08 Aralık 2019

Adı anılmaması gerekenler

Bahsi geçen AAG, oyunculuğunu kaslarıyla, saçlarıyla, libidosuyla örtmenin kitabını yazmış. Hakkını yemeyelim şimdi. Bu şahsa tek kişilik bir tiyatro oyunu rolü gelecek değil elbette! Sonuçta Joaquin Phoenix'ten bahsetmiyoruz ki!

Geçtiğimiz hafta boyunca medyayı, sosyal medyayı ve muhabbetleri ele geçiren "çok mühim" bir mesele vardı: Can Yaman. Bu yazı genel olarak bu şahısla ilgili. Ancak yazıda adını daha fazla görmeyeceksiniz, onun yerine AAG (Adı anılmaması gereken) diyeceğim. Çünkü sanırım hepimiz fazlasıyla maruz kaldık bu isme. (Onunla birlikte kaslarına, takılarına ve egosuna...)

Medyanın en kötü yanlarından biri bu. Gereksiz kişilere gereğinden çok yer vermek. 

Her şey bu şahsın yurt dışına çıkıp havaalanında izdihamla karşılanması ile başladı. Kadın hayranlarının izdihamından güvenlikler sayesinde yaka paça kurtulan zavallı bir erkeği izledik. Ne kasları, ne sallana sallana yürüyüşü, ne saçları, ne de hayranlarına olan sevgi ve saygısı yetmedi onu kurtarmaya da kaç kişi olduğunu sayamadığımız güvenlik gücü imdadına yetişti. Aynı günlerde bir genç kız, daha evvel 2 kez cezaevinden kaçmış bir psikopat tarafından "güçlü görünmediği" için tenhada bıçaklanarak öldürüldü.

Sonrasında aynı şahsın bir televizyon programında başka bir hayranına "Gel arkada bu dünyadan olduğumu kanıtlayayım" deyişini konuştuk. Sonra da başka bir programda oldukça güzel bir sunucuyu açık açık taciz edişi gündeme geldi. 

Tüm bunların başarılı bir reklam çalışması olduğunu düşünebiliriz. Çünkü tanımayanlar bile tanıdı kendisini. Adını hiç duymamış İspanyollar duydu. Arap hayranları seferberlik başlattı Twitter'da; "Senin yanındayız" diye bağırdılar. 


AAG savunucusu arkadaşın kullanıcı adına dikkat edin lütfen


Bu çocuklar, Türk basınının AAG'yi "karalama kampanyası"nı durdurması için tüm hayranları imzaya çağırıyorlar

Ha bir de birlikte rol aldığı ve onu şöhrete kavuşturan dizideki rol arkadaşı için "libidosu düşük" demesi var… Çünkü iyi bir oyuncu olmayınca maalesef libidoya düşüyor iş… İyi oyuncu olmayan ama vücudunu sergilemekten kaçmayan kadın oyuncular da var elbette… Bahsi geçen AAG de oyunculuğunu kaslarıyla, saçlarıyla, libidosuyla örtmenin kitabını yazmış. Hakkını yemeyelim şimdi. Bu şahsa tek kişilik bir tiyatro oyunu rolü gelecek değil! Sonuç olarak Joaquin Phoenix'ten bahsetmiyoruz ki! 

Bakınız yine İspanya'da katıldığı bir programda 75 yaşındaki bir hayranıyla tanışıyor AAG. Bizde olsa 75 yaşındaki teyzeye, hem de kızını yeni kaybetmiş ve acısını bu şahsın dizisi ile azalttığını söyleyen bir teyzeye ya okkalı bir küfür yapıştırılır ya "azmış" denir ya da "bunamış". Ama İspanya'da libido -neyse ki- çok doğal.


AAG'miz 75 yaşındaki teyze ile tanışmak için çıktığı programda ceketinin içine hiçbir şey giymeyerek katılmış, çünkü belli ki AAG'miz şöhretini beyin kası ile değil göğüs ve karın kasları ile sürdürmeye ant içmiş

Bu şahsın tavırlarına neden şaşırıyoruz ki? Medyanın abuk subuk kişileri ünlü edişinin ilk örneği değil bu. Ama maalesef bu tacizci, kendinden fazla emin, libido düşkünü ünlü profili çok 90'larda kaldı be canım… Hülya Avşar bunu çok iyi kullandı. İbrahim Tatlıses de, Mehmet Ali Erbil de kullandı. Hatta Hollywood yıldızları da kullandılar. "Ünlüyüm, yakışıklıyım, zenginim, her kadının arzu nesnesiyim o zaman her kadının benimle hemen sevişmek ister, bu çok doğal" düşüncesi senin anlayacağın dilde söyleyeyim "de los noventa tota, tío!"

Biliyoruz ki şöhret yapılan kişiler yapımcıların, menajerlerin ve çok fazla kişinin ekmek kapısı… İyi de şöhret yapacağınız kişinin fiziği kadar karakteri, yürüyüşü, oturuşu-kalkışı da düzgün olsa da hem gözümüz gönlümüz açılsa hem de gençlerin feyz alacağı gerçekten "erkek gibi erkek", "adam gibi adam", "insan gibi insan"lar olsa… Çünkü bu şahsa bakınca "eğitim, her şeyin başı eğitim" önermesi de çöpe gidiyor. Mahalle lisesinden ve hayat okulundan mezun olsun da terbiyeli, saygılı, görgülü olsun dedirtiyorsunuz. (Şahıs, İtalyan Lisesi ve Yeditepe Hukuk mezunu, Instagram'da bunları özellikle belirtiyor)


Hürriyet Gazetesi Kelebek ekinde yayınlanan bu fotoğraftaki haberde AAG'nin "boş zamanlarında hukuk bürosuna uğradığı" belirtiliyor. Gerçekten bir hukuk bürosunun adının ünlü bir şahıs olması (tabeladan anlaşılan bu) ne kadar muazzam bir ticari zeka örneği

AAG, 2017 yılında verdiği bir röportajda aksesuar sevmediğini, hiç kullanmadığını söylemiş. Ama sonra rol gereği başlayan tarza sonuna kadar bağlı kalmış. Onu böylesine ünlü yapan rolünde de gerçek bir tacizciyi oynuyordu aslında! Şu an canlandırdığı karakterin neredeyse aynısıydı. (Hatta bu konuda şu yazıyı okuyabilirsiniz) Yani 2 sene sonra çıkıp "Benim hayatımdaki kadın dışında herkes bacımdır" derse hiç şaşırmayın. 

Ancak umarım 2 sene sonra AAG devri kapanır. Söylediği sözler manşet olmaz. Trend Topic hiç olmaz. Dizilerde kadın oyuncular biraz haysiyetlilerse bu kişiyle oynamayı kabul etmezler. Hayır, ne dizisi? O da olmamalı ama para açgözlülüğünün gözü çıksın! Son yapımcısı Faruk Turgut, AAG'nin yeni dizisinin "ertelendiğini" açıklamış. Bu da başka bir herkesi aptal yerine koyan açıklama olmuş maalesef, saygıda kusur etmek istemem ama… #canyamanıdizilerdegörmekistemiyoruz şeklinde bir hashtag'i Trend Topic yapmak mı gerekli acaba? Hayır, kriter buysa bu da kolay… (İsmi tekrar kullanmak zorunda kaldığım için üzgünüm!)

Yeni dizisinde birlikte oynayacağı konuşulan Pınar Deniz, diziden çekildiğini açıklamış. Alkışı o kadar hak etti ki Pınar Deniz, yolu hep açık olsun, roller kapısında sıra olsun duasını aldı. Ülkede magazine karışmadan işiyle, yeteneğiyle, sabırla yol alan onlarca yetenek var. Türkiye "yakışıklı" konusunda bir maden zaten! Derdimiz bu olsun yeter ki. Ötesinde, İspanya'da, Güney Amerika'da, Arap ülkelerinde sokakta yürüyemeyen oyuncularımızın sayısı da hiç az değil. Büyük çoğunluğu da hem basınla hem hayranlarıyla saygı çizgisini hiç aşmayan ünlüler.

Memlekette konuşacak konudan bol ne var ki zaten? Ama belli ki hepimiz bu anı hunharca bekliyormuşuz çünkü Google Trends'de basit bir araştırma ile aslında konuşulması gereken kişiler ile konuşulan AAG arasında büyük farklar çıktı. Hepimize çok yazık!


Google Trends'e göre son 12 ayda AAG hakkında internette yapılan aramaların grafiği son hafta bir hayli artmış. Adamı durduk yere ünlü yaptık, iyi mi?

Aynı tarihlerde görülen Şule Çet davası dolayısıyla "Şule Çet" aramaları (kırmızı çizgi) son haftada yüzde 68 artmış. AAG'nin ise yüzde 100. (mavi çizgi)

Aynı hafta bir TV bilgi yarışmasında, yarışmacıların HİÇBİRİNİN Köy Enstitüleri'nin kurucusu Hasan Ali Yücel'i bilmemesi de sosyal medyada çok konuşulmuştu. Bu olay basına pek yansımadı. Sosyal medyada cehaleti yuhalama olayı da maalesef Google aramalarında merhumu canlandırmamış… Köy Enstitüleri gibi yok edilen kültür, zeka ve bilginin grafiği mi desek?

Yazarın Diğer Yazıları

Mutlu olma hakkı

Mutlu olmak temel bir insan hakkıdır. Bu ülkede hiçbir hakkımız korunmadığı için mutlu olma hakkımız da yok. Bu hükümet ve muhalefet bize 20 yıl önce taşı toprağı zenginlik içinde olan, tarımı, hayvancılığı, doğal ve tarihi güzellikleri ile Avrupa'nın en zengin kültürünü, en zengin topraklarını, en zengin olabilecek ülkesini borçlu

Yakamoz S-245 dizisinin yönetmeni Tolga Karaçelik: Bir daha güneş dünyayı yıkıyor diye bir hikâye gelirse kabul eden gerizekâlıdır

-Birçok anlamda ilk olan 7 bölümlük dizinin yönetmenleri Tolga Karaçelik ve Umut Aral, dizinin çekim aşamalarını anlatırken aklımızdaki soruları da yanıtladı

Yönetmen Volkan Üce: Kurmaca filmlere verilen önem belgesellere de verilmeli

58. Antalya Film Festivali'nde En İyi Belgesel Film Ödülü'nü ve 41. İstanbul Film Festivali'nde Ulusal Belgesel kategorisinde Mansiyon ödülü alan Volkan Üce belgeseli "Her Şey Dahil" bugünlerde MUBİ'de muhakkak izlemeniz gereken yapımlardan. Avrupa'da büyüyen Türkiyeli yönetmen sohbetimizde, "Avrupa'nın Türkiye'yi zannedildiği kadar önemsediğini düşünmüyorum" diyerek bizi, tıpkı belgesellerinde olduğu gibi, günlük hayata başka bir açıdan bakmaya yöneltiyor