15 Ekim 2023

Kapandığında güven, açıldığında ferahlık veren tasarım: Fermuarın tarihi

Fermuarın tasarım süreci, uçağın ve bilgisayarın icadından daha uzun sürmüş

Bu söz fermuarın tarihiyle ilgili bir kitap yazan Maryland Üniversitesi hocalarından Robert Friedel'e ait. Friedel, böylesine mekanik bir icadın dünyanın dört bir yanında kullanılır olup kısa sürede insanın vazgeçilmezleri arasına girmesini işlerliğinin yanı sıra, icadından kısa bir süre sonra cinsel özgürlüğün de simgesi haline gelmesine de bağlıyor, fermuarın sosyal hayatta hak ettiği ilgiyi ve değeri görmesi gerektiğine inanıyor.

Koleksiyoncunun köşesinde, pazar kahvesi tadında, küçük şeylerin büyük hikâyesi devam ediyor. Sırada modadan koruyucu ekipman olmasına, kolaylıktan güven verici kullanımına, vücudun gizini ve cinselliği de dişleri arasında saklayan fermuarın tarihi var.

Aslında bazı düşünürler icadının üzerinden bir asırdan fazla bir zaman geçmesine rağmen fermuarı günlük kullanımız açısından "en kolay ve en ucuz kapatma yöntemi" olarak görmüyorlar. Son yıllarda sıkça karşılaştığımız farklı kapatma yöntemleri arayışın devam ettiğini, bilimsel bilginin ışığı altında çalışmaların sürdüğünü gösteriyor. Ama şu bir gerçek ki, fermuar her daim insan aklının açmazları açar kıldığını, aranacak gerçekler, yaşamı kolaylaştıracak tasarımlar kaldıkça arayışların devam edeceğini gösterecek. Gelin aralayalım fermuarın gizemli öyküsünü ve gezinelim icadı sürecindeki yaşanmışlıkların çakıllı yollarında.

Fermuarın icadı çok sayıda mucidin 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren başladıkları denemeler neticesinde gerçekleşmiş

Fermuar basit bir mekanizma gibi görünse de icadı çok uzun zaman almış. İşlerliği olan bir fermuarı bir araya getirmek çok sayıda aklın aynı soruna odaklanmasıyla gerçekleşmiş. Tasarımının sorunsuz bir şekilde mükemmele ulaşmasında çabalar birleşmiş, yaratıcı aklın işlerlikle kaynaşmasında yıllar gerekmiş.

Her ne kadar isimleri tarih sahnesinde iz bırakmamış çok sayıda mucidin giysileri kolay kapatmak için farklı zamanlarda çalışmaları olsa da, fermuarın patentini ilk kez 1851 yılında dikiş makinesini de icat eden Elias Howe almış.

Fermuarın patentini ilk kez 1851 yılında dikiş makinesini de icat eden Elias Howe almış.

Patentinin adını "otomatik ve sürekli giysi kapatıcısı" koyan Howe'un fermuar tasarımı, eski kancalı ve düğmeli kapatma yöntemlerinin çok da ilerisine gitmiyormuş. Bu yöntem hem zor kullanılıyor, hem de sık sık açılıyormuş. Üstelik çabuk paslanıyor, aynı zamanda üretimi de çok pahalıya mal oluyormuş.

Elias Howe, fermuarın patentini alsa da buluşunu geliştirmek için fazladan çaba harcamamış. Denilen o ki, onun giysi kapatma sistemi üzerinde çalışmamasına, mekanizmayı geliştirip pazarlamaya devam etmemesine neden olan şey icat ettiği dikiş makinesindeki başarısı olmuş. O fermuarın ilk patentini alan kişi olarak kenarda kalmış, fermuarın babası olma onurunu kendisinden sonra gelenlere bırakmış.

Elias Howe, fermuarın patentini alsa da bu konuda fazla çaba harcamamış, icat ettiği dikiş makinesindeki başarısı onu bu yolda çalışmaktan geri bırakmış. 

Pantolondan pahalı fermuar

Elias Howe tarafından tanıtılan fermuarın hak ettiği ilgiyi görmemesinin bir nedeni de maliyeti olmuş. Düşünsenize, ilk yıllarında fermuarlar pantolondan neredeyse iki kat daha pahalıymış.

Ucuzu ve işlerliği arama yolunda devam eden çalışmalarda Whitcomb Judson isimli bir mucidin Howe'un patentine benzer bir aleti tasarlayarak ayakkabı bağlarının yerini alabilecek bir icat girişiminde bulunması ona "fermuarın babası" olma onurunu kazandırmış. Onun "toka kilidi" (clasp locker) adını verdiği bu sistem aslında karmaşık görünen çengelli ayakkabı tokasıymış; bugün bildiğimiz fermuardan daha karmaşık bir yapısı varmış. Ama en azından dişlerini tek tek takmak gerekmiyormuş, birbirine kilitlenen sıralı çengel ve ilmikler, kayıcı bir parça ile çekildiğinde mekanizmanın açılıp kapanmasını sağlıyormuş.

Chicagolu bu tuhaf mucit, tam olarak anlaşılamayan tasarımıyla "fermuarın mucidi" olarak itibar kazanmış, buluşu ayakkabı üretiminde çok yoğun olmasa da kullanılmış ama o yıllarda insanlar giysilerinin üzerinde bu hantal mekanizmayı taşımaya pek hazır değilmiş.

Universal Fastener Company isimli şirketle 1893 Chicago Dünya Fuarına katılıp fermuar tasarımını tanıtan Whitcombİ, ciddi bir ticari başarı sağlayamamış. 

Pennsylvanialı avukat ve yatırımcı olan Lewis Walker ile birlikte bu kilitleyici - kilit açıcı mekanizmayı üretmek için "Universal Fastener Company" adlı şirketi kuran Whitcomb, 1893 Chicago Dünya Fuarına katılıp gösterimde bulunsa da, görücüye çıkan "clasp locker" ciddi bir ticari başarı sağlayamamış.

1905'e kadar kancaları ve halkaları kumaş bantlara tutturmak için bir makine icat edilememiş, uygulama daha çok botlarda ve tütün keselerinde kullanılmış. Sistem güvensiz, hantal ve pahalı olduğu için giyime uygun görülmüyormuş. Bu da demek oluyor ki, moda endüstrisinin fermuarları giysilerde kullanmaya başlaması için 20 yıl daha geçmesi gerekecekmiş.

İşçilikten damatlığa, müdürlükten modern fermuarın tasarımına

Universal Fastener Company tarafından işe alınan İsveç göçmeni Kanadalı elektrik mühendisi Gideon Sundback, bu konuda sahneye çıkan bir başka isim olmuş. Tasarım bilgisinin ve becerikli aklının yanı sıra fabrika müdürünün kızıyla yaptığı evlilik Sundback'i şirkette en üst pozisyonuna getirmiş.

Kanadalı elektrik mühendisi Gideon Sundback, 1913’te modern fermuarın tasarımını bitirmiş. "Y" şekline getirdiği kepçelerin ucunu delip kütleştirerek kumaş bant üzerine kelepçelemesi ona bu konuda başarıyı getirmiş.  

Sundback, biraz zor çalışan bu mekanizmayı geliştirmeye çalıştığı sırada, 1911 yılında eşini kaybedince çalışmalarını biraz aksatmış ama uzun uğraşlardan sonra 1913'te modern fermuarın tasarımını bitirmiş. "Y" şekline getirdiği telden kestiği kepçelerin ucunu delip kütleştirdikten sonra sürekliliği sağlayacak şekilde her dişi bir kumaş bant üzerine kelepçelemesi ona bu konuda başarıyı getirmiş.

20 Mart 1917 tarihinde takılı bir kaydırıcıyla kenetlenen, "ayrılabilir tutturucu" ya da "kancasız kapatma cihazı" olarak tanımlayabileceğimiz (separable fastener) ismiyle aldığı patentini, bu yeni ürün için yaptığı üretim makinesiyle süslemiş. Düşünebiliyor musunuz, o günün şartlarında fabrika günde 40 – 50 m civarında fermuar üretebiliyormuş.

Fermuar ismini kim bulmuş?

BF Goodrich Company, 1923 yılında Sundback'in fermuarını iş yerlerinde giyilen lastik botlarda, yeni tip çizmelerde ve özel yapım ayakkabılarla piyasaya sürmüş. Şirketin sanayici sahibi Benjamin Franklin Goodrich, fermuarın açılıp kapanırken çıkardığı sese benzettiği "zipper" sözünü ilk kez kullanmış. O güne kadar birkaç kelime ile anlatılan "fermuar" bu haliyle Amerikan İngilizcesine girmiş; farklı dillere de yayılmış.

Fransızlar fermuara "yıldırım kapatıcı" deyiminden alıntı yaparak "fermoir éclair" demişler. Bu sözcük pekiştirmek, sağlama almak anlamlarında kullanılan Latince "firmare" ile "sağlam", "pek", "emin" kelimelerinin karşılığı olan "firmus" kökünden geliyormuş. Fransızcada ilk kez 1921 yılında kullanılmaya başlanan "fermoir éclair" deyimi bu haliyle dilimize geçmiş; 1940'lı yıllara dek Türkçemizde "fermuar ekler" deyimi kullanılmış.

Fermuarın açılıp kapanırken çıkardığı sese benzeyen "zip" sözü 1923 yılında Amerikan İngilizcesine girmiş; farklı dillere de yayılmış.  

Fermuar, erkek pantolonlarında

1930'lu yıllarda fermuarlar çocuk giyiminde görülmeye başlanmış. Pratikliğiyle pazarlanan tasarım kolayca giyilebilen kıyafetlerin tanıtımıyla piyasaya girmiş.

İkinci Dünya Savaşı'na kadar yetişkin modasında yaygın olarak görülmeyen fermuarlar o yıllarda kadınların giymesi sakil görünen, hatta yasak olan pantolonlarda düğmelerin yerine dikilmiş yani sadece erkekler üzerinde görülmeye başlanmış. Esquire dergisi "erkekler için en yeni buluş" başlığıyla pantolon fermuarını ilan etmiş; bu yıllarda "Talon" markalı fermuarlar pazarın en çok satanları arasındaymış.

İkinci Dünya Savaşı'na kadar yetişkin modasında yaygın olarak kullanılmayan fermuarlar, savaş bitiminde erkek pantolonları üzerinde görülmeye başlanmış.

1933 yılında Charles James, siyah saten bir elbiseyi vücudu saracak şekilde fermuarlı olarak tasarladığında moda dünyasında bir daha eskiye geri dönülemeyecek şekilde bir ilke adını yazdırmış. Fermuarın kapanırken vücudu saran hâli cinselliği dışa vuran simgeselliğiyle birleşmiş. Artık yeni yeni gelişen sinemanın cinsellik imgelerinden biri de yakın çekimde fermuarın açılmasıymış.

Fermuar, sinemada erotik kodlarla simgelenmiş.

1930'ların ortalarına gelindiğinde Schiaparelli'nin tasarımları da dahil olmak üzere plastik fermuarlar piyasada görülmeye başlanmış, kıyafetlerin kumaşıyla uyumlu ya da tezat oluşturan renkli fermuarlar giyimde göze ilk çarpan unsur haline gelmiş.

Butterick'in 1938 tarihinde kız izci yeleğinin ön yakasına fermuar dikmesi, üniformalara sportif, modern ve kullanışlı bir görünüm kazandırmış; tek tip fermuarlı giysiler sanki askerlerin kendilerini cephede rahat hissetmelerini sağlıyormuş.

Savaş yıllarında fermuarlar mecburiyetten küçülmüş

İkinci Dünya Savaşı'nın getirdiği yokluk yıllarında metal hammaddesine erişim güçlüğü nedeniyle fermuar üretimi azalmış, fermuarlar mecburiyetten daha kısa ve daha küçük hale getirilmiş. Ama şartlar ne olursa olsun, savaşan orduların vazgeçilmezi olduğu söylenen fermuar endüstrisi zorluklarla da olsa üretimine devam ediyormuş.

1950'lerin ikinci yarısında İngilizler askeri donanım çantaları için su geçirmez fermuar tasarlarken, NASA da rüyasını kurduğu uzay yolculuğundaki kıyafetleri hava geçirmez fermuarlar ile düşlemeye başlamış. İlerleyen yıllarda itfaiye üniformalarında, dalgıç tulumlarında, kimyasal ürünlerle yakın temas halindeki iş kıyafetlerinde de ateşe ve kimyasallara karşı dayanıklı fermuarlar kullanılıyormuş.

1950'li yıllar sonrasında fermuarlar yaşamın çok alanında kullanılmaya başlanmış.

Artık tüketiciler fermuarları elbiselerinde, eteklerinde hatta iç çamaşırlarında bile görmeye başlamışlar; belli ki bundan mutlu da olmuşlar. 30 Mart 1957 tarihli Akis Dergisi, erkeklere müjde vermiş; artık kocalar gece bir yere çıkarken saatlerce eşlerinin giyinmesini beklemeyeceklermiş. Haberde yazılanlara göre fermuarı kapamak eski yöntemdeki kopçaları birbirine iliklemekten çok kolaymış.

1960'lı yıllarda hafif naylon bobinli fermuarlar kullanılmaya başlanmış; hazır giyimde göze çarpmayan, görülmeyen fermuarların yükselişine tanık olunmuş.

İtfaiye üniformalarında, dalgıç tulumlarında, kimyasal ürünlerle yakın temas halindeki iş kıyafetlerinde de ateşe ve kimyasallara karşı dayanıklı fermuarlar kullanılmış.

Güvende hissetmenin fermuarlı hâli

En çok doğa tutkunları bilirler, fermuarı kapanan bir çadırın yaşattığı güveni, ya da soğuğa karşı koyan fermuarın sıcaklık hissini!

Bir düşünür demiş ki; bir buluş ne kadar görünmez ise o kadar başarılıdır. İşte bence fermuarın başarısı burada! Belki ayın karanlık yüzüne ayak basanların ardılları daha çok konuşulacaklar ama fermuarı bulanlar herkesin yaşamında olacak, dişlerin her çekilişinde aşkı sevgiye çevirip kenetlenecekler.

Ülkemizde var mı bilmiyorum ama dünyada fermuar toplayan çok sayıda koleksiyoner var. Bir koleksiyoncunun birikimindeki eski bir fermuarın birbirini kilitleyen dişleri üzerinden geçmişe tanıklık etmek, aynı zamanda açıldığında insanın mükemmele ulaşma arzusu peşinde verdiği mücadelenin izlerini de gösterir, diye düşünüyorum.

Güzellikleri biriktirmenizi dilerim.


https://www.threadsmagazine.com/2021/04/29/a-brief-history-of-the-zipper

https://www.thoughtco.com/history-of-the-zipper-4066245

https://www.thomasnet.com/articles/hardware/zipper-history/

https://www.wonderopolis.org/wonder/who-invented-the-zipper 

https://www.gralon.net/articles/materiel-et-consommables/materiels-industriels/article-la-fermeture-eclair---histoire-d-une-invention-2632.htm

https://culturepinup.com/2020/01/19/la-fermeture-eclair

İrfan Yalın kimdir?

Koleksiyoncu İrfan Yalın 1962 yılında İstanbul'da doğdu. 9 Eylül Üniversitesi, Aydın Turizm İşletmeciliği ve Otelcilik Yüksek Okulu mezunu. Objelerin – belgelerin peşinde "Popüler Tarih ve Kültür Yaşanmışlıkları araştırmacısı.

Bizimev TV'de yayınlanan "Koleksiyoncu" programı sunucusu - yapımcısı. Asya ve Afrika ülkelerinden tek tek topladığı el sanatlarını sergilediği Kadıköy'deki "Artemis"in kurucusu.

Koleksiyonculuğun özendirilmesi adına amatörce çalışan, sergi, sempozyum, sunu ve derleme çalışmaları içinde kültürel değerlere gönül bağımlısı…

Yazarın Diğer Yazıları

Koleksiyoncunun kaleminden: Sömürge madenciliğinin tarihi

Doğal kaynakların ve kolay işlenebilen maden kaynaklarının konumu insan yerleşimini her dönemde etkilemiş

Koleksiyoncunun kaleminden: Zekâ küpünün öyküsü

Üç boyutlu problemleri öğrencilerine anlatmak için farklı bir yol arayan Ernő Rubik'in icat ettiği "akıl küpü" dünyanın en bilinen eğitici – oyuncak tasarımları arasına girmiş

Koleksiyoncunun kaleminden: İnönü ile Churchill arasındaki Adana "sağırlar diyalogu"

Türkiye sınırlarına dayanan İkinci Dünya Savaşı'ndan tarafız kalarak sıyrılmış, ne 1 koyup 3 almayı denemiş ne de öğle namazını Şam'da kılmak istemiş