29 Şubat 2024

Erdoğan’dan masallar

23 Mart 2003 tarihinden beri Türkiye’yi Erdoğan tek başına yönetiyor. Ve aradan geçen 21 yıldan sonra kendi ifadesiyle “dengeleri yerine oturtamamış” durumda

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “ekonomi dediğiniz olay hesap kitap işidir” dedi.

Ne de olsa ekonomist, gördüğünüz gibi teşhisi şıp diye koyuvermiş.

“Dengeyi tutturamazsanız 70’lerde, 90’lardaki gibi siyasi sosyal çalkantıların pençesine düşmeniz kaçınılmazdır” dedikten sonra müjdeyi de patlattı:

“Ekonomik dengeleri yerine oturtmak için güçlü bir program uyguluyoruz. Bu yıl sonunda programın olumlu sonuçlarını görmeye başlayacağız.”

Oysa bu konuda son verdiği tarih Haziran 2024’tü, bu tarihten sonra enflasyonun hızla düşeceğini söylüyordu.

23 Mart 2003 tarihinden beri Türkiye’yi Erdoğan tek başına yönetiyor.

Ve aradan geçen 21 yıldan sonra kendi ifadesiyle “dengeleri yerine oturtamamış” durumda.

Dengeleri bozan da bizzat kendisi olduğu için verdiği “yıl sonu” tarihine kuşkuyla yaklaştım.

Çünkü kendisi belki hatırlamıyor ama arşivin de unutmamak gibi bir huyu var.

Recep Tayyip Erdoğan

Mesela 2 Mart 2019 günü Rize’de düzenlediği mitingde şöyle bir vaatte bulunmuştu:

“İnşallah enflasyon tekrar yüzde 6’lara, 7’lere kadar düşecek. Çünkü bize böyle 20, 19, buralarda enflasyon yakışmaz.”

O yıl enflasyon yüzde 15,18 olarak gerçekleşti, vaat ettiğinin iki mislinden daha yüksekti yani.

29 Ocak 2022 günü Giresun’daki toplu açılış töreninde daha da iddialıydı:

“Faizi indireceğiz ve indiriyoruz. Bilin ki enflasyon da inecek, daha da düşecek.”

1 Ağustos 2022 günü enflasyonun düşeceği tarihi netleştirdi:

“Yılbaşından sonra enflasyon düşecek. Türkiye küçük krizler üzerinden oyalanıyor.”

2022 yılını yüzde 64,27’lik enflasyon ile tamamladık.

Aynı yılın Nisan ayında rabbim yüzde 70’lik enflasyonu görmeyi de hepimize nasip etti.

12 Aralık 2022 günü kabine toplantısından sonra açıklama yaparken şunu söyledi:

“Herkes hesabını 2023’te yüzde 20’ler seviyesinde enflasyona göre yapsın.”

Cumhurbaşkanı’nın aklına uyup hesabını yüzde 20’ler seviyesindeki enflasyona göre yapanlar yandı.

2023 yılını yüzde 64,77’lik enflasyon ile kapattık.

6 Aralık 2023 günü Katar gezisinden dönerken uçakta gazeteci süsü verilmiş mürettebata şunu söyledi:

“Baz etkisiyle haziran ayına kadar yıllık enflasyon yüksek kalacak. Bir de para politikası gecikmeli çalışıyor. Haziran (2024) sonrası çok hızlı bir şekilde yıllık enflasyon düşecek.”

Oysa iki yıl önce 26 Aralık 2022 günü “amacımız, 2024’te ülkemizi yeniden tek haneli enflasyon rakamlarına kavuşturmaktır” demişti.

Gördüğünüz gibi ekonomi konusundaki hiçbir hesabı tutmadı.

Cumhurbaşkanı’nın sözlerine inanıp gelecek için hesap yapan herkes battı.

Dünkü açıklamalarını okurken aklıma geldi, milleti uyarayım, dinlediklerine o kadar da inanmasınlar dedim.

* * *

Vatandaşları, idarenin zorbalığından kim koruyacak?

Anayasa’nın askıya alındığı ve bunun da bizzat mahkemeler eliyle yapıldığı bir dönemden geçiyoruz
Ankara Bölge İdare Mahkemesi

Anayasa Mahkemesi, “Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı bildiriyi imzalayan akademisyenlerin KHK ile görevlerinden uzaklaştırılmasının “hak ihlali” olduğuna karar vermişti.

Kararın ardından bazı akademisyenler idare mahkemelerinin verdiği kararlar ile görevlerine dönmeye de başladılar.

Ancak bu kez de Anayasa Mahkemesi kararını dikkate almayan bir bölge idare mahkemesi ortaya çıktı.

Ankara 13. Bölge İdare Mahkemesi, bu kararları bozarak akademisyenlerin bir kez daha görevlerinden atılmalarının yolunu açtı.

Anayasa’nın askıya alındığı ve bunun da bizzat mahkemeler eliyle yapıldığı bir dönemden geçiyoruz.

Ve öyle görünüyor ki Anayasal düzene karşı mahkemeler marifetiyle yapılan darbenin önünde duracak bir güç de yok.

Böylece Türkiye, vatandaşlarının idarenin her türlü zorbalığına ve haksız uygulamalarına karşı açık ve savunmasız hale geldiği bir ülke oluyor.

AYM’nin bu kararlarına mahkemeler ve idare uymayacaksa bireysel başvuru hakkı niye var?

Bundan sonra da sıra AİHM kararlarının mahkemeler marifetiyle yok sayılmasına mı gelecek?

Mehmet Y. Yılmaz kimdir?

Mehmet Yakup Yılmaz, 1956 yılında Malatya'da doğdu. İlkokulu Antalya Devrim İlkokulu'nda, orta okul ve liseyi parasız yatılı olarak Denizli Lisesi'nde okuduktan sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi İktisat ve Maliye Bölümü'nden 1977 yılında mezun oldu

Gazeteciliğe SBF öğrencisi iken 1975 yılında Ankara'da Mehmet Ali Kışlalı yönetimindeki Yankı Dergisi'nde başladı. Derginin Yazı İşleri Müdürlüğü görevini de bir süre yürüttü.

12 Eylül 1980 darbesi öncesinde Türk İş'e bağlı Yol İş Federasyonu ve YSE - İş sendikalarında basın müşaviri olarak görev yaptı, sendika gazete ve dergilerini yayınladı

Askerlik görevini Kara Harp Okulu'nda tamamladıktan sonra İstanbul Gelişim Yayınları'nda mesleğe döndü. Gelişim Yayınları'nda Erkekçe ve Bilim dergilerinin Genel Yayın Müdürü Yardımcılığı ve ardından Gelişim TV Dergisi Genel Yayın Yönetmenliği görevlerinde bulundu

1985 yılında Hürriyet'e geçti ve Hürriyet Dergi Grubu'nu kurdu. Tempo, Blue Jean, Playmen gibi dergileri yayınladı.

Daha sonra Dönemli Yayıncılık Genel Müdürlüğü görevine getirildi. Ercan Arıklı ile birlikte Dönemli Yayıncılık'ın 1 Numara Yayıncılık'a dönüşmesi sırasında Genel Müdürlük görevini üstlendi. Aktüel, Cosmopolitan, Penthouse, Oya gibi dergilerin kurucu genel yayın müdürü oldu. Bugüne kadar 30'u aşkın derginin kuruculuğunu yaptı.

1995 yılı başında Posta gazetesini yayınladı. Aynı yılın sonunda Fanatik gazetesini, 1996 yılı sonunda da Radikal gazetesini kurdu, genel yayın müdürlüğünü yürüttü.

2000 yılında Milliyet Gazetesi Genel Yayın Müdürlüğü görevine getirildi. Bu görevi 5,5 yıl sürdürdükten sonra Doğan Burda Dergi Grububu'nun CEO'luğu görevini üstlendi.

2005 yılından 2018 Eylül ayına kadar Hürriyet gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Ekim 2018'den itibaren T24'te yazmaya başladı.

Gazete köşe yazılarından derlenen "Kırmızıyı Seçtim, Aşk Mavinin Altındaydı", "Benden Selam Söyleyin Bütün Aşklarıma", "Aşktan Sonra Hayat Var Mı", "Şaşırma Duygumu Kaybettim, Hükümsüzdür" isimli kitapları yayımlandı. "Aşk Herşeyi Affeder mi" isimli uzun hikâyesi de kitap olarak yayınlandı. 

"Türkiye medyasında en çok yayın başlatan gazeteci" olan Mehmet Y. Yılmaz, güncel politik gelişmelerin yanı sıra, deneme tarzındaki yazıları ile futbol üzerine yaptığı yorumlarıyla da biliniyor.

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

AKP'nin yargıya bakışı: "Yetkili" değil, "görevli"

AKP'nin 2011'deki Anayasa taslağında "yargı yetkisinden" değil, "yargı görevinden" söz ediliyor. Taslakta ayrıca, mahkemelerin "Türk milleti adına" karar vermesi ve AYM kararlarının herkesi bağlayacağı konularında hüküm yok. O tarihte "uzlaşma" gerçekleşmediği için Anayasa tartışması ertelendi. Ancak AKP'nin Anayasa taslağı, adı konulmadan hayata geçmiş gibi bir tablo var karşımızda...

Siyaset yapmayı yasaklama davası!

Kobani davasını çok önemsiyorum, çünkü bu dava, Türkiye'de demokratik siyasetin yasaklanması yolunda atılan büyük adımlardan biri

Reis mazbut lakin o çevresi yok mu?

O çevreyi yaratanın kim olduğu söylenmeden, çevre eleştiriliyor ki Reis, yenilginin suçunu bugünkü çevresine yıkıp, birinci halkayı yeniden oluştursun, bakarsın biz de oradan bir çıkış yakalarız!