25 Şubat 2016

Suriçi tanıklığı - II

“Ne olur çocuklarım ölmesin, daha çok küçükler”

Diyarbakır

Bugün günlerden 25 Şubat 2016.

Dün akşamdan beri şehirde sessizlik var, akşam saatlerinde tank top atışları kesildi. Uzun süredir ihtiyacımız olan bu sessizlik, sabah günün ağarmasıyla yerini yine top seslerine bırakıyor.

Diyarbakırlılar güneşli, güzel bir güne uyandılar ama güneş artık Amedlileri ısıtmıyor. Sur’da bodrumlara sığınmış insanlara ilişkin henüz bir gelişme yok.

Suriçi’ne tekrar gidiyorum. HDP’li milletvekilleri, il başkanları, ailelerle birlikte Suriçi’ndeler. Çatışmaların yaşandığı alana 200 metre mesafede bekliyoruz. Öğlenden itibaren top atışları şiddetini arttırıyor.

Bodrumda çocuklarla mahsur kalan  Saniye ananın eşi ve oğlu da bulunduğumuz mekandalar. “Bu top atışı varken nasıl çıkabilirler?” diye soruyor.

Milletvekili Sibel Yiğitalp’ın telefonuna gelen mesaja bakıyoruz. İçeride çocuklarıyla kalan Remziye Tosun mesaj atmış:

“Sibel, ne olur çocuklarım ölmesin, daha çok küçükler.”

İçimiz yanıyor, herkes derin bir endişe ile birbirine bakıyor. O sırada telefon çalıyor, arayan bodruma sığınanlardan başka bir kadın, Reyhan. Reyhan’la konuşuyoruz:

“Sizin heyet olarak içeri girip bizi almanız lazım. Siz içeri girmeyinceye kadar bu halk çıkmaz. Yoğun bombardıman var şuan. Hem tank atışı yapıyor, hem doçka, hem bombatar, bizim camlar hep kırıldı, duvarlar delik deşik, gidecek yer de yok, ev de kalmadı. Çocuklardan birisi kafasından havan yedi, kolu da delindi, diğer çocuğun koluna bir parça geldi,  kolu çok kesildi, biri 10, diğeri 11 yaşında. Yanımda başka çocuklar da var.”

O sırada tank atışı evin karşısına geliyor.

“Biz bu eve 17-18 kişi sığınmışız. Diğer yerlerden haberimiz yok, kimse kimseden haber alamıyor, şuan ayakta tek bina kaldı, o da bizim bina, bu bina yıkılırsa bizim bodrumumuz da yok, 2 odayı da yıktılar, birinin duvarları yok, diğerinin camları, biz ara girişte oturuyoruz.”

O sırada top atışı eve değiyor ve  Reyhan hızla diğer odaya geçiyor, telefon kapanıyor.

Bodrumda anneler çocuklarımız çok küçük, ölmesinler diyerek yardım istiyorlar. En azından bu insanlar çıkana kadar bu top, tank atışları durdurulmalı.

Bu annelerin sesini duyan yok mu?

Yazarın Diğer Yazıları

KHK ve OHAL mağdurları anlatıyorlar

Yanımızdaki KHK/OHAL mağdurlarını dışlamayarak, bu karanlık günlerde onlarla dayanışarak ilk gül tohumlarını toprağa atabiliriz

Bextreş Nezarethanesi

Bir kez daha anladım ki yıkım ve savaşın tarihini yazanlara inat, bizler de dayanışmanın ve mücadelenin tarihini yazıyoruz...

Enfâl'in ruhu şimdi Afrin'de

Siz kirlisiniz biliyoruz ama hiç değilse yüzyıldır barışın adı olan zeytinin adını da kirletmeyin!

Advertisement