02 Ocak 2020

Kanal kazmak, kararname düzeltmeye benzemez

"Türkiye’yi uçuracak" diye pazarlanan başkanlık sisteminde Erdoğan kendi kararnamelerini düzeltmekten iş yapmaya fırsat bulamadı. Bir buçuk yılda yayımladığı 24 kararnamedeki yanlışları düzeltmek için 31 kararname daha yayımladı!

Resmi Gazete’nin 26 Aralık 2019 tarihli sayısında yayımlanan 54 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin başlığı şu şekildeydi:

"Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi."

Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adı verilen, bir tür başkanlık sistemine 9 Temmuz 2018 günü geçti.

Referandum ile kabul edilen Anayasa değişikliğinin bütün hükümlerinin uygulamaya girdiği tarih bu.

O günden bugüne kadar geçen bir buçuk yıllık süre içinde de Cumhurbaşkanlığı 55 kararname çıkarmış.

Bu 55 kararnamenin 31’inin üzerinde yukarıda alıntıladığım türden bir başlık var: Bazı Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde değişiklik yapan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi!

Yani aslına bakarsanız gerçekte çıkarılan kararname sayısı 24 adet. Bu 24 kararnamede düzeltme ve değişiklik yapan kararname sayısı ise 31 adet.

Bazı kararnameler ardı ardına 8 - 10 kere değişmiş.

Bazı değişiklikler, aslının yayımlanmasından bir hafta sonra yapılmış.

Cumhurbaşkanı her şeye hakim ve her şeyi herkesten daha iyi biliyor ya, kendi kararnamesinin yanlışlığını fark etmesi için bazen bir hafta geçmesi gerekiyor, bazen iki ay!

Yayımlanan ilk 12 kararnamede, tarih yazılması unutulmuş.

Osmanlı dahil, Türkiye tarihinde kabul edildiği tarih olmayan bu 12 kararnameden başka kararname bulabilmek de mümkün değil.

Bu sistem, "Türkiye’yi uçurmak" üzere halkımıza pazarlandı.

Halk, Türkiye bir kişi tarafından yönetilirse her şeyin daha hızlı yapılabileceğine inandırıldı.

Ve geldiğimiz noktada görebildiğim "uçan tek şey", gıda maddelerinin fiyatları oldu.

Ortaya çıktı ki Saray, Türkiye’yi iyi yönetmeyi bir yana bıraktım, kendisini bile yönetemiyor.

Belli ki kararnameler bile doğru dürüst üzerinde çalışılıp, düşünülmeden, çala kalem yazılıp, imzalanıyor.

Ondan sonra gelsin "düzeltme kararnameleri"!

Ve kendi çıkardığı kararnamelere bile hakim olamayan, tek seferde düzgün kararname yayınlamayı bile başaramayan bir iktidar, yaratabileceği olumsuz etkileri yüzyıllarca sürebilecek kanallar açmaya da kendisi karar vermek istiyor, denizaşırı ülkelere asker göndermeye de!

İktidar partisinde böyle bir cesaret gösterebilecek, izan sahibi bir tek kişi çıkabilir mi bilmiyorum.

Ama böyle birisi varsa "Başkan, bir sakin olalım, iyi inceleyelim. Kanal kazmak kararname çıkarmak gibi sonradan düzeltilebilecek bir şey değil" demesinin zamanı geldi.

Not: Prof. Dr. Kemal Gözler’in "Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin uygulamadaki değeri" isimli makalesine anayasa.gen.tr sitesinden ulaşabilirsiniz. Makale, sistemin 1,5 yıllık uygulamasının bilançosunu çıkarıyor. "Cumhurbaşkanlığı kararnamelerinde değişiklik yapan Cumhurbaşkanlığı kararnamesi" sayısı bu makaleden alıntıdır.

* * *

Siparişi verenden kaparo isteyin

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TÜBİTAK ve TÜBA ödül töreninde yaptığı konuşmada şunu söyledi:

"Türkiye'nin otomobili projesi doğru yolda ilerlediğimizi gösteriyor. Gerçekten gurur verici, umut verici her türlü takdire layık bir çalışmanın gerçekleştirildiğini gördük. İnşallah aynı azim ve kararlılıkla devam edilerek 2020'nin sorunda seri üretime geçilecek."

Yerli otomobili yapacak şirketin CEO’sunun otomobilin tanıtımından sonra CNN Türk’te yaptığı açıklamalara göre 2020 sonuna yetişecek olan şey, "otomobilin markası"!

CEO’nun söylediğine göre "araçlar 2022 sonlarında piyasaya sunulabilecek."

Doğru söyleyen kim? Cumhurbaşkanı mı, CEO mu?

Bir tarih konusunda fikir birliği oluşturmak için küçük bir toplantı gerekiyor gibi geldi bana.

Yüzde 51’i yerli üretim olacak 'yerli ve milli' otomobilin tanıtımının ardından gazetelere yansıdığına göre herkes bol keseden sipariş vermiş.

Ankara, İstanbul Belediyeleri bile sıraya girmiş. MÜSİAD, ATO filan biner biner otomobil ısmarlamış.

Hatta Demet Akalın da Cumhurbaşkanı’na bir otomobil sipariş etmiş.

Anlayamadığım şu: Otomobil siparişi için verilmesi gereken kaparoyu ya da peşinatı Cumhurbaşkanı mı topluyor?

Cumhurbaşkanı, yerli otomobili yapacak şirketin bayisi mi ki siparişler kendisine veriliyor?

Sizce de biraz tuhaf değil mi?

Cumhurbaşkanı’na akıl vermek gibi olmasın ama birisi size yerli otomobil siparişi veriyorsa ondan mesela 10 bin lira kaparo isteyin.

Böyle bol keseden sipariş verirler, sonra ortadan toz olurlar, uyarmış olayım.

Toplanan kaparoları bir fonda nemalandırırsanız, otomobil fabrikasının kuruluşu için gerekli sermayenin bir bölümünü de karşılamış olursunuz.

Ama bu iş 15 Temmuz şehitleri için toplanan yardımın akıbetine uğramasın lütfen.

Yazarın Diğer Yazıları

İmamın dediğini yap, yaptığını yapma

Erdoğan, partisinin belediye başkanlarıyla toplantı yaptı ve şunu söyledi: "İmar düzenlemelerinde şaibeye yer vermeyecek şekilde adil bir şekilde çalışın. İhaleleri mutlaka şeffaf bir şekilde gerçekleştirin, hatta canlı yayınlayın." Abartmıyorum, ekmek Kur'an çarpsın ki aynen bunu söyledi!

Açıklama da açıklanmaya muhtaç görünüyor

İnan Kıraç'ın açıklamasını, aksi kanıtlanana kadar doğru kabul etmemiz gerekir. Ama bu fiyat meselesi de ister istemez kafaları karıştırıyor. "Kim iyi tüccar" sorusunun yanıtı Korkmaz olamıyor bu durumda: Nasıl bir iş adamı 78 milyon dolara aldığı bir şirketi 6 milyon dolara satar?

Bu "devlet çetesinin" adını koyalım

Korkmaz’ın 40 milyon dolarlık bir alacaktan vazgeçmesi ve yurtdışına kaçmasıyla sonuçlanan olaylar dizisi, devletin içinde yuvalanmış bir çetenin varlığına işaret ediyor. Şüphelilerden biri aynı zamanda HSK üyesi. Bu şartlarda bu çete soruşturulabilir mi?