03 Ağustos 2019

Eyy düşünce diktatörleri!

Dipten gelen dalganın uğultularını yoksa hâlâ duymuyor musun?

On yıllık senaryo yazarı Uğraş Güneş’in tweet'lerinden:  

RTÜK denetiminde yazdığım hiçbir meyhane sahnesinde rakı gösterilmedi, rakı bardağı bile sansürlendi.
Akşamdan kaldım” repliği bip yedi.
Cemal Süreya’nın “Sevişmek yeniden yürürlüğe giriyordizesi mozaiklendi.
Bir dizimde “Hani nerde özgürlük?” cümlesi biplendi.Yandaş müteahhitler zeytin ağaçlarını kesiyor diye “Zeytin Ağacı” dedirtmediklerini hatırlarım.

Başka örnekler de var, Adile Naşit’in Tosun Paşa’daki hamam sahnesinin erotik bulunup sansürlenmesi gibi...
Bu örnekler RTÜK'ün bugüne kadarki malum sansür uygulamaları...
Şimdi bu uygulamaların biraz daha sıkılaşacağı anlaşılıyor.
Yeni bir yönetmelik çıktı.
Böylece RTÜK'ün sansür alanı daha da genişliyor, internet de hakimiyet alanına giriyor.
Bundan böyle internet üzerinden yapılan yayınlar, radyo ya da televizyonlar da RTÜK'ün içerik denetimine tabi olacaklar.
Hem siyasal nedenlerle, hem "genel ahlak ve Türk aile yapısı"na ilişkin kriterlerle sansür koyulaşacak.
Cezalar yağacak.
Yayınlar durdurulacak.
Mahkeme ve hapishane kapıları biraz daha aralanacak.
Ve o rezil kendi kendini sansür mekanizması insan haysiyetini eze eze daha çok çalışmaya başlayacak.

RTÜK'ün CHP kontenjanından üyesi İlhan Taşcı'nın deyişiyle:

Yayıncılık faaliyetlerinin özgürlük alanı olarak görülen internet yayıncılığı da mevcut baskı sistemine bağlanacak.
Netflix'i bol bip'li izleyeceğimiz günler geliyor.

Düşünce diktatörleri!
Evet öyle.
Bu memlekette kaç yıldır kendi ahlak anlayışlarını, kendi siyasal düşüncelerini bazen açık açık, bazen sinsi sinsi bütün topluma zorla kabul ettirmenin, herkese boyun eğdirmenin peşinde olan "düşünce diktatörleri"nin korku imparatorluğu, anlaşılan o ki, biraz daha güçlenecek.
Evet, o büyüklü küçüklü düşünce diktatörleri...
Ahlak bekçileri...
İnsanlığın başına bela olan, hayatı binbir türlü korku ve yasaklarla lanetli hale getiren, özgürlükleri boğan o yaratıklar...
Düşünce diktatörü !

"Yanlış olan ve suç sayılması gereken tek şey vardır:
Çeşitlilik içerisindeki dünyayı öğretilerin ve sistemlerin kıskacı arasına sokmaya çalışmak...
Yanlış olan, başka insanları özgür   yargılarından, gerçekte istediklerinden uzaklaştırmak, aslında içlerinde bulunmayan bir şeyi onlara zorla benimsetmeye kalkışmaktır.
Kendisi özgür düşünmek isteyen Montaigne, bu hakkı herkese de tanır. 
Hiç kimse bu hakka onun kadar saygı göstermemiştir.
Montaigne’in öncelikle yadsıdığı hiçbir inanç ve görüş yoktur.
Yargısı hiçbir önyargının etkisiyle bulunmaz.
‘Bir başkasını kendi çizdiğim görüntüye göre yargılamak gibi bir yanılgıya hiçbir zaman düşmem.’
Böyleleri özgürlük karşısında saygı nedir bilmeyenlerdir.
Montaigne ‘yeniliklerini’ tek ve   tartışılmaz doğru niteliğiyle dünyaya kabul ettirmek isteyen, yüz binlerce insanın kanı pahasına haklı çıkmaya önem veren düşünce diktatörlerinden nefret ettiği kadar hiç kimseden nefret etmez.*"

Eyy düşünce diktatörleri!
Ama şunu not edin bir kenara.
Korku İmparatorluğu'nun temelleri artık çatırdamaya başladı.
Dipten gelen dalganın uğultularını yoksa hâlâ duymuyor musun?
Bir bilseniz, ne kadar zavallı olduğunuzu...


*Dip not | Kimse Kızmasın Kendimi Yazdım, altıncı bölüm: Brecht’in aşk şiirleri... Raymond Aron’la doğru düşünmektense, Sartre’la yanılmak mı?..

 

Yazarın Diğer Yazıları

Bu kafa bunca yıldır barış getirmedi Türkiye'ye, bundan sonra da getirmez!

Hep aynı şeyi yapıp farklı sonuçlar beklemek ahmaklıktır, ahmaklık!

İyi ki futbol var dedirten harika bir futbol gecesi!

Futbolseverler için Liverpool-Chelsea Süper Kupa finali unutulmaz bir maç oldu