24 Aralık 2021

YEM'lenmek

Ekonomiden anlamam ama şu anda bayram etmenin de, yas tutmanın da erken olduğu kanısındayım

Bir ekonomi türbülansına girdik. Girdiğimiz belli de, çıkıp çıkmadığımız pek belli değil. İktidarı savunan kesim, çıktığımız kanısında. Onların öyle olduğuna inanmaları gerekiyor. Çünkü varolan durumu savunmak, "iyi" olduğunu söylemek onlara bile zor geliyordu. Şimdi, herhalde "Reisin" onaylayan nazarları altında biçimlendirilen kamufle faizli düzenleme ortaya çıkınca dolar 18'den, 19'dan 12'ye düştü ve böylece AKP yönetiminin ekonomik dehası kanıtlanmış oldu. Gene böylece, doların on ikiye varmış olmasını halkımız halay çekerek kutlamaya başladı. Bu bir "başarı".

İktidar yandaşları, evet, bir "zafer" havasında. Bunun içinde, muhalif medyanın da üzüntüye kapıldığı yolunda bir inanç ya da kanı var. Vatan haini muhalefet Büyük Reis Erdoğan'ın bu memlekete ettiği iyilikleri bir türlü içine sindiremiyor ve işlerin düzelmesini derin bir yeise kapılarak seyrediyor ya, bu "kur korumalı mevduat" mucizesini de bir sinir bozukluğu ile karşıladı. Sahiden öyle mi karşıladı, tartışılır ama taraflara verilen roller böyle. Onun için de şimdi bu cephe "Naah!", "Şiştiniz mi?" türünden hoşluklar saçıyor.

Bilmem kaçıncı kere "Ben ekonomiden anlamam" demem gerekiyor. Ne yapayım ki benim anlamadığım bu alan memleketin her yanını kaplamış durumda. Öyle olduğu içindir ki muhalefet de önce oradan yükleniyor. Bana sorarsanız Osman Kavala skandalının yanında bunlar ikinci dereceden olaylar ama genel gidiş böyle oluyor. Ekonomiden anlamam ama şu anda bayram etmenin de, yas tutmanın da erken olduğu kanısındayım. Türkiye ekonomisinin zaafları ortada, kırılganlığı ortada. Kur korumasıyla tarımda gelinen noktanın, işsizlik belasının ve daha yığınlarca sorunun değişeceğini, çözüleceğini bekleyemeyiz. Bütün bu sorunlar birbirlerini de etkiliyor ve belirliyor. Yarın, öbür gün kimin "şişeceği" belli değil.

İyisi mi ben bu "anlamadığım" alandan çekilip daha iyi anladığım işlere bakayım. Epeydir "dil yaresi" üstüne yazmamıştım. Ne zamandır yazmak istediğim bir kullanıma değineyim.

"Umut" kelimesi. Daha doğrusu "umut etmek" kullanımı var aklımda. Biliyorsunuz, eskiden "ümit/ümmid" kelimesi vardı. Türkçe olmayan kelimeleri "fiil" yapmak için de "yapmak" ya da "etmek" ya da daha seyrek durumlarda "kılmak" gibi fiiller yardımcı olarak görev başına çağırırdık. Onun için bir isim olan "ümid"e "etmek" fiilini takar, "ümit etmek" derdik.

Bu arada tam Türkçe kökenli olduğunu sandığım bir "ummak" fiili vardı, anlamca da "ümit" kelimesine oldukça yakındı. Dili "arıtmak" amacıyla girişilen (çoğu da parlak sonuç vermeyen) türetme çabalarının bence başarılı bir buluşuyla "ummak"tan "umut" ismini türettik. "Konut" ya da "taşıt" ya da "somut/soyut" gibi bir yeni kelime çıktı böylece; iyi de oldu.

Gelgelelim, herhalde eski alışkanlıktan ötürü, şimdi de "umut etmek" diye bir söyleyiş icat ettik. Oysa fiil biçimi zaten var (ummak) ve zaten "umut" o kökten türetilmiş. Dolayısıyla "etmek" fiilinin burada işi yok: "Doların beş liraya inmesini umut ediyorum" değil, "umuyorum".

Direksiyonu bu yöne kırmışken bir başka konuya uzanayım. Bu da ne zamandan beri kulağımı tırmalayan bir şey. Yazdım da, epey bir süre önce, ama malum, "Sen söyle, sen dinle." "Kombinezon"dan söz ediyorum -ya da yeni biçimiyle "kombinasyon"dan.

"Kombinezon" bilmediğim eski bir tarihte bizim dilimize girmiş. Fransızca'dan geldiği belli. İlkin "bileşim" anlamıyla mı gelmiş, yoksa bir çamaşırın adı olarak mı, onu da bilmiyorum, ama kentli konuşmada bilinen, kullanılan bir kelime olmuş.

Fransızca'nın bizde de, bütün dünyada da bir çeşit "lingua franca" olduğu zamanlardan kalma bir "ödünç alma" örneği. Zamanla bu işlev Fransızca'dan İngilizce'ye geçti. İngilizce'de bu kelime vardır, ama "kombineyşın" diye telaffuz edilir. Bu "-eyşın" bitirişi Fransızca'da –"asyon" biçimini alır. Bizde de -tahminimce- gençler, "Amerikan züppeliği" yapar gibi görünmekten kurtulmak için ahalinin daha alışık olduğu Fransızca takıya rağbet ettiler ve böylece ortaya "kombinasyon" diye yalnız Türkçe'de olan bir (Türkçe-olmayan) kelime çıktı. Türkiye halkı Fransızca'da olmayan Fransızca kelimeler türetmekte ustalaşmıştır, ama bunun mizahi bir amacı vardır: "atmasyon" ya da "sosyetik" gibi kelimeler. Bu "kombinasyon" ise böyle bir mizahi amaç taşımıyor.

Dolayısıyla benim önerim bizden yaşlı kuşakların yaptığı gibi, ille kelimeyi kullanacaksak, "kombinezon" diyerek kullanmamızdır.

Konu açılmışken, Çetin Altan'a da bir değineyim (daha önceki "kombinezon" yazımda da değindiğim hatırımda kalmış). 12 Mart darbesi sırasında Çetin de Cumhurbaşkanı Sunay'a hakaret etmekten mahkûm olmuş ve hapse girmişti. Hakareti, "Cevdet Sunay bir kombinezonla cumhurbaşkanlığına geldi" demekti. Sunay bunu "çamaşır" olarak anlamış olabilir mi? Yoksa bu yeni kullanımla "bir kombinasyonla geldi" dese gene ceza alır mıydı?

Bugünlük bu kadar gevezelikle bitireyim.

Yazarın Diğer Yazıları

Yetmez ama evet konusu

”Yetmez ama evetçiler kahrolsun” korosunda yer alanlar, öyle görünüyor ki, “asıl hedef” olarak AKP’yi ve zihniyetini değil, bu grubu alıyorlar. Bu grup “demokrasi” diyor ve şimdiye kadar bunu demekten vazgeçmedi

İtiraf mı?

Ertuğrul Özkök'le görüşlerimiz hiç uyuşmaz. Ancak onun bana tanıdığı bir "kısmi haklılık payı" vardır, sanıyorum

Tarhan Erdem'in ardından...

Ölümün mevsimi yok ama insan belirli bir yaşa gelince, bu olayın "bekleme odası"na gelmiş, girmiş oluyor