlu’na destek veren bir kampın ya da örgütün varlığından söz etmek kolay değil. İhsanoğlu’nu “çatı aday” olarak belirleyen CHP ve MHP’nin örgütlerinin “çatı aday”a güçlü bir destek vermediği izlenimi yaygın. Daha da önemlisi Erdoğan ve Demirtaş’ın bu seçimde kimi temsil ettiği ve neyi amaçladığı çok net biçimde ortadayken İhsanoğlu’nun konumu konusunda net fikir sahibi olan yok gibi.

Diğer iki adaydan farklı özelliklere sahip olan Sayın İhsanoğlu, siyaset üstü ve bütünleştirici bir Cumhurbaşkanı olmak için yarışa katıldığı mesajını veriyor ama tamamen siyasallaşmış bir seçimi siyaset dışı kalmaya özen gösteren bir söylemle lehe çevirmenin hiç de kolay olmadığı ortada.


Bayat vizyonla taze başlangıç   

Seçime bu koşullarda gidilirken Başbakan Erdoğan’ın, AKP milletvekillerinin oy birliğiyle cumhurbaşkanlığına aday gösterilmesi nasıl kimseyi şaşırtmadıysa Cumhurbaşkanı olması da kimseyi şaşırtmayacak. Hatta Cumhurbaşkanı olduktan sonra yapacakları da kimseyi şaşırtmayacak.

Yandaşlarının “taze başlangıç” yaygarasına bakmayın siz, Erdoğan’ın, halkın seçtiği Cumhurbaşkanı olarak Çankaya’ya yerleştikten sonra, tek adam rolünü daha da benimseyerek ne yapacağı belli: Aslında şimdiden aşınmış ve bayatlamış olan başarı hikayesini taze bir başlangıç diye yutturup bildiğini okumaya devam ekmek isteyecek. Şimdi bunu yapmak için daha geniş yetki istiyor milletten.

Erdoğan’ın Büyük bir tantanayla açıkladığı  “Cumhurbaşkanlığı vizyon belgesi” de, ancak Erdoğan’ı hiç tanımamış olanlara umut verebilecek olan bir belge. Seçmeni kutuplaştırarak kendi desteğini konsolide eden Sayın Erdoğan’ın “77 milyonu kucaklamak” gibi hiçbir zaman tutmadığı vaatleri tekrarlaması da, hala balkon konuşması özlemi içindeki müzmin Erdoğan hayranları dışında kimseye inandırıcı gelmiyor her halde.


Vizyon yoksa rakip de yok

Ne var ki bütün bunlara karşın Erdoğan hala rakipsiz çünkü Erdoğan’ın giderek daha da netleşmiş olan bir büyük hedefi var Türkiye için ve bu hedefe varmak için bir oyun planı var. Bu planı adım adım uygulayarak hedefine doğru ilerliyor. Bu yolda ilerlerken bir sürü hata yapsa da, bir sürü açığı yakalansa da, o büyük hedef orada durduğu için, hedefine doğru yürüyen kahramanın hikayesi de sürebiliyor ve o da yoluna devam edebiliyor. Bu hikayenin Türkiye’yi büyük bir çıkmaza sürüklediğini ortaya koyacak ve Türkiye’ye farklı bir çıkış yolu gösterecek yeni bir vizyon, yeni bir hikaye ortaya konana dek bu böyle devam edebilir.

AKP’nin karşısındaki CHP ve MHP’nin Türkiye için bir büyük hedefi yok, Erdoğan’ın projesine alternatif olabilecek farklı bir projesi, toplumda yankı yapacak bir ‘geleceğin Türkiye’si’ hikayesi yok. Böyle bir büyük hedef olmayınca, farklı bir hikaye ortaya konamayınca toplumun geniş kesiminin Erdoğan’a alternatif olarak göreceği,  oyunun niteliğini değiştirecek yeni aktörler de çıkamıyor ortaya. Son yerel seçimlerde ve şimdi de cumhurbaşkanlığı seçiminde Erdoğan’ı ve partisini sarsacak adayların çıkartılamaması da bunun doğal sonucu.


Yeni hedef “yüz nakli” mi?

Erdoğan, seçilmiş Cumhurbaşkanı olarak tek adam rejimini konsolide ettikten sonra kafasındaki ‘Yeni Türkiye’ projesini, her yola başvurarak nihai hedefine ulaştırmak isteyecektir. Batı uygarlığının artık inişe geçtiğini ve güneşin doğudan yükseleceğini tekrarlayıp duranların çoğunlukta bulunduğu Erdoğan kampında, ülkenin Batı’ya dönük yüzünün kazınmasını ve Türkiye’nin “yeni bir yüze” kavuşmasını amaçlayan bir “yüz nakli” operasyonunun gerekli olduğu, bu deyimle olmasa bile artık açıkça ifade edilmektedir.

İlk anda “büyük başarı örneği” olarak gösterilen yüz nakli operasyonlarının bile nasıl dramatik sonuçlara yol açabileceği çok yakında ülkemizde yaşanan örneklerle görüldü. Ülkelere ya da toplumlara uygulanacak “yüz nakli” operasyonlarında da “doku uyuşmazlığı” sorunlarının yaşanması olasılığı çok yüksek. Bu olasılığı hesaba katmadan “Ya Allah, Bismillah” diyerek girişilecek bir “yük nakli” operasyonu Türkiye’yi yaşamsal bir tehlikeyle karşı karşıya getirebilir.         

        

Yazarın Diğer Yazıları

Putin'in kumarı Erdoğan'ı sarsıyor

Türkiye ekonomisinin yönetiminde çok başarısız olan ve inadı yüzünden ekonomimizi büyük bir çıkmaza sürükleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Putin'e karşı uygulanan ağır yaptırımların dünya ekonomisinde yarattığı kargaşa nedeniyle şimdi daha da büyük sorunlar yaşaması kaçınılmaz görünüyor

Başka bir Türkiye mümkün mü?

Ekonomi yönetiminin başındaki kişinin, geceyarısı açıklanan kararlarla değiştirilmesinin adet haline geldiği bir ülkede bu göreve gelen birinin güven sağlamasının pek kolay olmadığını da kabul etmek gerekiyor

Erdoğan'ın 19. yıl krizi  

Erdoğan'ın Türkiye'nin 19 yıldır iktidarda kalmasında ve ülkenin tek hakimi haline gelmesinde, kendisine ciddi rakip olabilecek bir siyasetçinin çıkmaması belirleyici oldu. Türkiye'deki siyasi rakiplerinin, 7 Haziran 2015 genel seçiminde seçmenin kendilerine sunduğu büyük fırsatı iyi kullanamamaları, seçimden yaralı çıkan Erdoğan'ın önünü açtı ve iktidarını pekiştirerek "Tek Adam" haline gelmesini kolaylaştırdı