25 Ocak 2020

Kılıçdaroğlu: Demokrasi mi, otoriter rejim mi? Acil sorunumuz demokrasi!

Erdoğan'ın değirmenine su taşımaktan kaçınmak ama nasıl?..

Aşağıdaki sözler,
CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun:

Demokrasiden yana mı olacağız,
otoriter rejimden mi?..
Ülkede bütün bu olumsuzluklar yaşanırken
eski tartışmaları gündeme getirmek
anlamlı değil.
Bu nedenle bizim asıl gündemimiz
geçmişte kimin ne hata yaptığı değil.
CHP olarak
bizim de hatalarımız olmuş...
Bizim esas meselemiz
şu anda demokrasiden,
yargının bağımsızlığından,
basının özgürlüğünden
yana olanların aynı tarafta olmasıdır.
Kavgaymış...
İntikammış...
"Geçmişte bize destek vermedi,
iktidarı destekledi'ymiş…
Bu tür ayrışmaların tümü
Erdoğan'ın işine gelir.
Bizim acil sorunumuz demokrasidir.
Herkes özgürce yaşasın istiyoruz.
Bu doğrultuda hareket ediyoruz.
(Deniz Zeyrek, 23 Ocak 2020)

Kılıçdaroğlu'nun bu bakış açısına katılıyorum.
CHP lideri demokrasinin altını çiziyor.
Özgürlüğün altını çiziyor.
Hukukun üstünlüğü diyor. 
Bugünün Türkiye'sinde önceliğin demokrasi, özgürlük ve hukuka ait olması gerektiğini söylüyor.
Çok haklı.
Demokrasi, özgürlük ve hukukun yerlerde süründüğü bir ülkede yaşıyoruz.
Hapishaneler özgürlük diyenlerle dolu.
Mahkemeler de öyle, düşüncelerinden dolayı yargılananlarla, mahkûm olanlarla dolup taşıyor.
Türkiye'nin hazin gerçeği böyle.
İngiliz The Economist dergisinin 2020 yılı demokrasi raporunda Türkiye'nin içler acısı durumu şöyle özetleniyor: 

2019'da Türkiye,
dünyadaki 167 ülkenin içinde,
2018'deki yerini
korumuş
ve 110. sırada
yer almış;
demokrasi puanı da
4.37'den 4.09'a gerilemiş... 

Sözü uzatmak yersiz.
Demokrasi ve özgürlüğün dibe vurduğu bir Türkiye'de yaşıyoruz.
Bu acıklı durum ise Türkiye'nin 'bir numaralı sorunu'ndan kaynaklanıyor:
Recep Tayyip Erdoğan!
Türkiye'yi demokrasi, özgürlük ve hukukla tanıştırmak için öncelikle 'bir numaralı sorunu', yani 'Erdoğan sorunu'nu çözmek şart.
REİS siyaset sahnesinden indirilmediği sürece, Türkiye'nin önü açılamaz.
Bunun için hedef küçültmek lazım.
Bunun için öncelikler ile sonralıkları birbirine karıştırmaktan özenle kaçınmak gerekiyor.
Bunun yoluna gelince...
Bunun yolu, bir demokrasi ittifakı kurmaktan, tüm muhalefet partilerinin bir demokrasi çatısı altında buluşarak Erdoğan'a karşı ortak bir çağrı yapmalarından geçiyor: 

Artık yetti,
hadi bakalım
sana güle güle!

CHP'si, HDP'si, İyi Partisi, Saadet'i, Gelecek Partisi, Babacan'ın kurulacak olan partisi, hep birlikte bir araya gelerek, Tayyip Erdoğan'a kapıyı gösterecek, hadi bakalım güle güle diyecek bir demokrasi koalisyonu kurabilirler.
Kapalı kapılar arkasından gelen sesler bunun mümkün olduğuna işaret ediyor.
CHP lideri de bu gerçeği vurguluyor.
Bu önceliğin altını çiziyor.
Bu önceliğin gerçekleşmesi, yani Erdoğan'ın siyaset sahnesinden indirilmesi için hedef küçültmek lazım diyor.
Evet öyle.
Önceliğin ne olduğunu gözden kaçırırsak, hedefi küçültemezsek, Erdoğan'ın değirmenine su taşımış oluruz diyor Kemal Kılıçdaroğlu.
Çok haklı.


T24’ün notu: Bu yazı Elazığ’daki depremden önce yazıldı. Can kayıpları için başsağlığı ve sabır, yaralılara şifa diliyoruz.

Yazarın Diğer Yazıları

Yazılarıma bir süre ara veriyorum

Okurlarımın bilgisine...

İngiliz basını çığlık çığlığa, ahmak milliyetçiliğe alkış tutuyor!

Avrupa, 20. yüzyılın başındaki gibi, yine o kanlı tuzağa mı düşecek, "benim milliyetçiliğim seninkinden daha güzel oyunu"na mı soyunacak yoksa?

Hesap vermekten korkan demokrasiden, özgürlükten korkandır!

Cervantes'in sesine kulak verin: Karanlık, bütün günahların üstünü örten kirli bir yorgandır.