29 Aralık 2019

Yılbaşı kartlarının kültür tarihi

Sevdiklerinizden alacağınız bir tebrik kartının yaşattığı mutluluğu kalıcı kılacak şey, ona da bu hoşluğu yaşatmaktan geçer

Dünyanın çok büyük bir bölümünü yılbaşı heyecanı sardı bile! Şehirlerin, binaların, iç mekânların ışıklarla süslenmesi ve hediyelerin seçilmesi bu günlerde tamamlanmak üzere. Yılbaşı soframızın belirlenmesinin telaşı da yavaş yavaş hız kazanmaya başlıyor. Bazılarımız da sevdiklerimize göndereceğimiz tebrik kartlarının hazırlanmasının koşuşturması içindeyiz.

Son yıllarda yılbaşı öncesinde tebrik kartı göndermek çok büyük ölçüde terk edilen bir alışkanlığımız oldu ama yine de dünyanın her yerinde bu adet devam ediyor. Örnek olarak sadece İngiltere'de, Aralık ayı içinde gönderilen yılbaşı kartları toplamı geçen yıl itibarıyla 800 milyon adedi geçmiş. Tabii ki, bu sayının içinde, Hıristiyan dünyası için yeni yılla iç içe geçen Noel'in de etkisi çoktur ama yine de, kart gönderme alışkanlığının devam etmesi adına kayda değer bir güzellik olmalı…

Farklı tarihlerde de olsa, yılbaşı dünyanın her yerinde kutlanıyor

Yılbaşı kutlamalarının MÖ 2000'li yıllara uzanan bir geçmişi var. Eski Mısır'dan Çin'e, Güney Amerika'dan Anadolu topraklarına kadar çağlar boyunca var olmuş nice kadim uygarlıklar, yeni bir yıl için heyecan duymuşlar ve tarihsel süreç içinde de, kendilerine özgü kutlama ritüelleri oluşturmuşlar. Kutlamanın niteliği çağlar boyunca değişiklikler gösterse de, yeni yıl insanoğlu için hep geleceğe dair umutların yeşerdiği, sevginin yükseldiği ve inançların doruğa ulaştığı paylaşım günü olmuş. Dilekler kimi yerde ağaca kazınmış, kimi yerde taşların üstüne. Kimi zaman papirüs yapraklarına, kimi zaman deri parçalarına, yerine göre de pişmiş toprak tabletlerine yazılanlar insanların yeni yıldan beklentilerini ve umudunu saklamış.

Tarihsel süreç içinden bakıldığında yılbaşının hangi gün kutlandığı ve yılın kaç gün olduğu konusunda söylenecek çok şey var. Farklı kültürlerin farklı tarihlerde kutladıkları yeni yıl anlayışları bugün de devam ediyor. Hatta Hindistan sınırları içinde, yılın değişik zamanlarında yılbaşı kutlayan birçok etnik kitle var. Yılbaşısı olmayan var mı diye araştırdım, varmış. Kenya ve Tanzanya arasında yaşayan Maasai Kabilesi insanlarının yeni yılı da yok, tatil günü de. Onlar her gün doğayla mücadeleye hazır uyanıyorlar, belki de her güne yeni bir yılın başlangıcı olarak bakıyorlar.


İnternetin olmadığı, cep telefonlarının bilinmediği yıllarda açılan tezgahlarda kişiye özel kart seçmek ve özenle yazarak postaya atmak hoş bir gelenek halindeydi

İlk basılı yılbaşı kutlaması 1400'lü yıllarda Almanya'da olmuş 

İlginçtir, insanların birbirlerine yılbaşı kutlaması gönderme isteğine 1400'lü yılların Almanya'sında rastlanıyor. Bugün müzelerde ve özel koleksiyonlarda korunan el yapımı kağıt üstüne yazılmış bu kutlama dilekleri, günümüze kadar ulaşan ve evrensel hale gelen bir âdetin Avrupa'daki ilk örneği. Kutlama kartlarının dünyanın her yerinde popüler olması ve uzaktakilere kolayca gönderilebilmesi tabii ki, pulun icadından sonra başlamış. Yüzyıllar boyunca son derece karmaşık ve pahalı olan posta hizmeti, 1840 yılında İngiltere'de daha sonra kendisine "Sir" unvanı verilen Rowland Hill tarafından tasarlanarak devlet eliyle basılan posta pulunun kullanımını ile sistematik bir hale gelmiş ve herkes tarafından kullanılabilecek bir hizmet olmuş. "Pul" gibi parlak bir tasarımın diğer devletler tarafından da kullanılmaya başlanması sonrasında, posta kavramı o günden bu yana sağlam temeller üstünde gelişmiş.

1800'lü yılların başından sonuna kadar yaşanan gelişmelerle dünyada çok hızlı bir değişim yaşanmış. Buharın, pulun, fotoğrafın, sinematografinin ve bugün günlük hayatımızda kullandıklarımızın ilk adımlarını oluşturan çok şeyin seri üretimi için açılan fabrikalarda çalışacak insanların metropollere göç etmeleri yeni bir kentli tipi yaratmış. Şehirlerde, kasabalarda toplanmaya başlayanların arkalarında bıraktıkları yakınlarıyla kurulacak olan özlem köprülerinde "mektup " her zaman haber almanın kolay yolu ve simgesi olmuş. 


1843 yılında Sir Henry Cole tarafından John Calcott Horsley'e çizdirilerek postaya atılan kutlama kartı, dünyanın her yerinde hoş bir adetin başlangıcı oldu

İlk basılı posta kartı 1843 yılında postaya atılmış

1843 yılında Sir Henry Cole tarafından John Calcott Horsley'e çizdirilen "kutlama kartı" İngiltere'de postaya atıldığında tarihsel anlamda yaşanan bir ilkin adı olmuş. 1856 yılında Amerika'da Alman asıllı Louis Prang, taşbaskı yöntemi ile hazırladığı ve yıllar içinde renkli olarak geliştirdiği kutlama kartlarıyla, Amerika ile İngiltere ve Avrupa ülkeleri arasında önemli bir bağın kurulması sağlanmış. Özellikle 1890 yılına gelindiğinde son derece popüler olan Prang'ın kutlama kartları, çığ gibi büyüyen bir iş kolunun da temsilcisi olmuş. Ama birçok yerde taklit edildiği, sahte tıpkıbasımları dolaşımda olduğu için Prang kartları görünürde olmuş ama postacıların taşıdıkları genelde sahtelermiş. Sakın ne fark eder demeyin, koleksiyonerler için orijinalı ile sahtesi arasındaki fark çok büyük. Biriktirilen objenin özelliğine göre, bazı durumlarda orijinalı, bazı durumlarda da sahtesi daha değerli. 

1900'lü yıllara gelindiğinde insanlar yeni bir yüzyılın şahidi olmayı ve bunu birbirlerine gönderdikleri kartlarla yaşamaya - yaşatmaya önem vermişler. Günümüzün ünlü kartı basım şirketleri bu yıllarda sektörde belirmeye başlamış. Tabii ki, kutlama kartı sözünden sadece yılbaşı kartını çıkartmayın. Şirketlerin tanıtımları için gönderilenleri, kişisel ya da sevgililer için olanları, ideolojik ve resimli olan farklı kart tiplerini de burada saymak lazım. Kartlara olan talep sonrasında, yaratıcı fikirler ve özgün tasarımlar, doruğa erişmiş, üretilenlerin önü arkası kesilmemiş. İnsanlar arasındaki diyaloğu güçlendirme çabalarıyla dolaşıma çıkan kartları dünyanın her yerinde toplayan koleksiyonerler belirmiş. Tanımadıkları insanların birbirlerine gönderdiği kutlama kartları toplamaya ve sınıflandırılmaya başlanmış. Yıllar öncesinde kim olduğu bilinmeyen kişiler arasında gidip gelen kartlar alınır, satılır, biriktirilir olmuş.

Birinci Dünya savaşı sırasında, eşlerini çocuklarını savaşa göndermiş kadınların az da olsa para kazanmak amacıyla evlerinde hazırladığı dantel örgülü posta kartları bugün dünyanın her yerinde koleksiyonerlerin gözdeleri arasında

Posta kartları savaşın soğuk yüzünü umuda çevirmeye çalışmış

Bu arada zevkini gönderisine yansıtmak isteyenler de çıkmış ve kutlama kartlarını kendileri yapmaya çalışmışlar. İpek dantelli kesimler, renkli kumaşlı tasarımlar, kâğıt oyma çalışmaları ve örnekleri bugün gerek müzelerde, gerekse de koleksiyonerlerin övünerek sergiledikleri arasında olan farklı tip ve şekillerdeki yılbaşı kutlama kartları ortaya çıkmış. dünyanın her yerinde çılgınca dolaşıma çıkan kutlama kartları, insanlığın neredeyse ortak zevki haline gelmiş; kültürel ilişkilerin kalıcı paylaşımları getireceği en önemli yol olarak düşünülmüş. 

Ama beklenen olmamış, çatışmalar büyümüş. Birinci Dünya Savaşı, yeni yüzyıl ile yeşeren barışçı umutlar için felaketlerin başlangıcı olmuş. Kadınlar kocalarından, çocuklar babalarından ayrılmış. Hasretin yaşandığı, ölüme olan yakınlığın fazlasıyla hissedildiği cephelerde, barışçı umutlar tükenmeye başlamış ama savaşın soğuk yüzünü kutlama kartları tersine döndürmeye çalışmış. Savaşa katılan devletlerin her türlü güçlüğe karşı cephelerde kurduğu sahra posta teşkilatları ile ölüme en yakın olunan yerlerden yollanan yılbaşı kutlama kartları, gönderene umut, eline geçene de mutluluk vermiş. Kartlar, sanki barışa olan özlemi tek başına yaşatmaya aday olmuşlar. Olmuşlar ama bir yandan da, sınırları aşıp gelen kutlama kartları, artık propagandanın, milliyetçi güdülerin ve kendini güçlü göstermeye çalışan savaşçı güçlerin de reklamını üzerilerinde taşımış. İlginçtir, barışçı çağrılar da, savaşın soğuk yüzü ve şiddet içeren yanı da kutlama kartlarında yerini almış.


İkinci Dünya Savaşının karanlık günlerinde, uzak diyarlara gönderilen yılbaşı kartları, şiddetin ve propagandanın etkisi altındaydı

Kutlama kartlarında ideolojik telkinler, ırkçı çizimler ve şiddet içeren tasarımlar

Birinci Dünya savaşı biter bitmez insanlar kısa süreli bir nefes almış ama savaş endüstrisi doymamış. Daha büyük bir çatışma için hazırlananlarla insanlık tarihi, 2. Dünya Savaşının acımasız aktörlerine kendini kaptırmış. Artan ırkçı yaklaşımlar, yılbaşı kartlarına da yansımış. Sevgi sözcükleri ile bezenen kartların arka taraflarında şiddetin acımasız çizimleri, bugün elemle gördüğümüz ırkçı sözler de yer almış. Küresel çatışmalarla kentler harabelere dönüp, savaş telafi edilmesi çok güç yaralar açarken de, ölüm, açlık ve sefalet yaşanırken de, insanoğlu yılbaşını kutlamaya devam etmiş. 

İkinci Dünya Savaşı sonrasında savaşın yaşattığı sefaleti bir daha görmemek adına aşağıdan gelen tepkilerle uluslararası anlamda düzenlemeler denenmiş olsa da, kapıda bekleyen soğuk savaş dönemi etnik ayrılıkları körüklemiş ama insanların -posta yoluyla da olsa- kucaklaşmasını engelleyememiş. Kültürlerin yüz yüze gelmesi engellense de, kutlama kartları ne sınır tanımış, ne de inşa edilen utanç duvarlarını görmüş. Postacının getirdiği kutlama kartları, zengine de yoksula da aynı derecede mutluluk yaşatmış, olmalı.


Birinci Dünya Savaşı sırasında Mısır'daki İngiliz esir kamplarında tutulan askerlerimizin gönderdiği kartlar ve resimler, koleksiyoncuların elinde hem tarihi aydınlatıyor hem de o günlerde yaşanan acıları gelecek kuşaklara anlatıyor

Gönderdiği yılbaşı kartı yüzünden işinden olan İranlı bürokrat

Hoş bunun tersinin yaşandığı zamanlar da olmuş. Geçtiğimiz yıllarda, İran Futbol Federasyonundan üst düzey bir yetkili, İsrail Futbol Federasyonu'na gönderdiği yılbaşı tebrik kartından dolayı istifa etmeye zorlanmış. Bilmiyorum, sizlerin de bu konuya ekleyebileceği yaşanmışlıklar var mıdır!

Gelelim "yılbaşı kartları" konusunu "koleksiyonculuk" ile ilişkilendirmeye. Yazılarımı okuyanlar bilirler, ben her şeyin biriktirilebileceğini düşünen ve farklı alanlardan da örnekler veren biriyim. Hatırlayanlar çıkacaktır, ayakkabıdan manikür setlerine, ataçtan kumbaraya hatta konserveye kadar çok şeyin kültür tarihlerini anlatırken koleksiyonlarından da bahsetmiştim. Bu nedenle yılbaşı kartları gibi dünyanın dört bir köşesindeki tutkulu koleksiyonerleri heyecanlı kılan bir alanda tabii ki söyleyecek çok şeyim var.


Yüzyıl öncesinde postaya atılmış yılbaşı kartlarını toplayanlar, hem geçmişi hem de yazılan hoş temennileri biriktiriyorlar...

Yılbaşına özel kartpostallardan kabartmalı olarak tasarlanmış tiplerine, birkaç sayfalı küçük olanlardan özel zamanlarda özel yerlerden postaya atılmışlara, üzerinde yeni yılın rakam olarak çizilmiş hallerinden el yapımı olanlara kadar tematik anlamda yılbaşı kartı biriktirmenin yüzlerce yolu var. Mesela pulun kartpostalın ön yüzüne basılmış olanlarını bile toplayanları gördüm. Bir de yıllar öncesinden hiç tanımadığınız insanların el yazılarından ve yazdıklarındaki anlatımlarından da zevk alırsanız, bilin ki siz de koleksiyonculuğun büyülü dünyasına girmeye hazır olanlardansınız.

Başta söylediğim gibi bugün yılbaşı kutlamaları çok yerde sosyal medya üzerinden de yapılıyor. Tabii ki, bir koleksiyoner olarak gönlüm bol pullu zarflar içinden çıkacak yılbaşı tebrik kartı almaktan yana. Sizin için de aynısını diliyorum; postacınızın her zaman size getireceği sevinçler olsun. Hadi, geç kalmadan siz de gönderin kartlarınızı! Üzerine yazacağınız birkaç güzel söz ile mutlu edin sevdiklerinizi. Ben de sizlere göndereceğim kartı buradan yazıyorum ve diyorum ki, yeni yıl hepimiz için sağlık, afiyet ve huzur içinde, yeni umutlara, hoş sürprizlere, mutlu günlere açılan kapı olsun.

Güzellikleri biriktirmenizi dilerim.

Yazarın Diğer Yazıları

Sofranın tarihi | Kederi ve sevinci paylaşmanın, çözümü aramanın masa başı birlikteliği

Sofraların şölenlere, şölenlerin festivallere, farklı lezzetlerle dolu ziyafetlere ve ritüelik kuralları olan masa başı birlikteliklerine dönüşmesinin tarihi insanın kültür evriminde kat ettiği uzun yolu da anlatıyor

Havai fişeksiz kutlanacak mutlu yıllar

Havai fişekler haber kanallarında denildiği, gazetelerde yazıldığı gibi görsel şölen mi, yoksa doğaya salınan zehirler eşliğinde hem kendimize hem de hayvanlara yaşattığımız zulüm mü?

Şehirlerin gizemli obeliskleri; dikilitaşların öyküsü… 

Dikilitaşlar, yüzyıllarca yaşam alanların süsü, simgelerin belirgin yüzü, kültürler arası geçişlerin dikilen gücü olmuş