26 Eylül 2021

Zar atmanın tarihi

Hayatta bazen verilen kararları atılan zarlar belirler; seçeceğiniz yolu akıl değil, zarı atan elleriniz gösterir

1921 Yılında Nobel Fizik Ödülünü alan, ününü de günümüze dek koruyarak Dünyanın en ünlü bilim insanlarından biri olan Albert Einstein’in, bitmeyen tartışmaya yol açan “Tanrı zar atmaz” sözüne konu olan “zar” arkeolojik çalışmalardan anlaşıldığı kadarıyla binlerce yıldır atılıyor, uygarlığımızın olasılıkları zaman zaman zar ile sınanıyor.

 Yüzyıllardan beri farklı tip ve şekillerde değişik zarlar kullanılmakta

Eski Mısır'da açılan mezarlarda, Anadolu, Çin ve Güney Amerika yerli halkıyla antik Sümer uygarlığı üzerinde yapılan arkeolojik kazılarda bulunan farklı zar tasarımlarından anlaşıldığı kadarıyla insan uygarlığı binlerce yıldır zar atıyor.

Tarih boyunca zara çok sahip çıkan olmuş, zarı icat ettiğini söyleyen farklı kültürlerden farklı sesler duyulmuş. İran’da bir dergi ilk kez zar kullanımının 5000 yıl önce ülkesinde kullanıldığını yazmış ama kanıt gösterememiş. Antik Yunan'ın ünlü tragedya yazarları Sofokles ilk zarın MÖ 1188 tarihinde ünlü Yunan mucit Palamedes tarafından Truva kuşatması sırasında icat edildiğini söylemiş. Tarihçi Herodot da zar kullanımının ilk kez Kral Atys zamanında Lidyalılarda görüldüğünü ileri sürmüş. Ama arkeolojik kazılarda ele geçen veriler sayesinde -bugün için- bu savlar çürütülmüş; zarın tarihi kanıtlar üzerine tekrar yazılmış.

Eski Mısır uygarlığında, MÖ 3100 Yılına tarihlenen bir hiyeroglif üzerinde keşfedilen 2 taraflı oyun taşları, zar tarihi konusu yapılan araştırmalarda temel teşkil ediyormuş. Türkiye'deki bir kazı alanında bulunan MÖ 3000 yılından kalma oyun parçaları içinde fark edilen zarlarla birlikte yine aynı eskilikte olarak Meksika'nın Tiacuachero bölgesinde, kil zeminlere delinmiş delikler insan aklının uzak coğrafyalarda da olsa aynı yönde işlediğini, olasılıklarını kendi elinde tutmaya çalıştığını gösteriyor olmalı.


Amerikada Metropolitan müzesinde sergilenen Mısır'ın MÖ 305 ile MS 30 yılları arasındaki Helenistik dönemine ait zarlarda Yunan harfleri ve sayılar net olarak görülmekte

MÖ 2600 yılında Sümer medeniyetinin ünlü Ur Şehrinde bulunan bir masa oyununun parçası olan piramit şeklindeki zarlar, zar atmanın kraliyet ailesinin kutsal oyunlarından biri olduğu konusunda tezlerin ileri sürülmesine yol açmış. Tarihsel süreç içinde, zarın şekli aklımıza ilk gelen küp halinden farklı da olmuş, İngiltere'de sergilendiği şekliyle MÖ 2000 yılına ait olarak Mısır mezarlarında bulunan kübik zarlar gibi farklı tasarımlar da kullanılmış. Yani yüzyıllarca geriye giden zar yapımında çok değişik geometrik şekiller denenmiş. İlginçtir, yeni tasarımlara bakılırsa, bugün bile insan aklında yeni tarzların kullanılabilmesi düşüncesi hala devam ediyor, zarın olası başka halleri de aranıyor olmalı! 

Babasının kemiklerinden yaptığı zarla oynadığı tüm oyunları kazanan Shakuni'nin kız kardeşinin soyunu yok etmek adına verdiği savaş Hint mitolojisinde önemli bir yere sahip

Tutankhamun'un mezarında bulunan hayvanların mafsal kemiklerinden yapılmış MÖ 1333 yılına tarihlenen ilkel zarlar Kahire Müzesinde sergilenmekteymiş. İtalya'da Roma yakınlarında bulunan Toskana zarı da ilginç, çünkü günümüzdeki kullanım şekline çok benzeyen tasarımıyla tam 2900 yıl öncesinden geliyormuş. Ondan 300 yıl daha yeni de olsa aynı tarzda oyulmuş zarlar Çin’de yapılan bir kazıda da çıkmış.

Eski Roma’da zar tutmaya, hile yapmaya karşı özel aparat kullanılıyormuş

Vakit geçirmek üzere oynanan oyunlar bir yana tarihsel süreç içinde, insanlığın en eski aktivitelerinden biri de kumar olmuş. Oyun ve kumar üzerine yapılan araştırmalarda bilim adamlarının dikkatini çeken en önemli verilerden biri her dönemde “hile” yapılabileceği ve hile için özel tasarımların zekâ sınırlarını zorlayacak yaratıcılıkla zarın yapım şekline ve kullanım tarzına da yansıyabileceği olmuş. Zaten söylenen o ki; kumarın olduğu her yerde hilenin de yapılabileceği düşüncesini doğrular biçimde, yakın zamanda yapılan bir araştırma, dengeli zarların Rönesans'a kadar gerçekten var olmadığını ortaya koymaktaymış.


MS 4. yüzyıl Roma dönemine tarihlenen özel zar atma kulesi, hileyi ortadan kaldıracak şekilde tasarlanmış

İngiltere’deki Richborough Kalesi'nde şans eseri fark edilen ve MS 4. yüzyıl içinde Roma dönemine tarihlenen özel bir zar atma aleti, bu savı doğrular şekilde açığa çıkartılmış. Eski Roma’da “zar kulesi” adı verilen kemikten yapılmış bu cihaz yaklaşık 20 cm boyunda, içinde bir dizi basamaklardan oluşan rampayı çerçeveleyen bir aletmiş. Zarlar kulenin tepesine atıldıktan sonra basamaklardan aşağı doğru yuvarlanırken oyuncular adil bir sonucu getireceğine inanıyorlarmış. Bu tür kulelerin amaçlandığı gibi çalışıp çalışmadıkları bilinmese de Roma İmparatorluğunda hazırlanan illüstrasyonlarda ve mozaiklerde görüldüğüne göre çok yaygın olarak kullanıldığı düşünülüyormuş. 

Zar kulesi, Almanyada Köln şehri yakınlarında Vettweiss ve Froitzheim köylerinin yakınında da keşfedilmiş. Bu örnekteki zar kulesinde bir veya daha fazla zarın güvenilir bir şekilde atılması için özel bir tasarım da varmış. İngiltere örneğindeki gibi, MS 4. yüzyıla ait olarak tarihlenen bu aparat, görünüşe göre bir hediye olarak sunulmuş, iç kısmına kazınmış olarak iki ayrı Latince metin içeriyormuş. Uzun metin Picts'in askeri yenilgisini anıyor, kısa metin ise oyunculara iyi şanslar diliyormuş. Düz bir yüzeye oturmak için tasarlanmış dik, içi boş, bakır alaşımlı levhadan yapılma zar kulesinin üstü zarların girmesine izin verecek şekilde açıkmış, zarlar kuleden düşerken rastgele hareket üretecek üç seviyeli çıkıntılı bölme içeriyormuş. Kulenin de hilelisi var mıdır bilmiyorum ama bu dönemlerde de oynanan kumar oyunlarında çok kişinin canı yanmış olmalı, diye düşünüyorum.

Anlaşılan o ki, şaşırtıcı olmayan bir şekilde zaman içinde yapılan işe hile karışmış, oyunların adaleti her dönem tartışılmış, sonuçlar önceden tasarımlandığı şekliyle olmuş; soyluların, ruhban sınıfının ve güçlülerin zarı hep olumlu tarafta durmuş.

Roma yakınlarında bulunan Toskana zarı, günümüzdeki kullanımına olan benzerliğini tam 2900 yıl önce de koruyormuş

Kolomb öncesi Amerika’da zar kullanımı

Avrupalıların ayak basması öncesindeki Amerika'da, zarlar tipik olarak sadece iki taraflıymış; iki yanı da boyalıymış. Bu konuda çalışmaları olan arkeologlardan Warren DeBoer ile Barbara Voorhies'e göre, Kuzey ve Orta Amerika'da Meksika'nın ortalarından Belize, Guatemala, El Salvador, Honduras, Nikaragua ile Kosta Rika'nın kuzeyine kadar olan sahada yaşayan yerli halkın elinden çıkan zarların bir tarafı kavisli, diğer tarafı daha düzmüş; yapımında doğal malzemeler kullanılmış. Güney Amerika’da altı yüzlü zar kullanımı Avrupalıların kıtaya ayak basması sonrasında başlamış.

Baltimore'da Walters Müzesinde sergilenen bu eserde Ortaçağ insanlarının zar atışı resmedilmiş

Amerikan zar oyunlarının kökeninin kutsal Aztek ritüellerine dayandığına inancı çerçevesinde yapılan araştırmalarda günümüze taşınan farklı oyun tasarımları da keşfedilmiş. Yılları belirleme, takvimleri düzeltme sürecinin bir parçası olarak rahipler, kurban edilen bir vücudun ateş toplayıp toplayamayacağını görmek için zar atıp, olasılıkları şans üzerinden denerlermiş. Takvimin aylarını, haftalarını, günlerini saymak için kullanılan çubuklar, ritüelin bir parçası olarak toplanıp fırlatılırmış. Bulunan veriler, erken dönem Amerikan zar oyunlarındaki güneş sembolizminin ve ortaya atılan çubukların bu çerçevede süregelen bir adet olabileceği savını güçlendiriyormuş.

1992 Yılında okuma yazma bilmeyen, disleksik, numerofobik ve aritmofobik kişilerin kendilerini daha kolay ifade edebilmeleri için "hayır", "evet" ve "belki" anlamı taşıyan üç taraflı zar tasarlanmış

Tarihsel süreç içinde akla gelebilecek çok şeyden zar oyulmuş, değerli ve yarı değerli malzemelerle yapılan zarlardan şans getirmesi beklenmiş

Zarlar yapımında çekirdek, kabuk, altın, gümüş, diş, değerli, yarı değerli taşlar, kamış, çubuk, ağaç, kemik, cam, bronz, kehribar, boynuz, plastik ve buraya ekleyebileceğimiz çok daha farklı malzemelerden kullanılmış. Her ne kadar oyun ve kumar amaçlı kullanımı çok yoğun olsa da, erken dönem zarları geleceğe dair kehanetlerde bulunabilmek için de atılmış. Çünkü binlerce yıl öncesinde yaygın olan kanaat, zar ve benzeri nesnelerin kehanet saçan kişilerin elinden tanrıların ya da doğaüstü güçlerin dolaylı eylemleri nedeniyle düştükleri şeklindeymiş. Genel kanaat o ki, binlerce yıl öncesinin zarları gizemli ellerin sihirli tılsımlarıymış.

Gün gelmiş zar olasılıkları düşünürlerin ilgi alanına girmiş; ismi bilinen ya da bilinmeyen çok sayıda yetkin kişi zarın neticeleri hakkında beyin fırtınası yaşamış, gelecek nesillere cevaplarını bulamadığı sorular aktarmış. 16. yüzyılda İtalyan Girolamo Cardano ve Galileo tarafından zar sonuçlarının matematiksel analizlere tabi tutulması, rastgelelik ve olasılık kavramlarının ortaya çıkmasına yardımcı olmuş; yuvarlanan zarlar istatistik alanının çalışmalarına konu olmuş.

İnsan aklı, yeni nesil zar tasarlamaya devam ediyor

Bildiğiniz gibi, zarın bilinen en yaygın şekli, karşılıklı kenarlardaki noktaların toplamı yedi olacak şekilde işaretlendiği küp hali. Bu noktaların yerine farklı kültürlerde geleneksel desenlerin de oyulduğu olmuş; ilk kez 1888 yılında tasarlanan 8 yüzlü poker zarlarında özel semboller kullanılmış, taç, çapa, dümen, kupa gibi farklı benekler zar yüzünde değer bulmuş. Yaygın olarak kullanılan 6 yüzlü zara ek olarak, 4, 5, 7, 8, -patenti 1906 yılında alınmış- 10, 12, 16 ve tam 1900 yıl öncesinden gelen 20 yüzeyli zarların da tasarımlandığı olmuş. Hala devam eden farklı tiplerde geliştirilme çabası içinde, zarın fiziksel tasarımının ve atılan zar miktarının matematiksel olasılıkları belirlediği “rastgele sonuç” kombinasyon oluşturmada uykuları kaçırmış.

İran kültürünün günlük yaşam eğlencesi "tavla oyunu " 14. yy'da, yani yükseliş döneminde Osmanlı coğrafyasına girmiş, kısa sürede de toplumun tüm katmanları tarafından sevilen bir oyun olmuş. Tavla oyununun kendine özgü edebi terimleri, şakaları, yinelenen deyimleri gelişmiş; atılan zarların kombinasyonlarında da günümüze dek Farsça isimleri kullanılmış. Yek (1), Dü (2), Se (3), Cehar (4), Penç (5), Şeş (6)

Farklı geometrik şekillerde tasarlanmış zarlar tarih boyunca kullanılmış

Zarla oynanan "barbut oyunu" genel olarak para karşılığında oynandığı için Osmanlı zamanından bu yana kumarın en basit uygulaması olmuş, yeri gelmiş atılan zarlar ocaklar söndürmüş, servetleri tüketmiş, aileleri parçalamış. Zar atmak, özellikle Yeşilçam sinemasında hapishaneyi, işlerin kötüye gideceğini, hileyi, kötü insanlarla birlikte olmayı simgelemiş, öpülerek atılan zarlardan medet uman yüzlere eklenen mimiklerle kaybedilecek servetin, yıkılacak hayatların teması işlenmiş.

Edebi eserlere konu olan, isteği gibi gelene tekerlemeler düzdüren, atılırken kırk yıllık sevgili gibi öpülen zarlar koleksiyoncular için de tematik bir değer. 2003 Yılında yapılan bir müzayedede 20 yüzlü antik Roma döneminde yapılmış zar tam 17. 925 Dolara alıcı bulmuş. Sadece farklı tip ve tasarımlarda kullanılmış zarları biriktirenler bir yana, Dünyanın farklı ülkelerinde oynanan keyif – düşünce oyunlarını toplarken içlerindeki zarlara sahip çıkanlar da var.

Attığınız zarın aklınızdakiyle eşdeğer gelmesi dileğiyle, güzellikleri biriktirmenizi dilerim.

Yazarın Diğer Yazıları

Nobel ödülü ölümlerle geldi

Dünyanın en prestijli “Nobel” ödüllerinin arkasında, silah endüstrisini canlandırmanın milyonlarca cana mal olan pişmanlığı var

Saçı olan da kullanmış, keller de; peruğun tarihi…

İlk peruk 5100 yıl öncesinde başa geçirilmiş

Altın kadar değerli, altın renkli baharat: Safran

Safran hemen hemen tüm dillere baharat olarak değil, boya olarak kullanıldığı zamanları hatırlatırcasına Arapça "sarı" anlamına gelen "za'faran" kelimesinden geçmiş