14 Mart 2014

Tayyip Erdoğan böyle giderse Türkiye’yi yangın yerine çevirecek!

AK Parti’deki siyasetçilere soruyorum: Başbakan’ın 15 yaşında devlet şiddeti nedeniyle ölen bir çocuk için tek söz söylemediği, bakanının cenaze töreni esnasında ‘ölü seviciler’ dediği bir ülkede ne olur? Yok mu aranızda bu tehlikeli gidişe dur diyecek, Erdoğan’ı uyaracak sağduyu sahibi insanlar?

AK Parti’deki siyasetçilere soruyorum: Başbakan’ın 15 yaşında devlet şiddeti nedeniyle ölen bir çocuk için tek söz söylemediği, bakanının cenaze töreni esnasında ‘ölü seviciler’ dediği bir ülkede ne olur? Yok mu aranızda bu tehlikeli gidişe dur diyecek, Erdoğan’ı uyaracak sağduyu sahibi, vicdan sahibi insanlar?

Bir başbakan, Tayyip Erdoğan, Berkin Elvan’ın acısını bir tek sözcükle olsun paylaşmıyorsa...

Meydanlarda saatlerce nutuk atarken, “Allah rahmet eylesin!” diyemiyorsa...

Mısır’da, bir Müslüman Kardeşler yöneticisinin 17 yaşındaki kızı Esma darbe karşıtı gösteriler sırasında hayatını kaybedince ağlıyor, ama Berkin için tek damla gözyaşı dökmüyorsa...

Gazze’de ölen çocuklar için ağlıyor, ama Berkin için tek damla gözyaşı akıtmıyorsa...

Yüz binlerin sel olup aktığı bir cenaze töreninin akşamında televizyona çıkıp tam bir buçuk saat konuşurken, zevahiri kurtarmak kabilinden kendisine sorulan Berkin Elvan sorusunu bile geçiştirip, “Döviz kuru etkilenmedi!” diyebiliyorsa...

Bu denli taş kalpli olabiliyorsa...

Karşısında bir buçuk saat boyunca süt dökmüş kedi gibi oturan omurgalı gazeteci, kendisine doğru dürüst bir Berkin Elvan sorusu bile soramıyorsa, bundan çekiniyorsa...

17 Aralık yolsuzluk soruşturmasında adı geçen, bu yüzden istifa eden bir bakanı, Egemen Bağış, Berkin Elvan’ın acısını duyan binlerce kişi cenaze töreni için sokakları doldururken ölü seviciler diye tweet atabiliyorsa...

Bir başka bakanı, Ahmet Davutoğlu, BM Genel Sekreteri’yle görüşmeden sonra Berkin’in ölümü için Türkiye’nin iç işi diyebiliyorsa...

Koca Dışişleri Bakanı, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Beyannamesi’nin altında, Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin (*) altında, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin altında Türkiye’nin imzasının ne anlama geldiğini hâlâ kavrayamamışsa...

Koca Dışişleri Bakanı, Türkiye’nin Avrupa Konseyi üyeliğinin, kısa adı AİHM olan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ve yine Türkiye’nin Avrupa Birliği’yle ortaklığının gerçek özünü hâlâ anlamamışsa...

Ve daha hâlâ Berkin’in ölümü için Türkiye’nin iç işi diyebiliyorsa...

Bir başbakan, Tayyip Erdoğan, yüreğinin kapısını Berkin Elvan acısına böylesine sıkı sıkıya kapatıyorsa...

Berkin’nin ana-babasının çığlıklarına kulağını böylesine sıkı sıkıya kapatıyorsa...

Okmeydanı’nda kurşunlanarak ölen 22 yaşındaki Burak Can Karamanoğlu’nu anarken, ailesini arayıp baş sağlığı dilerken Berkin Elvan’ın ölümünü hâlâ görmezlikten geliyorsa… 

Acı ayrımı yapabiliyorsa...

Acıları ayırt ederek bazılarının acısına bu kadar yabancılaşıyorsa...

Acıları iç dünyasında senden-benden diye mukayese ediyorsa...

Binlerce kişiyi birleştiren cenaze töreni için “Ne cenazesi? Bizim binalarımızı yaktılar” diyebiliyorsa...

Giden can yerine yanan binasına üzülüyorsa…

Ve kendi seçim meydanlarına kefenli mücahitler salıyorsa...

Bir başbakan, Tayyip Erdoğan, bütün bunları yapıyorsa, bu memlekete bir büyük kötülük yapıyor demektir.

Türkiye’yi cepheleştiriyor demektir.

Keskin kutuplara ayırıyor demektir.

 

Hrant ve Berkin’in cenazelerinin benzerliği

Bu çok tehlikeli bir oyundur.

Bir başbakan, Tayyip Erdoğan, son derece tehlikeli olan bu oyunla Türkiye’yi ateşe doğru itiyor.

Kendisi gibi düşünmeyenleri hain gibi görüyor çünkü...

Kendi ‘hayat tarzı’nı, ‘inancı’nı  paylaşmayanlara düşman gözüyle bakıyor çünkü...

Ruşen Çakır dün Vatan’daki köşesinde şöyle yazmıştı:

Hrant Dink’in cenazesi sırasında ABD'deydim. İkisine de katılanlar Berkin Elvan’ın dünkü cenazesiyle çok benzeştiğini söylüyor.

Aslında sadece cenazeleri değil benzeşen. İkisi de bu ülkenin itilip kakılan kesimlerinden geliyor:

Hrant Ermeni, Berkin ise Alevi.

İkisinin de ölümünden birinci derecede devlet sorumlu.

Ve ikisinin de katilleri devlet tarafından korunuyor.

Bu ülkenin Alevi olmayan insanları cemevlerini, devletin hayatlarını sonlandırdığı gençlerin cenazeleriyle tanıyor maalesef.

Eğer televizyonlar dün Dede’nin yaptığı dini konuşmayı yayınlamış olsalar, sanırım birçok katı Sünni, Alevilere yönelik önyargıları nedeniyle pişman olurlardı.”

 

AK Parti’de sağduyu sahibi siyasetçiler yok mu?

Allah aşkına farkında değil misiniz?

Bu kadar mı taşlaştı kalpleriniz?

Berkin’in ailesine bir başsağlığını bile esirgeyen, bir Allah rahmet eylesin sözü dahi ağzından çıkmayan bir başbakanın, Tayyip Erdoğan’ın irrasyonel inatçılığının bu memleketi hangi sulara doğru çektiğini görmüyor musunuz? Göremiyor musunuz?

Allah aşkına, AK Parti içinde Tayyip Erdoğan’ı uyaracak sağduyu sahibi, eski deyişle aklıselim sahibi, vicdan sahibi siyasetçiler, akil insanlar yok mu?

Kalmadı mı yoksa?..

Geçen akşam Beyoğlu’nda duyulan Ya Allah bismillah, Allahu ekber sesleri de çalınmıyor mu kulaklarınıza?..

Silah seslerini de duymuyor musunuz?..

Burak Can Karamanoğlu...

Tunceli’deki olayların içinde kalp krizi geçirerek hayata veda eden polis Ahmet Küçüktağ...

Batı’da, HDP binalarını hedef alan o ırkçı saldırılar...

Erdoğan böyle giderse Türkiye’yi yangın yerine çevirecek.

Hâlâ farkında değil misiniz?..

Hâlâ Erdoğan’ın tek adamlık hayallerine, otoriterliğine kulp takmak, bahaneler uydurmak mı istiyorsunuz?..

Ne yazık!

 

Twitter: @HSNCML

-----------------------------------

* Bu konuda Murat Yetkin’in dün Radikal’de çıkan yazısı okunabilir.

 

Yazarın Diğer Yazıları

Avrupa milliyetçiliği aşamadı, aşamıyor; bunun da son çarpıcı ürünü Boris Johnson...

Trump'la Putin, Johnson'ın büyük seçim zaferine herhalde fazlasıyla sevinmişlerdir

Tayyip Erdoğan'la 'terörist' Orhan Pamuk...

Gelin size Erdoğan'la 'terörist' Orhan Pamuk'un 24 saatlik hikâyesini anlatayım bu yazımda

Sevgili Osman, şimdi günleri saymaya başladık, özgürlüğe kavuşacağın günleri...

İnşallah yine hayal kırıklığına uğramayız; Türkiye de senin tahliyenle bir büyük hukuk ayıbından kurtulur