26 Mart 2020

İktidardan 'cezaevindeki siyasi isimleri soran' muhalefet milletvekiline: Adı infaz yasası, onlar tutuklu

Virüsün hayatı, siyaseti yeniden şekillediği bu süreçte 'biz-onlar' ikileminden vazgeçmenin zamanı. Tam zamanı…

Türkiye'de cezaevlerini yakından takip eden, sık ziyaret eden bir milletvekili 'infaz yasası' ile ilgili iktidardan bir isme, siyasi gerekçelerle hapiste tutulan siyasetçiden gazeteciye bir grup ismi sayarak şunu soruyor: Pek çok suç grubunu dışarıda bırakırken bu isimlerle ilgili hiçbir şey yapmayacak mısınız? Soruyu sorduğu isim şu yanıtı veriyor: Bu isimlerin suçları zaten kapsam dışı ama zaten adı üstünde infaz yasası yani hüküm giymiş olanlara uygulanacak. Bu kişilerin hepsi tutuklu.

Diğer milletvekili konuşmayı sürdürüyor: Bir madde ekleriz 'tutuklulukta geçen süreyi belirleyen' onları da çıkarırız. Olamaz mı? İktidardaki isim yanıtlıyor: Terör kapsam dışı. Muhalefetteki milletvekilinin "kapsamı çok geniş tutarak herkesi terörle itham ettiniz, yanlışı sürdürüyorsunuz" diyor, yanıt alamıyor.

Aralarında Adalet  Bakan Yardımcısı'nın da olduğu bir iktidar heyeti infaz yasası ile ilgili muhalefeti de bilgilendiriyor, destek arıyor. Yapılan görüşmelerde muhalefet partilerinden biri karşısındaki heyete şunu söylüyor: Bu yasa ile mesela cinsel istismar gibi kişiye karşı ya da uyuşturucu gibi topluma karşı işlenen suçlara bir nevi af getiriyorsunuz. İlk sorgulamamız gereken bizim buna hakkımız var mı? Ama devlete karşı işlenen suçlara ki, son yıllarda pek çok kişiyi örgüt üyesi olmadan yardım gibi ithamlarla (220/ 6-7) tutukladınız mahkûm ettiniz. Terörle Mücadele Kanunu 7/2,  iktidar muhalifi pek çok ismin haksızca cezalandırılmasında kullanıldı. Bunları görmezden mi geleceğiz?

Aynı toplantıda tutuklu gazetecilerden Osman Kavala ile bir grup isim de gündeme geliyor. Ancak iktidar heyeti girişteki diyaloğa benzer şeyler söylüyorlar: Onlar tutuklu…

Kavala'nın tutukluluğu geliyor aklıma. 28 ay tutuklu kaldığı davadan beraat ettiği gün tahliyesi beklenirken aynı gece 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin soruşturma kapsamında tutuklanması. Oradan tahliye edilip bu kez casusluk ithamıyla tutuklanması.

Selahattin Demirtaş tahliye olduğu dava kapsamındaki  'aynı dosya içinden başka bir suç iddiasında bulunarak' yeniden tutuklamıştı. Demirtaş'ın eşi Başak Demirtaş'ın T24'te Şirin Payzın'a verdiği mülakattaki şu cümleler çok can yakıcı: Hükümetin yaptığı çalışma, getireceği düzenleme insanlar arasında ayrım yapıyor olabilir ama salgın cezaevlerine girerse ayrım yapmayacak. Eğer ki böyle eşitsiz, gayri hukuki, gayri ahlaki, gayri insani bir düzenleme yapılacaksa toplum bunu kabul etmez.

Böyle bir düzenleme, bir tür ölüm cezasıdır. Zaten siyasi rehine olarak özgürlüklerinden mahrumlar yıllardır. Şimdi bir de hayatlarına saldırı olur bu. Açık bir cinayet olur, açık bir toplu katliam olur.

Başak Demirtaş düzenlemeyi 'bir tür ölüm cezası' olarak tarif ediyor? Haksız mı? Koronavirüs'ün ülkenin her alanını tehdit ettiği ortamda bir grup siyasi gerekçelerle tutuklu ya da hükümlüyü içeride tutmak vicdani olur mu? Adli kontrol uygulanarak bu insanların da tahliyelerden yararlandırılması gerekmez mi?

Dün haber sitelerine CHP'nin TBMM'de AKP ile yapılan görüşmenin ardından ceza infaz düzenlemesine ilişkin görüşlerini yazılı olarak bildirdiğine dair haber vardı. (Kaynak: Evrensel) CHP, infaz ile ilgili düzenlemeye prensip olarak karşı çıkmadığını belirtirken görüşünü 5 madde halinde şöyle sıraladı:

* Teklife prensipte ve genel olarak karşı olmamakla birlikte, yapılmak istenen değişiklikte cinsel suçlar ve uyuşturucu suçları (TCK 188) için koşullu salıverme oranının 2/3 oranına yükseltilmesi doğru değildir. Cinsel suçlar ve uyuşturucu suçları (TCK 188) için koşullu salıverme oranı değiştirilmemelidir, teklif dışı olmalıdır.

* TCK 191'de kullanıcılar hakkında mükerrer olmaktan dolayı verilen cezalar kapsama alınabilir.

* 1 yılık maktu denetimli serbestlik süresi nispi hale getirilmesi pek çok suç faili hakkında etkili olacak ve cezaevlerine girmelerine yol açacaktır. Bu nedenle bu aşamada düzenlemeden vazgeçilmelidir.

* Düzenlemede terör suçları arasında sayılan ve terör suçları yelpazesinin çok geniş yorumlanması neticesinde mağdur olan, örgüte üye olmamakla birlikte örgüte yardım ve yataklık yapanlar ile basın suçluları ve düşünce suçluları hakkında da bu kanuni düzenlemeden yararlanma imkanları getirilebilir.

* İnfaz kapsamında olmayan 'canavarca hisle yaralamalar' hakkında ayrı bir kanuni düzenleme yapılması daha yerinde olacaktır.

CHP'nin dördüncü maddede önerdiği (siyasal suç için en nesnel ölçüt, şiddet ve/ya silah kullanımı olmalı)  tutukluları da kapsaması sağlanarak İnfaz Yasası Meclis'ten geçerse bu toplumsal anlamda bir rahatlama sağlar. Virüsün hayatı, siyaseti yeniden şekillediği bu süreçte 'biz-onlar' ikileminden vazgeçmenin zamanı. Tam zamanı…

Yazarın Diğer Yazıları

"Beni düzeniniz öldürür" diyen TIR şoförünün gözaltına alındığı günlerde, CHP’nin 'hakça düzen' arayışı

Bu 3 ismin bir diğer önemli özelliği özellikle iktidarla, devletin yetkilileri ile virüs koordinasyonu konusunda diyalogdan kaçınmamaları

"Koronavirüsten dolayı annemi kaybetmek istemiyorum" diyen evladın sesine ve BM'ye kulak verin

Bir yanda cezaevlerindeki insanlar. Öte yanda aileler. İçerideki için mi korksunlar kendilerini mi korusunlar?

Cumhurbaşkanlığı forslu yüzüğüyle Koronavirüs testi yapanlar, seçilmişlerle cuma kılanlar...

Şaşırıyor muyuz bu olanlara? Şaşkınlık kadar üzüntü de yaşamıyor muyuz? Cumhurbaşkanlığı makamı bu ülkenin tamamını eşit derecede kavraması gereken bir makam. Partili cumhurbaşkanlığı sürecinde bunu kaybettik. Ama insanların canının tehlikede olduğu şu günlerde daha farklı bir davranış bekliyor insan