01 Nisan 2024

CHP değişiminin ana aktörü İmamoğlu seçim gecesi 2028'deki potansiyel rakibine gönderme yaptı: Teknolojiyi barış ve gelişme için kullanan Türkiye

İmamoğlu'nun söylediği, söylemeye çalıştığı teknolojinin sadece "savaş aracı" olarak kullanılmaması

CHP 1977 seçimlerinden yani 47 yıl aradan sonra, Karaoğlan Ecevit'ten beri ilk kez birinci parti oldu. Şunu açıkça ortaya koymak lazım; 2023 Mayıs'ındaki seçim kaybı ile partisinin içinde, CHP'de "değişim"in ateşini yakan, sonra ana merkezi İstanbul olsa da ortaya koyduğu performansla Türkiye'de etki yaratan isim Ekrem İmamoğlu oldu. Elbette partinin genel başkanı Özgür Özel'in, başta Mansur Yavaş tüm belediye başkanlarının kazanılan açık ara galibiyette payı var. Ancak İmamoğlu diğerlerinden farklı olarak partide kurultay sürecinde de Türkiye genel siyaseti üzerine yaptığı konuşmalarla da ek bir sorumluluk aldı.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın seçim sürecinde doğrudan hedef aldığı, tüm kabinesini esnaf ziyareti ile alanda çalışmak için görevlendirdiği, medya çoğunluğu ile üzerine yüklendiği İmamoğlu sandıktan farkla çıkmayı başardı. Erdoğan'ın 1994'teki seçim kazancına gönderme yapanlar şunu unutmamalı: Erdoğan 1994'te aradan sıyrılmıştı. İmamoğlu açık fark attı.

Seçim gecesi pek çok konuşma yapıldı. Genel başkanlar, belediye başkanları hatta Cumhurbaşkanı. Her biri ayrı ayrı analiz edilmeli elbette. Benim 31 Mart'a dair yapılan konuşmalar arasında en dikkatimi çeken İmamoğlu'nun CHP İl Binasında yaptığı oldu.

Ekrem İmamoğlu, CHP İstanbul İl Başkanlığında

İki açıdan bakalım. Birincisi İmamoğlu'nun demokrasi ve birlikte yaşam için söylediği:

"Demokrasinin, özgürlüğün, eşitliğin, akılcılığın, bilimin, sevginin, dayanışmanın şahlandığı bir Türkiye'ye ilk adımı atmış bulunuyoruz. Kayyım uygulamaların son bulacağı bir dönem bizi bekliyor."

Başka bir bölümde:

"Uzun süredir hasret kaldığımız demokrasiyi bağrımızda saklıyorduk. Bu seçimle demokrasiyi bağrımızdan çıkarttık. Bu akşamdan itibaren, demokrasi meydanlara, sokaklara, üniversitelere, kahvehanelere, kent lokantalarına ve güzelim köfte dükkanlarına yayılacak."

Bir diğer bölüm:

"Bu şehrin tüm renkleri, Kürtler, Aleviler, Ermeniler, Çerkezler, Anadolu'nun tüm şehirlerinden buraya göç etmiş İstanbullular haklarını özgürce savunacaklar. Her yurttaş, hiçbir ayrım gözetmeden İstanbul Belediyesi'ni kendilerinin olduğunu gönülden hissedeceklerdir. Türkiye'de demokrasi yarından itibaren tekrar yeşerecek. Yarından itibaren yanacak demokrasi meşalesi, önümüzdeki zor dönemde hem bize ışık tutacak hem içimizi ısıtacak."

Vurgusu kuvvetli demokrasi-birlikte yaşam cümleleri... Ve benim en önemsediğim bölümlerden biri. Aynen aktarıyorum:

"Teknolojiyi; barış ve gelişme için kullanan, İstanbul ve Türkiye…"

Bu cümle teknolojinin merkezini savunma ve güvenlik noktasında inşa eden iktidara bir mesaj olarak okunabilir mi? Benim yorumum "evet". Tekno-milliyetçi bir ideolojik yapı ve onun çevresinde inşa edilen bir iş dünyası. Ve bu dünyanın en öne çıkan şirketlerinden biri Baykar. Sahibi Selçuk Bayraktar. İmamoğlu'nun söylediği, söylemeye çalıştığı teknolojinin sadece "savaş aracı" olarak kullanılmaması. Elbette buna karşı değildir ama sadece bu noktada çerçevelenmesine pozitif bakmadığı da anlaşılıyor.

Bu cümlenin şöyle bir anlamı da var: Selçuk Bayraktar 2028'de cumhurbaşkanlığı yarışının potansiyel adaylarından biridir. Erdoğan aday olmazsa Bayraktar'ın aday olma ihtimali yüksektir. Bayraktar'ın kısa bir süre sonra siyasette daha aktif olarak karşımıza çıkabileceğini düşünenlerdenim. 

Seçim sonuçları üzerine daha çok yazıp, konuşacağız. Yeniden Refah'ın aldığı oyların Erdoğan'a yeniden "milli görüş gömleği" giydirip giydirmeyeceği, MHP ile ilişkilerinin şekli-düzeyi, Bayraktar'ın siyasette alacağı rol iktidar adına konuşulacaklar. MHP'nin en güçlü milliyetçi parti olma vasfını hâlâ koruduğunu da not etmek gerekir. Ama bugün itibariyle İmamoğlu'nun büyük katkısıyla CHP yeni çekim merkezidir.

Murat Sabuncu kimdir? 

Murat Sabuncu İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Protohistorya ve Ön Asya Arkeolojisi bölümünü bitirdi. Boğaziçi Üniversitesi'nde İşletmecilik Sertifikası programını tamamladı. İstanbul Ticaret Üniversitesi'nde Medya ve İletişim Sistemleri konusunda yüksek lisans yaptı.

Dergi, gazete, radyo, televizyon, internet haber sitelerinde muhabirlik, editörlük, yayın koordinatörlüğü, genel yayın yönetmenliği, köşe yazarlığı yaptı.

En uzun süre Milliyet gazetesinde çalıştı. Tempo dergisinde genel yayın yönetmenliği, Fortune dergisinde kurucu yönetmenlik yaptı. Skytürk 360'da ekonomiden politikaya değişik programlar hazırladı, sundu. 

Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni oldu, ikinci ayında tutuklanıp Silivri Kapalı Cezaevi'ne gönderildi. Hapsedildiği cezaevinde 1,5 yıl tutuklu kaldı. 

T24'te köşe yazarlığı, yapıyor. 2016 yılından beri pasaportu ve sürekli basın kartı verilmiyor. Yargıtay'ın iki kere verdiği beraat kararına rağmen 7,5 yıl hapis cezası talebi içeren dosyası, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nda bekliyor.

Bölgeden tanıklıklarını ve izlenimlerini "Gazze: Mahsuscuktan Bir Aşk Hikâyesi" adıyla yayımlanan kitabında paylaştı. Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü sahibi. Sorbonne'da hukuk doktorası yapan bir oğlu, Nuri isimli bir kedisi var.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Bayramda dikkat çeken iki çıkış: Bahçeli'nin "rejim" tahkim çalışması, İmamoğlu'nun "taban ittifakı" vurgusu

Bayram sonrası iktidar cephesinde de muhalefette de kritik başlıklar olacak. İktidar kendi içindeki yapıyı (bileşenler) seçimden çıkan sonuçlara göre nasıl yeniden şekilleyeceğini tartışacak. Bu halde kalmayacağı neredeyse kesin. Ana muhalefet ise hem pek yakında gündeme gelecek Anayasa değişikliği için ön almaya hem de kendi içinde yönetsel-sözel bir bütünlük kurmaya çalışacak

Özgür Özel ‘makam’a saygıyı, parlamenter sisteme uyarlasa daha iyi olurdu…

Özgür Özel’in "makam" çıkışı, Tayyip Erdoğan’ın partisi içinde "daha özgür bir memleket çabası için itirazların yükseldiği" bir döneme denk geldi. Van’da yaşananlar sonrası "sallanan parmaklara" rağmen adıyla-sanıyla mücadele eden parti içinden isimlerin bir uğraşısı vardı

Van’da halkın, bir arada duran muhalefetin zaferi; peki ya AKP üst düzeyindeki ayrışma ne anlama geliyor, kayyıma son mu?

31 Mart’taki seçim sonuçları da Van için yapılan protestolar da, muhalefetin yan yana durması da kayyım atamasının eskisi gibi rahat olamayacağını gösteriyor