30 Ocak 2020

Hesap vermekten korkan demokrasiden, özgürlükten korkandır!

Cervantes'in sesine kulak verin: Karanlık, bütün günahların üstünü örten kirli bir yorgandır.

Evet öyle.
Hesap vermekten korkan, demokrasiden korkar.
Millete hesap vermekten korkan, demokrasiden korkar.
Eğer bir yerde demokrasi korkusu varsa, orada milletten bir şeyler saklanıyor demektir.
Bir şeyler gizli kalsın isteyenlerin demokrasi korkusu vardır.
Özgürlük korkusu vardır.
Erdoğan da öyle.
Hesap vermekten korkuyor.
Hep bir şeyler gizli kalsın istiyor.
Milletten sakladığı bir şeyler var.
Demek ki gizlisi saklısı var.
Bunun için demokrasiden korkuyor Erdoğan.
Özgürlükten korkuyor.
Çünkü özgürlük hesap sormaktır.
Çünkü demokrasi şeffaflık demektir.
Halka hesap vermeden demokrasi olmaz.

Erdoğan diyor ki:

Deprem vergisini
nereye harcadıysak
harcadık.
Bay Kemal'e
hesap verecek
zamanımız yok!

Bay Kemal de Erdoğan'a cevap veriyor:

Kırılan fay hattı değil,
saray iktidarının ar damarıdır.

Hesap vermekten kaçmak yoktur demokrasilerde.
Özgürlük, yönetenden hesap sormaktır.
Hesabın sorulamadığı yerde despotizm vardır.
Despot vardır.
Tarihte despotlara sınırlama getiren ilk düzenleme on üçüncü yüzyılın İngiltere'sine gider.
Magna Carta Libertatum.
Bu Latince sözün Türkçesi Büyük Özgürlük Fermanı'dır.
1215 yılında imzalanır ve Kral'ın yetkileri kısıtlanır.
Kral bazı yetkilerinden vazgeçer.
Hukukun üstünlüğünü kabullenir.
Demokrasiye, özgürlüğe giden kapı böyle böyle aralanır.
Magna Carta'dan günümüze sekiz yüzyıl geçti.
Ama hala demokrasi ve özgürlük kapısını  kapatmak isteyenler dün de, bugün de olmaya da devam ettiler.
Onlar hep karanlığı sevdiler.
Aydınlıktan her zaman nefret ettiler.
Karanlığa karşı aydınlık, özgürlük bayrağını kaldıranları, yüksek tutanları hiç sevmediler.
Onlar için mahkeme kapılarını açtılar.
Onlar için zindan kapılarını ardına kadar açtılar.
Ama ne olursa olsun.
Karanlıkta bir kibrit çakabilen namuslu insanlar da hiç eksik olmadı dün de, bugün de...
Çok uzaklardan Cervantes'in sesi duyuluyor:

Karanlık,
bütün günahların
üstünü örten
kirli bir yorgandır.

                                  

 

 

 

 

 

 

Yazarın Diğer Yazıları

Gazetecilerin adresleri, kapı numaraları bazı çetelere veriliyorsa...

Savunduğum ne kadar değer varsa çöküyor mu ya da çoktan çöktü mü?

Savaş değil barış, ölüm değil hayat, silah değil diplomasi...

Şehitlerin sorumlusu kim? Savaş değil barış isteyenler mi? Yoksa sen misin?

Yazılarıma bir süre ara veriyorum

Okurlarımın bilgisine...