18 Nisan 2024

100 Sene 100 Nesne: Cumhuriyete Nesnelerin Gözünden Bakmak

100 Sene 100 Nesne mamulü ve Kültür Hane mütekabiliyeti denklik bağlamında birbirine yakışmış

Alfa yayıncılık, 4500'üncü kitap olarak, 102 yazarın yazılarından oluşan Cumhuriyet'in 100. yıldönümünde, "100 Sene 100 Nesne – Cumhuriyete Nesnelerin Gözünden Bakmak" alt başlıklı hem içerik hem de ağırlık ölçülerine göre esaslı ve ağır bir kitap yayımladı.

Barış İçin Akademisyenlerin kolektif çalışmasıyla 30 ayda üretilen ve alternatif bir toplumsal tarih çalışması olan bu kitabı muhteviyatının çeşitliliği ve zenginliği, görsel seçimlerin isabetliliği, yazarların titizlikleri sayesinde yazıların kalitesi, ayrıntılara da uzanan araştırma hassasiyet ve yetkinlikleri okurun bilgi ve ufkunu açıyor.

Okur çoğunluğunun pek muhtemeldir ki gündelik hayat kültüründe pek de dikkat etmediği ama bilincinin, imgeleminin derinliklerinde yer etmiş, etrafındaki şeylere, nesnelere yepyeni bir bakış açısı ve bir perspektif kazandırıyor.

Kitaptaki nesneler ve Cumhuriyet münasebeti sorunsalı üzerine düşününce "at arabası" ile "kot pantolon ve mont" da listede yer alsaydı iyi olurdu, diye aklımdan geçirdim.

At arabası, nüfus çoğunluğunun kırsal kesimlerde ikamet ettiği, tarımsal üretimin ekonomide henüz sanayiye göre başat üretim biçimini belirlediği Osmanlı'dan Cumhuriyetin ilk 60 yılının sembollerinden birisiydi.

1980'lere kadar hem bir üretim aracı hem ürün nakledilen / taşınan ( şimdilerin kasalı kamyonet misali ) araç hem de hafta sonları mesire yerlerine maaile pikniğe gidilen eğlenceli yolculuğuyla arabayı çeken atlara "Deh-Çüh" komutlarıyla, ama bazen de kırbaç şaklatarak yönetilen bir konfor unsuruydu. Psychedelic süslü görünümleriyle, faytonları da at arabası kategorisine dahil etmek gerekir. Bu mazisiyle yüz binlerce hayatın unutulmaz anılarının bir nesnesidir. Öyle ki 1970'lerde tarım ürünlerinin devletin desteği ve yurt dışı pazarlara yoğun ihraç sayesinde o at arabalarıyla tarlalarına gidenler önce traktöre, tamamı değilse de bir kısmı otomobillere biner oldular; ama at arabası hatıralarında hep bir müstesnaydı.

Kot ise, serencamıyla kitapta yer verilmesi lazım gelen hususiyette. Esasen ilkin ABD'de, sağlamlığı ve dayanıklılığıyla bir proleter iş giysisi olarak üretilmiş; daha açık bir ifade ile bir amele kıyafeti.

ABD menşeili olması, sağ iktidarların ülkeyi bir Amerika haline getirme düş ve hedeflerinin ideolojik aygıtlarla empoze edilmesi sayesinde toplumda bir zamanlar oluşan Amerika hayranlığının bir nesnesi konumuna getirmiş. Tıpkı Amerikalı sığır çobanlarının içkisi viskinin, üst sınıf statü simgesi olma yanılsamasını yarattığı gibi kot da adeta bir sınıf atlama hissiyatı yaşatmış, temin edip de giyebilenlere.

Hele bir de Amerika dışında satışı yasaklandığından Levis-501'in, Eric Clapton ve Bob Dylan, Lee, John Lennon tarafından 60'larda giyilmiş olması, kotu, daha da efsaneleştirerek popülerleştirmişti.

Bu iki nesnenin de Cumhuriyet sürecinde temsil değeri yüksek, özgün rol ve işlevleri olmuştu. At arabası ve kot nesnelerinin eksikliğine rağmen, bu devasa eserin ortaya çıkarılmasında emek seferberliğini başaran ve örgütleyen Kültür Hane teşekkürü hak ediyor.

Başka ve birçok şeyi de, neoliberalizmin boğucu kuşatmışlığına rağmen, başarmasıyla;

Kurumsallaşmayarak, ama son kırk yılda aşınan birtakım değerleri dinamik bir pratikle yeniden üretmesiyle;

Otoritesiz, kolektif, katılımcı yönetimi, yaratıcılığı mündemiç kılarak hayata geçirebilmesiyle,

Bilimi, edebiyatı, sanatı hem üretme hem de pozitif tüketme etkinlikleriyle;

Böylelikle de bir kültür mabedi olmasıyla...

Kültür Hanenin, Mersin'in entelektüel ve kültür hayatında ifa ettiği işlev giderek bir misyona dönüştü. Bu özelliğiyle deTürkiye'de ilk ve güzide bir örnek. Kendiliğinden oluşan iptila ile o mekânda yaşanılan mutluluk hissiyatıyla, daimi gelenlerin müptela olma hali, insanda bunu nasıl başardıkları merakını uyandırıyor.

100 sene 100 nesne kitabı, bu zihni kurcalayan soruya cevap arayışında doğru yanıtlardan biridir. Paris'te, New York'ta tarihi kitap evleri peş peşe kapanırken, Kültür Hane'nin her geçen gün daha da benimsenip esirgenerek bugünlere ge(tiril)lmesi, güçlü bir köksap işlevi görmesi irdelenmeye değer. Zira eğer yaşıyor olsaydı ve mesela sevgili Ali Akay tarafından Kültür Hane'den haberdar edilseydi, herhalde Deleuze'a, "Kast ettiğim Rizom ve Bin Yayla böyle bir şeydi" dedirtirdi.

Tıpkı Paris Komünü'nün, 19.yüz yılın en parlak düşünürleri, Karl ve Fredrich'e, "Öngördüğümüz örnek devlet modelimiz komündür", dedirtmiş olduğu gibi.

İnsanın aklına Mayıs 68'in en etkili grubu Sitüasyonistlerin, Guy Debord tarafından yazılan sarsıcı eseri "Gösteri Toplumu" kitabında dantela gibi işlediği Sitüasyonist Enternasyonal'in ana mottosu olan "Kazanacak keyif dolu bir dünya var ve can sıkıntısından başka kaybedecek bir şeyimiz yok" sözünü getiriyor.

68'in en radikal ve en etkin grubu olan Sitüasyonistler, tarihte ilk kez "kapitalist tüketim toplumu" kavramını telaffuz ederek bu kavram ışığında o parlak ve hâlâ güncelliğini koruyan analizlerini deklare ettiler; 68'e farklı bir nitel açılım sağladılar.

Kültür Hane'ye gelen müdavimler, can sıkıntılarından sıyrılabildikleri, tüketim toplumunun bir bireyi olmaksızın da benzersiz nitelikte keyif alınabilecek bir dünyanın var olabileceği hissiyatını, henüz telaffuz etmeseler de yaşamanın farkına varmaya başlamışlar.

100 Sene 100 Nesne mamulü ve Kültür Hane mütekabiliyeti denklik bağlamında birbirine yakışmış. Aklın karamsarlığı (T. Adorno - Minima Moralia) ile iradenin iyimserliği (Gramsci) dikotomisinin kesif olarak yaşandığı neoliberalizmin bu veda zamanlarında galiba artık "Rizom ışkın veriyor" diyebiliriz.

Yazı başlıkları ve yazarlar

AĞAÇ, Esin Gülsen • ALTIN, Mehtap Tosun • ANAYASA, Dinçer Demirkent • ANSİKLOPEDİ, Özgür Mumcu • APARTMAN, Ulaş Bayraktar • ARABA, Gülcan Ergün • AYAKKABI, Hakan Koçak • BASTON, Suzan Yazıcı • BAŞÖRTÜSÜ, Ayşe Çavdar & Fatma Ünsal • BAVUL, Meltem Gürle • BAYRAK, Faruk Alpkaya • BEYAZ TOROS, İrfan Aktan • BEYAZ TÜLBENT, Ferda Fahrioğlu • BEZ, Ceyda Sungur • BİSİKLET, Aydan Çelik • BORU, Aslı Odman • BOYA, Erdem Çolak • CAMİ, Deniz Parlak • CEMEVİ, Ayhan Yalçınkaya • CIMBIZ, Funda Şenol & Ayla Deniz • CÜBBE, Umut Azak • ÇADIR, Ali Ekber Doğan • ÇAMAŞIR, Zelal Fahrioğlu • ÇANTA, Funda Şenol • ÇARŞAF, Melehat Kutun • ÇAY, Özlem Şendeniz & Fatma Genç • ÇÖP, Mehmet Mutlu • ÇUVAL, Bediz Yılmaz • DAKTİLO, İzzet Pembeci • DERGİ, Derya Bengi • DEVLET, Melehat Kutun • DİKİŞ MAKİNESİ, Eylem Yıldızer • DOLMUŞ, Cem Özatalay • EKMEK, Demet Bolat • ESRAR, Cengiz Erdinç • ETEK, E. İrem Akı • FABRİKA, Mustafa Kemal Coşkun • FİLM/SİNEMA, Zeynep Özen • GAZETE, Emre Tansu Keten • GAZİNO, Emrah Zıraman • GAZOZ, Hakan Mertcan • GECEKONDU, Eylem Çamuroğlu Çığ • GELİNLİK, Evun Okumuş • GRİPİN, Filiz Arıöz • HARİTA, Jean-François Pérouse • HEYKEL, Aylin Tekiner • KAHVE, Gülnur Elçik • KAMYON, Selim Çakmaklı • KAPI, Ayşe Devrim Başterzi • KARNE, Melek Zorlu Öztürk • KASET, Besim Can Zırh • KİBRİT, Heval Bozbay • KİMLİK, Elçin Aktoprak • KİTAP, Meral Camcı • KÖMÜR, Esra Ergüzeloğlu • LAMBA, Nurçin İleri • MAKLUBE, Ali Ekber Doğan • MASKE, Süreyya Karacabey • MEKTUP, Hakan Mertcan • MENDİL, Bülent Şık • MOR İĞNE, Hakan Altun • MUSKA, Mustafa Emin Büyükcoşkun & Osman Özarslan • ÖRGÜ/DANTEL, Hande Çevik • PAMUK, Göksel Aymaz • PANKART, Burçak Görel & Onur Aytaç • PANZER, Sevilay Çelenk • PARA, Aydın Ördek • PARKA, Mustafa Şener • PASAPORT, Didem Danış • POSTAL, İsmet Akça • RADYO, İlkay Kara • RAKI, Zeliha Burcu Acar • RANZA, Mustafa Kemal Bayırbağ • SAAT, Zeynep Varol • SAZ, Semih Savaşal • SEFER TASI, Hakan Altun • SİNEK, İshak Eren Paydaş • SİYAH ÖNLÜK, Pınar Öğünç • SOBA, Haydar Öztürk • SOFRA, Tülin Ural • SPİRAL, Aslı Davas • SÜPÜRGE, Bahar Emgin & Esra Atalay Tuna • ŞAPKA, Ayşe Durakbaşa • ŞEKER, Fatma Genç • ŞIRINGA VE AŞI, Filiz Arıöz & Feride Aksu Tanık • TAŞ, Meral Akbaş & Özge Kelekçi • TELEFON, Sırrı Emrah Üçer • TELEVİZYON, Bermal Aydın • TESPİH, Leyla Şimşek Rathke • TEZEK/SERGİN, Mehmet Şarman • TOHUM, Esra Güven • TOP, Selin Yıldız • TRAKTÖR, Sinan Yıldırmaz • TREN, Tanıl Bora • TÜTÜN, Melda Yaman • UÇAK, Esengül Ayyıldız • VAPUR, T. Gül Köksal • VİTRİN, Ali Tansu Balcı • YAĞ, Ayşe Gül Yılgör • YOL, Deniz Kimyon

 

Yazarın Diğer Yazıları

Denizleri, Mahirleri, İboları yoktu ama faşizme destansı direnişleri vardı: 78 Kuşağı, Bir Hafıza Topluluğu

"78’liler, neredeyse daha çocuk yaşta denilebilecek dönemlerinde, siyasi bilinçlenmelerinin hemen öncesinde, henüz ideolojik kavramlarla tanışmamışken, 68’li önderlerin ve yaşanılan acı olayların duygusallığı ile sola yöneldiler"

Burhan Sönmez’den bir gerilim ve aşk romanı: Franz K. Âşıkları

Sone eseri Franz K. Âşıkları, okur kitlesinin beklemediği bir biçim ve tarzda olduğundan, Sönmez’den Kuzey ile başlayan çizgisinde bir roman bekleyen okurları için şaşırtıcı bir sürpriz oldu

Mersin’de Ütopya’nın adı: ÜTO’s Yeniden

Şan olsun yolundan, ütopyasından ayrılmayan Simurg’lara...