03 Ocak 2019

David Gilmour: Pink Floyd olmadan da…

David Gilmour, 2008 yılında vefat etmiş olan Pink Floyd’dan arkadaşı Rick Wright için yaptığı şarkıya Türkçe, “Anısına” adını verir

13 yaşında eline aldığı gitarla müzik hayatı başlayan Gilmour, Pink Floyd denilince, çoğunluğun aklına gelen ilk isimdir. Gerçi birçok insan için belki öncelik Roger Waters’a verilir, bu biraz da müzikal tercih ve beğeninin belirlediği bir şeydir. Beatles denildiğinde John Lennon ya da Paul Mccartney, Rolling Stones’ta ise Mick Jagger veya Keith Richards sıralamada nasıl yer değiştirebiliyorsa öyle. Grupların müziklerinde bu isimlerin katkıları ve rolleri birbirine yakındır.

David Gilmour, Pink Floyd’un ilk kuruluş kadrosunda yer almıyordu. Grubun beyni Syd Barret vardı. Ama Syd uyuşturucuya yenik düşerek zihinsel ve ruhsal çöküşe girince gruptan çıkarıldı. Yerine 1968 yılında Gilmour alındı. Bu nedenle Pink Floyd’un 1967 tarihli ilk albümü The piper at the Gates of dawn de Syd Barret bulunduğu için David yoktu. Sonraki bütün Pink Floyd albümlerinde gitar çaldı, vokal yaptı. Böylece tam 48 yıl Pink Floyd üyesi olarak müzisyenliğini sürdürdü.

Pink Floyd müziği, bazı kritiklerde psychedelic rock bazılarında ise progresiv rock olarak kategorize edilir. Aslında ilk yıllarda Syd Barret etkisiyle psychedelic yanı öne çıksa da Syd’ten sonra progresiv özellikler baskın duruma gelmiştir. Bunda David Gilmour’un payı olduğunu düşünüyorum. Ama David Gilmour her şeyden öte bir rock gitaristidir. Bu özelliği ile klasik rock severleri mutlu eder.

Pink Floyd, Roger Waters’ın ayrılmasıyla bir sarsıntı geçirse de Gilmour, Mason ve Wright ile grubun adıyla çalışmalarını sürdürdü. Waters’ın şiddetli itirazlarına, konuyu mesele haline getirip aleyhlerinde dava açmasına rağmen. En son Wright’ın vefatından sonra, artık Pink Floyd’un sona erdiğini açıklamak da 2015 yılında Gilmour’a düştü. Waters’sız Pink Floyd albümleri, A Momentary Lapse Of Reason, Divison Bell, Pulse ve Endless River, Gimour’un grup arkadaşlarıyla yaptığı ve Gilmour’un beste, vokal ve gitarda nerelerde olduğunu da gösteren eserlerdir.

David Gilmour olağanüstü yetenekli bir gitarist ve bence çok da iyi bir şarkıcıdır. Mizaç olarak öne çıkmaktan hazzetmeyen, ağırbaşlı, yumuşak huylu ve sakin bir insandır. Rock aleminin sapkınlıklarına hiç prim vermedi, bulaşmadı. Konserlerinde sürekli giydiği siyah renk t-shirt ve siyah pantolonu, alameti farikası haline gelmiş üniforması gibidir. Açık sözlü, egosuna yenik düşmemiş dürüst bir karakteri vardır. Bir turne sırasında akşam konserinden önce şehirde gezinirken gördüğü bir sokak müzisyeninin su dolu bardakların üst kısımlarına parmaklarını dolaştırarak çıkardığı efekt ilgisini çeker ve müzisyeni, ücretini ödeyerek konserinde de aynı performansı yapmaya davet eder.

Ahde vefa kişiliğinin bir vasfıdır. Son Pink Floyd albümü Endless River’de 2008 yılında vefat etmiş olan Pink Floyd’dan arkadaşı Rick Wright için yaptığı şarkıya Türkçe, “Anısına” adını verir. Bunu da BBC’ye şöyle açıklar:

“Türkçe’de ağıtlara baktım ve bir sebepten Anısına ismine denk geldim.”

Gilmour, Pink Floyd dışında solo albümler de çıkardı. 1978 yılında David Gilmour,1984 yılında About Face, 2006 yılında On a Island, 2015 yılında Rattle That Lock yeni bestelerle yapılmış çalışmalardı. Bunların dışında turne albümleri olan Live in Gdansk (2008 ) ve Live in Pompei ( 2017 ) albümlerini piyasaya sürdü. Turnelerde söylediği Pink Floyd ve ayrıca kendi şarkılarını içeriyordu. Bu çalışmalar içerisine Rattle That Lock bir başyapıt mertebesindedir. Çarpıcı etki yaratan kapağı görsel mükemmelliğiyle ayrıca anılmaya değer.

Bu eseri, klasik rock ve Pink Floyd severler için doyurucu ve mükemmel denmeyi hak ediyor. Gitarındaki fantastik riffler, sözlerdeki ustalık, bestelerin kalitesi, şarkılara kattığı ve dinleyeni sarmalına alan duyguların kalıcılığı, Pink Floyd denince David Gilmour’u aklına getirenlere haklılık duygusu yaşattı. Gitar sololarındaki derinlik, zarif stiliyle insanı bulunduğu yerden alıp başka yerlere götürüyor. Şarkı sözleri hakkında aşağıdaki dizeler bir fikir verebilir:

In Any Tongue – Her Dilde

Bitti ve eve döndü, oysa daha yeni başladı.
Kalbi sıkıştırıyor, eskisinden daha fazla.
Ne yaptı? Tanrım oğluma yardım et
Hey, kal bir süre, ben ayaktayım
Hiç bir şeker onun fincanına tat veremez
Biliyorum acı her dilde aynı tadı verir

Nasıl hissedebilirdim ki?
Elimde bir silah varken
Çok zaman bekledim
Nasıl düzgün düşünecektim?
Toz duman ve kör eden güneşte
Bir çift bot sadece toprakta

Ekranda gençler ölüyor
Çocuklar ağlıyor hayatlarının enkazında
Ne yaptı? Tanrım oğluma yardım et
Hey, kal bir süre, ben ayaktayım
Sese yüklenildi ama kısmaya yetmedi
”Anne”nin her dilde aynı söylendiğini işittim.

Seni nasıl göreceğim
İnancım engel olurken
Ve feryatlar çoktan bitti
Nasıl tanıyacağım seni
Joystick tutarken elimde
Askere çağrı gelince

Kate Bush, Paul Mccartney, Pete Townshend ile de çalışmalar yapan Gilmour, Paul Mccartney ile Beatles efsanesinin doğduğu yer olan Cavern Club’taki canlı performanslarıyla Beatles severlere de müthiş bir sürpriz yaşattılar. Paul’ün söylediği ve Hoffner bas çaldığı No Other Baby adlı şarkıda Paul bas adımlarıyla ilerlerken şarkıyı dinleyen bir David Gilmour ya da Pink Floyd hayranı, elektro gitar solosu ve motiflerin Gilmour tarafından çalındığını tahmin edebilir. Çünkü o sözünü ettiğim duygu özdeşimdir David ile dinleyicinin yaşadığı.  Özdeşim ile bireyin benlik algısını sarsıyor. Bir nehrin akışı hissi uyandıran sololarıyla, tıpkı dikenli çalılar gibi boğucu toplumsal kıskaçların önce acısını yaşatıyor sonra arındırıyor. Dimağları açıyor Gilmour.