09 Haziran 2019

Muğla'nın Bağırsaklar ilçesine nasıl gidilir?

 Türkiye’de yaşayan yabancılar resmi sitelere bakınca neler görüyor acaba? Sonuçta Sultanahmet restoranlarının menüleri değil bu siteler…

İngilizce dünyadaki en yaygın kullanılan “yabancı dil” olmasına rağmen anadili İngilizce olan ülkeler dışında her yerde İngilizce ile ilgili sorunlar yaşanabiliyor. “Chicken translate” denilen komik çeviriler sadece bizim ülkeye özgü bir sorun değil.

Farklı dil konuşan herkesin İngilizce öğrenirken karşılaştığı kendine has sorunlar var. Hatta Türkiye’de Türkçe’yi bile tam konuşamayan kişilerin İngilizce konuştuğu düşünülürse aslında yabancılar için oldukça rahat bir ülke burası. Hayır, Hollandalılar gibi İngilizce’yi inanılmaz kolay konuşma yeteneğimiz olduğu için değil. Büyük çoğunluğun içinde bir Kapalı Çarşı esnafı yattığı için.

Aslında varmaya çalıştığım yer İngilizce seviyemiz değil. Bunu ölçmek benim haddime de değil zaten. Derdim, devletin kullandığı İngilizce üzerinden (Ya da Türkizce) devlet dairelerinde yapılan işin özensizliğini göstermek. Çoğu noktada niyet iyi ama niyetin ne olduğunu görmeyi sağlayacak uygulamalar özensiz; “yaptık oldu” kolaycılığında. Bu da haliyle yapılan işi baştan sona yetersiz kılıyor.

 "Yarasa Adam" şehrimiz de var

Mesela Sağlık Bakanlığı’na bağlı Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Yüzme Suyu Takip Sistemi ( https://yuzme.saglik.gov.tr/ ) adlı, “fikir olarak” gerçekten çok iyi bir çalışma var.  

Alman, İngiliz, Hollandalı, Rus ağırlıkta olmak üzere yabancı turist sayesinde kalkınan sahillerimizle ilgili bilgiler en çok kullanılanlar. Gelen turist özellikle gençler, nereye gideceğini, hangi kıyının daha temiz olduğunu araştırıyor gelmeden. Bunu da internetten yapıyor. Haliyle en güvenilir kaynağa yani devletin kaynaklarına baş vuruyor. Hangi sahillerin mavi bayraklı olduğu, hangilerinin kirli olduğu bu sitede harita üzerinde çok güzel bir şekilde gösterilmiş.

Ancak sitede hem kullanılan simgelerde hata var hem de dilde. Çok dilli olması ile göz kamaştırsa da altyapıda Google Translate kullanıldığı ve belli ki kimse kontrol etmediği için komik durumlar oluşmuş. Google Translate basit cümleler için yeterli olsa da hala Türkçe için doğru çeviri kaynağı değil.

Fethiye’nin sahillerine bakmak istediğimde karşıma çıkanları fotoğraflarla anlatmak en iyisi:

1- İngilizce olarak Muğla’nın ilçelerini aramaya kalktığımda sonuçlar içinde neresi olduğunu anlayamadığım “Inner” diye bir yer çıktı.

2- Anlayabilmek için İngilizce sayfayı Türkçe’ye çevirdim ve bu kez karşımda “Bağırsaklar” diye bir ilçe vardı…

 

3- “Bağırsaklar” isimli bir ilçemiz olmadığından emindim o nedenle yeniden kontrol ettim. Sayfayı Türkçe olarak açınca gayet temiz ve güzel hazırlanmış. 1-2 küçük simge hatası dışında. Türkçe açılan siteden bakınca benim Bağırsaklar’ın da aslında Dalaman olduğunu öğrendim! Google translate kurbanı olmuş güzelim uygulama…

Bu arada başka şehirler için de aynı durum söz konusu… Sahili yok ama illere bakarken karşıma “Yarasa adam” var mesela… Batman’ın DC Comics’den telif isteme hakkı olabilir galiba…

Keşke bu kadar iyi bir fikir daha özenli uygulanabilseymiş. Bu siteyi görünce merakıma yenildim ve başka sitelere de bakma ihtiyacı duydum. Çünkü yarın öbür gün bir turist bize “Bağırsaklar’a nasıl giderim?” gibi bir soru sorarsa ne cevap vereceğimizi bilmemiz gerekli.  

"Lütfen ayakkabılarınızı çıkartmayınız"

Bir başka örnek de son zamanlarda sık sık Ankara-İstanbul arasında Yüksek Hızlı Tren’le seyahat ettiğim için çıktı karşıma. TCDD’nin sitesi.

Yine gramer ve kelime hatalarını geçtim ama bildirimleri İngilizce’ye çevirmeye teşebbüs dahi etmemiş TCDD. Oysa trenle seyahate alışkın olduğundan bunu tercih eden yabancılar var. Trenlerdeki İngilizce anonsların parodi gibi olmasını da atlıyorum çünkü zaten “lütfen ayakkabılarınızı çıkartmayınız/lütfen alçak sesle konuşunuz” gibi uyarıların Türkçe’si bile yeterince acıklı.

Benzeri durumlar İBB sitesi için de geçerli. İngilizce versiyonda Türkçe’deki özenden eser yok…

Elbette ki herkesin muntazam İngilizce konuşması beklenemez. Elbette ki “little little into the middle” şeklinde bile olsa derdimizi anlatsak yeter… Ama halk için yeterli bu.  

Türkiye’yi turistlere, expatlara, yabancı vatandaşlara tanıtan devlet sitelerinin ise böyle bir lüksü yok.  

Tükiye’nin İnternet kullanımında Avrupa’nın birçok ülkesinden daha ileri. E-devlet uygulamaları oldukça başarılı ve hayatı kolaylaştırıyor. Bu kadar büyük bir nüfusa sahip bir ülkede yapılabilecek en iyi şey günlük hayatı İnternet aracılığı ile kolaylaştırmak ve gerçekten iyiyiz bu konuda.

İyi olmadığımız noktaysa detaylarımız. Bizim olmayan, biz olmayana gösterdiğimiz özen.  

Üstelik bu siteleri hazırlayan kişiler bu kadar detayları göremiyorsa ya da çevirmen sıfatı ile çalışanlar Google translate kullanıyorsa, yapılan siteleri kimse test edip özenli bir şekilde bilgilerin doğruluğunu kontrol etmiyorsa neden maaş ödeniyor bu kişilere?  

“Türkiye’nin bunca derdi varken bir de bunu mu düşünelim, hem Türkçe’yi söktük mü ki sitelerin İngilizcesi ile uğraşalım?” dediğinizi duyar gibiyim… “Nasılsa derdimizi anlatıyoruz, daha ne?” diyenler de vardır… Evet, derdimizi anlatmış oluyoruz. Detayları nasıl göremediğimizi, baştan savmacılığımızı, en basit konularda bile yetersizliğimizi, kibirimiz yüzünden kendimizle ilgili en ufak konuda bile hassasiyet gösterip konu “bizden olmayan-bizim olmayan” olunca nasıl da umursamaz olduğumuzu gösteriyor. O yüzden de tekrar “Evet” diyeceğim; onca derdimiz varken bu küçük detaylara da takılacağız. Hem zaten detayları düzeltemiyorsak geneli ya da büyük çerçeveyi nasıl düzeltebiliriz ki?

 Siz biraz uzak kaldınız

Sezgi Mengi filmden bir sahnede.

“Siz Biraz Uzak Kaldınız” Fongogo’da bütçe hedefine ulaşmak üzere olan bir kısa film. Senaristi, Fü, Sen İstanbul’dan Daha Güzelsin ve Kadercan oyunlarının Afife ödüllü yazarı Murat Mahmutyazıcıoğlu. Yönetmeni ise Elif Refiğ.

Başrollerde çok yetenekli üç oyuncu var: İzlemeyi çok sevdiğimiz Sezgi Mengi, Bartu Ben dizisindeki performansı ile dünyanın en iyi küfreden insanı olarak aklımıza kazınan Nazlı Bulum ve tiyatro sahnelerinden tanıdığımız Nezaket Erden.

Sel Yayıncılık tarafından ilk basımı 2002’de yapılan İşte Böyle Güzelim kitabından serbest uyarlama olan film için Fongogo’da 20 bin TL destek gerekiyor. Katkıda bulunmak için 15 gün kaldı. Şuradan ulaşabilirsiniz: https://www.fongogo.com/Project/siz-biraz-uzak-kaldiniz

Filmi bir an önce izlemek için sabırsızlanıyorum!

Nazlı Bulum’un bol ödüllü bir oyuncu olacağı şüphesiz!

MUTLU HABERLER

  • İstanbul’da mevsimleri İKSV’nin festivalleri ile eşleştiren müzik ve sanatseverlerdenseniz yazın resmen geldiğini müjdeleyebiliriz size! 29 Haziran-18 Temmuz arasında, Garanti Bankası sponsorluğunda gerçekleşecek 26. İstanbul Caz Festivali, 27 mekanda 300’den fazla yerli ve yabancı sanatçıyı ağırlayacak. Festivalin ağır topları:
    • 5 Temmuz Cuma Uniq Hall’da Aydın Esen
    • 9 Temmuz Salı, Uniq Açıkhava Sahnesi’nde Snarky Puppy (Ön grup Shake Stew)
    • 10 Temmuz Çarşamba, Volkswagen Arena’da Kamasi Washington
    • 11 Temmuz Perşembe, Volkswagen Arena’da Joss StoneAncak bu isimlerin yanı sıra 3 Temmuz’daki José James konseri bence kesinlikle kaçırılmamalı! Caz Vapuru, Parklarda Caz gibi güzellikler bu sene de var tabii! Biletlerinizi tükenmeden alın.
  • Liverpool takımının yıldızlarından Mohamed Salah’ın taraftarlar üzerinde etkisi hakkında bir rapor yayınlandı. 26 yaşındaki sporcu Mısırlı ve Müslüman. İnancını saklamıyor ve onun sayesinde son senelerde artan İslamofobi’de düşüş olduğu iddia ediliyor. Stanford University’s Immigration Policy Lab’ın yaptığı araştırmaya göre Liverpool’un evi olan Merseyside County’de Salah’ın takımda oynamaya başlamasının ardından nefret suçlarında %18.9 oranında düşüş yaşandı. Bu düşüşün başka bölgelerde olmadığı ve suç oranlarındaki genel düşüşle bağlı olmadığı da belirtildi.

Yapılan araştırmanın sonucu, aynı zamanda Liverpool taraftarlarının diğer takım taraftarlarına göre Salah sonrasında %53.2 oranında daha az Müslüman karşıtı tweet attıklarını gösteriyor.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Şimdi Türkiye için kirlenme vakti!

Ülkeyi Beren Saat mi kurtaracak Kadir Doğulu mu? Çekirdek kabuklarınızı parktan anneniz mi süpürecek? Mazot içinde ve Ankara havası eşliğinde yüzmek için mi yaşıyoruz? Yoksa biz bu cennet vatanı hiç mi sevmiyoruz?

"Düzgün yürü yoksa seni köpeğe veririm"

“Ne münasebet canım? Barney sizin çocuğunuzu neden yesin, ısırsın ya da sizin çocuğunuzu alıp ne yapsın?”

'Regl'im, öyleyse varım!

Hani erkekliğinizle övünmenizi sağlayan baba olma durumunuz var ya; hah işte şu malum kanama olmadan olmuyor o!.. Bu yüzden reglden utanmak yerine bağıra bağıra söylemeliyiz: Regl’im, öyleyse varım! Sen de bu sayede varsın!..