14 Temmuz 2019

Asi Şampiyon: Henri Pelissier

Henri Pelissier, büyük bir şampiyondu ancak doping yaptığı ortaya çıkmıştı ve pek iyi bir insan da sayılmazdı. Onun trajik ölümü vuku bulduğunda belki hiç kimse şaşırmadı.

Fransa Bisiklet Turu…  Temmuz ayı takvime düştüğünde Fransız asfaltları, taş yolları ve toprakları ince tekerler ile ezilir; koca memleket boydan boya gezilir.

Yüzyılı aşkın vakittir, bir yarıştan ziyade bir haç yolculuğuna tekabül eden bu toplu ayin, müthiş hikayeleriyle dilden dile dolanmış. İyi ve kötü karakterleri de bünyesinde bulundurmuş ve hatta yollarında süründürmüş. Onların arasında bir karakter var ki huysuz mu huysuz, inatçı mı inatçı, asi mi asi… Biraz iyi ama oldukça kötü. Henri Pelissier…

Henri’nin hikayesi, ailesinin Augverne bölgesinden Paris’e taşınmasıyla başlıyor. Ailenin para konusunda eli pek sıkı, parayı kullanmayı da biliyorlar. Öyle ki, beş parasız geldikleri Paris’te hayvancılık yapıp köşeyi dönüyorlar. Ama çocukların baba mesleğinde pek gözü yok. Dört erkek çocuktan üçü profesyonel bisikletçi oluyor. Ancak birinin yeri ayrı. O, Henri. Pelissierlerin en büyüğü. Sicim gibi bir çocuk. Ona takılan lakaplar da hep bu minvalde. Ama kimin umurunda… Bisikletin üzerine atlamayıversin; bir çağlayan gibi güçlü, şimşekten hızlı… Mübalağa bu noktada biraz hoş görülür. Pelissier’in başarıları bu hissiyata izin veriyor. Il Lombardia, Paris-Tours ve Milan-San Remo… O, bu saydığım ikonik yarışları ve daha fazlasını kazandı. Lakin, muhtemeldir ki en afili zaferi 1923 yılında Fransa Bisiklet Turu’ndaydı.

Tur peşinde

Her büyük sporcu karşısındaki bir büyük rakiple anılır. Elbette Henri’nin de büyük rakipleri vardı. Philippe Thys’e karşı da yarıştı, Ottavio Bottecchia’ya karşı da. Ancak en büyük rakibi bir bisikletçi değildi. O rakip; adaşı ve aynı zamanda Fransa Bisiklet Turu’nun kurucusu olan Henri Desgrange’dı.

Desgrange, Tur’u demir yumrukla yönetiyordu. Sert kuralları vardı ve onun lugatında taviz kelimesinin karşılığı yoktu. Pelissier’le ilgili düşüncelerini ise saklamıyordu. Ona göre Pelissier; dik kafalı, kendini beğenmiş herifin tekiydi. 1920’deki Tur’da, Desgrange, Pelissier’e patlayan tekerini yol kenarında bıraktığı için iki dakikalık bir ceza vermişti. Pelissier de bu karara kızıp yarışı terk etmişti. O yıl katıldığı diğer yarışları kazanan Pelissier için Desgrange’ın yorumu şu şekildeydi:

“Pelissier acı çekmeyi bilmiyor. Fransa Bisiklet Turu’nu asla kazanamayacak.”

1921 ve 1922’de Pelissier ve kardeşleri Tur’a katılmadılar. 1923’te yürekleri soğumuş olacak ki, start verilirken hazır ve nazırlardı. Hem de bu, geçmişte Desgrange’ın ettiği kelamı yüzüne vurmak için de bir fırsattı.  Tur’a istediği gibi başlayamamıştı Pelissier. Üçüncü etabı kazanmıştı kazanmasına da genel sıralamada hala gerilerdeydi. Yarışı, genç bir İtalyan, aynı zamanda Pelissier’in takım arkadaşı da olan Bottecchia önde götürüyordu. Ta ki, onuncu etaba kadar. Dağlık etapta, kardeşi Francis’in de yardımıyla zafere ulaşan Henri Pelissier, genel sıralamada ilk sıraya yerleşiyordu. Bir daha da yerini kimseye kaptırmayacaktı. 

Desgrange ise bu zaferin ardından biraz üslubunu değiştirecekti:

“Henri Pelissier bugün bize tüm sanat gösterilerine daha değerli bir gösteri izletti. Onun bu zaferi, Racine’in eserlerinin klasisizminin mükemmel bir aranjmanı; kusursuz bir heykelin, pürüzsüz bir tuvalin ve hatıralarda yaşamaya niyetli bir müzik eserinin güzelliğine sahip.”

Kan ve ölüm

Desgrange’ın güzellemelerinden sonra her şey güllük gülistanlık oldu sanılmasın. Bir yıl sonraki Tur’da, Desgrange, Pelissier’i bu kez de çift kat giydiği mayosunun bir katını yarış esnasında çıkarıp attığı için cezalandırıyordu. Pelissier, yine çileden çıkıp yarışı kardeşleriyle birlikte terk etti. Bir bara gidip karşılaştıkları gazeteciye de içini bir güzel döktü. Hatta belki de biraz fazla döktü.

“Hiçbir sır yoktur ki, zaman onu ortaya çıkarmasın.”

Ünlü Fransız şair ve yazarı Racine’in bu sözü, Pelissier’in öfke nöbetiyle doğrulanıyor. Pelissier, Tur yönetiminin katı kurallarından yakınırken ağzından şu cümleler çıkıveriyor.

“Bir gün gelecek ve tanrının insanları çok hafif yarattığını iddia edip ceplerimize kurşundan ağırlıklar koymamamızı isteyecekler. Başlangıçtan sona kadar acı çekiyoruz. Nasıl yürüyebildiğimizi öğrenmek ister misin? Gözler için kokain, diş etleri için kloroform, üstüne bir de haplar… Dinamitle yürüyoruz!”

Pelissier, her ne kadar demir yumruğa karşı koymaya çalışsa da fevri davranışları ve kendini diğer bisikletçilerden üstün görmesi nedeniyle bisiklet dünyasında pek sevilmezdi. Kariyeri sona erdikten sonra da etrafına yaydığı bu negatif enerji devam etti. Hatta belki de hayatına mal oldu.

1933 yılında eşi Leonie, Pelissier’in sadakatsizliklerine ve kendisine karşı kötü tutumuna daha fazla dayanamadı. Evdeki altı patları alıp mutfağa gitti ve tetiği çekti. Eşinin intiharından sonra kendinden yirmi yaş küçük olan Camille Tharault isimli bir kadınla yaşamaya başladı. 1935’in mayıs ayında evde yaşadıkları bir tartışma her şeyi bitirecekti. Pelissier, eline geçirdiği bıçakla Camille’i yüzünden yaraladı. Ardından Camille, salona giderek çekmeceden altı patları aldı ve mutfağa, Pelissier’in yanına koştu. Tam beş el ateş etti…

“Bir trajedide kana ve ölüme ihtiyaç yoktur. Her şeyin görkemli bir kederle dolu olması yeterlidir. Trajedinin hazzı buradadır.”

Racine, bu kez haklı değildi. Bu trajedide hem kan vardı hem ölüm. Ortada haz alınacak bir durum ise bulunmuyordu.

Henri Pelissier, büyük bir şampiyondu ancak doping yaptığı ortaya çıkmıştı ve pek iyi bir insan da sayılmazdı. Onun trajik ölümü vuku bulduğunda belki hiç kimse şaşırmadı. Ancak hikayeleri sonraki nesillere anlatıldı ve anlatılmaya devam edecek. O hikayelerde Pelissier, bazen baskılara boyun eğmeyen bir bisikletçi olarak anılacak, bazen de sadece kötü bir adam olacak…

Yazarın Diğer Yazıları

Rengarenk bir hayat: Joe Carstairs

Joe Carstairs bir hız tutkunuydu. İster otomobil kullanırken olsun ister sürat teknesiyle yarışırken… O, hızlı yaşadı ancak genç ölmedi. 93 yaşında hayata veda ederken arkasında dolu dolu yaşanmış bir hayat ve bir sürü hikâye bıraktı

Jackie Robinson'ın topa vuruşunu gördün mü?

Jackie Robinson, bir beyzbolcudan çok daha fazlası… O, kendinden sonraki nesillere ilham kaynağı olmuş bir öncü…

Lorenzen Wright’ın hazin hikâyesi

Tam dokuz yıl önce bugün, Lorenzen Wright’ın cansız bedeni polis tarafından bulundu. Yıllar süren soruşturmanın ardından artık katilleri biliniyor. Basketbol salonlarından tanıdığımız bu güler yüzlü adamın bir cinayetin kurbanı olması elbette derin bir üzüntü kaynağı.