09 Nisan 2016

İstanbul için erguvan vakti

Bugün işi gücü bırakın, İstanbul’u İstanbul yapan erguvanların çıldırtan renklerinin peşine düşün...

Bugün işi gücü bırakın. İster arabanıza, ister bir toplu taşıma aracına atlayın, isterseniz tercihiniz bir dilenci vapuru olsun. Seçiminiz ne olursa olsun rotanız aynı olsun. İstanbul’u İstanbul yapan erguvanların çıldırtan renklerinin peşine düşün ve en çok yakıştığı boğaz boyunca erguvan haritaları çıkartmaya çalışın.

Mart ayı ürperten soğukları, gökyüzünü griye boyaması yetmezmiş gibi aşağıya kurşuni renkler yağdıran kasvetli havası karsısında güneş görmeden açan mimozaların sarı hüzünlü neşesi, yeni başlangıçlar vaat etmek için beyaz gelinlikler giyinen badem ve erik ağaçları ve zamansız açan meraklı, asi papatyaları ile bize güç vererek yer küreyi terk etti.

Şimdi zaman erguvan zamanı! Aylardan nisan! Dallarında pembe, mor çiçekler patlayan İstanbul’un çiçeklerinin sahne alma zamanı! İstanbul için erguvan vakti!

Kendinize en azından bir kez bu muhteşem şöleni kaçırmamak için söz verin. Yola çıktığınızda gözlerinizle ağaçlardan topladığınız Bizans soylu ve asillerinin rengi olan erguvanlardan kendinize hayali bir kostüm dikmeyi de unutmayın. Her taraf erguvani hale geldiyse ben de size haritamı açabi-lirim artık. En güzeli kameranızı alıp bu yolculuğu boğazda bir vapurla başlatmaktır. Ama işin kolayına kaçacaksanız Avrupa yakasında ilk işiniz arabanızla Tarabya sahiline inmek olsun. Tarabya’nın üzerindeki koru gerçek bir erguvan barınağıdır. Bir ressamın kısa süreliğine de olsa tuvaline pembe-mor fırça darbeleriyle yarattığı bu muhteşem tablonun emin olun içine girmek isteyeceksiniz.

İstinye’ye devam ettiğinizde yat limanının tepesinde yükselen koruda yukarıdan tüm güzelliğiyle ve etkileyiciliğiyle, mutluluk nöbetçisi gibi dikilen erguvanları göreceksiniz. İstinye’yi hemen geçince sağda sarı, pembe ve beyaz köşk ta- belalarının olduğu yere bakın, muhteşem bir erguvan geçiti gö-receksiniz. Hatta yollara dökülen pembe çiçekleriyle romantik bir yolun içerisine çekileceksiniz. Devam ederseniz üç köşkün yer aldığı koruda mevsimin ve kentin en güzel laleleri arasında rengârenk bir görsel şölen içinde kendinizi kahvaltıyla şımartmanız da mümkün.

Baltalimanı ile Rumelihisarı arasındaki yol boyunca ve Emirgan parkında sizlere gülümseyen bu harika çiçekler içinizin pozitif duygularla dolmasını sağlayacaktır. Rumelihisarı’nı hemen geçince sağda büyük cumhuriyet şairi Attila İlhan’ın da yattığı dünyanın en güzel manzaralı mezarlığı ve üzerlerinde açan erguvanları görünce ilk defa bazı ölülerin ne kadar şanslı, bazı yaşayanların ne kadar şanssız olduğunu düşüneceksiniz. Aşiyan’da, Tevfik Fikret evinin bahçesinde kendinize kısa bir mola verirseniz, burada erguvan ağaçlarının altına oturup Orhan Veli’nin evkafdaki memuriyetten nasıl istifa ettiğini en derinlerinizde hissedip ona hak vereceksiniz. Kentin en elegant yapılarından biri olan Bebek’teki Mısır Konsolosluğu’nun karşısındaki inşaat alanında devasa bir erguvanla karşılaştığınızda nefesiniz kesilir. Etraftaki küçük erguvanlarla tüm erguvanlar toplu resmi çekilen bir aile fotoğrafı tadındadır.

Arnavutköy’e vardığınızda iki yakanın birbirine en yakın olduğu bu noktada dışarı çıkıp bir banka çökün ve karşı yakadaki erguvani renklere buradan hayran bakışı göndermeyi ihmal etmeyin. Bu arada, Arnavutköy Feneri’nin etrafında yer alan bankların iki boğaz köprüsünü bir arada görebildiğiniz kentin nadir noktalarından biri olduğunu fark ederek mutlu olun.

Kuruçeşme-Ortaköy arasındaki korudan erguvanlar size el sallamaya devam edecektir. Erguvan moru Bizans moru diye de bilinir.

Mordan bahsedip de bu mevsimde erguvanlara eşlik eden diğer iki mordan bahsetmezsek ayıp olur. Nisan ayı aynı zamanda mor salkım ve leylak zamanıdır. Mor salkım sarmaşıktır. Leylak ise ağaçtır. İstanbul’un renk ve koku takvimini yakından izleyenler iyi bilir. Erken baharı seven bu romantik üçlü bulunduğu her yeri pembeden maviye, eflatundan mora boyayarak birbiriyle karışırlar. Genelde eş zamanlı açarlar ve özellikle leylaklar yanlarından geçerken insanın genzini yakacak kadar yoğun bir koku salar ve sanki erguvan ağaçlarının kokmayan çiçeklerinin kusurunu örterek onu bütünlerler.

Mor salkımı da haritanıza işaretlemek isterseniz, bir ufak bilgi daha verelim. Baltalimanı’nda bulunan ikinci köprünün altındaki meşhur mimar Vallaury’in yaptığı o dönemki sahibi Tophane Müşiri Zeki Paşa adıyla anılan etrafına sarmaşıklar sardırılmış taş yapının giriş kapısının üstündeki mor salkımlar gerçekten yüreğinizi ısıtır.

İşin özü baharda tüm çiçekler sevgi açar. Aşk buğusu düşer gül yapraklarına. Ama erguvanlar farklıdır. Baharın ellerinden tutarlar. Bizleri de yüreklerimizden. Bahar erguvanlarının albenisi tariflere sığmaz. Hayal etmek yetmez. Gidip yerinde görmeli bu güzelliği. Siz kendi hayatınızdan bedavaya bir bilet kesin. Nisan yağmurları onları ıslatırken, siz de ruhunuzun pembe erguvan sağanağı altında güzelleşmesine izin verin…

“Bazen otobüsün sol camından bakarken…  Sağ camından kaçırdıklarınızdan ibarettir hayat.”

                                                                   Küçük iskender

Yazarın Diğer Yazıları

Parlak diploma sahibi olmak ve olmamak?

“Hayat, sınırsız ihtimalle doludur ve hayatınızı belirleyen tek şey notlarınız değildir"

Çemberin içindekiler

Belki de çemberi “içi boş bir daire” olarak size ilk kez tarif eden ilkokul öğretmeniniz farkında olmadan size yaşamın en önemli gerçeğini fısıldamıştır

Yönetimin tanrıları

Eğer şirketler yaşamak istiyorsa, bireylerin ihtiyaçlarına, tutum ve davranışlarına daha uygun yönetim felsefeleri zorunda