12 Temmuz 2019

Orhan Pamuk ve Türkiye'yi demokrasi sularına çekmek...

Orhan Pamuk'un düşüncelerinin altına ben de imzamı atıyorum

Bugün köşemi Orhan Pamuk'a bırakıyorum. Belki daha doğru deyişle, onun sayesinde bir yazı kurtarıyorum.
Ama iyi bir yazı.
Çünkü Orhan Pamuk, Murat Sabuncu'nun yaptığı T24 söyleşisinde Türkiye'yi demokrasi sularına çekmenin yollarında yürüyor.
Söyleşinin bazı bölümleri aşağıda.

Demokrasi sadece seçim sandığı değil

Evet demokrasi en yüksek siyasi değerdir. Ama demokrasi yalnızca seçim sandığında kazanmak değildir. Düşünce özgürlüğü, kuvvetler ayrılığı, yargının bağımsızlığı ve kanuna, nizama ve anayasaya saygı da gerekli. Bugün bu değerler ne yazık ki elden çıkmış vaziyette. 

En çirkin, en berbat, en karanlık dönem

31 Mart seçimi ile 23 Haziran seçimi arasında geçen sürenin de, Türkiye siyasi tiyatrosunda gördüğüm en çirkin, en berbat, en karanlık dönemlerden biri olduğunu söyleyebilirim.

İstanbul bütün Türkiye'ye umut verdi

İstanbul seçmeninin bu rezaleti bize layık görenlere bir ders vermesi yalnız İstanbul'a değil, bütün Türkiye'ye, bütün millete umut verdi. 

Muhalefet ilk defa sandıkta birleşti

İki üç sene önce niye muhalefet başarılı olamıyor diye düşününce, muhalefet partilerinin Tayyip Erdoğan'dan çok birbirlerinden nefret etmelerinin önemli bir neden olduğunu düşünürdüm. Şimdi ise yukarıda değil, ama sandıkta birleştiler. İlk defa iktidara karşı duydukları öfke, birbirlerine karşı duydukları kızgınlıktan daha yüksek. Bu yüzden birleşebildiler. Ama aralarında sistematik bir anlaşma yok. 

Altan, Ilıcak, Kavala

Normal, gerçek bir demokrasiye gidiş nasıl mı olur? Her şeyden önce hapishanelerin boşalması, Cumhuriyet gazetesi çalışanlarının, Ahmet Altan, Nazlı Ilıcak, Osman Kavala ve onlar gibi yüzlercesi, binlercesinin özgürlüklerine kavuşması lazım.

Toplumu zehirlemek

Ülkenin önde gelen romancılarından, gazetecilerden birinin hapiste olduğunu bilerek yaşar, bu çok olağan bir şeymiş gibi davranırsanız biraz sonra siz de zehirlenmeye başlarsınız. Toplum uzun zamandır bu tür zehire alıştırılıyor.

Birinci sorun, ifade özgürlüğü

İfade özgürlüğü, düşünce özgürlüğü olmadan günümüzde uygar toplum kurmak, onu sürdürebilmek imkânsızdır. Bugün bana kalırsa Türkiye'nin birinci sorunu ekonomi değil, düşünce özgürlüğüdür.

Kaçırdığımız insanlar

Evet, pek çok gazeteci, akademisyen, yazar yurtdışında, yaşıyor. Türkiye için en büyük dileğim kaçırdığımız bütün bu insanların kendi dilekleriyle ve kendilerini tehlikede hissetmeden geri dönmeleridir. Herhangi ciddi, sorumlu bir hükümetin görevi bu insanları geri kazanmak olmalı. Onları daha da mutsuz etmek değil.

Göçmen akademisyenler ve AKP hükümetleri

Ben Amerika'da, İran'dan Çin'den ya da demokrasisi kısıtlı başka ülkelerden kaçmak zorunda kalan çok göçmen akademisyen tanıdım. Onlara özel sevgim, anlayışım var. Şu anki siyaset onları daha da radikalleştiren, dışlayıcı bir siyaset. İşleri kitap okumak, yazmak ve ders vermek olan hocalara baskı Cumhuriyetimizin ve siyasi hayatımızın çok eski bir geleneğidir. AKP hükümetleri ne yazık ki bu konuda önceki hükümetlerden de baskıcı çıktı. Özellikle taşrada… 

TÜSİAD ayıplanmayı hak ediyor

Baskı zamanlarında "Niye daha çok konuşmadınız" demek zor, ama TÜSİAD ayıplanmayı hak ediyor.  

Batı ile kavga eden iktidarlar

Biz ne kadar Batı ile, Avrupa ile iyi geçinirsek demokrasi, insan hakları, fikir özgürlüğü ve laiklik o kadar gelişiyor. Ne kadar Batı ile kavgalı olursak bu değerlerden uzaklaşıyoruz. Laiklik ve demokrasi gibi değerlere inanan pek çok kişi aynı zamanda milliyetçi değerlere de inanıyor ve Batı'ya karşı açık kapalı bir karşıtlık duygusuyla bu gerçeği görmek istemiyor. Batı ile kavga eden iktidarlar döneminde Türkiye'de demokrasi ve özgürlük hiç gelişmemiştir.

CHP ve Batı karşıtı söylem

Modern değerlerle ve Batı ile kavga ederek biraz daha çok Ortadoğu ülkesi olursunuz. Acaba Türkiye halkı bunu istiyor mu? Batı karşıtı söyleme Halk Partisi'nin de katılması yanlış bir siyaset. Üstelik bazen bunu "ben senden de fazla Batı karşıtıyım aslında" iddiacılığıyla da yapıyorlar. 

İmamoğlu küçük ışıklardan alev oldu

Gerçekten durum karanlık. Ama durumun yalnız karanlığını görürseniz hiçbir şey yapmak gelmiyor içinizden. Zaman zaman insan kendine bir umut yaratmak için bir küçük ışık icat ediyor. İmamoğlu bu küçük ışıklardan bir alev oldu.

Orhan Pamuk'un bu düşüncelerinin altına ben de imzamı atıyorum.

Yazarın Diğer Yazıları

Umut fırtınası!

Biat medyasıyla ne kadar gaz verirseniz verin, Erdoğan'ın inişi engellenemez

Bütün darbelere hayır!

Unutmayın: 15 Temmuz’a karşı olmak, tek başına, demokratlığın kriteri olamaz!

Askeri ve sivil darbelerden kurtulmak!

Kılıçdaroğlu'nun dediği gibi, artık cumhuriyeti demokrasi ve hukukla taçlandırmalıyız