21 Mart 2015

Öcalan topu Erdoğan’ın sahasına attı; Erdoğan’la hükümet arasındaki çatlak derinleşti!

Güvenilir duyumlara göre, Erdoğan Dolmabahçe Deklarasyonu’na da karşı çıktı

 

Öcalan, gerçekten tarihi Newroz çağrısıyla topu Erdoğan’ın sahasına atarken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’la Davutoğlu Hükümeti arasındaki çatlağı da derinleştirerek açığa çıkardı.
Şimdi çözüm süreci, Erdoğan’ın bu topla nasıl oynayacağına ve hükümetin yönelişlerine bağlı.
Bir başka deyişle:
Yalnız Erdoğan değil, Davutoğlu Hükümeti de, 10 maddelik Dolmabahçe Deklarasyonu’nun gereğini yapmaya başlamazsa, öyle anlaşıyor ki, çözüm süreci aksayacak.
Ya da PKK’nın silah bırakmak için toplayacağı -ve silahsız mücadele dönemini başlatacak- kongrenin ileriye sarkması yakın bir ihtimal haline gelecek.

Dört önemli nokta

Öcalan’ın çağrısı net. Silahsız dönemi başlatacak PKK kongresinin toplanması için Ankara’da bazı adımların atılması gerekiyor

Altı çizilmesi gereken önemli noktalara gelince:
(1) Ankara, Öcalan’ın mesajının değiştirilerek okunmasını istedi, ama bu HDP tarafından reddedildi. Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Arınç'ın, Erdoğan'ın İzleme Heyeti'ne karşı çıkmasını hatırlatarak yönelttiği "Dün açıklama yapılmasaydı acaba mektup nasıl olurdu" sorusu bu trafik ışığında değerlendirilebilir.
(2) Erdoğan, çözüm sürecinde frene basılmasını, AKP oylarının MHP’ye kaydığı gerekçesiyle talep etti, ama bu talebi de kabul görmedi.
(3) Öcalan’ın Newroz çağrısı öncesi ve sonrasında Erdoğan’la Davutoğlu Hükümeti arasında çözüm sürecine ilişkin görüş ayrılığı saklanamaz hâle geldi.
Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, Öcalan’ın mesajının okunmasından sonra yaptığı açıklamada, Erdoğan’la İzleme Heyeti konusunda farklı düşündüklerini, “Sayın Cumhurbaşkanı’nın şahsi görüşleridir” diyerek ilk kez bu kadar açığa vurmuş oldu.
(4) Tayyip Erdoğan’ın daha önce Dolmabahçe Deklarasyonu’na da karşı çıktığı, bu açıdan hükümetle, İmralı’yla, HDP ile anlaşamadığı da ortaya çıktı.

'İlkelerde mutabakat' vurgusu

​Öcalan’ın tarihi çağrısı ve Erdoğan iktidarında kendini apaçık belli eden çatlak, seçim sandığında HDP’nin elini güçlendirecek
 

Bu son nokta, yani Dolmabahçe Deklarasyonu, Öcalan’ın dünkü Newroz çağrısında şöyle yer alıyordu:

(1) Tarihi Dolmabahçe Sarayı'nda, hepimizce resmen ilan edilen on maddelik deklarasyon temelinde yeni bir süreci başlatma görevi ile karşı karşıyayız.

(2) Deklarasyon gereği ilkelerde mutabakat oluşması ile birlikte, PKK'nin Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı yaklaşık kırk yıldır yürüttüğü silahlı olan mücadeleyi sonlandırmak ve yeni dönemin ruhuna uygun siyasal ve toplumsal strateji ve taktiklerini belirlemek için bir kongre yapmalarını gerekli ve tarihi görmekteyim.

(3) Umarım ilkesel mutabakata en kısa sürede varıp parlamento üyeleri ve İzleme Heyeti'nden teşkil edilen bir Hakikat ve Yüzleşme komisyonundan geçerek bu kongreyi başarıyla realize etme durumunu yaşarız.

Ankara adım atmadan kongre toplanmayacak

Öcalan’ın tarihi çağrısı ve Erdoğan iktidarında kendini apaçık belli eden çatlak, seçim sandığında HDP’nin elini güçlendirecek
 

Öcalan’ın çağrısı çok net.
Yeni bir dönemi, yani silahsız, demokratik siyaseti başlatacak PKK kongresinin toplanması için Ankara’da bazı adımların atılması gerekiyor.
Bunlar atılmadan PKK kongresi anlaşılan toplanmayacak.
Bu noktada düğümlenen soru sır değil.
Seçim öncesinde Tayyip Erdoğan, Davutoğlu böylesine adımları atabilir mi?
Erdoğan’la hükümet arasında derinleşen çatlak ve Erdoğan’ın “Oy kaybediyoruz, çözüm sürecinde frene basın!” uyarısı, bu adımların atılmasını zorlaştırıyor.,
Gelinmiş olan noktayla ilgili olarak bir husus daha vurgulanabilir:
Öcalan’ın tarihi çağrısı ve Erdoğan iktidarında kendini apaçık belli eden çatlak, seçim sandığında HDP’nin elini güçlendirecek, yani oylarını arttırabilecek bir gelişmedir.
Öcalan’ın Newroz çağrısına ilişkin sıcağı sıcağına yaptığım ilk değerlendirmeler kısaca  böyle.

'Demokratik ortak ev'

Yazımı Öcalan’ın çağrısında yer alan şu bölümle noktalıyorum:

Artık gün, acımasız ve yıkıcı tarihi sonlandırıp gerçek geçmişimize uygun barış, kardeşlik ve demokrasiye geçiş yapma günüdür.
Doğru bildiğim ve inancım gereği; çatışmacı, tüketici, yıkıcı milliyetçiliğin doğurduğu ulus devletleri demokratik siyasetle aşarak açık demokratik kimliklerle bir ortaklaşmaya geçmenin mecburiyetidir.
Bunun için ulus devletleri kendi içinde demokratik siyasetle demokratik ortaklaşmanın yeni bir türünü gerçekleştirmeye ve yine ulus devletleri kendi aralarında Ortadoğu'nun demokratik ortak evini inşa etmeye çağırıyorum.

Ayrıca bugün vesilesiyle mahşeri topluluğunuzun ezici çoğunluğunu teşkil eden özgürlüğe kanat çırpan kadınları ve gençleri önümüzdeki dönemin ekonomik, sosyal, siyasal ve güvenlik alanlarında özgürlük ve eşitlik mücadelesinde en aktif bir biçimde yer almaya ve başarmaya çağırıyorum.

İyi hafta sonları!

Yazarın Diğer Yazıları

Batı'yla veto pazarlığı: Erdoğan Türkiye'yi cehennem çukurunun kıyısına getirdi!

Yoksa iflas da kapıda mı?.. Çünkü söylentiler dolaşıyor: Türkiye, Londra bankalarındaki "altın stoku"nu döviz bulmak için eritmeye hazırlanıyor!

Geldikleri gibi gidecekler! Geldikleri gibi gidecekler! Geldikleri gibi gidecekler!

Canan Kaftancıoğlu'nu izliyorum. Her zamanki gibi dimdik, dan dan dan konuşuyor: "Asla umutsuz olmayacağız!"

Selahattin Demirtaş'tan mektup...

"Sizler toplumun vicdanı, ortak aklı ve hakkaniyetin sesi olarak ülkemizin içinde bulunduğu tıkanıklığın aşılmasına katkı sunabilirsiniz"