26 Aralık 2018

Grateful Dead – Müteşekkir / Minnettar Ölüler

Bugünden baktığımızda 68 kuşağının ve 70’li yıllar rock hayranlarının müzikal anlamda da çok şanslı olduğunu görebiliyoruz

Çekirdek kadrosun Jerry Garcia, Bob Weir, Phil Lesh, Ron McKernan’dan oluşan Amerikalı rock-blues grubu. Soundları 60’larda dönemin müzikal modasına uygun psychedelic rock olarak kategorize edilse de 70’lerde country tınıları da içeren rock-blues-folk tanımlamasına uygun müzikleriyle öne çıktı Grateful Dead.

San Francisco’da yaşayan ve su katılmamış hippi olan grup üyeleri uzun ve sık turneler yaptılar. Grup, yaşam tarzları, müzikleri ile daha o zamanlardan kült olmuştu. Adeta bir Grateful Dead kabilesi oluşturan hayranları, turnelerde verilen her konsere gelip özgül ve tılsımlı ambiansın oluşmasında ayırt edici rol oynadılar. Grup ve hayranları arasındaki iletişim sayesinde konserlerinde hiçbir şarkılarını aynı şekilde seslendirmediler. Doğaçlama çalmalarıyla aynı şarkılar farklı tatlar verdi.

“Bir gün çarmıh ve çivilerle gelmedikleri sürece beni İsa zannetmeleri problem değil” diyen Jerry Garcia, grubun gitaristi, solisti ve karizmatik lideriydi. Jerry, beş yaşındayken bir odun kesme sırasında kazayla sağ elinin orta parmağının büyük kısmını kaybetti ve o elle yıllarca usta bir gitarist mertebesinde müzisyenliğini 1995 yılında geçirdiği kalp krizi sonucu 53 yaşındayken ölümüne dek sürdürdü. Henüz brokolinin ve otlarla sağlıklı beslenme fetişizminin başlamadığı zamanlarda çalıp söylerken gıdası viski, tekila ve eroindi.

Crosby-Stil-Nash ile The Allman Brothers ile aynı müzikal kulvarda oldukları söylenebilir. Daha çok turne ve canlı performans grubu olarak anılmaları, izleyicilerinden gelen stüdyo kayıtlarının canlı konserlerindeki kozmik etkiyi yaratamadığı yönündeki eleştirilerinin dikkate alınarak turnelere ağırlık verilmesindendir. Turnelere grup aileleri, arkadaşları ve izleyicileriyle birlikte çıkarak ücretsiz halk performanslarıyla yeni izleyici kitlesi edinmelerine de imkân vermiştir. Kendileriyle aynı soydan gelen sadık kitleleriyle ilişkilerine ve taleplerine verdikleri önem müzikal yolculuklarında değişikliklerin de belirleyici etmeni olmuştur hep.

Grubun hayranı olan Suudi Arabistan kralı Faysal bin Abdulaziz 1975 yılında grup bir albüm çalışması içerisindeyken vefat edince, albümlerine Blues for Allah adını verdiler.

Hayran kitlelerinden gelen tenkitler üzerine 1980 yılından 1987 yılına kadar stüdyoya girmedikleri de oldu. Bu süreyi turnelerle geçirdiler. 1967 yılında ilk albümleri The Grateful Dead’i  çıkardılar. O yılın Summer of Love diye anılan yazına denk gelmesi de hippi kültürü açısından hoş bir rastlantıdır.  1989 yılında son stüdyo albümleri Buit to Last oldu.

Onlarca albüm yaptılar ama 1970 yılında peş peşe çıkardıkları American Beauty ve Workingman’s Dead ile 1986 yılında çıkan Bob Dylan’la verdikleri canlı konser albümü Dylan & Dead ayrı bir yerdedir. Kaliteli ve kalıcı müzik program ve istasyonlarında bu albümlerdeki şarkıları uzun yıllar çalındı. Arşivlerin hep başucunda yer aldı.

Grateful Dead, Batı’da ve özellikle de Amerika’da Pink Floyd, Jethro Tull gibi rock’ın devleriyle birlikte anıldı. Ama Türkiye’ de de aynı ilgiyi gördü diyemiyoruz. Bir dinleyici kitlesi oluşmadı.

Türkiye’de müzik yayınlarında dönemdaşları Led Zeppelin, Deep Purple, Yes, Janis Joplin sıkça anılıp, elbette haklı olarak beğeniye mazhar olurken Grateful Dead neredeyse hiç anılmadı. Müzik kaliteleri bu yazıda adı geçen gruplardan geri kalır değildi üstelik.

Müzikleri canlı performans ve doğaçlama ağırlıklıydı; Sui Generis / nevi şahsına münhasır bir gruptu. Vokalleri sakin, gitarlar serinkanlı ama güçlü melodilerle notaları havada uçuştururken davul sadece eşlik etmiyor empravizasyona katılıyordu. Yaratıcı ve keşif ötesine geçme anlayışları yetenekle birleşince, müzikleri ormanda perilerle arkadaşlık gibi fantastik hisler uyandırıyordu. İnsan bu grubu dinleyince kendisini Şirinler köyünde gibi hissediyor. 68’in tam anlamıyla San fransisko – Haight ashbury zihniyet ve ruh dünyasının temsilcileriydi. Sadece müzikleriyle değil yaşadıkları hayatla da öyle oldular.

Grup yaşamı sona erince turne kayıtları albüm olarak çıkmaya başladı. Grubun Jerry Garcia’dan sonra ikinci adamı olan söz yazarı, gitarist, besteci ve şarkıcı  Bob Weir müzik yaşamını başarılı albümlerle ve turnelerle sürdürüyor. Dead’ın diğer gitarist üyesi Phil Lesh de müziğe devam ediyor.

Oscarlı sinema yönetmeni Martin Scorsese, Rolling Stones, Bob Dylan ve George Harrison’dan sonra Grateful Dead - Long Strange Trip adlı belgesel filmi çekti.

Bugünden baktığımızda 68 kuşağının ve 70’li yıllar rock hayranlarının müzikal anlamda da çok şanslı olduğunu görebiliyoruz. Grateful Dead, bu şansın oluşumuna kaliteli katkılarıyla tarihe geçti.