24 Haziran 2022

İmralı'ya sivil heyet mi gidecek, Eşber Yağmurdereli de heyetteki isimlerden mi?

Önemli bir kaynak, iktidarın İmralı'ya sadece aile üyelerini değil sivil bir heyet göndermeyi düşündüğünü de söyledi. Ve onlardan bir ismi de telaffuz etti: Eşber Yağmurdereli. Bu yönde bir teklif alıp almadığını, avukatı üzerinden Yağmurdereli'ye sordum…

İktidarın bir süredir, İmralı ile yani Abdullah Öcalan ile 'devletin istihbarat yetkilileri üzerinden' bir görüşme yürüttüğü biliniyordu. Hatta Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Tayyip Erdoğan ocak ayındaki bir konuşmasında, "Edirne'deki İmralı'ya hesap verecek" diye bir cümle kullanmıştı. Yani İmralı'daki kişinin, Abdullah Öcalan'ın, Edirne'deki eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'tan rahatsızlığı olduğunu ima etmişti.

Seçimlere yaklaşırken Erdoğan'ın anahtar haline gelen Kürt seçmeni kendine yaklaştırabilmek için yeni bir yol açabileceği konuşuluyordu. Bu kez yolun 'çözüm süreci benzeri olmayacağı' ancak farklı bir şekilde yol izlenebileceğinden bahsediliyordu. İktidara yakın isimlerin köşe yazılarında, 2020 yılından beri avukatları ya da ailesi ile görüştürülmeyen Öcalan için ailesi ile görüşme yolunun açılabileceğinden bahsedilmişti. Ancak bunun 'yeni bir çözüm süreci olarak okunmaması gerektiği de' vurgulanıyordu.

Aileden birisinin İmralı'ya gitmesi durumunda, eğer isim yeğeni Ömer Öcalan olursa farklı bir durumdan bahsedilebilecekti. Çünkü kendisi aynı zamanda HDP'nin Şanlıurfa Milletvekili idi. Aileden ya da avukatlardan kim gider, ne zaman gider henüz belli değil. Ancak güvenilir kaynaklar, bir yandan da İmralı'ya sivil bir heyetin gidebileceğinden bahsediyor. 2019 seçimlerine kısa bir süre kala kamuoyunun tanımadığı bir akademisyen Ali Kemal Özcan İmralı'ya gitmiş, Öcalan ile görüşmüş, 'daha önce avukatlarına ilettiği, ancak yayımlanması geciktiği için kendisine de verdiği' bir mektubu İstanbul seçimlerine üç gün kala okumuştu. O mektupta Öcalan'ın şu mesajı öne çıkıyordu:

"HDP'de ifadesini bulan demokratik ittifak ve bağlantılı demokratik müzakere opsiyonu çözüm odaklı olmayı esas almıştır. Önümüzdeki dönemde gerek iç toplumsal gerek bölgesel ve küresel sorunların daha da ağırlaşacağını göz önünde bulundurarak bu 3'üncü yol tavrının korunması büyük önem ve anlam ifade etmektedir. Bu çerçevede HDP'de vücut bulan demokratik ittifak anlayışı, güncel seçim tartışmalarına taraf ve payanda yapılmamalıdır. Demokratik ittifakın önemi ve tarihsel anlamı mevcut ikilemlere kendini angaje etmemesi şimdiye kadar olduğu gibi seçimlerdeki tarafsız çizgisinde ısrar etmesidir."

Özcan'ın İmralı'ya gitme-götürülme şeklinden, Öcalan'ın mesajına ve bu mesajın seçime üç gün kala açıklanmasına kadar pek çok konu tartışıldı. İktidar 25 yıl sonra İstanbul seçimlerini kaybetti, Öcalan yeniden tecrit edildi.

Değişik kaynaklara göre, iktidar bu kez hem süreci kısa tutmayacağı bir süreç hem de seçim sonrasını da kapsayabilecek bir yol düşünüyor, üzerine çalışıyor. Bununla ve AKP'nin Kürt sorunu konusunda yaptığı açıklamalarla ilgili olarak, kamuoyunun yakından tanıdığı, hâlâ milletvekili olan bir isimle tesadüfen karşılaşıp sohbet ettiğimde, 'Cumhurbaşkanı'nın seçimlere doğru değişik kesimleri kapsayacak adımlar atabileceğini' söylemişti.

Gelelim başlıktaki bilgiye. Önemli bir kaynak, iktidarın İmralı'ya sadece aile üyelerini değil sivil bir heyet göndermeyi düşündüğünü de söyledi. Ve onlardan bir ismi de söyledi: Eşber Yağmurdereli.

Bu isim önemli. Kendisi bir hukukçu. İnsan hakları savunucusu. Metin Göktepe davası gibi simge davaların müdahili. Barış İçin 1 Milyon İmza kampanyasının öncüsü ve sözcüsü. Yaşar Kemal ve Zülfü Livaneli ile birlikte Bayrampaşa Cezaevi'ndeki ölüm oruçları için arabulucu olmuş bir isim. Demir parmaklıkların arkasını da önünü de biliyor.İsmini duyduğumda avukatı aracılığıyla kendisine bu bilginin doğru olup olmadığını sordum. Özetle şu yanıtı verdi:

"Daha önce bir yerden daha duydum. Bana herhangi bir teklif gelmedi. Yıllardır barış konusundaki çabalarım biliniyor, ancak benzerlerine daha önce tanık olduğumuz kurguların senaryolarında 'kullanışlı' konumda biri olmayı kabul etmem. Böyle bir teklif olursa, kabul etmem için İmralı'nın da beni istemesi gerekir.

Duyduğum kulis ve aldığım yanıt bu. Muhalefet için seçimler kolayca kazanılacak diyenlerin düşünmesi gerekir. Erdoğan son ana kadar çabalayacak.

Murat Sabuncu kimdir?

Murat Sabuncu İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Prehistorya ve Ön Asya Arkeolojisi bölümünü bitirdi. Boğaziçi Üniversitesi'nde İşletmecilik Sertifikası programını tamamladı. İstanbul Ticaret Üniversitesi'nde Medya ve İletişim Sistemleri konusunda yüksek lisans yaptı.

Dergi, gazete, radyo, televizyon, internet haber sitelerinde muhabirlik, editörlük, yayın koordinatörlüğü, genel yayın yönetmenliği, köşe yazarlığı yaptı.

En uzun süre Milliyet gazetesinde çalıştı. Tempo dergisinde genel yayın yönetmenliği, Fortune dergisinde kurucu yönetmenlik yaptı. Skytürk 360'da ekonomiden politikaya değişik programlar hazırladı, sundu. 


Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni oldu, ikinci ayında tutuklanıp Silivri Kapalı Cezaevi'ne gönderildi. Hapsedildiği cezaevinde 1,5 yıl tutuklu kaldı. Çıktıktan sonra sekiz ay gazeteyi yönetti.

T24'te köşe yazarlığı, Halk TV'de yorum yapıyor. 2016 yılından beri pasaportu ve sürekli basın kartı verilmiyor. Yargıtay'ın iki kere verdiği beraat kararına rağmen 7,5 yıl hapis cezası talebi içeren dosyası, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nda bekliyor.

Bölgeden tanıklıklarını ve izlenimlerini "Gazze: Mahsuscuktan Bir Aşk Hikâyesi" adıyla yayımlanan kitabında paylaştı. Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü sahibi. Sorbonne'da hukuk doktorası yapan bir oğlu, Nuri isimli bir kedisi var.

Yazarın Diğer Yazıları

CHP soldan yükleniyor: 'Traktör yata, Çankaya Saray’a, üreten faizciye üstündür' diyor Bay Kemal!

Kemal Kılıçdaroğlu bir süredir sol ekonomi politikaları, jargonu ile sınıf siyasetini yükseltiyor. Kimi söylemlerinde inceden bir ‘sol popülizm de’ görmek mümkün…Şimdilik çerçeveyi iyi tutturmuş gözüküyor. Ancak ‘altı masa’ ile önerdiği politikaları nasıl örtüştüreceği de önemli olacak

Aysel Tuğluk Kürt olmasa serbest kalmıştı!..

Bu ülkenin makbul vatandaşları "muvafık Türkler…" Hayatın her alanında, "hastalıkta ve sağlıkta…"

Selvi Hanım'ın masası ve Kılıçdaroğlu; Cumhurbaşkanı olursa kesin olan ilk şey

Bugünün Türkiye'sini normalleştirecek görüntülerden birinin, "devletin zirvesinde, liderlerin aileleri ve yakınlarında tevazu" olduğunu inkâr edebilir misiniz?