17 Nisan 2024

AKP-MHP ittifakı Anayasa ve sistemde az tavizli yeni arayışta, Kobani davasında ne oluyor?

Erdoğan da aynen Bahçeli gibi “Parlamenter sisteme dönüş yok ama mevcut sistemin iyileştirilmesine mesai harcanmalı” diyor. İlk kez mi dile getiriliyor bu 'iyileştirme’ konusu? Hayır

31 Mart’ta açık farkla kaybeden iktidar ve birleşenlerinin bir arayış içinde oldukları kesin. Kabaca ‘kaybettiği seçmeni geri kazanma yolu’ olarak tarif edebileceğimiz bu arayışın kendi ‘yönetim alanlarını’ kısıtlamayacak ya da en düşük ölçüde azaltacak kimi yöntemlerle yapmak istediklerini de tahmin etmek, görmek mümkün. Bu anlamda uzun tatil sonrası grup ve kabine toplantısında yapılan açıklamalara bakmak gerekir. İktidar ortağı MHP’nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli sabah saatlerinde yaptığı konuşmada şunları söyledi:   

“Başta TBMM İçtüzüğü olmak üzere, yürürlükteki hukuk mevzuatı Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’yle uyumlaştırılmalı, bu alanda reformist adımlar atılmalıdır. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin aksayan yönleri tamir edilerek bütün kurum ve kurallarıyla kalıcı hale getirilmesi, yönetim hayatımızdaki istikrarın elbirliğiyle kökleştirilmesi önceliğimizdir.”

Bahçeli ‘cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin aksayan yönlerinin tamiri’nden bahsediyor. Peki Kabine sonrası konuşan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ne diyor:

“14-28 Mayıs seçimleri ile de parlamenter sisteme geri dönüş tartışmaları bir daha açılmamak üzere yine milletimiz tarafından kapatılmıştır. Siyaset kurumunun eskiye dönüş tartışmalarıyla vakit kaybetmek yerine mevcut sistemin daha da iyileştirilmesine mesai harcamasının Türkiye için çok daha faydalı olacağına inanıyorum. Böyle bir adım atılması halinde uygulamadaki 6 yıllık tecrübeler ışığında biz de bu sürece gerekli katkıyı sunmaktan memnuniyet duyarız.”

Erdoğan da aynen Bahçeli gibi “Parlamenter sisteme dönüş yok ama mevcut sistemin iyileştirilmesine mesai harcanmalı” diyor. İlk kez mi dile getiriliyor bu 'iyileştirme’ konusu? Hayır, 2021’den beri gündemde. Hatta dönemin Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın başkanlığında bir heyet çalışma bile yapmıştı. O dönemki çalışmalar sırasında bakanların ve cumhurbaşkanı yardımcısının parlamentodan, milletvekilleri arasından atanması, gensoru gibi Meclis denetim yollarının yeniden getirilmesi, ‘denge-denetleme’ sistemini oluşturacak ekler yapılması gibi konular vardı. Yani Meclis’in/parlamentonun gücünü daha artıracak bir nevi ‘Yarı Başkanlık’ sistemi.

2023 seçimleri öncesinde de bu değişiklikler gündeme gelmiş, Erdoğan’a katıldığı programlarda sorulmuş, iktidarın seçimi kazanmasının ardından gündemden kalkmıştı. Şimdi önümüzdeki günlerde Meclis’in önüne getirilecek Anayasa değişikliği önerisinde mevcut sistemin ‘revize edilmesine’ dair muhalefetin de desteğini alabilecek öneriler gelebilir. Erdoğan ve ortağı Bahçeli’nin ‘aksayan yönlerin tamiri’–‘mevcut sistemin iyileştirilmesi’ mesajlarını aynı gün vermesi tesadüf olmayabilir. Bu arada elbette özellikle Erdoğan’ın ve AKP’li yöneticilerin kafasında ‘yüzde 50 artı 1’den kurtulacakları, kendilerini daha rahat hissedecekleri bir düzenleme de vardır.

Bu arada…

Bahçeli grup toplantısında şu cümleleri sarfederken ilginç bir gelişme oldu:

“Aksayan ve kasten uzatılan HDP’nin kapatma davası sonuçlanmalı, arkasından sıra DEM’e gelmeli, nitekim bölücü partilerin kapısı kilitlenmeli, başka isimlerle açılmaları anayasal çerçevede engellenmelidir.”

Bugün açıklanması beklenen Kobani davası kararı mahkeme tarafından ertelendi. 19 Mart’ta yapılan duruşmada kararın açıklanmasının 17 Nisan’a bırakılması ‘seçim sonrası’na ertelendi yorumlarına yol açmıştı. 16 Nisan günü yani kararın açıklanmasına bir gün kala avukatlara ve sanıklara ‘çok acele’ iletilen durum elbette arkasında ‘siyasi bir gerekçe’ aranmasına neden oldu. Selahattin Demirtaş’tan Gültan Kışanak’a, Figen Yüksekdağ’dan Sırrı Süreyya Önder’e siyasete damga vurmuş pek çok ismin ağırlaştırılmış müebbetle yargılandığı bu dava iktidar bileşenlerinin olmasa bile en azından Erdoğan’ın Kürt sorununa bakışı konusunda bir ipucu verecek. Bugün mahkeme yasa gereği her ay yapması gereken tutuk incelemesini de yapacak. Davayı izleyen hukukçularla yaptığım konuşmalarda çok büyük beklentileri olmasa da ertelemenin ‘siyasi olduğuna dair’ kanaatleri güçlüydü. Çok uzun bir süreye yayılmayacağını düşündüğüm karar duruşmasına giden süreç ve çıkacak karar önemli bir sinyal içerecek. Bugünün önemli olaylarından biri de CHP heyetinin de davayı yerinde izleyecek olması. Van’da olduğu gibi CHP, Sincan’da da başlığı ‘demokrasi-hukuk’ olan bir noktada duruş sergiliyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in dayanıştıkları grupları sayarken her seferinde ‘Kürt demokratlar’ deyişi de önemlidir.

Murat Sabuncu kimdir? 

Murat Sabuncu İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Protohistorya ve Ön Asya Arkeolojisi bölümünü bitirdi. Boğaziçi Üniversitesi'nde İşletmecilik Sertifikası programını tamamladı. İstanbul Ticaret Üniversitesi'nde Medya ve İletişim Sistemleri konusunda yüksek lisans yaptı.

Dergi, gazete, radyo, televizyon, internet haber sitelerinde muhabirlik, editörlük, yayın koordinatörlüğü, genel yayın yönetmenliği, köşe yazarlığı yaptı.

En uzun süre Milliyet gazetesinde çalıştı. Tempo dergisinde genel yayın yönetmenliği, Fortune dergisinde kurucu yönetmenlik yaptı. Skytürk 360'da ekonomiden politikaya değişik programlar hazırladı, sundu. 

Cumhuriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni oldu, ikinci ayında tutuklanıp Silivri Kapalı Cezaevi'ne gönderildi. Hapsedildiği cezaevinde 1,5 yıl tutuklu kaldı. 

T24'te köşe yazarlığı, yapıyor. 2016 yılından beri pasaportu ve sürekli basın kartı verilmiyor. Yargıtay'ın iki kere verdiği beraat kararına rağmen 7,5 yıl hapis cezası talebi içeren dosyası, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nda bekliyor.

Bölgeden tanıklıklarını ve izlenimlerini "Gazze: Mahsuscuktan Bir Aşk Hikâyesi" adıyla yayımlanan kitabında paylaştı. Sedat Simavi Gazetecilik Ödülü sahibi. Sorbonne'da hukuk doktorası yapan bir oğlu, Nuri isimli bir kedisi var.

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Futbolda stat basma, yumruk atma, düelloya çağırma ya da futbol fena halde hayata benzer…

Yöneticiler, taraftarlar, sloganlar... Türkiye'de hayatın geneli gibi… Gücü gücüne yetene dönemi… Peki ne olacak, nereye gidecek bu süreç? Haklıyı kim ortaya çıkaracak?

Sokakta mı uçakta mı lider olunur?

İkisi de önemlidir, ayrı yeri-ağırlığı vardır diyenlere memleketin yakın siyasi geçmişine bakmalarını, liderlerin "irtifa yükseldikçe" sokaktakileri gözden kaçırdıkları, eskisi kadar anlayamadıkları örneklere bakmalarını öneririm

Ahmet Türk: Kobani Davası kararları, Türkiye'nin kardeşliğine, ortak demokratik değerlere darbe vuran bir karardır

"Generallerin serbest bırakılmasına karşı değiliz, aynı güne denk gelmesi düşündürücü"