02 Mart 2022

Tüm farklılıklarımızla birlikte "biz" düşüncesinin ve özgürlüklerin AB normları çerçevesinde güvence altına alındığı bir Türkiye...

Bireylerin eşit ve özgür vatandaş olarak düşüncelerini özgürce ifade edebildiği ve inandığı gibi yaşayabildiği bir Türkiye...

Aşağıdaki yazım, Güçlendirilmiş Parlamenter
Sistem Mutabakat Metni
'nin özetidir. 
Altı muhalefet partisi tarafından hazırlanan 
bu metni Türkiye'de barış ve demokrasi adına
önemsediğim ve desteklediğim için 
böyle bir özet yaptım. 
Dileğim, tarihi nitelik taşıyan bu metnin 
en kısa zamanda hayata geçirilmesidir.

* * *

Cumhuriyeti demokrasiyle taçlandırmak...
Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem ile 
geçmişe dönmeyi değil, 
Türkiye Cumhuriyeti’nin köklü devlet 
ve Cumhuriyet tecrübesinin 
demokrasi ile taçlandırıldığı 
yeni bir sisteme geçmeyi hedefliyoruz. 

AB ve Avrupa Konseyi normları...
Önemli olan, tüm farklılıklarımızla beraber
"biz" düşüncesini, temel hak ve özgürlüklerin
Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği normları
çerçevesinde güvence altına alındığı,
 
bireylerin eşit ve özgür vatandaş olarak 
düşüncelerini özgürce ifade edebildiği 
ve inandığı gibi yaşayabildiği 
demokratik bir Türkiye’yi inşa etmektir.

Otoriter bir yönetim...
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi,
yönetimde kişiselliğe ve keyfiliğe yol açmış;
Cumhurbaşkanı’na yasama, yürütme ve
yargıyı güdümü altına alan çok geniş ve
denetimsiz yetkiler tanıyarak
otoriter bir yönetim yaratmıştır. 

Kişiselleşen bir iktidar yapısı...
Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde
gerçek anlamda denge ve denetleme
mekanizmaları öngörülmemiştir.
Yürütme yetkisi tek bir kişide toplanmış,
kişiselleşen bir iktidar yapısı ortaya çıkmıştır.
Cumhurbaşkanı’na tanınan kararname yetkisi
ilemünhasıran Meclis’e ait olan yasama yetkisi
Cumhurbaşkanı tarafından kullanılır hale getirilmiş,
bu durum kuvvetler ayrılığı ilkesini yürütme lehine
bozmuştur. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemiyle
partili Cumhurbaşkanı, yargının bağımsızlığı ve
tarafsızlığını yok etmiştir. 

27 Mayıs, 12 Eylül, 16 Nisan...
Reform önerimiz ile 1961 Anayasası’nda geçerli olan,
bürokratik kurumların, siyaset üzerinde bir
vesayet makamı olarak kurgulanmasını reddediyoruz. 
1982 Anayasası da yine bir darbe dönemi ürünüdür.
Önceki Anayasa’da yer alan bürokratik kurumları 
ve vesayetçi bakışı korurken, temel hak ve
özgürlükleri kısıtlayan hükümler öngörmüştür. 
Seçim mekanizmasını göstermelik bir oyuna
dönüştüren bu vesayetçi anlayışı ve
melez hükümet modelini de reddediyoruz.
16 Nisan 2017 referandumuyla geçilen
Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sisteminde
Meclis tamamen göstermelik bir kuruma dönüşmüş,
tüm kararlar tek kişinin yetkisine verilmiş,
yürütme üzerindeki eksik denetim
mekanizmaları dahi yok edilmiştir. 
Bizler geçmişin bu dar kalıplarını reddediyoruz

Çoğulcu bir sistem...
Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem,
devletin tüm kurumlarının hiçbir ayrım
yapmaksızın tüm vatandaşlarına eşit
mesafede
olduğu çoğulcu bir sistemdir.
Önerdiğimiz bu sistemde birey, 
temel hak ve özgürlükler 
ve sivil toplum güçlendirilmekte; 
yasama etkili, yürütme ve kamu idaresi ise 
hesap verebilir hale getirilmekte, 
yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin
güvenceler
tam olarak tesis edilmektedir. 

Avrupa Konseyi standartları...
Türkiye Büyük Millet Meclisi seçimleri 
5 yılda bir yapılacaktır. 
Seçim barajı % 3’e düşürülecektir.
Ayrıca, siyasi partiler hakkındaki yasal mevzuat 
ve yaptırım hükümleri, Avrupa İnsan Hakları
Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
içtihatları ve Venedik Komisyonu raporları gibi 
Avrupa Konseyi standartları ışığında, çoğulcu
demokrasinin güvencesini oluşturacak biçimde
yeniden düzenlenecektir.
Yeni bir Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü
hazırlanacaktır. Yeni İçtüzük ile yasama
çalışmalarının katılımcı, etkin ve şeffaf şekilde
yürütülmesi sağlanacaktır.

Cumhurbaşkanının veto yetkisine son!
Temel hak ve özgürlükler, kanun hükmünde
kararnamelerle düzenlenemeyecektir.
Cumhurbaşkanı’nın, Meclis’in yasama işlevini
zayıflatan veto yetkisine son verilecektir. 
Hükümet, Başbakan ve Bakanlar hakkında
gensoru verme yetkisi tesis edilecektir.
Hükümet ile Başbakan hakkında gensoru,
yapıcı/kurucu güvensizlik oyu şartına bağlanacaktır. 

Bağımsız ve tarafsız yargı...
Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkesi, 
adaletin tesisinin asgari şartı, 
demokratik hukuk devletinin güvencesi,
hak ve özgürlüklerin teminatıdır.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 
ve Anayasa Mahkemesi kararlarının uygulanması, 
hukuk devleti ve anayasanın üstünlüğü ilkesinin
en önemli gereklerindendir. 
Bu mahkemeler tarafından verilen kararların 
derhal uygulanmasını sağlayacak 
düzenlemeler yapılacaktır.
Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) kaldırılacak,
Hakimler Kurulu ve Savcılar Kurulu şeklinde
iki farklı kurul oluşturulacaktır.

Yüksek yargı kurullarına seçim...
Yüksek Yargı Kurulları’na üye seçimi,
yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının sağlanması
bakımından önemlidir. Bu çerçevede, yüksek
kurullarda çoğulculuğun, hesap verebilirliğin
ve demokratik meşruiyetin sağlanması için
üyelerin yarısının Türkiye Büyük Millet Meclisi
tarafından üçte iki nitelikli çoğunlukla seçilmesi
öngörülecektir. Üyelerin diğer yarısı ise Yargıtay,
Danıştay, Türkiye Barolar Birliği, adli ve idari
yargı birinci sınıf hakim ve savcılar tarafından,
kendi mensupları arasından 
doğrudan seçilecektir. 
Bağımsızlık ilkesinin güçlendirilmesi için
Adalet Bakanı ve Müsteşarı, Hakimler Kurulu’nda
yer almayacaktır. 

Çoklu baro...
Yargının kurucu unsuru olan savunma
(avukatlık mesleği), anayasal güvenceye
kavuşturulacaktır. 
Çoklu baro uygulamasına son verilecektir. 
Baro ve Türkiye Barolar Birliği seçimlerinde 
temsilde adalet ilkesi esas alınacaktır.
Anayasa Mahkemesi’nin bağımsızlığını 
etkileyen unsurlardan biri, 
üyelerin seçilme yöntemidir. 

Kadın-erkek eşitliği...
Tüm karar alma mekanizmalarında 
kadın-erkek eşitliğini sağlamak ve korumak 
öncelikli bir devlet politikası haline getirilecektir.
Kadına yönelik şiddetle etkin şekilde 
mücadele edilecek, şiddetin önlenmesi adına 
uluslararası sözleşmeler ve ulusal mevzuat
hükümleri etkili şekilde uygulanacaktır.

İlkokul birinci sınıftan itibaren...
Eğitim müfredatına ilkokul birinci sınıftan itibaren 
insan hakları ve kadın-erkek eşitliği dersleri
konulacaktır. Kız çocuklarının eğitim hakkı 
güvence altına alınacak ve bu hakka erişimin
önündeki tüm engeller kaldırılacaktır. 

Çevre, sivil toplum, çevre mahkemeleri...
Sivil toplum, demokratik toplumun asli bir unsurudur. 
Sağlıklı bir ekosisteme sahip dünyaya doğma hakkı
gelecek nesillerin hakkıdır. Oysa küresel ekolojik kriz,
hızlı ve yıkıcı etkileriyle her zamankinden daha
görünür bir sorun haline gelmiştir. 
Bu amaçla çevre haklarına ilişkin anayasal ve yasal
düzenlemeler uluslararası hukukla uyumlu hale
getirilecek, Anayasa’da doğal yaşam kaynakları
ve çevrenin korunması konusundaki devletin
yükümlülükleri açık şekilde düzenlenecektir. 
Yargı sisteminde çevre konusunda uzmanlaşmış
yargıçların görev yapacağı
"Çevre Mahkemeleri" kurulacaktır.

Yerel yönetimler...
Yerel ihtiyaçlar, nüfus artışı, çevresel sorunlar 
ve vatandaşların talep ve beklentilerindeki çeşitlilik, 
kamu hizmetlerindeki verimlilik ve etkililik dikkate
alınarak yerel yönetimlerin 
yetki ve sorumlulukları arttırılacaktır.
Merkezi yönetimin yerel yönetimler üzerindeki 
idari denetiminin sınırları açıkça belirlenecek 
ve yerindelik denetimi anlamına gelen
vesayet uygulamalarına son verilerek 
yeni bir merkez-yerel dengesi kurulacaktır. 
Seçimle gelenin seçimle gitmesi güvence
altına alınacak, yerel yönetimlerde seçme
ve seçilme hakkını yok sayan
kayyum
uygulamalarına son verilecektir.

Üniversite...
Akademik özgürlük ve üniversiteler...
Yükseköğretimde bilimsel üretimin
ve özgür düşüncenin engellenmesine
son verilecek, özgür ve çoğulcu bir
sistem oluşturulacaktır. 

Siyasi etik...
Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin,
bakanların, siyasi parti genel merkez
yöneticilerinin ve belediye başkanlarının
görevlerini yerine getirirken uymaları gereken 
siyasi etik ilkelerinin düzenlenmesi amacıyla 
Siyasi Etik Kanunu hazırlanacaktır.

Yazarın Diğer Yazıları

Batı'yla veto pazarlığı: Erdoğan Türkiye'yi cehennem çukurunun kıyısına getirdi!

Yoksa iflas da kapıda mı?.. Çünkü söylentiler dolaşıyor: Türkiye, Londra bankalarındaki "altın stoku"nu döviz bulmak için eritmeye hazırlanıyor!

Geldikleri gibi gidecekler! Geldikleri gibi gidecekler! Geldikleri gibi gidecekler!

Canan Kaftancıoğlu'nu izliyorum. Her zamanki gibi dimdik, dan dan dan konuşuyor: "Asla umutsuz olmayacağız!"

Selahattin Demirtaş'tan mektup...

"Sizler toplumun vicdanı, ortak aklı ve hakkaniyetin sesi olarak ülkemizin içinde bulunduğu tıkanıklığın aşılmasına katkı sunabilirsiniz"