22 Kasım 2012

Neredeyse Kafasız Nick

Harry Potter’daki hayalet “Neredeyse Kafasız Nick” gibi bir ruh isterim yani

Ben ekip ruhuna çok inanırım. Ekipçe bir araya gelindiğinde muhabbete hakim olan ruhun çok ilginç, elegan ve soğukkanlı bir ruh olması gerektiğini düşünürüm. Harry Potter’daki hayalet “Neredeyse Kafasız Nick” gibi bir ruh isterim yani.

Neredeyse Kafasız Nick, Harry Potter’ın okulu Hogwarts’ta, kafası vücuduna sadece ince bir deriyle bağlı kalmış bir hayalet. 1492’de idam edildiği zaman cellat işini tam yapmadığı için Nick’cik bu hallere düşmüş. Bu sebepten ‘tam kafasız’ hayaletlerin oynadığı oyunlara katılamıyor, onların takımlarında yer alamıyor. Bu da onu mutsuz ediyor. Ama o tüm koşullara rağmen iyilikten ödün vermiyor, serinkanlılığını koruyor, Harry Potter ve avanesine türlü türlü güzellikler yapıyor.

İşte benim sevdiğim ruh hali bu.

Geçenlerde ekipcek basketbol maçı seyretmeye gittik. Maçın bir NBA Europe Live organizasyonu olmasından mütevellit devre arasında türlü türlü yabancı gösteriler izledik. Bir tanesinde bir Japon kız, tek tekerlekli bir bisikletin üzerinde dururken bir ayağıyla pedal çeviriyor, diğer ayağıyla bin tane tabağı havaya fırlatıyor, blok halindeki tabakları kafasıyla yakalıyordu. Tabakların sayısını da her seferinde arttırıyordu.

Biz yok o tabaklar yerlere düşecek, yok kız bisikletten düşecek diye bunalımlı bir heyecanla birbirimize sarılmış, nefeslerimizi tutmuş kızcağızı izlerken, içimizden biri “Yau bırak, tabaklarda mıktanıs vaaaaaaaar, bırak bunlarııııııııııı,” diyerek bütün stresimizi aldı. Hepimiz rahatladık. Bu örnekte açıklamayı yapan arkadaş Neredeyse Kafasız Türk, biz de Hayri Porter ve avanesi yerine geçtiğimiz için, ekip ruhumuzun ideal kıvamda olduğunu düşünüyorum.

Aynı maç sırasında yine ekipten birkaç kişi, büyük bir ayı kıyafeti giymiş olan NBA maskotunu yanımıza çağırıp fotoğraf çektirmek için kendilerini yırtarken, bir tanemiz “Bıraaak, yorma kendiniiiiii, maskot o maskot, gerçek değiiiil,” diyerek yine hepimizi rahatlattı, dingin bir ruh haliyle evlerimize dönebildik.

Ben şahsen işimizin başına geçtiğimizde de bu ruhu herkesin koruması için elimden geleni yapıyorum. Böylece kendime göre gayet mantıklı sebepler bularak katkı sağladığım işlerde içim rahat ediyor, paniğim diniyor, geceleri neredeyse olmayan kafamdan hunimi çıkarıp başımı yastığa koyduğumda hiç endişeli veya üzgün olmuyorum.

Şimdilerde milletcek ideal bir takım ruhuna sahip olduğumuzu düşünmemin başlıca sebebi bu. Endişe verici olaylara güzel açıklamalar getiren neredeyse kafasız takım ruhumuzun ürettiği çözümleri mutlulukla izliyorum, ve geceleri daha bir mışıl mışıl, daha bir güzel güzel, daha bir horul horul uyuyorum.