28 Mart 2024

Selahattin Demirtaş, nasılsın?

Seçimin son düzlüğünde gözler üzerinde…

Selahattin Demirtaş

1 Nisan pazartesi sabahı Edirne, Silivri, Kandıra…

Sabah saat 7.30…

Gürültüyle açılacak kapılar…

Bir grup üniformalı içeri girip bakacak…

Herkes yerinde mi…

20 metrekareye sekiz saatliğine bir 20 metrekare daha eklenecek…

Yüksek duvarların, çelik tellerin üstünden az da olsa güneş görülecek…

Sonra demir kapıdaki gözden ekmek uzanacak…

Öğlene doğru zimmetli tencereye günlük yemek…

Bir küçük buzdolabının üstüne yerleştirilmiş televizyon haberleri aktaracak…

Sonuçları değerlendirecek herkes kendi durduğu yerden…

Kazanan da kaybeden de….

Bir şekilde kendinin ne denli başarılı olduğunu anlatacak…

İktidar kaldığı yerden devam edecek…

Muhalefet umudu 2028'e taşımaya gayret…

İktidarın "ağır abileri" esnaf ziyaretinden, aday çığırtkanlığından yeniden "dünyayı-bölgeyi dizayn"a başlayacak…

Bir grup "bağımsız gazeteci" ucundan kıyısından iktidarın kimi isimlerinin icraatlarını alkışlayacak…

Ekonomide ertelenen "acı" reçete sanki acı çekilmiyormuş gibi yine-yeniden topluma boca edilecek….

1 Nisan Pazartesi Edirne, Silivri, Kandıra…

Akşam olacak, kapılar kapanacak, sayım yapılacak…

2, 3, 4, 30…

Nisan, mayıs, haziran…

İlerleyen günler giderek siyaset daha az konuşulacak…

Dışarıdakiler "hayat"ı yaşamaya devam edecek…

Arada bir içerisi akla gelecek…

Hatırlamak…

Bugünü anlamak için düne bakmak…

1980 darbesinden sonra hapisteki evladıyla anadilinde konuşmak yasak olduğu için öğrendiği tek kelimeyle konuşmaya çalışan İpek Ateş hiç unutulmadı. "Kamber Ateş, nasılsın?"… Cezaevi kapısında öğrendiği tek kelimeyle iletişim kurmaya çalıştı evladıyla… En temel insan hakkının esirgendiği günler…

Aradan 44 yıl geçti…

Kürtçenin üstündeki yasak kısmen kalktı ama demokratik siyaset yolları Kürtlere kapalı.

İktidarın çizdiği çizgiler içinde konuşmayan-hareket etmeyen herkes terörist. Hukukun güçlülerin hukuku, işe gelmeyen kararların uygulanmadığı zamanlar.

Eskiden Kürtçe konuşmak yasaktı.

Bugün Kürt sorununu her boyutuyla konuşmak…

Muhalefetin aklına bu konu seçimden seçime geliyor…

İktidar ortaklarını üzmekten "çekiniyor"…

Şu aralar en çok konuşulan konu Selahattin Demirtaş'ın seçimlerle ilgili bir çağrı yapıp yapmayacağı.

Çağrının yapılması beklenen-istenen merkez, her ne kadar anketler açık aranın ana muhalefetin önde olduğu söylense de İstanbul…

İktidar adına konuştuğunu söyleyenler çağrı yapılırsa "cezaevindekilerin çıkacağını, yeni çözüm sürecinin başlayacağını, seçimlerden sonra kayyım atanmayacağını, özgürlüklerin geleceğini" söylüyor.

Muhalefetin bir kısmı bu sorunu hiç görmüyor, gören "öğrenmeye başladığı tek tük Kürtçe kelimeyle" kitleleri etkileyeceğini düşünüyor.

Pazar gününden itibaren muhalefet de iktidar da kaldığı yerden devam edecek…

Demirtaş özgürlüğünü kaybettiğinden beri yazdığı yazılar verdiği söyleşilerle; bir arada özgürce yaşam, barış, silahların susması çağrısı-çabası içinde oldu. 17 Nisan'da karar verilecek davasında uzun-kapsamlı savunma yaptı. Çok az kişi kulak kabarttı, çok az yerde haber yapıldı. 

Seçimin son düzlüğünde gözler üzerinde…

Bu aralar aklımda bir cümle:

Selahattin Demirtaş, nasılsın?

Murat Sabuncu kimdir? 

Murat Sabuncu İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Protohistorya ve Ön Asya Arkeolojisi bölümünü bitirdi. Boğaziçi Üniversitesi'nde İşletmecilik Sertifikası programını tamamladı. İstanbul Ticaret Üniversitesi'nde Medya ve İletişim Sistemleri konusunda yüksek lisans yaptı.

Dergi, gazete, radyo, televizyon, internet haber sitelerinde muhabirlik, editörlük, yayın koordinatörlüğü, genel yayın yönetmenliği, köşe yazarlığı yaptı.

En uzun süre Milliyet gazetesinde çalıştı. Tempo dergisinde genel yayın yönetmenliği, Fortune dergisinde kurucu yönetmenlik yaptı. Skytürk 360'da ekonomiden politikaya değişik programlar hazırladı, sundu. 

Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni oldu, ikinci ayında tutuklanıp Silivri Kapalı Cezaevi'ne gönderildi. Hapsedildiği cezaevinde 1,5 yıl tutuklu kaldı. 

T24'te köşe yazarlığı, yapıyor. 2016 yılından beri pasaportu ve sürekli basın kartı verilmiyor. Yargıtay'ın iki kere verdiği beraat kararına rağmen 7,5 yıl hapis cezası talebi içeren dosyası, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nda bekliyor.

Bölgeden tanıklıklarını ve izlenimlerini "Gazze: Mahsuscuktan Bir Aşk Hikâyesi" adıyla yayımlanan kitabında paylaştı. Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü sahibi. Sorbonne'da hukuk doktorası yapan bir oğlu, Nuri isimli bir kedisi var.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Bayramda dikkat çeken iki çıkış: Bahçeli'nin "rejim" tahkim çalışması, İmamoğlu'nun "taban ittifakı" vurgusu

Bayram sonrası iktidar cephesinde de muhalefette de kritik başlıklar olacak. İktidar kendi içindeki yapıyı (bileşenler) seçimden çıkan sonuçlara göre nasıl yeniden şekilleyeceğini tartışacak. Bu halde kalmayacağı neredeyse kesin. Ana muhalefet ise hem pek yakında gündeme gelecek Anayasa değişikliği için ön almaya hem de kendi içinde yönetsel-sözel bir bütünlük kurmaya çalışacak

Özgür Özel ‘makam’a saygıyı, parlamenter sisteme uyarlasa daha iyi olurdu…

Özgür Özel’in "makam" çıkışı, Tayyip Erdoğan’ın partisi içinde "daha özgür bir memleket çabası için itirazların yükseldiği" bir döneme denk geldi. Van’da yaşananlar sonrası "sallanan parmaklara" rağmen adıyla-sanıyla mücadele eden parti içinden isimlerin bir uğraşısı vardı

Van’da halkın, bir arada duran muhalefetin zaferi; peki ya AKP üst düzeyindeki ayrışma ne anlama geliyor, kayyıma son mu?

31 Mart’taki seçim sonuçları da Van için yapılan protestolar da, muhalefetin yan yana durması da kayyım atamasının eskisi gibi rahat olamayacağını gösteriyor