18 Mart 2024

Miss Jazz... Carmen McRae

Müzik dünyasında sık rastlanmayan bu ahde vefa tavrı, saygınlığını çok üst mertebelere taşıdı. Çoğu defa da hayranlarının göz pınarlarından yaşlar boşanmasına vesile oldu

"Carmen McRae tartışmasız en büyük vokalistlerden biri." - Will Friedwald, Jazz Singing'in yazarı

"Bana her zaman en az müzik kadar şarkı sözlerine de saygı duyduğu hissini verdi ve bence onun gücünün sırrı da bu: ikisi arasında kurduğu denge." Gene Lees, caz yazarı, şarkı sözü yazarı

Kültür, sanat ve edebiyat hayatında özellikle de son kırk yılda tuhaf, sosyolojik ve psikolojik açıdan irdelenmesi gereken bir med cezir yaşanageliyor. Belli başlıklar altında toplanabilecek kabarmalar ve geri çekilmeler en genel anlamda kolaylıkla gözlenebiliyor.

 Neredeyse her 5-6 yılda bir sıralaması esen rüzgâra göre değişse de Frankfurt Okulu, Fransız muadili Deleuze, Derrida, Foucault, Althusser, Poulantzas, Spinoza, İtalyan teorisyen Gramsci; James Joyce ve Ulysses romanı, Oğuz Atay - Tutunamayanlar, şiirde Garip akımı ve ikinci yeni; bir de Caz, entelektüel gündemin ilk sıralarına çıkıyor. Sonra sessizce o kabaran ilgi furyası sönümleniyor. Bir görünmez el işaret veriyor da bu saydıklarımdan biri veya birkaçı birden harlanıyor. Caz müziği de öyle. Ne olduğunu anlamak mümkün değil, bir bakıyorsunuz John Coltrane cd’leri peşpeşe çıkıyor; bir müddet sonra o ilgi azalma sürecine giriyor.

 Bu bağlamda cazın, ampirik verilere bakıldığında, şimdilerde harı dinmiş durumda, denebilir. Anakronik gibi gözükse de T24’te son beş haftadır kadın siyahi caz şarkıcıları dizisine dönüşen yazılar genel olarak caz sanatı, sanatçıları ve şarkıcıları, hususiyetleri ve meziyetleri bağlamında bir ön birikim sağlamaya matuftu. Çok geniş kaynak taramalarıyla derlenen bu bilgileri haiz olan okurlar da ilave ve yeni bilgilerle birikimlerini zenginleşirdiler. Anılarını yâd ettiler.  

 Nina Simone, Billie Holiday, Sarah Vaughan, Ella Fitzgerald ve Betty Carter; bu ilk beş isim, Türkiye’de caz severlerin bildiği, hayranı olduğu ve uzun yıllardır da dinlediği aşina sanatçılardı.

 Onlarla, yetenek, yaratıcılık, ses kalitesi ve özgül tarzı; ayrıca caz kültürüne yapılan katkının niteliği bağlamında eş seviyede olduğu halde, onlar kadar tanınmayan Carmen McRae bu yazının konusu olacak.

 Caz kadın vokalisti ve piyanist Carmen McRae, idolleri Billie Holiday’den sekiz yaş küçük. Ama Ella Fitzgerald ve Sarah Vaughan ile akrandı. Carmen sahneye adım attığında Ella ve Sarah artık caz dünyasının bilinen isimleri olarak sahnede tecrübeli isimler olmuşlardı. Ancak Carmen, muazzam yetenekleri, dumanlı sesi, caz standartlarındaki melodik farklılıklarıyla, Scat doğaçlamalarındaki gelişkin, karmaşık ve zarif stiliyle kısa sürede akranlarıyla eş seviyeye geldi.

Erken döneminde Billie Holiday’a öykünse de, yaratıcı potansiyeli ile yüksek standartlarından ödün vermeyerek kendine özgü tarzına ulaştı. Buna rağmen o üçlü altın halkanın hayranlık uyandıran vokal kapasiteleriyle elde ettikleri geniş çaplı popülaritesine gelemedi. Elbette hiçbir zaman vasat veya vasat altı da olmadı.

Ella; mükemmel ses perdesi ve şaşmaz zaman duygusuyla her türden enstrümantal caz riffini yeniden üretebiliyordu.

Sarah; dört oktav ses aralığı ve ultra esnek sesiyle tek bir nota oktavı ve rengi değiştirebiliyordu.

Carmen; zarafetiyle şarkı sözünde o an bir değiştirme yaparak gözleri yaşartabiliyor, boğazlarda düğümlenme yaratabiliyordu. Bu, onun en büyük yeteneği ve farklılığıydı.

Sarah Vaughan gibi O’da sürpriz yaparak Fab Four ile hem hal oldu; bir Beatles şaheseri olan ‘’Here, There And Everywhere’’ baladını enfes tarzıyla söyleyerek milyonlarca Beatles müridinin gönüllerini fethetti.

Bir şarkının duygusal çağrışımlarını yansıtabilme ve entelektüel boyut katma kabiliyeti, piyano bilgisinden oluşan müzikal zekâyla birleşmişti. Caz eleştirmeni Ralph Gleason, McRae şarkıcılığını ‘’dramatik sanatta bir egzersiz’’ olarak tanımlamıştı.

8 Nisan 1920’de New York – Harlem’de doğan, Jamaika göçmeni anne babanın kızı olan McRae, çocukluğunda piyano eğitimi aldı. Sürekli dinlediği Louis Armstrong ve Duke Ellington caza ilgi duymasına vesile oldular.

Henüz 17 yaşındayken bir ömür boyunca ilham alacağı ve hayranı olarak kalacağı Billie Holiday ile tanıştı. İlk şarkılarından biri olan Dream of Life, Billie Holiday tarafından kaydedildi.

Şarkı sözlerini ironik bir tarzda söylemesiyle farklılığını gösterdi. Caz davulcusu Kenny Clarke ile evlendi. 1944 yılında Benny Carter ve Count Basie ile ayrı ayrı çalıştı. Tatlı ve şımarık, duygulu ve hareketli sözleriyle değişken ruh halleri nitelenen Carmen, 1954 yılında Down Beat dergisi tarafından En İyi Yeni Kadın Caz Şarkıcısı seçildi. Hakkında The New York Times gazetesi ve Time dergisi makaleler yayımladı.

Louis Armstrong, Sammy Davis Jr, Dave Brubeck, Joe Pass ve George Shearing gibi seçkin caz müzisyenleriyle kayıtlar yaptı. İleriki yıllarda Nat King Cole, Billie Holiday, Charlie Mingus, Thelonious Monk ve Sarah Vaughan’a duyduğu derin saygıyı gösteren kaliteli albümler çıkardı.

Hem idolü hem de bir ömür boyu dostu olan Billie Holiday’ın en az bir şarkısını söylemediği tek bir performansı olmayan McRae, sevgili ilham perisine olan hissiyatını For Lady Day albümünü yaparak gösterdi.

Müzik dünyasında sık rastlanmayan bu ahde vefa tavrı, saygınlığını çok üst mertebelere taşıdı. Çoğu defa da hayranlarının göz pınarlarından yaşlar boşanmasına vesile oldu. Dünyanın en saygın organizasyonlarından Monterey Caz Festival kapsamında 1961-63 -66 -71-73 ve 82 yıllarında seyirciyi caza doyuran üst kalitede performanslarıyla caz tarihinin unutulmazları arasına katıldı.

1980 senesinde, Kuzey Denizi Caz Festivalinde, cazın anıt isimlerinden Duke Ellington orkestrasında sahneye çıktı.

1989 yılında Montrö Caz Festivaline katılarak caz severleri mest etti.

1980’lerde New York’taki Blue Note’da düzenli olarak sahneye çıktı.

1991 yılında Sarah Vaughan’a olan sevgi ve hürmetini ‘’Sarah: Dedicated to you’’, adlı albümle ölümsüzleştirdi.

Mayıs 1991’de Blue Note caz kulübündeki programından hemen sonra yaşadığı şiddetli solunum yetmezliğinin ciddi bir sağlık sorunu olma riski nedeniyle sahnelerden çekildi.

1993 yılında NAACP İmaj ödülüne,1994 yılında Ulusal Sanat Vakfı Caz Ustaları Ödülü’ne layık görüldü.

Geçirdiği felç nedeniyle hastaneye kaldırıldıktan bir ay sonra komaya girdiği günün ertesinde yani, 10 Kasım 1994 tarihinde Kaliforniya, Beverly Hills’teki evinde 74 yaşında gözlerini bir daha açmamak üzere kapadı.

Müzikal serencamını son derece dürüst ve açık sözlü bir söylemle şöyle özetlemişti.

 Müziğe olan ilgimin bebekliğimde başlamış olduğunu düşünüyorum. Babam müzikle iç içeydi. Sanatçı değildi ama iyi müziği severdi. Bana anlatılanlara göre çocukken, radyo ve televizyonda sürekli çalan müzikleri dinlediğim için bugün çoğu çocuğun yaptığı gibi günün tüm popüler şarkılarını bilirmişim. Sonradan öğrendim ki müziğe yatkın iki ya da üç akrabam varmış. Müziğe yatkınlıktan kastım seslerinin iyi olmasıydı. Eğer isteselerdi şarkıcı olabilirlerdi ama sanırım bunu tercih etmediler. Belki de sahip olduğum müzik yeteneği buradan geliyordur”

“Ben caz odaklı biriyim; eğer caz müzik olmasaydı bugün hayal ettiğim hiçbir yerde olamazdım. Ben yalnızca iyi ya da kötü bir şarkıcı olarak kategorize edilmek istiyorum.  Ben aslında caz şarkıcısı olmak için yola çıkmadım, amacım sadece şarkı söylemekti. Ama benim için tüm şarkıyı olduğu gibi çalmak ve melodi üzerinde bir şekilde doğaçlama yapmamak mümkün değildi. Eğer bu yaklaşımım beni bir caz şarkıcısı yaptıysa, evet, ben buyum.”

 Yapay zekâ ve sanatın tartışıldığı bugünlerde organik zekânın görkemli gösterisini yapan bu altın üçlü halkaya ve Betty Carter, Nina Simone ile Carmen McRae’ye minnet ve şükranla...

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Müzikte yeni bir duyarlık, yeni bir modern soluk: Serdar Keskin

Memleket sathında, onlarca okuma grupları, şiir irdeleme ve okuma toplulukları, söyleşiler, konserler, resitaller, konferanslar, yakın tarih belgeselleri, gösteriyor ki 60'ları akıllara getiren yeni bir dönem başlıyor. Bu yeni evrenin müzikteki tezahürünü merak edenler, duymak isteyenler, Serdar Keskin'i dinleyebilirler

Denizleri, Mahirleri, İboları yoktu ama faşizme destansı direnişleri vardı: 78 Kuşağı, Bir Hafıza Topluluğu

"78’liler, neredeyse daha çocuk yaşta denilebilecek dönemlerinde, siyasi bilinçlenmelerinin hemen öncesinde, henüz ideolojik kavramlarla tanışmamışken, 68’li önderlerin ve yaşanılan acı olayların duygusallığı ile sola yöneldiler"

Burhan Sönmez’den bir gerilim ve aşk romanı: Franz K. Âşıkları

Sone eseri Franz K. Âşıkları, okur kitlesinin beklemediği bir biçim ve tarzda olduğundan, Sönmez’den Kuzey ile başlayan çizgisinde bir roman bekleyen okurları için şaşırtıcı bir sürpriz oldu