09 Ocak 2022

Yıllar Affetmez: Ya onlar gibi yaşa ya da öl

Meseleniz 'fuhuşa' karşı olmak değil, zorunlu seks işçiliğini ortadan kaldırmak olsun

Esat Eryaman olaylarını araştırmak için Pembe Hayat'ın 'Yıllar Affetmez' serisini izlemeye başladım yeniden. Aslında bu olaylardan bahsetmek için koyulmuştum yola. 'Yıllar Affetmez' sözlü bir tarih belgesel serisi. Belgesel; Eryaman Olayları'nı silahlı, satırlı, sopalı çete saldırılarıyla karşı karşıya kalan travesti ve trans kadınların öz savunmayla başlayan hak mücadelelerini anlatıyor. Yaşam alanlarından sürgüne zorlanan ve barınma hakkı gasp edilerek nefret saldırılarına maruz bırakılanlar, "Yıllar affetmez" diyor ve Esat olaylarının yaşanmasına zemin hazırlayan Eryaman olaylarını, Eryaman davası tanıklarından Bahar'ın (Dilek İnce) nefret cinayeti sonucu öldürülmesine kadar olan süreci tüm gerçekliğiyle gözler önüne seriyor.

Desen: Selçuk Demirel

Belgesel konukları arasında üniversite mezunu, kimya mühendisi, memur, eğitimini tamamlamış trans kadınlar var. Yağmur Arıcan bunlardan biri. Kimya mühendisliğinden mezun oluyor. Sekiz yıl boyunca bir kurumda çalışıyor. Daha sonrasında cinsiyet geçiş sürecini başlatıyor ve ardından baskıyla işinden çıkışı veriliyor. Daha doğrusu istifaya zorlanıyor ve şunları söylüyor:

Yağmur Arıcan 

"İşin acı tarafı devlet tarafından dışlanıp işinden oluyorsun fakat o dönem TMMOBB (Türk Mühendis ve Mimar Odaları birliği) tarafından da bir yargı sürecim oldu. Oradaki kaydım da silindi ve meslek hayatım tamamen bitti. Yıllar sonra TMMOBB trans kadın olmanın ve LGBTİ+ birey olmanın suç olmadığını tüzüklerine aldılar fakat benim gibi trans kadınların TMMOBB tarafından kaydı silinmiş insanların, tarihlerine kara bir leke olarak geçmişizdir diye düşünüyorum." 

Yağmur Arıcan bunun sonucunda seks işliğine başlamak zorunda kalıyor. 

"Çekiyorsunuz ama yayınlamıyorsunuz, sesimizi kimse duymuyor"

Öncelikle şunu belirteyim ki Türkiye'de trans kadınların yüzde 90'nından fazlası zorunlu seks işçiliği yapmak zorunda bırakılıyor. Ne aldıkları eğitim ne okudukları okul, ne de ekonomik koşulları iyi bir aileden gelmeleri bu durumu değiştirmiyor. İyi bir kimya mühendisi, doktor, öğretmen olmaları ya da okul hayatlarında not ortalamalarının yüksek olması karşılaşacakları güçlükleri aşmalarını sağlamıyor çoğunlukla.

Türkiye'de hem iş hayatı hem okul hayatı trans kadınlar ve trans erkler için hep dışlayıcı, örseleyici bir durumda. Akran zorbalığı, yurttan atılma, parasızlıktan okuyamama (aile reddedip parayı kestiği için), okulda yok sayma politikaları, kimlik dayatması, zorba baskın zihniyet birçok transı okullarına devam etmemeye mecbur bırakıyor.

Sınıfın ortasına özellikle atanmış ismiyle çağrılıp, gülüşmelere maruz kalan bir kızın gözyaşlarına tanıklık ettim geçen haftalarda. Velev ki bütün zorluklara göğüs geriliyor ve "okuyacağım" deniyor ama yurtta kalmalarının imkânı olmuyor, yine yüzde 90'ı yurttan atılıyor. Eve çıkmak istendiğinde ise ev sahipleri trans kadın öğrencileri 'seks işçisi' olarak düşündükleri ve genelledikleri için ellerini avuçlayarak ya iki-üç katı kira istiyor ya da "Burada size yer yok" diyor. Aileden destek alamayan, iş verilmeyen birinin bu kiraları ödeyebilmesi imkânsız hale geliyor. 'Fuhuşa karşı olanlar' trans kadınlar için zorunlu seks işçiliği dışında bir seçenek sunmuyor elbette. Evsizlikle, açlıkla, işsizlikle burun buruna bırakıyor.

2015 Onur Yürüyüşü'nde üstüne plastik mermi sıkılan Hande Kader kameralara "Çekiyorsunuz ama yayınlamıyorsunuz, hiçbir yerde yayınlamıyorsunuz. Sesimizi kimse duyurmuyor" demişti.

Hande Kader

Geçimini seks işçiliği yaparak kazanan Kader, en son Ağustos 2016'nın ilk haftasında Harbiye'de bir müşterisinin arabasına binerken görülmüştü. Yakınlarının polise başvurması üzerine yapılan aramalar sonucu 8 Ağustos 2016'da Zekeriyaköy yakınlarında bulunan yakılmış cesedin Hande Kader'e ait olduğu tespit edilmişti. Hande de birçok trans kadın gibi nefret cinayetine kurban gitti. Hande çevirmen olmak istemişti. Olamamıştı. Trans bir kadın olduğu için okuyamamıştı. Edebi metinler çevirmek gibi bir hayali vardı. Yalnızca bedeni değil hayalleri de kül olmuştu Hande'nin. 

Ya onlar gibi yaşa ya da öl!

İstanbul Bakırköy'de evinde kesici aletle öldürülen trans kadın Buse ne olmak istiyordu? Maltepe'de evinde önce kesilerek ardından bornoz ipiyle boğularak öldürülen trans kadın Nilay, intihara sürüklenen ve kendini Boğaziçi Köprüsü'nden atan Eylül Cansın, İzmir Alsancak'ta polis memuru Volkan Hicret tarafından öldürülen Hande Buse Şeker ve daha yüzlercesi ne olmak istemişlerdi? Hayalleri nelerdi?

Mersin'de bindiği dolmuşun şoförü tarafından aramızdan çalınan Özgecan'ın hayali neyse bu kızların da hayalleri oydu. 

Pembe Hayat LGBTT Dayanışma Derneği'nin TBMM'de yaptığı açıklamasından bir bölüm paylaşmak istiyorum:

"…Yalnız bir farkla! Özgecan vahşice öldürüldüğünde haklı ve doğru olarak binlerce insan sokaklara dökülüp Özgecan için adalet istedi. Hükümet Özgecan yasasını tartıştı. Birçok siyasi parti, dernek, sivil toplum örgütü davanın takipçisi olduğunu belirtti. Bu dayanışma ortamında elbette ki LGBTİ'ler de yer aldı.

Öldürülen trans bir kadın olduğunda ise maalesef aynı tepkiyi gösteremedik.

Hande Kader toplumca makbul sayılan bir kadın olmadığı, bir dönme olduğu üstelik seks işçiliği yaptığı için sessizliğe gömülmemiz istendi.

Bizi en çok bu sessizlik öldürüyor.

Bizi toplumun iki yüzlü bakışıyla ürettiği nefret öldürüyor.

Bizi etkin yürütülmeyen soruşturmalar öldürüyor.

Bizi nefret cinayetlerine karşı cezasızlık politikası öldürüyor.

Bizi yasalar nezdinde yok sayılmamız öldürüyor.

Ve biz yaşamak istiyoruz!

Transfobik ve homofobik nefrete karşı hukuki güvenlik ve dayanışma en aciliyetli ihtiyacımız.

Bir trans daha öldürülmeden herkesin maruz kaldığımız saldırılara karşı herkesin ses çıkarmasını istiyoruz.''

"Kadın değilsiniz!" 

Sadece zorunlu seks işçiliğine mecbur bırakılmıyordu bu kadınlar. Yakılarak, kesilerek, kurşunlanarak, üzerlerinden arabalar geçip ezilerek hayatları ellerinden alınıyordu. Arkadaşları ve LGBT+ örgütleri dışında hiçbir yerde yayımlanmıyordu bunlar. Seslerini kimse duymuyordu. 'Çekiyorlardı ama yayınlamıyorlardı'. Kadın cinayetleri listesinde isimlerine bile yer verilmiyordu. "Kadın değilsiniz!" diyen feministlere bile tanıklık ediyoruz. BKNZ. Terf

Şimdi size soruyorum? 

Hiç, bir seks işçisinin elini tutup derdini dinlediniz mi? Saçını okşadınız mı?

Gencecik çocukları evinden atan, açlığa, sefalete atan, reddeden ailelerin karşısına dikildiniz mi? 

LGBT+ bireyi olduğu için işe alınmayan çocukların yanında durup işyerlerine tepki gösterdiniz mi?

İşyeri sahibiyseniz yanınızda hiç çalıştırdınız mı? 

Ev sahibiyseniz evinizi kiraya verdiniz mi? Ayrıcalık gösterdiniz mi? 

Evini üç katı fiyata veren ev sahibi komşularınıza ses çıkardınız mı? Veya evini hiç vermeyenlere? 

Ekonomik durumu iyi olanlar hiç bu çocuklara burs vermeyi düşündü mü? 

Yurtlardan atılmalarına, evlerden atılmalarına, işyerlerinden, okullardan, mekanlardan atılmalarına ses çıkardınız mı? 

Ebeveyn olanlar çocuklarına homofobiyi, transfobiyi anlattı mı hiç?

Kaç öğretmen okullardaki fobik akran zorbalığına ses çıkardı? 

Yakılarak, ezilerek, doğranarak ölen kadınların, yüzüne kezzap, faça atılan kadınların çığlıklarına kulak verdiniz mi?

Adam "LGBT, yok böyle bir şey" dedi "Hayır varlar!" diye sesinizi yükselttiniz mi? 

Meseleniz ahlak bekçiliğine soyunmayı marifet saymak değil meseleniz 'fuhuşa' karşı olmak da değil meseleniz zorunlu seks işçiliğini ortadan kaldırmak olsun.

Yazarın Diğer Yazıları

Feminist olmamı sağlayan babama ve sevgililerime…

"Varoluş" dediğimiz şey dünya üzerindeki bu gitmelerdir. Didinmelerdir. Lubunyanın gitmeye yazgılı bir varlık olması bundandır.

Kim nereden yaralıysa onu alabilir, kalça kıvırabilir, zilleri takıp oynayabilir; sonunda Geççek

Tarkan’ın şarkısı ne içerik ne müzikal alt yapısı ne de klip olarak beni tatmin etmedi. İçimi gıcıklamadı. Başımı kaldırmadı. Şarkıda da söylediği gibi Tarkan’ın eski neşesi yok.

Bir lubunyanın aşk feveranı

Her aşkın kolu güvenli değildir; bu yüzden ben aşktan göçmeye karar verdim