27 Ocak 2017

Sevgili Can, sen de biliyorsun, bu dünya kendiliğinden değişmeyecek!

Uluslararası PEN'den: Yalnız değilsiniz!

Sevgili Can;
Canını sıkma kardeşim.
Sen de gayet iyi biliyorsun.
Dünya bugüne kadar hiç kendiliğinden değişmedi, bundan sonra da değişmeyecek.
Özgürlükten, farklı seslerden korkanlar eninde sonunda sahneden çekilecek.
Dünya değişecek!
Despotlara kalmayacak dünya da, Türkiye de.
Farklı düşünenler, gazetecilik suç değildir diyenler, gerçeğin haberini yapanlar kazanacak sonunda.
Özgürlük bayrağını dimdik tutanları terörist ilan etselerse, onlar için casus deseler de, onları vatan haini diye yargılasalar da, bu dünya onlara kalmayacak.
Evet, despotlara kalmayacak!

Can Dündarın kurduğu 'Özgürüz'e yayın hayatına başlamadan erişim engeli getirildiSevgili Can;
Hayat kavgasız olmuyor.
Hayat kavgalarla geçiyor.
Çünkü özgürlük istiyoruz.
Çünkü isteyen istediği sesi versin diyoruz.
Çünkü torna tezgâhından çıkmışçasına tek tip hayatların yaşandığı dünyalar istemiyoruz.
Çünkü hayatın binbir rengiyle yaşanmasından yanayız.
Bunun için bizden korkuyorlar.
Bu yüzden bizi terörist, hain, casus ilan ediyorlar.
Onların özgürlükle dertleri var.
Hukukla dertleri var.
Demokrasiyle dertleri var.
Barışla dertleri var.
Çünkü despot kafa gerçeği tekeline alacağını sanır.
Despot kafa, gerçeği bin değil, bir yüzlü sanır.
Despot kafa, her şeyi bildiğini sanır.
İşte bu kafadır, adı ÖZGÜRÜZ olan siteyi daha yayına bile başlamadan kapatan...
Ne hazin!
Tam da dediğin gibi:

Hah... 
Ben de yasak nerde kaldı
diyordum.
Basılmamış kitabı yasaklayan,
başlamamış siteyi de, özgürüz.org'u
da kapattı... sanıyor.
Göreceğiz.

Yarın ola hayrola!

Sevgili Can;
Biliyorum, özgürlük kavgası devam edecek. Çünkü bu dünya kendiliğinden değişmedi, değişmeyecek.
Bu cümle, dünya kendiliğinden değişmeyecek cümlesi benim değil, Eric Hobsbawn'ın.
Büyük Marksist tarihçi, kendi hayatını anlattığı Interesting Times adını taşıyan kitabını bu cümleyle noktalar.
Kavga, özgürlük mücadelesi kolay bitmeyecek.
Öyle gözüküyor.
Hapishaneler doldukça doluyor.
Sürgündekiler çoğalıyor.
Sivil darbe derinleştikçe derinleşiyor.
Böylesine bir baskı ve korku ortamında Türkiye 'anayasa referandumu'na götürülüyor.
12 Eylül'de de böyle olmuştu.
Evren Paşa'nın  darbe anayasası da zindanlar doluyken, korku ve baskı altında, soluk almanın cesaret istediği bir dönemde yapılmıştı.
Aradan kırk yıl geçti.
Şimdi de farklı değil.

Araçlarına bindirilen PEN üyelerinin başında silahlı jandarmalar beklerken alınan görüntülerin hepsi jandarma tarafından silindi

Özgürlük
ve hukuk uğruna
acı çeken, gözyaşı döken, ölümü göze alan ve ölenlerle dolu tarih
sayfaları...

Sevgili Can;
Ama bak, Silivri'de engellenen Uluslararası PEN yazarlar örgütü bizimle dayanışma içinde.

Son aylarda ülkenizde ifade
özgürlüğü konusunda dramatik
baskılara tanıklık ettik.
PEN üyelerinin, yazarların,
gazetecilerin, kamu personelinin,
öğretmenlerin ve binlerce başka
kişinin hapse atılışını izledik.
Bunların çok büyük bölümü darbe
girişimi ile ilgili olmayıp hükümeti
eleştiren barış yanlısı kişilerdi.
Barış görüşmelerinin kesilmesinin
ardından, Türkiye’deki Kürt nüfus,
sivil halka yönelik geniş kapsamlı
saldırılara maruz kalmış; medyada
kendi dillerini kullanma konusunda
kısıtlamalara uğramıştır.
150 yazar ve gazeteci parmaklıklar
ardında çaresiz bırakılmıştır.
Normal anayasal tedbirlerin askıya
alındığı ve olağan dışı yetkilerin ağır
bir şekilde kullanıldığı Olağanüstü
Hâl döneminin başlangıcının
ardından ilan edilen kanun
hükmünde kararnameler ile 170’den
fazla medya organı kapatılmıştır.
Türkiye bugün dünyanın en fazla
tutuklu gazeteci sayısına sahip
ülkesidir.
Buna sessiz kalmayacağız.
Size yalnız olmadığınızı hatırlatmak
amacıyla yazıyoruz.
Bize ihtiyacınız olduğunda kendi
köşemizde boş boş oturmayacağımızı
belirtmek istiyoruz.
İnsan haklarınızın ihlal edildiği bu
süreçte, sessiz kalmayacağız.
Sizi susturmak için yapılanlara karşı
küresel ölçekte sesimizi
yükselteceğiz.

Sevgili Can;
Herkes sesini çıkartamasa da, pek öyle kuşku duyan kalmadı.
OHAL'in boğucu ortamından tek adam çıkartmak için bastırıyor Saray iktidarı.
Türkiye tam bir 'dikta'ya doğru yol alıyor.
Bu yakınlardaki bir yazımda altını çizdim.
Anayasa değişikliği referandumdan geçerse, "Rejimin adı dikta, diktatörün adı da Erdoğan olacak" dedim.
Başka ne diyebilirim ki?..

Sevgili Can;
Evet, bu dünya kendiliğinden değişmeyecek.
Özgürlük bayrağını düşürmeyenler sayesinde değişecek.
Zor olacak, acılı olacak, gözyaşı gerektirecek ama başka çare yok.
Tarihin sayfaları bunlarla dolu.
Özgürlük ve hukuk uğruna acı çeken, gözyaşı döken, ölümü göze alan ve ölenlerle dolu tarih sayfaları.
Barış ve demokrasinin bir bedeli var.
Bu bedel hep ödenmiş...
Kendine iyi bak kardeşim.